Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

8. Bölüm Kara Büyü

Çevirmen: Clumsy / Editor: Clumsy

Jason, avcundaki koyu renk küpün tanıtımı karşısında kaşlarını çattı.

“Karanlık öz yetenekleri. Kulağa biraz uğursuz geliyor. Tam olarak nasıl işliyor ki?”

---------------------------------------------------------

Yardım: Öz Yetenekleri

Öz yetenekleri, kişisel doğaüstü güçlerdir. Pasif beceriler, özel saldırılar ve büyüler de dahil olmak üzere çeşitli formlarda gelirler.

Hazırlık gerektiren ve zaman alan ritüelleştirilmiş büyülere kıyasla çoğu öz yeteneği, anında kullanılabilir.

---------------------------------------------------------

“Bir saniye, başından beri bir yardım fonksiyonu mu vardı yani? Yamyamlara yem olmadan buradan çıkmam için bana yardımcı olabilir misin peki?”

 - [Karanlık Öz]'ü özümseyebilirsiniz. Özümsensin mi, E/H?

“Ah, burada neler döndüğünü anlıyorum. Önce planına uyup buraya gelmemi sağladın, şimdi de bana sunduğun karanlık güçleri kabul etmemi istiyorsun. Tek çıkış yolum bana sağladığın kara büyüyü kullanmakmış gibi gösteriyorsun. Klasik kötü adam baştan çıkarması işte. Hiç değilse birazcık daha ustalıkla yaklaşabilirdin. Sanırım şimdi de bana durumumun ne kadar vahim olduğunu hatırlatacağın noktaya geldik.”

 - Bölge: Vane Malikanesi (Yeraltı Ritüel Odası.)

“İğneleme miydi bu? İğneleyici bir arayüzüm mü var? Hem ben nerede olduğumu biliyorum zaten.”

Diyen Jason somurttu.

“Aslında nerede olduğuma dair hiçbir fikrim yok.”

Bir kez daha avcundaki koyu renk küpe baktı. Kaygan ve pürüzsüz yüzeyine rağmen en ufak bir ışıltı taşımıyor, lambanın ışığını hiçbir şekilde yansıtmıyordu. Daha ziyade o ışığı kendine çekermiş gibi görünüyordu.

“Tam bir felaket habercisi.”

Jason, lambayı alarak odanın içinde gezdirdi. Büyü çemberi, üzeri örtülü ceset ve kaçınılmaz bir şekilde muamma bir tehlikeye açılan ikili kapı. Jason’ın odayı aramasının tek sebebi, o kapıya yönelmeden önce herhangi bir avantaj elde edebilmekti. Yeniden küpe baktı.

“Neden olmasın?” dedi. “Birkaç büyü gücü elde etmeyeceksek büyülü bir diyara gelmenin ne anlamı var ki?”

Diyerek ayaklandı, birkaç derin nefes aldı ve küpü kaldırdı.

 - [Karanlık Öz]'ü özümseyebilirsiniz. Özümsensin mi, E/H?

“Nasıl bir terslik çıkabilir ki? Sakın cevap verme, yalnızca şu özü özümse.”

O anda küp cızırdayacak derecede ısındı ve Jason, onu elinden düşürdü.

“Lan…?”

Küpten kara dumanlar yükselmeye başlayınca da geri çekildi. “Kötü bir karar vermiş olabilirim.”

Küpten çıkan dumanlar, koyu bandroller gibi dar şeritler halinde yükseliyordu. Ve havada eğile büküle Jason’a doğru ilerliyorlardı. Jason daha da geriliyor ama bunu yaptıkça masada bırakmış olduğu lambanın ışığından hızla uzaklaşıyordu. Duman öbeği, Jason’ı hiçbir şey göremez hale geldiği noktaya dek takip etti.

“Tabii ya, git kara büyü gücü edin. Doğru seçim, ahmak.”

Jason, dumanın küpte hissettiği o kavurucu sıcağın aynısıyla kendisine ulaştığını hissetti. Kara dumanlar zorla yüzüne yayılır, burun, ağız ve gözlerinden içeri dolarken feryat etti. Ve bir noktada acı yüzünden kendinden geçti, bir sonraki hissiyatı da yerde uyanışı oldu.

Oturur pozisyona geçti, elleriyle yüzünü yokladı. Acı hissi tamamen gitmişti, dokunmaya duyarlı bir bölgesi de yoktu. Gözleri iyi gibiydi ve fark ettiği üzere artık odanın içini hiç de karanlık değilmişçesine net görebiliyordu. Renkler biraz silik olsa da daha önce gölgede kalan kısımları açıkça seçebiliyordu.

