Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

174. Bölüm Yama Ailesi (5)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

''Enerji dalgalanmaları oluşmaya başladı.'' Era ile Zend, Sanzirna'ya durumu ve yeni planlarını anlattıktan sonra evin arka tarafında kalan küçük ormanlık alanın içerisine gidip saklanmaya başlamışlardı.

Burası Yama Malikanesi'ne uzak olmasa da, saklanmaları için fena bir yer sayılmazdı. Çünkü burası direkt olarak malikanenin yan tarafıydı ve Zend ve Era'nın burada olduğu kimsenin aklına gelmezdi. Gece malikaneden çıktıklarından bu yana, Yama Ailesi'nin savaşçıları ve büyücüleri devamlı olarak civarda dolaşmış, etrafı kontrol etmişlerdi. Tabii bu ormanlık alanın içinde dolaşmış olan pek çok asker de vardı, ama herhangi biri Zend ve Eralkavender'i fark etmeye yaklaşamamıştı bile. Zaten rütbeli askerlerin çoğunluğu şehrin içine yollanmış gibi görünüyordu, malikanenin etrafında dolaşan kişilerin genel olarak seviyesi düşüktü. Tahmin ettikleri üzere Yama Ailesi'nin yetkili kişileri de evlerini basanların evlerinin hemen yanında saklanacağını düşünmemişti.

''Evet, yakında yenilenmeye başlayacaktır. Bunlar yeni aktifleştirilmeye başlayan bariyerlerin enerjisi. Bir saat kadar bekleyip girelim.'' Zend bir yandan evi izlerken bir yandan da konuştu.

''Zend, bunu yapmak istediğinden kesinlikle emin misin? Onların evine henüz yeni girdik ve şu an hissedebildiğin üzere o evin içinde yüzlerce yüksek seviyeli kişi var. Neden ellerinden iki kişiyi kaçırmalarına rağmen Yama Ailesi'nin lideri gibi önemli birinin tamamen zayıf olduğu yenilenmeyi başlatıyorlar ki? Burada yanlış giden bir şeylerin olduğunu hissediyorum ben.'' Era'nın içinde bir sıkıntı vardı. 

''Bir sorun olmayacaktır, gerekirse direkt olarak tekrar çıkarız. Hala fazlasıyla enerjim var.'' Zend bir ağaç dalının üstünde otururken sırtını ağaca yaslamıştı. ''Yama Ailesi gibi bir ailenin birkaç cesaretli kişi yüzünden planlarını iptal edeceğini düşünmüyorsun değil mi? Eminim onlar yılın her zamanı bu tip saldırılarla karşı karşıya geliyordur. Artık bunları dert ettiklerini pek sanmıyorum.'' 

''Dışarıdaki savaşçı ve büyücülere baksana, onların tamamı acemi. Sanki birilerini çekmeye çalışıyormuşçasına hazırlanmış bir tuzak bu, bulamadığın bir kedi için yanına et koyarsın ve tıpış tıpış yanına gelir. Senin yerinde olsam kesinlikle buraya girmezdim.'' Era fazlasıyla dikkatli ve endişeliydi şu anda, Zend onun görüşünün doğru olduğunun farkındaydı, Era'nın gözünden hemen hiçbir şey kaçmazdı. Yorumları da yanlış olmazdı ve bir şey söylüyorsa kesinlikle mantıklı bir sebebi olurdu.

''Kesinlikle, bize tuzak kuruyorlar ki içeri girmeye çalışalım. Şunlara baksana,'' Zend eliyle malikanenin bahçesindeki askerleri gösterdi. ''hemen hepsi ezik. Bahçedekilerin tamamını yenmemiz bir dakikamızı bile zor alır ama onlara saldırdığımız an içeriden asıl sıkıntı oluşturacak askerler çıkacaktır. Bahçeye girmeye çalışsak dışarı saniyesinde Ejderha Seviye savaşçılar ve Kutsal Seviye büyücülerle büyülü yaratıklar fırlayacak, bizi direkt olarak yakalayabilecekler. Evin içerisindekilerin enerjisini hissedemiyoruz, muazzam seviyede enerji taşıyan bariyerlerin aktifleştirilmiş olduğunu bile zar zor hissettik. Bu yüzden tabii ki bahçeden girmeye çalışmak tuzağa yakalanmak ve ölmek demek oluyor. Ama bizim zaten bahçeden girmeye çalışmak gibi bir amacımız yok, geçen sefer mutfaktan girmemizin tek nedeni evin içini hiç görmemiş olmamdı. Ama artık evin içinin yarısını ezbere biliyorum ve içeri girmek bizim için hiç zor değil.'' 

