Oh maşallah iyi yağmaladık ve kuzenimizin kafasını da yuvarladık tabii ki orku öv ü bekliyoruz:D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
15. Bölüm Ünlü Olmak
Maven Akron Çetesi’nin mahzeninden bir çok şey kaldırdı.
Bir grup neler olduğundan habersiz dansçıyı dışarıya kovduktan sonra acımasızca Diapheis’in servetini yağmaladı. Birkaç basit tuzağı etkisiz hale getirdikten sonra değerli şeyleri cebe indirdi. En önemli olanı paraydı.
Ağzına kadar gümüş dolu altı küçük kese buldu, her birinin içinde 100 - 200 gümüş vardı ve bir kese dolusu da mücevher. Keseye şöyle bir göz gezdirdiğinde muhasebe yeteneğine göre o inciler yaklaşık olarak birkaç bin gümüş ediyordu. Sadece onları satabileceği uygun bir yer bulması gerekliydi.
En önemli kısım ise, Diapheis’in yatak odasında bulduğu gizli bölmeydi.
O gizli bölmenin içinde yeşil akik kesesi vardı, kesenin içinde de 26 altın para! Bunlar güneyde yaygın olarak kullanılan para birimi olan otantik büyücü paralarıydı.
26 büyücü altını 26000 gümüş demekti!
Önceki Maven’in anılarında, geçen yılın vergisinin yaklaşık olarak 2000 gümüş olduğunu görmüştü.
Bir çete işletmek açıkçası bu kadar kazançlı değildi. Bu para kesinlikle başka bir yerden geliyordu.
Ne yazık ki Diapheis çoktan ölmüştü. O herif çok güçlüydü bu yüzden Maven’in canlı olarak ele geçirme planı suya düşmüştü.
Tam oradan ayrılmayı düşündüğü sırada, içinde aradığı bilgiyi bulamamanın pişmanlığı vardı, son girdiği odada tanıdık bir yüzle karşılaştı.
Ufak tefek sefil görünüme sahip bir adamdı. Maven onu bulduğunda, adam odanın zemininde bilincini kaybetmiş bir şekilde yatıyordu.
Ayrıca odanın içinde giysileri parçalanmış, görünüşe göre çok korkmuş dansçı bir kadın vardı. Sırtını odanın köşesine dayamış Maven ve Isabelle’e korku dolu gözlerle bakıyordu.
Küçük kız onu tanıdı.
Isabelle’in yardımıyla Maven ve dansçı kısa bir konuşma yaptılar sonra dansçı oradan ayrılmadan önce Maven ona birkaç gümüş verdi.
‘Gerçekten şanssız bir adam… Kıza zorla sahip olmaya çalışırken, kızın onu itmesi sonucu kafasını masanın köşesine çarpmış bu da bayılmasına neden olmuş. Hala hayatta gibi görünüyor. Eğer doğru hatırlıyorsam adı Farmar olmalı. Benden yaşça büyük kuzenim.’
‘Farmar, Miller Amca’nın ikinci çocuğu, sürpriz bir şekilde onu Akron Çetesi’nin mahzeninde olması mastermind’ın kim olduğunu ortaya çıkartıyor.’
Maven’in gözlerinde bir soğukluk ortaya çıktığı sırada elindeki küçük keselerden birini Isabelle’e uzattı.
“Bu senin. Annenin Gümüş Kilise Rahibi’ni görmesine yetmesi gerekiyor.”
Küçük kız başını sağa sola salladı, “Bu kadarını kullanamam, sana savaşırken yardım bile edemedim.”
“Gayet iyi bir rehberdin. Bunu hak ediyorsun.” Maven gülümsedi. “Git. Anneni iyileştir ve sonra güvenli bir yer bulun.”
“Ondan sonra?” Isabelle sordu, “Ya sen ne yapacaksın Bay Maskeli?”
