Sorulara da cevap veriyor
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
3. Bölüm Aç Gözlü Büyü Kitabı #3
Ne? Şüphe edecek zaman yoktu.
Tanımlanamayan ses kesilir kesilmez düşünce rüzgarları Theodore Miller’ın beynine giriş yaptı. Bu kadar bilgi bir insanın 5 duyusuyla kontrol edilemezdi. 5 yılın tecrübesi bir anda kafasını doldurdu.
Eş zamanlı olarak, artık ‘Şimşek işareti’ büyüsünü tamamen kullanabildiğini hissetti.
Theo salt bilgi öğrenmemişti. Kitabın (Şimşek Büyüsüne Giriş) yazarının bilgisini almıştı.
‘... Şimşek işareti’
Farkında olmadan büyüyü okudu. Bu daha birkaç dakika önce başarısız olunmuş bir büyüydü ancak bu sefer sonuçlar epey farklıydı.
Paijijik!
Mavi şimşek açık pencereden fırlamıştı. Theo’nun zihninde oluşan görüntü eksiksiz bir başarıydı. Şimşeğin geçtiği yapraklar siyaha dönmüştü. Şayet şimşek canlı birşeye denk gelseydi bu pek güvenli olmazdı.
‘Başardım.’
Bu birkaç yüz defa yapmayı başaramadığı büyüydü. Theo sıklıkla temel elementlerde bile hata yapardı. Şimşeğe dayalı büyüler genelde en zor seviye olanlardı. O yüzden bu kadarı ona çok daha fazlaydı.
Sanki bir depremi tatmışçasına avcunda oluşan statik elektriği görünce mutlu oldu. Gerçekten tek seferde Şimşek büyüsünde başarılı mı olmuştu?
‘Bu halüsinasyon değil...!’
Şoktan dolayı titreyen parmaklarını katladı, avcundaki teri hissetti.
Theo bunun hayatının dönüm noktası olduğunu farketti. O, hassasiyet ve büyü gücünde eksikliği olan bir büyücüydü. Bu onun için imkansız olan 3.halkaya ulaşması için bir şanstı.
‘Pekala, hadi baştan başlayalım.’
Bu Theo’nun aklını başına topladığı andı.
Bu garip durum ona bir umut ışığı vererek aklındaki bulanıklığı ve depresif modunu silmişti. Bu sırada düşünme yetisi normale döndü. Beyni, üst düzey büyücülerin de kabul ettiği gibi, hızlı bir analize başladı.
Bu durum bilinmeyen kitabı bulduğunda başlamıştı. Kitabı aldığı zaman elinde korkunç bir dokunuş hissetmişti ve kitap o zaman ortadan kaybolmuştu. Ondan sonra garip bir dil sol elinin avcundan çıkmıştı. Dil kitabı yakalayıp yutmuştu. (Şimşek büyüsüne giriş) yerdeydi ve Theo Şimşek işareti büyüsünü öğrenmişti.
Hayır, ondan hemen öncesinde, bir ses duymuştu. Theo sesin söylediklerini hatırladı.
‘(Şimşek büyüsüne giriş) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.’
‘2.halka büyüsü –Şimşek işareti- büyüsü elde edildi.’
‘Uzun bir uykudan sonra, Obur çok aç. Acele et ve açlığını gider. Zaman limiti şuandan itibaren 10 dakika.’
Önemli olan ilk iki cümle değildi. Kitabı yutmak ve Şimşek işaretini öğrenmek ikincil şeydi.
Theo son cümleyi hatırlayınca istemeden mırıldandı. ‘... Obur?’
Beklenmedik bir şekilde, ani bir tepki meydana geldi.
Jjeok.
Sol elinde bir delik oluştu ve kırmızı bir dil çıktı. Deliğin yalnızca dişleri yoktu, dudakları da vardı. Theo korkmadan yada şaşkınlığa kapılmadan olayı yakından inceledi. Dilin konuşup konuşamadığı ile ilgili beklentiyle doldu.
Her nasılsa cevap beklenmedik bir yerden geldi.
(Aşırı açlık. Eğer Obur’la konuşmak istiyorsan açlığını gider. Bunun için onu 4 kez daha besle. Kalan zaman 6 dakika 24 saniye.)
(Obur, tarih kitaplarında kayıtlı olmayan bir çağdan gelen bir açgözlüdür. Gücünü büyü malzemeleri yiyerek artırır ve en çok kitapları sever. Sahibi Obur’a yemek vererek ondan faydalanabilir. Eğer görmezden gelirse Obur sahibine yemek muamelesi yapabilir.)
Theo merak ettiği cevabı duymasına rağmen, bu beklemediği birşeydi. Eğer beslenmezse sahibini yiyebilir mi? Bu kelimeler sahip gibi duran Theo için ürperticiydi. Eğer gelecek 6 dakika ve 24 saniye içinde onu beslemezse Obur onu yiyecekti.
Theo etrafına bakmasıyla iliklerinden süzülen bir ürperti hissetti.
Kitaplar, kitaplar, kitaplar ve kitaplar, yemek sanki bir dağ gibi yığılmıştı. Theo ellerini hareket ettirmek yerine gözleriyle etrafa bakındı.
‘Hala vakit var. Tek haneli rakamlarda, ama yeterli...’
Devamlı düşünürken ayaklarını hareket ettirdi. Theo ‘Şimşek işareti’ kitabına sahipti, (Şimşek büyüsüne giriş). Demek ki yemek ve ödül birbirinden bağımsız değildi.
Eğer onu kitapla beslemesi gerekiyorsa, o halde ona faydası dokunacak yemeği seçmeliydi. Theo tüm kitapların konumunu biliyordu. O yüzden eli tereddüt etmedi. Ses kesinlikle 4 taneye daha ihtiyacı olduğunu söylemişti. Theo bir öbek kitabı tereddütsüz çıkardı.
