Çok sarıyor be hahaha
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
60. Bölüm Gerçek Kötü Karakter Kim?
“Yine de dikkatli olmalısın.” Kartanesi bu sözleri duyunca daha güvende hissetti. “Kumarhaneye gidip bir bakmak istiyor musun?”
“Gerek yok.” Mei Chaofeng şaraptan koca bir yudum alıp devam etti, “Erik Çiçeği Yedi zayıf olabilir ama kumar yetenekleri sayesinde böyle yüksek bir konuma yükselebildi. Son on yılda, daha onu yenmeyi başaran olmadı. Son zamanlarda bizzat öne çıkmasına bile gerek olmuyor. Eğittiği astları kendi başına işi taşıyabiliyor. Gümüşkanca Kumarhanesi’nde o varken hiçbir sorun olmaz. Sabırla güzel haberleri beklemelisin!”
…
Bu esnada kumarhanede…
Erik Çiçeği Yedi hafifçe eğilerek Zu An’ın önünde durdu, “Genç Efendi Zu, ne oynamak istersiniz?”
Dürüst olmak gerekirse Erik Çiçeği Yedi böyle hizmetkar gibi durmaktan tiksiniyordu ama çok yakında bunun karşılığını alacağını biliyordu. Bu hovarda tüm parasını kaybedince ona yaşadığı aşağılanmanın yüz katını ödetecekti.
“Şansa en bağlı oyun hangisi?” Zu An sorarken etrafa bakındı. Buraya ‘para çekmeye’ gelmesinin nedeni tabii ki bir tür kumar tanrısı olması değildi. Bunun yerine elinde Talih Hapı gibi güvenilir bir yadigâr olmasıydı.
Klavyenin verdiği ödüller sorgulanabilirdi ama düzgünce kullanıldığında inanılmaz etkiliydiler. Zu An bizzat deneyimlediğinden biliyordu.
Talih Hapı’nı ilk başta piyangoda kullanmayı planlamış ancak bir uyarı işe yaramayacağını söylemişti. Nasıl kullanacağını bilmediğinden uzun bir süre hayal kırıklığına uğramıştı.
Ancak Erik Çiçeği On Üç karşısına çıktığında kafasında bir ampul yanmıştı. Kumarda yeteneklerin büyük etkisi olduğu doğruydu ama yine de en önemli etken şanstı. Mutlak şans karşısında en muazzam yetenekler dahi işe yaramazdı. Tabii ki bu kimsenin hile yapmadığı durumlarda geçerliydi. Aksi taktirde bu dünyanın en şanslısı bile tüm parasını kaybederdi.
İşte bu yüzden de Chu Chuyan’ı yanında getirmek zorundaydı. Sırf kendi güvenliği için değil, aksine kumarhanedekiler de hile yapmasın diye kadın yanında olmalıydı.
Chu Chuyan kumar hakkında hiçbir şey bilmese de beşinci kademe gelişimi karşısında kimse bir numara çeviremezdi.
“Şansa en dayalı oyun Zar Gömüsü’dür!” Erik Çiçeği Yedi gülerek yanıtladı.
Ancak düşünceleri çok farklı bir hikâye anlatıyordu. Zarlar ilk bakışta şansa dayalı gibi dursa da krupiyelerim istediği sayıyı getirecek kadar yetenekli. Tüm paranı nasıl kaybedeceğini zevkle izleyeceğim!
“Zar Gömüsü ne?” Zu An sordu.
“Sayının büyük mü yoksa küçük mü çıkacağını tahmin ettiğiniz bir oyun.” Erik Çiçeği Yedi ne diyeceğini bilemeyerek yanıtladı.
“O zaman ‘Büyük Küçük’ desenize. Ne diye böyle şaşalı bir isim bulma gereği duydunuz?” Zu An hor gören bir bakış attı.
Gel gör ki bu sefer Yedi öfkelenmedi.
Heh, görünüşe göre zarlar hakkında hiçbir şey bilmiyorsun. Geçen sefer bin gümüş kaybetmene şaşmamak lazım. Bu sefer en azından on bin gümüş kaybedeceğine emin olacağım, hayır, şunu on binlerce gümüş yapalım! Böylelikle emekliliğime çekilebilirim!
“Hahahaha, Zu An! Ölümüne davetiye çıkartıyorsun!” Ansızın girişten küstah bir kahkaha duyuldu.
Zu An döndüğünde bir tekerlekli sandalyeyle itilen On Üç’ü gördü. Herifin gözleri kıpkırmızıydı, ne denli delirdiği ortadaydı.
Erik Çiçeği Yedi, On Üç’ün gelişiyle tetiğe geçti. Bu sikik! Birazcık dayanamaz mısın be? Bir şey yapmadan önce Zu An’ı çekmemiz lazım. Ya şimdi korkup kaçarsa ne yapacağız?
Diğer yandan Zu An, On Üç’ü görünce neşelenmiş gibiydi, “Yaralıyken evde dinlenmelisin. Ayak altında dolaşırsan, ah kim bilir, kolların da kırılabilir.”