“Benim halletmem gereken bir sürü şey var.” Maven baygın bir şekilde yatan kuzenine baktı ve konuşmaya devam etti, “Eğer senin ve annenin gidecek hiçbir yeri yoksa, bir ay sonra Beyaz Nehir Vadisi’ne gidebilirsiniz. Bölgenin beyi sizi kabul edecektir.”
“Beyaz Nehir Vadisi bir grup gnollün eline düşmemiş miydi?” Bu küçük kız dış dünyada yaşanan şeylere umursamaz değildi.
Gözlerindeki koyu kırmızı renk daha da derinleşti.
Maven’in bazı şüpheleri vardı ama zamanı yoktu. Bir an önce halletmesi gereken bir sürü şey vardı. Bu küçük kız hakkındaki düşüncelerinde haklı olup olmadığını doğrulaması beklemek zorundaydı.
“Bir ay sonra işler değişecek.” Maven tekrar küçük kızın saçlarını karıştırdı. “Git. Dikkatli ol, çok fazla dikkat çekme.”
Isabelle yavaşça keseyi aldı ve dikkatlice sakladı. “En!*” Sonunda mahzenden ayrılmadan önce Maven’e bir bakış daha attı.
Maven bakışlarını baygın yatan Farmar’a çevirdi ve aniden onu tekmelemeye başladı.
Acınası herif uyanırken acı içinde inliyordu.
“Kimsin sen? O o*ospu! Lanet, Diapheis benim için çalışıyor.” Farmar uyandıktan sonra öfkeye kapılmıştı.
Maven ona bir tekme daha attı.
Farmar’ın kadınlarla oynaşmak ve şarap içmekten dolayı işe yaramaz hale gelmiş olan bedeni direk olarak yerden yükseldi.
“Buna cüret…”
Farmar konuşmasını bitirmeden Maven hızlıca onun yanına gidip karnına bastı, gaddarca konuştu, “Görünüşe göre içinde bulunduğun durumun farkında değilsin. Çoktan Diapheis’i öldürdüm. Aslında bu geceden sonra Akron Çetesi tarihe karışacak. Senin zengin işi kıyafetler giydiğini görebiliyorum, yani onlardan biri değilsin. Sana birkaç sorum olacak.”
“Tabi ki cevap vermemeyi seçebilirsin.” elindeki eğimli hançerin soğuk çeliğinin parlamasını sağlayacak şekilde bir iki kere salladı.
Farmar hemen korkuyla sindi, titriyordu. “Beni öldürme! Ne kadar istiyorsan veririm!”
“Etrafa sorabilirsin! Babam oldukça zengindir, ailemizin zenginler bölgesinde bir villası var. Ayrıca yakında bir bölgeye de sahip olacağız, daha da zenginleşeceğiz. Ne kadar istersen sana verebilirim! Beni öldürme!”
Maven acele etmeden konuşmaya devam etti, “Bölge? Sen bir soylu musun?”
Farmar hızlı hızlı başını salladı, “Şu anda soylu olmasam bile, yakında olacağım! O aptal herif öldüğü taktirde babama Beyaz Nehir Vadisi miras kalacak. Babam Nehir Kıyısı Şehri yetkililerine çoktan rüşvet verdi, onlar için gizlice soyluluk unvanının el değiştirmesi büyük bir iş değil. Dahası biz zaten aileden sayılırız. Babam Miller, aslında Beyaz Nehir Vadisi Lord’unun küçük kardeşi.”
“Yani diyorsun ki sen ve Akron Çetesi o aptal çocuğu öldürmek için birlikte çalışıyorsunuz?” Maven bile bile sordu.
Farmar ağzına dolan salyayı yutarak hızlı bir şekilde başıyla onayladı. “Aynen öyle. O aptal bizim hak ettiğimiz bölgeyi çaldı. Biz sadece bize ait olanı geri alıyoruz. Eğer sen Diapheis’in düşmanıysan bile, beni öldürme, biz sadece iş ortağıydık! Gerçekten, beni serbest bıraktığın sürece ne kadar para istersen ödeyebilirim ve ödeyeceğim, ne kadar istersen! Beni öldürme!”