‘O zaman...’
Theo derin nefes aldı. Sol elini kitap yığınına tuttu ve adını söyledi. ‘Obur, ye’
Ve ağız cevap verdi.
Hüp.
Dil tekrar çıktı. Birkaç kitabı aynı aynda yemek imkansız görünüyordu. O yüzden dil en üstteki kitaba dolandı. Sanki bir kurbağanın yemek yemesine benziyordu.
Kitaplar göz açıp kapayıncaya kadar Theo’nun avcundaki ağzın içine çekilmişti. 500den fazla sayfa hiç bir iz bırakmadan yokolmuştu. Hayır, biraz kalıntı vardı. Onun içine kazındığını söylemek doğru olur muydu?
‘(Elementleri kontrol altına almanın esasları) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.)
‘4 elementle yakınlığın arttı.’
‘Obur henüz tatmin olmadı. Onu, açlığını gidermek için 3 kez daha besle. Zaman limiti şuandan itibaren 5 dakika 11 saniye.’
Haklıydı. Theo üzerine düşününce, yutulan kitabın bilgisine sahipti.
Elementler tüm büyülerin temelleriydi. Her halkada uzmanlaşmanın kriteri büyü elementinin serbestçe kullanılabildiğini kanıtlamaktı. Theo bunu 2.halkada uzmanlaştıktan sonra öğrenmişti.
Ateş, su, hava ve toprak...
Her elementin büyü akışı şimdi daha yoğun ve bilindikti.
Bununla beraber, duygusal olacak zaman yoktu. Dil uzandı ve sonraki kitabı tuttu. Obur, ardarda kitabları yutmadan önce sanki tadını çıkarıyormuşçasına kapağını yaladı. Aynı zamanda Theo amansız bir bilgi rüzgarına kapıldı.
‘(Büyü gücü dolaşımı) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.’
‘Büyü hassasiyetin biraz yükseldi.’
‘(Büyü halkası oluşturma – Temeller) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.’
‘İkince seviye büyü halkaları oluşturabilirsin. 3.seviye halkalardan başlayarak, başarı olasılığı keskince düşecek.’
‘(Savunma büyüsü uygulama) tüketildi. Anlayış seviyen çok yüksek.’
‘2.seviye halkanın şeklini ‘Kalkan’a çevirebilirsin.’
‘Keuk’
3 kitap aynı anda yenince sonuç oldukça aşırı olmuştu. Theo sarhoş olmuşçasına sallandı ve yere çöktü. Eğer böyle yapmasaydı yere düşecekti.
Büyük miktarda bilgiyi alınca gözleri dönüyordu ve kafası sanki kaynayan kettle gibi patlayacakmış gibiydi. Theo yüksek ateşi varmış gibi sersemlemiş hissediyordu. Sakinleşmesi yaklaşık 10 dakikayı bulmuştu.
‘Lanet, bundan sonra onu teker teker besleyeceğim.’
Theo, hala zonklayan şakağına bastırmasıyla içinden mırıldandı. Bu, başının ağrıdığı ilk andı. Dehşet bir ağrıydı. Sanki kafasına çuvaldızla vurulmuş gibi. Bu ağrıyı bir daha asla tecrübe etmek istemedi. Theo, bir kitabı tek seferde yerken böyle bir baş dönmesinin olacağını hayal etmemişti.
Yine de ağrı buna değerdi.
‘Büyü gücü...’
Büyü gücü bedeninde dolandı. Kalbinden kan damarlarıyla vücudunun tüm kısımlarına yayıldı. Ancak Theodore Miller’i kabul etmemişti. Büyü gücünü hızla çekmek genelde büyük bir dikkat isterdi. Hassasiyet eksikliği onun için aşması zor bir yüktü.
Gözleri duygu patlamasıyla kızardı. Theo umutsuzca ağlamasını bastırmaya çalıştı. Bu kadarıyla yetinemezdi.
Şimdi, yalnızca 2.halka uzmanlığına ulaşmıştı. Mezun olmak için, Theo’nun 3.halkada uzmanlaşması gerekiyordu.
Akademiye girdiğinden beri ilk defa, her türlü utancın üstesinden geldikten sonra kaderin ipi sonunda karşısında belirmişti.
‘... Evet, doymadı mı?’
Theo kısık ve bastırılmış bir sesle konuştu. Yerdeki sol eline baktı ve onunla konuştu.
‘5 kitabı yedikten sonra konuşması gerekiyor.’
Hatırladı...
Açgözlü büyü kitabının konuşma becerisi vardı. Ses, bunun olması için açlığını gidermesini söylemişti. Theo sesin kim olduğunu bilmiyordu ama şimidye kadar yalan söylememişti. O yüzden şimdilik ona inamalıydı.
Gerçektende, ses onun güvenine ihanet etmedi.
Jjeok.
Ağız tıpkı kitap yediği gibi açıldı. Aşağısı görünmeyen bir delikti. Dil kara deliğinden çıktı ve flüt dinleyen yılan gibi kıvrıldı. Zayıf biri için korkutucu bir manzaraydı.
Öncesinde, sesler Obur’un ağzından yükselmeye başladı.
‘Ben, büyü yerim, açgözlü, büyü kitabı, Obur.
Fokurdayan bir bataklığa benzeyen, korkunç, tüyler ürpertici bir sesti. Bir şekilde, konuşma tarzı kasvetli havayı ön plana çıkarıyordu. Gözleri yoktu ancak bakışını hissedebiliyordu.
-Thedore Miller.
Theo’nun adını söyledikten sonra...
-Ne... bilmek...istiyorsun?
Diye açgözlü büyü kitabı sordu.
Magnec