---------------------------------------------------------

[Karanlık Öz]’ü özümsediniz. 4 özden 1’ini özümsediniz.

Demir kademesine yönelik ilerleme: %25 (1/4 öz).

[Karanlık Öz], [Hız] niteliğinize bağlandı, [Hızınız] normalden [Demir 0]’a yükseldi. [Hız] niteliğinizi arttırmak için tüm karanlık öz yeteneklerinde uzmanlaşmalısınız.

Bir karanlık öz yeteneği olan [Gece Yarısı Gözleri]’ni uyandırdınız. 6 karanlık öz yeteneğinden 1’ini uyandırdınız.

---------------------------------------------------------

Duvarlardan birinde bir ayna vardı. Jason’ın gördüğü en geniş boy aynalarının bile iki katı, devasa bir şeydi. Alt kısmından örümcek ağı şeklinde bir çatlak yayılsa da genel olarak sağlamdı. Jason aynanın karşısına geçti, herhangi bir yanık izi var mı diye yüzünü inceledi. Kuruyup kalmış kanlar ve tünel pislikleri yüzünden kesin konuşmak zor olsa da yara almamış gibi görünüyordu. Gözleri bile kanlanmamıştı. Vücudunun geri kalanı da yüzünden farksızdı, sıska vücudu pislik içindeydi. Bir zamanlar beyaz olan görev ödülü pantolonu öyle bir pislenmişti ki artık kamuflajı andırıyordu.

Geldi geleli ilk defa kendisine bakabiliyordu. Bir aksiyon kahramanı gibi göründüğünü, üstesinden gelinen zorlukları ve alt edilen düşmanları yansıtan erkeksi lekelerle sahneye giriş yaptığını hayal ediyordu. Ama yalnızca pis ve perişan görünüyordu ve teninin açıkta kalan kısımları da solgun ve gergindi. Babasından miras aldığı Japon yüz hatları normalden daha da keskinleşmiş, yüzünü iyice ince göstermişti. Kel kafası ve eksik kaşları da manik ve dengesiz bir hava katmıştı. Sıska vücudunun da onca kirle güzelleştiği yoktu; özetle aksiyon filmlerinden ziyade mülteci belgesellerine layıkmış gibi görünüyordu.

Jason bu manzara karşısında iç çekti.

“Peki, şu yeni, ışıltılı büyü gücüme bir göz atalım bakalım.”

---------------------------------------------------------

Yetenek: [Gece Yarısı Gözleri] (Karanlık) Özel güç (algı).

Baz bedel: Yok.

Bekleme süresi: Yok.

Mevcut kademe: Demir 0 (%00)

Etki (demir): Karanlıkta görebilmeyi sağlar.

---------------------------------------------------------

“Hiç değilse karmaşık bir şey değilmiş.”

Gölgeler artık ondan hiçbir şey gizlemezken biraz daha etrafına bakındı. Düşük ışık filtresi gibi değildi; lamba görüşünü hiçbir şekilde engellemiyordu. Daha ziyade gölgelerle kaplı alanın solgun rengine kıyasla her şeye mutlak bir renk kazandıran bir huzme gibiydi.

“Havalı bir şey olduğu söylenebilir,” dedi Jason. “Bir büyü gücü olarak biraz hayal kırıklığı yaratsa da bir karanlık özünden alev topu alacak değildim herhalde.”

Ardından masaya ve üzerinde bıraktığı yuvarlak taşa baktı. Anlaşılan o ne idüğü belirsiz büyü taşı da Jason’a yeni bir güç verecekti, bu yüzden ona doğru yürüyerek taşı eline aldı.

---------------------------------------------------------

Uyandırılmamış 4 öz yeteneğine sahipsiniz.

[Yıldızların Uyanış Taşı]’nı özümseyebilirsiniz. Özümsensin mi, E/H?

---------------------------------------------------------

Jason, az önceki özümseyişten gelen o dayanılmaz acıyı düşündü. Öte yandan kalıcı bir etkisi olmamış gibi duruyordu ve ondan bir büyü gücü de elde edebilmişti. Yine de taşı kullanmadan önce birkaç hazırlık yaptı. Odaya saçılmış olan koltuklardan biri, geniş, rahat görünümlüydü. Fena halde ağırdı ama bir şekilde devrilmiş bir kitaplığın altından çekip doğrultmayı başardı. Yumuşak minderlerle çevrili ahşap, devasa bir koltuktu. Ve Jason artık acı çekip durmaktan bıkmıştı.

Böylece avcunda uyanış taşıyla koltuğa oturdu. “Özümsensin.”