Maven sessizce görev gelişmesini kontrol etti, hafifçe başını sağa sola sallıyordu. Tabi ki mastermind zenginleştikten sonra bir anda güneye geri dönen kendi öz amcasıydı.
Yan görevi bitirdikten sonra, 100 genel TP Maven’in istatistik penceresindeki yerini aldı. Aynı zamanda ikinci bir yan görev ortaya çıktı, [İntikam].
[İntikam] : Mastermind’in kim olduğunu kesin olarak bildiğine göre, intikamını almak için her şeyini ortaya koyabilirsin. Amcan, Nehir Kıyısı Şehri’nde olduğu sürece senin bölgene dönmeni engellemeye çalışabilir. Bu, iki tarafın da kendi menfaatleri için yaptığı bir mücadele. Seninle kan bağı olmasına rağmen, ellerini kirletmekten çekinmeyecek. Belki de ilk hamleyi sen yapmalısın.
Bu görevin ödülü 500 genel TP’ydi, bayağı cömert bir ödül.
Aslında Maven bu görevi almamış olsa bile, baş belası amcasının peşine düşecekti. Böyle acımasız bir kalbe sahip olarak ona zarar veren amcasının, paçayı kolay bir şekilde sıyırmasına kesinlikle müsaade etmeyecekti.
…
Maven’in başını sağa sola salladığını gören Farmar, bir anda paniklemeye başladı, “Seni kandırmıyorum! Gerçekten yüklü miktar ödeyebilirim!”
“Belki de para istemiyorumdur.” Maven yavaşça maskesini çıkarttı.
Farmar boş gözlerle baktı. “Nasıl olur… Sen… Nasıl…” Aptal bir şekilde kıvranıyordu.
“Bazen merak ediyorum, insanoğlu nasıl bu kadar acımasız olabilir, kendi akrabalarımdan başlayayım?” Maven usulca sordu, “Belki de sen bana cevabı söyleyebilirsin sevgili kuzenim.”
Farmar bir anda nereden geldiği belli olmayan bir cesaret göstererek ayağa kalkmayı denedi!
“Sen Maven’sin! Beni korkuttun. Elinde bir hançer olması beni korkutmaya yeter mi sanıyorsun? Seni piç, senden korkmuyorum!”
Farmar uğursuzca ayağa kalktıktan sonra, insafsızca ona doğru fırladığı sırada Maven yarım adım geriye çekildi.
“Çoktan ölmüş olmalıydın! Beyaz Nehir Vadisi benim!”
Woosh. Soğuk bir ışık parladı ve bir kafa yuvarlandı.
“Zavallı herif…”
Maven başını sağa sola salladı, daha fazla mahzende kalmadı. Gecenin örtüsünün altında Pyroxene Bar’dan ayrıldı.
…
Ertesi sabah, Akron Çetesi’nin bir gecedeki yıkılışı çoktan Nehir Kıyısı Şehri’ndeki büyük ve küçük güçlerin arasında yayılmıştı.
Çeteden geriye kalan son iki takım şans eseri başka bölgelere gönderildikleri için hayatta kalmışlardı ve onlarda hızlı bir şekilde diğer çetelerin güçleri arasına asimile oldular.
Herkes Akron Çetesi’nin bulaşmamaları gereken birine bulaştığından bahsediyordu, maske takan ve ikiz hançer kullanan üstün savaş becerilerine sahip birine.
Tek başına bir gecede Akron Çetesi’nin seçkin üyelerinin büyük çoğunluğunu ortadan kaldırmıştı, oldukça korkutucu bir güç sergilemişti.
O günden sonra [Maskelenmiş İkiz Kılıçlar] efsanesi Nehir Kıyısı Şehri’nde yayılmaya başladı.