''Bilemiyorum. Normalde bariyerlerle dolu evden de büyüyle çıkamamamız gerekiyordu, ama biz çıktık. Emerantaos'un bunu göz ardı edecek kadar aptal olduğunu sanmıyorum Zend.'' 

''Takma kafana, Emerantaos'un konuşmasından anladığım kadarıyla o kendine fazlasıyla güvenen bir adam. Bu tür bir önlem alma ihtiyacı bile duyacağını sanmıyorum. Zaten kim evine girip de ona zarar verebilir ki? Onun tek korktuğu şey, ailesinden birinin öldürülmesidir. Ama şimdi bu kadar savaşçıyı evine çağırdıktan sonra hiçbir şeyden korkmuyor olmalı.'' Zend'in aklına, onlar çıktıktan sonra eve akın akın gelen Dünya, İmparator, Ejderha ve Kutsal Seviye'deki büyücü ve savaşçılar geldi. Emerantaos muhtemelen ne olur ne olmaz diyerek onları çağırmıştı buraya. 

''Heh... Sen de dünkü kız kadar dikkafalı ve inatçısın.'' Era başını patilerinin üstüne koyarak sessizce konuştu.

Bir saat geçti gitti...

''Ranon, sen ne düşünüyorsun?'' Zend genelde her zaman yaptığı gibi Ranon'a danışarak yaşlı varlığın fikrini almak istedi. Yeterince beklediklerini düşünüyordu ve artık harekete geçmesi gerekti. Yoksa uzun zamandır almadığı uykusu iyice bastıracaktı ve her alandaki performansını düşürecekti: hız, refleks, fark etme, güç ve daha pek çok şey...

''Bir şey düşünmüyorum, ne yapacağına ortağınla birlikte karar vereceksin. Ben karışmayacağım, bu senin hayatın; benim değil. Senin kararlarını bu yaşa gelmene rağmen ben vermeye devam edemem.'' Ranon ağır ve yavaş bir şekilde konuştu. ''Ama ne yapacaksan, fazla beklememelisin. Malikanenin içerisinde dışarıdan girilemeyecek şekilde onlarca bariyer oluşturuldu ve bariyerlerin içinde bir kişi var.'' 

''Emerantaos yenilenmeye başladı yani.'' Zend oturduğu yerden hızlı bir şekilde ayağa kalktı. Evin içine büyüsüyle bile olsa girmesi intihar olurdu, daha yeni bir büyü oluşturamadan ölmeyi hiç istemiyordu. Bu yüzden yavaşça gerildi, daha sonra da Kral Modu'nu açarak etrafındakileri daha fazla duymaya, görmeye, hissetmeye başladı. ''Zar zor hissedebiliyorum enerji dalgalanmalarının olduğu yeri.'' diye mırıldandı, Zend'in ayağa kalktığını gören Era, gönülsüzce ayağa kalktı çünkü şu anda yaptıkları şey den hiç de hoşnut değildi.

''Daha fazla hissetmem gerek.'' Zend Kral Modu'nda seviye atladığından bu yana kendisini bir özelliğe odaklayabiliyordu. Bir şeyi görmeye ihtiyacı varsa görüş kuvvetini, duymaya ihtiyacı varsa duyuş kuvvetini, hissetmeye ihtiyacı varsa vücudundaki hassasiyeti ve daha birçok şeyi artırabiliyordu. 

Kendini, evin içindekiler hissedilemesin diye yapılmış gizleme büyülerine rağmen bir şeyleri sezmek için zorladı. ''Evet, bariyerler bir odanın içerisinde yapılmış. Dördüncü katta.'' Kafasını çevirip Era'ya baktı. Zend'in ayağa kalktığını görünce o da kalkmıştı. ''Atla omzuma da ikimizi birden götüreyim.'' 

Zend'in normalde gideceği yerdeki belirli bir şeyi aklına getirebilmesi gerekiyordu büyüsünün doğru düzgün çalışması için, ama şimdi buna ihtiyacı yoktu çünkü gideceği yere odaklanabilecekti. Karşısındaki evin içerisindeki enerji bariyerlerini hissedebildiği için, kendini onların içine atabilecek şekilde bir büyü yapabilirdi.

