Of paranın hepsini hemen alamayıp iflas ettirememesi üzdü, şimdi daha fazla uğraşıcaz
neyseee Zu An gibi ana karakterimiz olduğu sürece Erik Çiçeği Tarikatı uzun yaşamaz.
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
Gel gör ki neyi seçerse seçsin bir tarafı öfkelendirecekti. Bu gerçekten de başını ağrıtıyordu.
O an dışarıdan dört nala ilerleyen at sesleri duyuldu. Sang Qian ve Mei Chaofeng’in gözlerinden anında bir ışıltı geçti.
Ayruşen Şehri’nde Chu Klanı dışında atlı ordusu olan kimse yoktu.
Çok geçmeden neredeyse metal bir kuleyi andıran uzun bir silüet, bir grup askerle birlikte kumarhaneye girdi. Bütün bu askerler altın zırh ve kırmızı pelerin giyiyordu. Gözlerindeki keskinlik etraftakileri uzak tutuyordu. Kumarhaneye girdikleri an hemen ikili sıraya girerek herkesin etrafını sardılar.
Sert ve düzenli adım sesleri kumarhaneyi ağır ve kasvetli bir havaya soktu.
“Chu Klanı’nın Kızıl Pelerin Ordusu. Nehir Devriye Takımı’ndan çok daha görkemli duruyorlar.”
“Şşşş, artık konuşmayı kessene be adam! Çükünden asacaklar şimdi!”
…
Kalabalığın fısıltıları nedeniyle Sang Qian’ın yüzündeki kaslar seğirdi. Öne çıktı ve kükredi, “Yue Shan, ne yaptığını sanıyorsun? Chu Klanı yasal bir neden olmadan ne cüretle şahsi ordusunu harekete geçirebilir? İsyan çıkarmayı mı planlıyorsunuz?”
Buraya atanmasının üzerinden çok geçmemiş olsa da Kızıl Pelerin Ordusu’nun liderini tanımıştı.
“Sadece İlk Hanım’ımızın zorbalığa uğradığını duyduk ve onu korumaya geldik. Klan üyelerimizin güvenliğini garanti etmek yasal bir neden sayılabilir, değil mi?” Yue Shan soğukça yanıtladı.
Bu sözleri söyledikten sonra Chu Chuyan’ın yanına geldi ve saygıyla selamladı, “Hürmetler İlk Hanım.”
Bu değişim Zu An’ı gaza getirdi. Böyle bir durumda bana da Genç Efendi dese ne havalı olurdu be!
Dolayısıyla, Yue Shan’ın kendisini de selamlamasını bekledi ancak adam bir süre tereddüt ettikten sonra tek kelime etmeden kafasını çevirdi. Gerçekten de Yue Shan, Zu An’ın varlığını görmezden gelmişti.
Bu sırada Chu Chuyan yanıt olarak gülümserken Yue Shan’ın kalkması için elini uzattı.
Yue Shan formalitelerin ardından çabucak ana konuya geldi, “İlk Hanım, Patriğimiz Chu Klanı’mız ne kadar zayıflarsa zayıflasın bir yeraltı organizasyonu bozuntusunun tepemize çıkmasına asla izin vermeyeceğimizi söyledi. Emri verdiğiniz sürece Erik Çiçeği Tarikatı’nı yok edeceğiz!”
Bu sözler anında kalabalığı galeyana getirdi.
Mei Choafeng bile bu sözler nedeniyle şok içinde titredi. Erik Çiçeği Tarikatı güçlü olduğu için değil, Ayruşen Şehri’ndeki güçler varlıklar hareketlerine göz yumduğundan son yıllarda iyi para kazanabilmişti.
Gel gör ki eğer birbirleriyle ters düşerlerse üst konumlardan birisinin desteğine sahip olsalar bile bir düklük klanına karşı koyamazlardı!
Ayruşen Dükü’nün sekizinci kademe bir gelişimci olduğu gerçeğini bir kenara koyun, Chu Klanı’nın Kızıl Pelerin Ordusu bile Erik Çiçeği Tarikatı’nı tarihten silmeye yeterdi!
Yardım için Sang Qian’a dönmekten başka çaresi yoktu.