Ama uyanış taşı ısınıp dumana dönüşmektense önce soğudu, sonra da yumuşayıp dondurma gibi Jason’ın avcunda eridi. Eline sızdı, kolunu bir kez daha ıstırap çığlıkları atmasına yol açan kan dondurucu bir ürpertiyle doldurdu. Yine de etkisi, özle aynı düzeyde değildi. Jason bu kez buz gibi bir suya batırılmış gibi hissettiren kolu delice sarsılırken kendine hakim olmayı başardı. En nihayetinde o delice ürperti dindi, acısı yatıştı, ağır soluklar alır halde koltuğuna yayıldı.

 - Bir karanlık öz yeteneği olan [Gece Pelerini]'ni uyandırdınız. 5 karanlık öz yeteneğinden 2'sini uyandırdınız.

Jason, içinde bir değişiklik olduğunu hissedebiliyordu. Tıpkı daha önce hiç görmediği bir dilde okumak gibi yeni ama tuhaf bir şekilde aşina bir histi. İçindeki güç başından beri oradaydı da uyandırılmayı bekliyordu adeta. Jason o gücü içgüdüsel olarak tanıyordu. Dengedeydi, hazırdı ve kullanılmaya can atıyordu.

Jason, yeni gücünü kullanmadan önce ayağa kalkarak aynanın önüne geçti. Ve gücü ona elini kaldırmak kadar basit, doğal bir şekilde, saniyesinde karşılık verdi. Karanlık enerji bir anda bedenini sarmaladı, aynadaki yüzünü gizledi. Hiç rahatsız edici değildi ama serin, canlandırıcı bir hissiyat uyandırmıştı. Enerji, hacimli bir pelerin şeklinde kümelenerek vücudunu sarmış, kafası nüfuz edilemeyen, geniş bir başlıkla örtülmüştü. Pelerin, kumaştan ziyade ufacık ışık zerreleriyle donatılmış canlı bir karanlığın ürünüymüş gibi görünüyordu. Gece göğünün minicik yıldızları gölgemsi kıyafetin içerisinde kımıldıyor, ışıldıyordu.

Jason pelerini bir kıyafettense bedeninin bir parçası gibi algılıyordu. Gücünü hissedebiliyordu. Tek bir düşüncesiyle yıldızları lambayı gölgede bırakacak kadar parıltılı hale getirebildi. Ve sonra da aynada kendisini göremeyeceği, gölgelere karışacağı kadar solgun hale.

---------------------------------------------------------

Yetenek: [Gece Pelerini] (Karanlık)

Büyü (karanlık, ışık, boyutsal).

Baz bedel: Büyüyü gerçekleştirmek için ortalama miktarda mana.

Bekleme süresi: Yok.

Mevcut kademe: Demir 0 (%00).

Etki (demir): Kullanıcının görünümünü değiştirebilen büyülü bir pelerin yaratır. Sınırlı fiziksel koruma sağlar. Işık saçabilir ya da gölgelere karışabilir. Pelerin, saniye başına harcanan düşük bir mana karşılığında kullanıcının ağırlığını azaltabilir, düşme hızının azaltılmasına ve suda yürünmesine imkan tanıyabilir. Çok yakındaki kişilere de etki edebilmesine rağmen alınıp verilemez.

---------------------------------------------------------

“Suda yürüme,” dedi Jason. “İşte büyü gücü diye buna derim.” Ardından odaya bakındı.

“Şu anda deneyemeyeceğim ama.”

Yeteneğin ağırlık azaltma özelliğini nasıl kullanacağını içgüdüsel olarak kavradı ve hafifçe havaya sıçradı. Normalden daha yükseğe ulaştı ve inişi daha yavaş oldu.

“Ayda olmak gibi.”

Aptalca bir sırıtışla odada hoplayıp zıplarken aklına yerde yatan ceset geldi ve kendi kendini, “Eğlenme vakti değil,” diye azarladı.

Ardından büyülü peleriniyle birkaç deney daha yaptı. Orada değilmişçesine pelerinin arkasını görebiliyor, bu sayede başı örtülüyken bile görüşü engellenmiyordu. Herhangi bir kısmının ya da bütününün fiziki yapısını yitirmesini sağlayabiliyordu; yani istediğinde pelerini tutabiliyor, istediğinde elini engelsizce içinden geçirebiliyordu.

“Fiyakalı.”

Pelerini tek bir düşüncesiyle üzerinde belirtip kaybedebiliyordu ki bunu da birkaç defa denedi. Üçüncü denemenin sonundaysa ansızın başı döndü ve oturmak zorunda kaldı. Koltuğuna dönüp üzerine yığıldı.

 - Mananız azaldı.

“Şimdiden manam mı bitti ya? Ayrıca, benim manam mı varmış? Mana barım falan var mı peki?”