On Üç çenesini öyle sıktı ki gören dişlerine üzülmeden edemezdi, “Seni serseri! Artık akademinin öğretmenleri seni korumadığına göre nasıl kurtulacaksın görelim! Beyler, şu veledin kollarını ve ayaklarını kırın!”
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +798 Öfke!
“Anlaşıldı!”
On Üç’ün Erik Çiçeği Tarikatı’ndaki yüksek konumu düşünülürse bir sürü astının olması normaldi.
Bu adamlar Zu An’ın üstüne koşturduğu gibi, genç hemen Chu Chuyan’ın arkasına saklandı ve korkuyla haykırdı, “Balım bak bak! Bu herif senin huzurunda bile böyle küstahça davranmaya cüret ediyor! Bu kadarı yalan söylemediğimi kanıtlamaya yetmez mi?”
Chu Chuyan, Zu An’ın ona ‘balım’ demesinden memnun olmasa da etrafta bu kadar insan varken azarlaması doğru olmazdı. Bu yüzden tek yapabileceği öfkesini On Üç’e kusmaktı. “Az önce ne dedin sen?”
Kan donduran bir aura çevreyi sararak gürültülü kumarhaneyi ansızın ürkütücü bir sessizliğe itti. Bir sürü kumarbaz kendini titrerken buldu.
On Üç de afalladı. Zu An’ın kumarhanede olduğunu duyduğu gibi buraya gelmişti ama Chu Chuyan’ı burada görmeyi beklemiyordu. Aksi takdirde, ne kadar cüretkar olursa olsun olay çıkarmaya asla cesaret edemezdi!
Beşinci kademe bir uzman diyoruz lan! Tarikat efendisi hariç, bütün Erik Çiçeği Tarikatı toplansa bile ona denk olamazdı!
Erik Çiçeği Yedi hemen gergin havayı yumuşatmak için öne çıktı, “Chu Hanım, bir yanlış anlaşılma oldu! Kardeş On Üç bugün yaralandığından biraz dengesiz olması normal. Kişileri karıştırdı.”
“Kişileri karıştırdı?” Chu Chuyan soğukça sırıttı. Zu An’a döndü ve sordu, “Ne yapmamı istersin?”
Bu soru Zu An’ı biraz afallattı. Chu Chuyan evdeyken genellikle epey soğuk davranırdı ama dışarıda böyle saygılı olmasını beklemiyordu.
Şu anki durum keyfini yerine getirdiğinden Erik Çiçeği On Üç’ü işaret etti, “Uzuvlarımı kırmak istediğine göre, karşılığını verelim ve aynısını ona yapalım.”
“Tamam.”
Havadan beyaz bir silüet geçti ve kimse tepki veremeden On Üç çığlığı basmıştı bile. Sandalyeden düştü ve yerde acıyla inledi. Şekil değiştirmiş uzuvlarından kollarının ve bacaklarının bir kere daha kırıldığı ortadaydı. Bandajlı diz kapağından kan akmaya başladı.
Chu Chuyan işi bitirdikten sonra Zu An’ın yanına döndü ve soğukça durdu. Bu sırada kumarhanedeki diğer insanlar dehşetle bir nefes çekti.
Güzel ve zarif dursa da aslında bu kadar vahşiymiş ha?
Az önce laf atanlar yutkunurken kalabalığın arasına karışmak için istemsizce geriledi.
Bu sırada Zu An, Chu Chuyan’a bir beğeni ifadesi gönderdi. Karımdan beklendiği gibi. Dobra ve vahşi – ah, öyle demedim, dobra ve tatlı.
Chu Chuyan, Zu An’a döndü ve kayıtsızca mırıldandı, “Çok düşünme, bunu senin için yapmıyorum. Chu Klanı’nın onurunu korumak için yapıyorum.”
Zu An’ın sözlerinden şüphe etmişti ama On Üç’ün az önceki küstah tavırları gerçekleri göstermişti. Zu An durumu abartıyorsa bile sözleri muhtemelen gerçekten çok da uzak değildi.
Erik Çiçeği Tarikatı cidden onu öldürmeyi planlıyordu!
Chu Klanı imparatorluğun şüphesini çekmemek için politikadan uzak durmasına rağmen, birisi tepesine kadar çıktığında karşılık vermeyecek kadar zayıf değildi. On Üç’ün onun huzurunda bir Chu Klanı üyesine böyle tehditler savurma cüreti apaçıkça kadının sınırını aşıyordu.
Eğer burada harekete geçmezsem herkes Chu Klanı’mızın zorbalığa karşı koymayacağını düşünebilir!
“Aynı şey! Ne de olsa hepimiz Chu Klanı’ndanız!” Zu An neşeyle konuştu.
Chu Chuyan göz devirdi. Bu hovardanın derisinden gider şehir duvarı inşa edebilirim.
Zu An bunun öfke puanı kazanmak için iyi bir şans olduğunu yakaladı, dolayısıyla On Üç’ün yanına koşturdu ve tepeden bakarak konuştu, “Az önce ne demiştim? Bacakların yaralı olduğuna göre gidip uslu uslu evde otursana. Çıkıp ayak altında dolaşırsan kolların da kırılabilir. Ama nazik tavsiyemi umursamadın ve kafana göre takıldın. Haaa, şimdi aptallığından dolayı pişman olmalısın!”