Gözlerini kapattı ve gözlerini kapatmasına rağmen görebildiği vücudundaki Ki damarlarına baktı. İçlerindeki mavi çizgiler onun enerjisini gösteriyordu, onları avcunun içine doğru yönlendirerek bir araya getirdi, daha sonra da avcunun üzerinde kıvrılarak birleşen, yuvarlaklaşan mavi çizgileri seyre daldı. Bir süre sonra avcunun üzerindeki büyüsü düzgün bir şekilde oluşmuştu ve Zend, onu göğsüne doğru ilerleterek bastırdı.  

Büyü göğsüne değdikten sonra, her zaman olduğu gibi hafif bir karıncalanma hissetti Zend. Ardından tüm vücudunun kaplanması bekledi ve gözünün kenarıyla yanındaki büyülü yaratığa baktı, omzuna doğru ilerleyen siyahlığın Eralkavender'i de kapladığını gördü. Birkaç saniye içerisinde vücudu tamamen kaplanmıştı ve gitmeye hazırdı, gözünü tekrar kapattı, açtığında karşısında Emerantaos'u bulacaktı. 

Tabii umduğu şey böyleydi. 

***

Zend gözlerini açtı ve etrafındaki, biraz önce kendini zorlayarak hissettiği bariyerlerin enerjisine fazlasıyla tanık oldu. Şu ana kadar karşılaştığı en büyük enerjili bariyerler bunlardı, Yama Ailesi'nin bunlara ödediği parayı düşündüğü zaman, Zend gerçekten de Yama Ailesi'nin ne demek olduğunu bir daha anladı. ''Üst üste beş altı tane dizilmiş bir de...'' diyerek fısıldadı. ''Bunların içine kimse giremiyor değil mi?'' diye sordu Era'ya sessizce.

''Evet,'' diye cevap verdi Era. Zend'in aksine, şu anda bariyerin ortasına doğru bakıyordu. ''ama asıl sorumuz bu değil. Zend, önüne bak.'' 

''Ha?'' Zend gözlerini açtığında karşısındaki bariyerleri gördüğü için, kafasını aşağı indirip de henüz önüne bakmamıştı. Kafasını indirdiğindeyse yavaşça mırıldandı. ''Bu evde neden hep beklenmedik manzaralarla karşılaşıyorum ki? Lanetli falan mı burası?'' diye sitem etti ve dudağının iç kısmını ısırdı. ''Yine mi sen?'' 

Şu an bariyerin ortasında oturan kişi Zend'in beklediği kişi olan Yama Ailesi'nin lideri Emerantaos değildi. Dün, Emerantaos'un odasını ararken kazara girdiği odanın sahibi olan kişiydi.

''Hm, babam haklıymış.'' diye, dünkü gibi kibirli bir şekilde konuştu kız. ''Sen gerçekten de tekrar geldin. Bu sefer arkadaşların yok mu?'' 

''Lanet dikkafalı, yine çıktı karşıma ya...'' Zend mırıldandı, şu an hiç de mutlu değildi.

''Sen bana ne dedin? Sen kiminle konuştuğunu sanıyorsun ha?!'' Kızın yüzündeki kibir hiç değişmezken, Zend'in ona söylediği şeyleri duymasıyla birlikte hafifçe öfkelenmiş gibiydi. 

Zend ona cevap vermeye tenezzül bile etmeden etrafında döndü ve bariyerin etrafındaki yüzlere bakarak, Emerantaos'u bulmaya çalıştı. Bu onun için pek zor olmamıştı tabii. Adam, görünüşüyle etrafındakilere fark atıyordu zaten, yanındakilere karşı sahip olduğu boy farkı bile onu rahatça görebilmekte sorun yaşanmamasını sağlıyordu.

Zend bariyerin etrafındaki insanların yüzlerinden, bu bariyerin içine girilememesi gereken bir tane olduğunu anlamıştı. Yani bu da, şu anlık kaçmasına gerek yok demekti. Üst üste konulmuş bu kadar yüksek seviyeli bariyerin kaldırılması en azından birkaç dakika alacağından dolayı oturup konuşma imkanı vardı şu anda.