Sang Qian da Chu Klanı’nın bu konuda ne kadar kararlı olduğunu görünce hemen bir karşılık veremedi.
Bu ikilinin verdiği tepkileri gören Zu An içten içe keyiflendi. Gerçekten de Chu Klanı’nın bacaklarına yapışarak doğru kararı vermişti. Bağlantılarını kullanarak başkalarını ezmek hakikaten şahane hissettiriyordu!
Hatta az önceki ‘batan bot’ düşüncelerini bile unutmuştu.
Nihayetinde Pang Chun hafifçe öksürdü ve anlayışlı bir tavırla konuştu, “Chu Klanı’nın, yönetici işlerine karışması pek münasip durmuyor.”
Bu sözler Sang Qian’ı sersemliğinden uyandırdı ve aceleyle ekledi, “Evet! Yoksa Chu Klanı isyan çıkarma niyetinde mi?”
Chu Chuyan öne çıktı ve soğukça sırıttı, “Bir yeraltı organizasyonunu temizlemek isyan mı sayılıyor? Sözlerinize dikkat etmenizi isteyeceğim yoksa Chu Klanı’mıza bilerek iftira attığınızı düşünmekten başka çarem yok.”
İlk Hanım’ın sözlerini söylemesiyle birlikte Chu Klanı’nın askerleri ellerini kılıçlarının kabzalarına yerleştirdi, emir verildiği gibi kılıçlarını çekip katliama başlamaya hazırlardı.
Sang Qian korkuyla yutkundu, “Erik Çiçeği Tarikatı’nın yeraltı organizasyonu olup olmadığı ve nasıl cezalandırılacağı Şehir Lordu’nun yetkisindedir. Chu Klanı’nın sınırlarını aşması kurallara karşıdır.”
“Çok güzel, o zaman kuralları takip edelim.” Chu Chuyan’ın gözleri adeta buz saçıyordu, “Birisi şehrin arka sokaklarında k…kocamı yıldırımla öldürmeye çalıştı ve hemen ardından da şehrin dışına çıktığında bir suikast teşebbüsü oldu. Kısa bir süre önce de birisi borç notunu kullanarak uzuvlarını kesmeyi denedi… Bütün bu meseleler Erik Çiçeği Tarikatı’yla bağlantılı. Lord Pang, Mei Chaofeng, on üç üvey oğlu ve Erik Çiçeği Tarikatı’nın bütün üst konumundakileri tutuklamanızı arz ederim. Bu konuya karıştıkları için düzgünce sorgulanmalılar.”
“Ah, bu…” Pang Chun yine zor bir durumda kaldı. Çabucak destek için Xie Xiu’ya döndü.
Xie Xiu da bu konuda ne yapılacağına emin değildi. Zu An’ın Chu Klanı’nda pek hoş karşılanmadığı söylentilerini duymuştu ama şu anki durum söylentilerin yalan olduğunu gösteriyordu. Aslında Chu Chuyan, Zu An için her şeyini ortaya koymaya hazır gibiydi.
Bunu fark etmek onu derin bir kıskançlığa sürükledi. Zu An’la arkadaş sayılsa bile o da bir adamdı. Böyle güzel bir kadının başka bir adamı koruduğunu görünce etkilenmeyebilecek bir adam yoktu.
Ancak Xie Xiu çabucak sakinleşti. Öncelikle hedefi Chu Chuyan gibi mükemmel bir kadın değildi. Ne de olsa bir kadın ne kadar mükemmel olursa olsun kadınla dolu bir hareme asla denk olamazdı.
En azından bu onun hayat felsefesiydi. Asla olağanüstü kadınlarla ilişki yaşamazdı, zira bu yalnızca rahatını bozardı. İşlerin şu anki halini seviyordu; daha az güzel kadınlarla flört ediyor ve fazla kafa yormadan istediği gibi takılıyordu. Hayat dediğin böyle olmalıydı!
Bu sırada Pang Chun hâlâ Xie Xiu’dan bir direktif bekliyordu fakat sadece gencin suratından geçen garip ifadeleri gördü. Dolayısıyla, ne yapacağını bilemedi.