Erik Çiçeği On Üç öfkeyle kükredi, “Zu An, başkalarının arkasına saklanmayı bırak ve benimle teke tek dövüş!”
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +999 Öfke!
“Hah! Senin gibi ezik bir serserinin aksine benim bel bağladığım bağlantılarım ve desteğim var. Artık bedenim ne kadar değerli biliyor musun? Senin gibi aşağılık birisi ellerimi kirletmeme değmez! Üstelik hangi çağdayız birader? Bu günlerde kim teke tek dövüşür, biraz malsın galiba?”
Hasssiktir! Utanmaz orospu çocuğu!
Çevredeki kalabalık serseme döndü. Daha birkaç gün önce sen de aşağılık birisiydin lan ama şimdi gerçekten de kendini soylu mu sanıyorsun, huh?
İzleyici A’yı başarıyla trollediniz, +66 Öfke!
İzleyici B’yi başarıyla trollediniz, +66 Öfke!
İzleyici C’yi başarıyla trollediniz, +66 Öfke!
…
İzleyenleri geç Chu Chuyan bile Zu An’ın berbat ağzını tıkamak istedi.
On Üç nihayet sabrının sınırlarına ulaştı ve haykırdı, “Değerliymiş, götüm! Sadece sarkıntının tekisin!”
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +1000 Öfke!
“Öyle olduysam ne olmuş? O kadar niteliğin varsa neden sen de benim gibi güzel, zengin ve güçlü bir eş bulmuyorsun?” Zu An rahatça kolunu Chu Chuyan’ın omzuna dolarken konuştu.
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +666 Öfke!
Bu noktada On Üç, Zu An’ın utanmazlığına mı yoksa Chu Chuyan gibi bir eş bulamadığına mı öfkeliydi ayrım bile yapamıyordu.
Ve aslında, Zu An’ın neşeli övünmesi çevredeki kalabalığı da hiddetlendirerek bir ton öfke puanı kazandırttı.
Zu An gerçekten de VIP odasına gitmemenin bilgece bir seçim olduğunu hissetti. İzleyici olmadan nasıl bu kadar çok öfke puanı kazanabilirdi ki?
Chu Chuyan hafifçe yana eğilerek Zu An’ın kollarından kurtuldu. Kasvetli bir ifadeyle sertçe fısıldadı, “Kapa çeneni! Gerçekten beni utandırıyorsun!”
Bu mutlak utanmazlık, anlayışının ötesindeydi.
Bu sözleri duyan Zu An, Erik Çiçeği On Üç’ün yanına yürüdü ve konuştu, “Bak, karımı sinirlendirdin. Tamam, seninle teke tek dövüşeceğim!”
Erik Çiçeği On Üç “???”
Ne? Onu sinirlendiren sensin be! Neden suçu bana atıyorsun?
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +666 Öfke!
Bekle, teke tek mi dedin sen?
Tepki veremeden, yüzüne aldığı topuk darbesi nedeniyle burnundan kanlar aktı.
Zu An derin bir iç geçirirken acıyarak konuştu, “Teke tek savaşalım diye yırtınıp duruyordun ve tek bir hamlemi bile kaldıramayacak kadar zayıf çıktın ha? Neden acı çekmekten bu kadar hoşlanıyorsun?
Orospu çocuğu! Ancak tüm uzuvlarımı kırdıktan sonra mı meydan okumamı kabul ediyorsun lan?
Erik Çiçeği On Üç defalarca kez Zu An’ın arkasında birisi olmazsa götünden kan akana değin onu döveceğini hayal etmişti. Gel gör ki nihayet bu fırsat ayağına geldiğinde, dayak yiyen o olmuştu.
Bir hovardanın ellerinde aşağılanmanın getirdiği saf öfke ve hiddet nihayetinde bilincini kaybetmesine neden oldu.
Erik Çiçeği On Üç’ü başarıyla trollediniz, +1024 Öfke!
Zu An biraz şaşırdı. İlk defa öfke puanları 1000’i geçmişti. Acaba birisinin öfkesinin gerçek üst sınırı bu muydu yoksa bu sınırı aşmak aşırı zordu da geçilemiyor muydu?
On Üç’e birkaç tekme daha atmayı planlıyordu ama Yedi ve diğerleri halihazırda şaşkınlıklarını üstünden atmış ve onu durdurmak için fırlamıştı.
“Çoktan bayıldı. Lütfen izin ver gitsin.”
Bu sözleri söylemek Yedi’ye kendisini beceriksiz gibi hissettirdi. Her zaman zorbalık yapan Erik Çiçeği Tarikatı’ydı ve bu sözleri genellikle kahraman rolü oynayan zayıflar söylerdi. Bir gün böyle bir konuma düşeceğini hiç düşünmemişti.
Bu gerçekten…
Hayatında ilk defa, Erik Çiçeği Yedi kendini gerçekten de kötü birisi olup olmadığından şüphe ederken buldu.
Erik Çiçeği Yedi’yi başarıyla trollediniz, +666 Öfke!
Magnec