''Normalde içinde senin güçsüz ve enerjisiz bir şekilde olman gereken bariyerin içine girdi, bak baba, dediğim doğruymuş. O seni öldürmek istiyormuş!'' Zend Emerantaos'a doğru dönmüştü ki, arkasındaki kişi yüksek sesli bir şekilde bağırmaya başladı.

''Bir çeneni kapar mısın sen?! Çok sinir bozucusun!'' Zend hiddetle arkasına döndü. Artık bu kız yüzünden başaramadığı şeyler görmek istemiyordu ve zaten şu an planının tekrar boşa çıkmasından dolayı öfkeliydi, üstüne böyle onun avazının çıktığı kadar bağırması iyice canını sıkmıştı.

''Benimle nasıl konuştuğunu sanıy--'' 

''Kes artık!'' Zend kız konuşmaya devam ederken kendini tutamayıp sesini çıkarabildiği kadar yükseğe çıkararak bağırdı. 

''Kime bağırıyorsun sen?!'' 

''Ölümüne mi susadın?!'' 

''Şu bariyer kaldırıldığı zaman kendini ölü bil!'' 

Bariyerin etrafındaki yüksek seviyeli savaşçı ve büyücüler, Zend'in konuşmasından sonra en azından biraz önceki Zend kadar öfkelenmişlerdi.

''Herkes sessiz olsun!'' Etraftaki askerlerin öldürme tehditlerini bastıran sesiyle, Emerantaos bir anda bağırmıştı. Bu odadaki herkes sırayla bağırıyormuş gibiydi. Daha sonra askerleri susturmak için çevirdiği kafasını tekrar Zend'e doğru döndürerek, kendini sakinleştirecek şekilde derin bir nefes aldı ve konuşmaya başladı. ''Demek gerçekten de engelleme büyülerini falan umursamamayı başarabiliyorsun, öyle mi?'' 

Zend biraz bekledikten sonra tedirgin bir şekilde cevap verdi. Şu anda herhangi bir tehlike içerisinde değildi, o bariyerlerin kaldırılmaya başlanmasını gördüğü anda buradan kaçacaktı. Onu engelleyebilecek biri yoktu çünkü yanında, bariyerin içini dikkatlice dinlemişti ve o kıza fark ettirmeyecek şekilde bir enerji salınımı yapmıştı, bu bariyerin içinde sadece iki kişi vardı. Biri kendisi, biri de arkasındaki kızdı. Üstelik Zend buraya gelmeden önce Ranon bu bariyerin içinde sadece bir kişinin olduğunu söylemişti, o söylediyse zaten daha fazla merak etmeye gerek yoktu. Dudaklarını aralayarak, ağzında hapsolmuş yüz binlerce, hatta milyonlarca kelimenin içerisinden bir tanesinin kaçmasına izin verdi. ''Evet.'' 

''Bunu nasıl yapıyorsun genç adam? Bu yaptığın şey dünyadaki dengeleri değiştirebilecek bir şey.'' Emerantaos'un gözlerinde, tıpkı Zend'in umduğu gibi büyük bir merak vardı. Bu merak tam olarak Zend'in beklediği yerde gelmemiş olsa da, sonuçta gelmişti.

''Benimle konuşmak için mi bu bariyeri açtınız?'' Zend ilk olarak liderin sorusuna cevap vermedi, sonuçta kendisinin de yeterince anlamadığı büyüsünü ona açıklayamazdı henüz. Bunun yerine kendisi bir soru sorup, Emerantaos'a bakmaya devam etti.

''Evet, kusura bakma, olayı tam olarak dinlediğim zaman senin ve arkadaşının kızıma herhangi bir şekilde zarar vermeye çalışmadığınızı fark etmem pek zor olmadı. Üstüne onu kurtarmışsınız da. Gece vakti öleceğinizi söylemiş olmamın nedeni, kızımın söylediği abartılı ve garip suçlamaları direkt kabul etmemdi, çok boşboğaz olabiliyor. Onu öldürmek istediğinizi bir kere kabul etmişti ya, kolay kolay vazgeçen bir yapısı yok, çok inatçıdır. Şimdi tekrar konuşmaya çalışsam da benden kaçacaktın, bu yüzden seninle bir iletişim kurabilmemizin tek yolu dün senin de duyduğun üzere bariyerlerin ve yenilenmenin bugün gerçekleşecek olması ve benim de içinde olmamdı, ama tabii ben yenilenirken seninle konuşmak gibi bir riski de alacak değilim. Kızımı sorarsan o bir yemdi, buraya ancak o bariyerlerin içinde yalnız bir kişinin olduğunu anladığın zaman geleceğini düşünmüştüm ve doğru da düşünmüşüm.'' Emerantaos biraz önce yüzünde olan hafif öfkeyi bırakmış, Zend ile konuşmaya başlamıştı. 