O an Chu Chuyan bir kere daha konuştu, “Eğer Lord Pang birilerini kışkırtacağından endişe ediyorsa adamlarım bizzat onları yakalayabilir ve yönetici mahkemesine götürebilir, ne dersiniz?”
“Chu Hanım lütfen sakinleşin.” Pang Chun terini silmek için mendil çıkardı, “Öncelikle konuşmamız lazım.”
Bu sırada Sang Hong’un ifadesi de kasvetlendi. Bir düklük klanı üyesine suikast girişimi büyük suçtu. Chu Hanım’ın yaydığı öldürme arzusu ve etraflarını saran Kızıl Pelerin Ordusu üyelerine bakınca daha fazla dikkatsiz konuşmaya ve Erik Çiçeği Tarikatı’nı savunmaya cesaret edemedi. Babasının başına bela açacağından korkuyordu.
Mei Chaofeng’in de kalbi gümbür gümbür atıyordu. Sonum geldi mi?
Böyle düşüncelerle kararını verirken gözlerinden vahşi bir parıltı geçti. En azından birkaçınızı da yanımda götüreceğim!
Tam da o an kulaklarında bir ses duyuldu, “7.500.000 gümüş tael için bir borç notu yaz ve meseleye burada bir son ver.”
Mei Chaofeng, Kartanesi’nin gizlice ona sesini aktardığını anladı. Ses sayesinde, Chu Klanı’nın üzerlerine bu kadar gelme nedenlerinin 7.500.000 gümüş tael olduğunu fark etti. Ama böyle bir borç notu yazması gerçekten de güvenli miydi?
Mei Chaofeng’in tereddüdünü gören Kartanesi bir kere daha aceleyle konuştu, “Aptal mısın? Borç notu yazsan bile ödemeyi geciktirmek hatta kurtulmak için ileride bir yol düşünebilirsin! Eğer Chu Klanı gerçekten de Erik Çiçeği Tarikatı’nı yok ederse Genç Efendi’nin yıllarını harcadığı çabası boşa gider!”
Mei Chaofeng’in kaşları çatılırken yanıtladı, “Ancak Chu Klanı’nın bir yargıda bulunacak otoritesi yok. Eğer burada bir hareket yapmaya cesaret ederlerse hükümet daha sonra kesinlikle onları parçalar.”
“O kadar kolay değil. Ayruşen Şehri’nin Şehir Lordu, Kral Qi’nin tarafında. Üstelik bir kere hapse girdiğinde kesinlikle senin suçlarını itiraf edecek bir sürü kişi çıkacaktır. Erik Çiçeği Tarikatı’nın ne denli şeytani işler yaptığını iyi biliyor olmalısın. Gerçekten bunlar araştırılmaya başlandığında bitersin!” Mei Chaofeng’in durumun ciddiyetini hâlâ anlamadığını gören Kartanesi endişe ve öfke karışımıyla yüklendi.
Mei Chaofeng kararsız kaldı ama bir şey yapmaktan başka çaresi yoktu. Dolayısıyla, Chu Chuyan’a döndü ve özür diledi, “Erik Çiçeği Tarikatı’mız burada yanlış davrandı ve Chu Hanım’ı öfkelendirdi. Özürlerimi kabul edin. Umarım hatamızı affedecek kadar bağışlayıcı olursunuz.”
Böyle büyük bir kalabalığın önünde ezik ezik konuşmak yanaklarını kıpkırmızı yaptı. Bu gecenin ardından dalga konusu olacağını hayal edebiliyordu. Yıllarca kan ter dökerek kurduğu şöhreti öylece yok olacaktı.
Ancak başka çaresi yoktu. Hayatını riske atıp Chu Klanı’nın kararlılığına göre davranmaya cüret edemedi. Eğer Chu Klanı gerçekten de Kızıl Pelerin Ordusu’na, Erik Çiçeği Tarikatı’ndan herkesi tutuklamasını emrederse şüphesiz tarikatın sonu gelirdi.
Eğer tek kişi olsaydı onurunu korumak için her şeyi bir kenara bırakabilirdi. Ne var ki Erik Çiçeği Tarikatı sadece onun değildi.