O anda görüş alanının sınırlarında iki yatay bar belirdi. Biri maviydi ve büyük oranda boştu, diğeriyse turuncuydu ve yaklaşık üçte ikisi doluydu. Hemen yanlarında da çoğunlukla yeşil, kafa ve sol kol bölgesiyse sarı olan bir insan silueti vardı.

“Eveet, mavi bar manayı gösteriyor, küçük siluet sağlığı, sarı barsa… başka bir şeyi?”

- Mevcut canlılık: 64

“Canlılık, tamamdır. Sanırım bu işi çözüyorum. Pek manam yokmuş gerçi.”

 ---------------------------------------------------------

Yardım: Mana

Mana, pek çok öz yeteneği için gerekli bir kaynaktır. Mananın azlığı, zihinsel yorgunluğa yol açar.

Maksimum mana, [Ruh] niteliğine göre belirlenir. Maksimum manayı arttırmak için [Ruh] niteliğine bir öz bağlanması gerekir.

Mana yenilenişi, [İyileşme] niteliğine bağlıdır. Mananın yenilenme hızını arttırmak için [İyileşme] niteliğine bir öz bağlanması gerekir.

---------------------------------------------------------

Jason esnemeye başladı. Çok fazla şey yaşamıştı ve baygın olarak geçirdiği anlarda da pek dinlendiği söylenemezdi.

“Son bir şey kaldı,” diyerek envanterindeki yetenek kitaplarından birini çıkarttı. Sonra da kendisini konforlu koltuğuna bıraktı.

---------------------------------------------------------

Öğe: [Ritüel Büyüsü I] (demir kademe, yaygın)

Büyü ritüelleri gerçekleştirmenin temellerini öğretebilen büyülü bir kitap (tüketilebilir, yetenek kitabı).

Gereksinimler: Yetenek kitabı kullanma kabiliyeti.

Etki: Temel ritüel büyüsü teorisini aktarır.

Yetenek kitabı [Ritüel Büyüsü I]’i kullanabiliyorsunuz. Kullanılsın mı, E/H?

---------------------------------------------------------

“Evet.”

Deyişiyle kitap elinden sıyrılarak havalandı. Kapağı kendi kendine, hızla açıldı; içerisindeki yazılar sayfalardan çıkmaya başladı, uçuşan metinler siyahtan altın rengine döndü. Sayfalar giderek daha da hızlı çevrildi, altın metinler havaya doluştu. Sayfalar çılgınca çevrilirken altın metinler havada süzülen kitabın etrafında bir hale oluşturdu. Ardından sayfaların çevrilişi yavaşladı, en nihayetinde son sayfanın da çevrilişiyle kitap tüm sayfaları boşalmış halde yere devrildi.

Altın renkli metin bulutu öfkeli bir ateşböceği sürüsü misali Jason’ın üzerine akın etti, acı veren ısırıklar eşliğinde etine konan metinlerin hepsi tenine karıştı. Jason’ın zihni işlenemeyecek kadar hızlı bir bilgi bombardımanına tutularak afallamış, başıboş bir hale büründü. Acı ve kargaşa hali nihayet geride kaldığındaysa Jason, sersemlemiş ve kafası karışık olsa da tüm yetilerine kavuştu. Bu sırada saniyeler mi, yoksa saatler mi geçtiğini bilmiyordu. İliklerine dek yorgundu; uzuvları da gözkapakları kadar ağırlaşmıştı.

 - Canlılığınız tükendi.

Kafasını dik tutamayan Jason, koltuğa yığılarak hızla uyuyakaldı. Hiç vakit geçmemiş gibi hissettiren bir sürenin sonundaysa yüksek bir çekiç sesiyle irkilerek uyandı. Kafası hala bulanıktı ve şöyle bir silkelenerek iki adamın kırılmış olan ikili kapıdan fırtına gibi içeri dalışını ucu ucuna yakalayabildi. Öndeki adamın elinde bir çekiç, arkadakinin elindeyse bir kürek vardı.

“Ahh… iyi günler beyler. Yamyam olmama ihtimaliniz yoktur sanıyorum?”

Deyişiyle ikilinin kaşları çatıldı; kürekli olan öne atılarak küreğini tehditkar bir şekilde havaya kaldırdı. Jason’sa can havliyle envanterinden kıvrımlı hançerini çıkarttı. Ve bıçak kullanmaktaki olmayan uzmanlığını kullanıp suratının ortasına küreği yedi.

Hançerini düşürdü, ellerini burnuna götürdü, parmaklarının arasından kanlar sızmaya başladı. Derken kürek ikinci defa indi ve Jason’ın dünyası karardı.