''Baba, beni öldürmek istemiyorlarsa bile seni öldürmek istediklerinden kesin eminim! Bak, girdiler işte bariyerin içine, bu yaptıklarının seni ortadan kaldırmayı düşünmüyorlarsa nedeni ne olabilir ki?! Bu konuda kesinlikle haklıyım! O Tpon Ailesi'nden gelen biri olmalı!'' Zend'in arkasından bağırmaya devam eden kız, Zend'in iyice sinirini bozmuştu ama şu an bir şekilde durumun toparlandığını fark eden Zend sesini çıkarmadı. 

''Kızım, beni öldürmek istiyorlarsa sadece bir saatlik bir araştırma yapıp evin hizmetçilerinden birini yakalayıp sorguya çekerek bugünkü yenilenmeyi öğrenebilirlerdi, durduk yerde eve girip benim gücüm yerindeyken beni öldürmeye çalışmazlardı, o ikisinin aptal olmadığının farkındasındır umarım!'' Yama Ailesi'nin lideri, kızı arkadan yine bağırmaya başlayınca yüzünü kapattı ve daha sonra yüzündeki elini indirerek konuştu, ardından ekledi: ''Ayrıca ben yabancılarla konuşurken ben sana konuş demeden konuşma.'' 

Zend gözünün kenarıyla arkasına doğru bakarken, kızın oflayarak kollarını göğsünde birleştirip sessizleştiğini gördü. ''Tanrılara şükür sustu,'' diye mırıldandı ve mırıldanmasıyla birlikte kızın tekrar ona öfkeli ve inatçı gözlerle baktığını ama daha sonra babasının biraz önce söylediklerinden dolayı sessiz kaldığını gördü. 

''Peki amacınız nedir?'' Lider tekrar konuştu Zend'in gözlerine bakarak.

''Dün evinize bu şekilde girmemizin tek nedeni, Yama Ailesi'nin lideri ile bir karşılaşma yaparak, Ağır Kılıç'ın temel bilgilerini en iyisinden öğrenmekti. Ama odanızı bulamayınca işler karıştı tabii, bunu size başka şekilde iletsem reddederdiniz, evinizdeki birine söylersem de yine aynı sonuç olurdu.'' Zend dürüstçe amacını anlattı. Era'nın şu an biraz önceye göre daha rahat olduğunu görüyordu.

''Benden Ağır Kılıç'ı mı öğrenmek istiyordun yani? Eh, bir anda başka bir yere gitmeni sağlayan, üstüne engelleyici bariyerleri takmadan ilerleyebildiğin bir şeye sahipsen, bunu belirli sözler karşılığında sana öğretebilirim.'' Emerantaos elini çenesine götürdü ve konuştu.

''Hayır hayır, yanlış anladınız. Ben sizinle küçük bir deneyim paylaşımı yapmak istiyorum sadece, Ağır Kılıç'ı nasıl kullandığınızı görmek istediğim için.'' Zend ellerini avuç içleri karşıya bakacak şekilde kaldırdı.

''Benimle bir düello mu yapmak istiyorsun?'' diyerek, şaşırmışçasına baktı Zend'e Emerantaos. ''Gerçekten mi?'' 

''Kesinlikle.'' Zend başıyla onayladı Emerantaos'un söylediklerini.

''Hahaha, genç adam sen gerçekten cesaretlisin. Ancak ben öyle herkesle düello yapacak biri değilim, eğer benimle kapışmak gibi bir amacın varsa buna sadece bariyerleri aşabildiğin gücünle değil, savaşçılık gücünle kendini kanıtlayarak göstermelisin. O zaman hazır yan yanayken kızımı mağlup et, ben de benimle düello yapmaya değecek biri olduğunu anlayayım.'' Emerantaos'un gülümsemesi yüzüne iyice yayılmıştı.

***

2067