Nehir Kıyısı Şehri’nin zenginler bölgesindeki bir villada etine dolgun orta yaşlı bir adamın yüzü kağıt gibi beyazdı.
Yukarıdaki salonda, kalın beyaz bir kumaş, yerde duran sedyenin üzerine örtülüydü.
“Efendi Miller, Genç Efendi Farmer, o…”
Cildi kırış kırış olan bastona yaslanmış olarak ayakta duran yaşlı adam, beyaz bez parçasını kaldırdığında ifadesi bir anda buz kesti.
“[Maskelenmiş İkiz Kılıçlar]...?” Miller yumruklarını sıktı. “Nehir Kıyısı Şehri’nde böyle bir adam yoktu. Diapheis’in düşmanı olabilir mi?”
“Başına ödül koymaya ne dersin?” Yaşlı adam sordu.
Miller kafasını sağa sola sallamadan önce kaşlarını çattı, uzun bir aradan sonra dişlerini sıkarken konuştu, “Git ve [Gölge Örümcek]’in adamlarına bak. Oğlumun katilini parçalara ayırmalıyım.”
“Ayrıca, Maven denen çocuğun peşine adam yollamaya devam et. Nehir Kıyısı Şehri’nde olduğu sürece, onu bulmakta başarısız olmamalıyım.”
“Yeğenimin babasına tekrar kavuşması konusunda çok istekliyim.”
…
Nehir Kıyısı Şehri’nde yarattığı etki yayılarak devam ederken Maven çoktan sabahın erken saatlerinde şehri terk etmişti.
Dayanıklılığı dinlendiği sürede yenilenmişti. Yanına birkaç gerekli şey alarak şehirden ayrılmış kuzeybatıya doğru ilerlemişti. Geri dönmeden önce en az bir haftaya ihtiyacı olacaktı.
Geri döndüğünde Miller’ın ölme zamanı gelecekti.
Şu andaki gücü hala biraz yetersizdi. Tek başına Akron Çetesi’ni halletmesine rağmen, Miller başa çıkması o kadar kolay biri değildi.
Aldığı bilgi doğrultusunda, Miller’ın villasını koruyan en az iki tane rütbe 2 maceracı olduğunu öğrenmişti.
Bu varlıklı olmanın getirdiği bir şeydi.
Yeterince paran olduğu sürece, sana hizmet edecek güçlü insanlar bulabilirdin. Miller’ın villasında küçük bir takım paralı asker grubu vardı, sözde iş için oradaydılar ama aslında onlar Miller’ın kişisel ordusuydu. Gerçekten de Şehir Konağı’na rüşvet yediriyordu.
Onu öldürmek istiyordu ama bu o kadar kolay olmayacaktı. Maven’in kendi gücünü arttırmak ve bir şeyler hazırlamak için zamana ihtiyacı vardı.
Kuzeye gidiyordu, Hall Sıradağları’nın içindeki küçük bir dağa doğru. O dağ uzun bir zamandır ıssızdı ve insanlar çoktan orada ne olduğunu unutmuşlardı.
Ama Maven hatırlıyordu.
[Kızıl Manastır], Nehir Kıyısı Şehri’nin çevresinde net olarak hatırladığı birkaç nadir zindandan** bir tanesiydi.
Bir grup kızıl köle o bölgeyi ele geçirmişti ve ayrıca buna ek olarak, tanrılık mertebesine erişmekte başarısız olan bir liçte orada yatıyordu.
**Zindan (Dungeon / Instance) : Zindanlar, bir çok kişi ya da grup tarafından aynı anda ziyaret edilseler bile birbirleriyle karşılaşmadan tek başlarına ya da beraber geldikleri grupla birlikte araştırabildikleri içlerinde bir çok tehlikeyi barındırabilen özel alanlar.
Hafta sonu Orku Öv'e Ekstra Bölüm gelecek, hazır mısınız?
Keyifli okumalar arkadaşlar.
Harami.
Magnec