Arkasında birisi vardı ve o kişi yıllardır çaba gösterip kaynak harcıyordu. Eğer Erik Çiçeği Tarikatı bir gecede yok olursa, Mei Chaofeng buradan hayatta kurtulmayı başarsa bile şüphesiz onu acımasız bir ölüm beklerdi.
Bu yüzden gururunu bir kenara bıraktı ve kendisinden çok daha genç olan kızdan özür diledi. O anda kalabalığın attığı her bir bakış onun için büyük bir utançtı.
Ama Mei Chaofeng’in özrü Chu Chuyan’ı etkilemiş gibi değildi. Sırf birkaç kelam edip de bu meselenin çözülmesinin imkânsız olduğunu bilen Mei Chaofeng bağırdı, “Bana kâğıt kalem getirin!”
Çok geçmeden astları kâğıt kalem getirdi. Hızlıca bir borç notu yazdı ve Chu Chuyan’a uzattı, “Chu Hanım, buyurun borç notunuz. Size borcumuz neyse ödeyeceğiz. Ama böyle devasa bir miktarı hemen çıkartamayız, muhtemelen dünyada bunu yapabilecek tek kişi dahi yoktur. Bu yüzden bize bir iyilik yapmanıza ihtiyacım var Chu Hanım. Her yıl faizini ödeyeceğiz ve anaparayı toplamanın bir yolunu bulacağız. Ne düşünüyorsunuz?”
Mei Chaofeng burada küçük bir numara yapmıştı. Borç notunda paranın Chu Klanı’na değil Zu An’a verileceği yazıyordu. Chu Klanı’na olan borcundan kurtulamayabilirdi ama Zu An’a karşı yapabileceği birkaç şey vardı.
Chu Chuyan da bu detayı fark etti ama parayı Zu An kazandığından Chu Klanı’nın kazancı olarak göstermenin uygun olmayacağını düşündü. Zu An’a döndü ve sordu, “Ne düşünüyorsun?”
Zu An, Chu Chuyan’ın kendisine danışmasından dolayı keyiflendi. Nota bakıp numara yaptı, “Ayy. Keşke bir de bunu önceden yapsaydınız Tarikat Efendisi Mei, bu mesele kolayca çözülebilirdi. Ancak illa şansımı deneyeceğim illa deneyeceğim diye tutturdunuz. Görünüşe göre öğrenmeden önce şöyle sağlam bir şamar yemeniz lazımdı!”
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +888 Öfke!
Mei Chaofeng az kalsın kan kusuyordu. Chu Klanı olmasa senin gibi bir hovardanın karşımda böyle konuşmasına asla izin vermezdim!
Neredeyse öfkesini tutamayıp Zu An’ı pataklayacaktı ama Chu Chuyan ve Yue Shan’ın getirdiği Kızıl Pelerin Ordusu’na bakınca kendini kontrol etti.
Zu An notu aldı ve konuştu, “Hm? Sadece faizini mi ödeyeceksiniz? Pekâlâ, o zaman merhametli olup size yumuşak davranacağım. Her yıl sadece %10 faiz koyuyorum. Bunu kabul edeceksiniz, değil mi?”
“Evet, ediyoruz.” Mei Chaofeng sıkılı dişlerinin arasından yanıtladı.
Dürüst olmak gerekirse yılda %10 faiz hiç pahalı değildi. Erik Çiçeği Tarikatı’nın yüksek faizli borçlarına kıyasla yüzde on para bile değildi.
Ancak neden bu sözler Zu An’ın ağzından çıkınca çok can sıkıcı gelmişti? Üstelik yüzündeki o merhametli bakış; sanki dilenciye acıyordu…
Mei Chaofeng’i başarıyla trollediniz, +345 Öfke!
Bu sözleri duyan Zu An ellerini salladı ve konuştu, “Kabul ettiğinize göre, hadi faizi hesaplayalım. 7.500.000 gümüş taelin %10’u 750.000 gümüş tael eder. Gümüş sikkelerle mi yoksa banknotla mı ödeyeceksiniz?”
“…” Mei Chaofeng.
“…” Sang Qian.
“…” Xie Xiu.
“…” Pang Chun.