reis 'party' yapalım mi? Sınıfsız bir çıplak ve büyücü sen ? ;))
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
4. Bölüm Yamyamlar ve Mağara Keşfi
Jason ıslak ve vıcık vıcık tuğlalardan şekillenmiş dairesel bir borunun oluşturduğu karanlık tünelde ağır ağır sürünüyordu. Alan, kendisini ileri itebileceği kadar geniş ama nemli kenarlara dayanmak zorunda kalacağı kadar da dardı. Kuyunun dibine ulaşan zayıf ışıktan uzaklaştıkça karanlığa bürünüyordu. Tünelde ilerlerken yönünü bulabilmesini sağlayan tek şey, dokunma duyusuydu. Her yere sinmiş yaş çürük kokusu yüzünden keşke gözlerim gibi burnum da iş görmeseydi diye düşünüyordu.
“Bugünü böyle geçirmeyi planlamamıştım.”
Çıkmaz bir yola girdiyse geri geri sürünmek zorunda kalacaktı, çünkü tünel dönemeyeceği kadar dardı.
“Yani tabii ki bugün için büyük planlarım yoktu ama yamyamlar ve mağara keşfi de öylece takvime sıkıştırılacak şeyler değiller.”
Kendi kendine konuşmanın pek faydası dokunmasa da üstüne çöreklenen klostrofobi karşısında dikkatini dağıtacak her şeye kucak açabilirdi. Kuyunun kasveti boğucu gelse de tüneldeki karanlık daha da beterdi. Tünel üstüne üstüne geldikçe teninde paniğin buz gibi dokunuşunu hissedebiliyordu. Tünelin sahiden de daralmadığını biliyordu ama bu soğuk, ıslak hiçlikte mantığın bir faydası dokunmuyordu.
Bozulan sinirleri artık sınırına ulaşıyordu. Tam da geri dönüp şansını yamyamlarla denemeye hazır hale geldiğinde eli ıslak, vıcık vıcık tuğlalar yerine yine ıslak, vıcık vıcık bir tahtaya değdi. Hala ışıksızdı, bu yüzden tahtayı elleriyle yokladı. Tünelin sonuna ulaşmıştı ama buranın nereye açılacağına dair hiçbir fikri yoktu. Bir açıklık sezse de ortalık zifiri karanlıktı, yani bu hayal gücünün eseri de olabilirdi.
Derken elleri ahşap kalaslardan oluşan bir çeşit platformu hissetti. Yine ıslak ve biraz kaygan olsa da Jason’ın ellerine oldukça sağlam gelmişti. Ahşabın yüzeyi zımpara kağıdı gibi pürüzlüydü. Islak tahtalar üzerindeki sürtünmeyi arttırmak adına kum veya benzer bir malzemeyi yapıştırmak için uzun ömürlü bir yapıştırıcı kullanılmıştı. Jason zamanında, doğa yürüyüşlerinde benzer şeylere rastlamıştı.
Tünelden sürünerek çıkan Jason, kalasların bir buçuk metre genişliğinde bir yürüyüş yolu oluşturacak şekilde dizilmiş olduğunu fark etti.
Ayakta durabileceği kadar yer varmış gibi gelse de kum kaplamaya rağmen karanlığın içerisindeki o kaygan yola güvenemedi. Tünelde yaptığı gibi gözleri yerine ellerini kullanarak keşif halinde ilerlemeyi sürdürdü. Patikadaki kısa bir ilerlemenin sonundaysa sol tarafta, yürüyüş yoluna doğru çıkıntı yapan dikey bir metal çubuk buldu. Ellerini şaftın yukarısındaki kancalı uca kaydırdı, orada üzerinde halka bulunan bir çeşit metal kutu asıldığını fark etti.
---------------------------------------------------------
Öğe: [İlkel Büyü Lambası] (demir kademesi, yaygın)
Düşük seviyeli büyüyle beslenen basit bir aydınlatma cihazı. (Alet).
Mevcut şarj: %00. Yenilemek için [Düşük Seviye Ruh Parası] gerekli.
---------------------------------------------------------
Jason ışıltılı hologram penceresini ışık kaynağı olarak kullanmaya çalışsa da lamba karşısında bulanık bir hat oluşturmakta bile zorlandı. Ve lambayı direkteki kancadan çıkartmak için çabaladı.
---------------------------------------------------------
[İlkel Büyü Lambası] elde ettiniz.
Mevcut şarj: %00. Aktive etmek için [Düşük Seviye Ruh Parası] gerekli.
1 [Düşük Seviye Ruh Parası] harcansın mı? E/H?
---------------------------------------------------------
“Evet, lütfen.”
Lambanın yanışıyla birlikte Jason, onu doğruca yüzüne tutmakta olduğunu zor yoldan öğrenmiş oldu. Işık gözlerine vurur vurmaz çığlığı basarak lambayı elinden düşürdü. O gözlerini tuta tuta inlerken lamba da tıngırdayarak ahşap yola devrildi.
İyileşmeyi beklerken, “Aferin seni dahi,” dedi hırıltıyla. “Burnunun dibinde lamba yak. Gerçekten çok akıllıca bir fikir.”
Ardından çekine çekine gözlerini açtı ve yerden aydınlanan mekanı inceledi. Işık büyük ölçüde engellense de mutlak karanlığa kıyasla gölgemsi hatları seçebilmek bile bir lütuftu. Hiç değilse doğal bir mağarada olduğunu anlayabilmesi için yeterliydi. Video oyunlarındaki mağaralar gibi pürüzsüz bir zemini yoktu ki muhtemelen birilerinin kalın ahşap kalaslarla yükseltilmiş bir yürüyüş yolu yapma nedeni de buydu. Zaten yatar pozisyonda olan Jason, olduğu yerde yuvarlanıp uzanarak lambayı düştüğü yerden aldı. Ve yürüyüş yolu yalnızca kol boyunda olduğu için kolaylıkla havaya kaldırabildi.
Ardından oturur pozisyona geçip kendisini yeniden kör etmemeye özen göstererek lambayı inceledi. İsminden de anlaşıldığı üzere ilkel olan lamba, madencilerin teneke lambalarına benzeyen basit bir üretimdi. Kutu gibi üç cephesi metalden, önü camdandı, üzerinde de yuvarlak bir tutacağı vardı. Yere düşürmek cama hiç hasar vermemiş gibi görünüyordu. Işığın kaynağı, içerisinde ampul gibi parlayan, yuvarlak bir taşı andıran bir şeydi. Jason, mağarayı daha iyi inceleyebilmek adına lambayı yukarı kaldırdı; içerisi çok sayıda karanlık yarık ve uğursuz gölgeleriyle Jason’ın dilediğinden çok daha ürkütücüydü.
“Merhaba?” diye seslendi.
Yaptığı onca gürültü patırtı ve lambanın ışığı hesaba katılınca kendisini mağarada yaşaması muhtemel kişilerden gizlemeye çalışmasına lüzum yoktu. Görevi onu yamyam labirentine dönmektense mağaraya inmeye sürüklemişti. Jason da bu mağaranın sonunda bulacağı şeye değmesini umuyordu. Yerel golf kulübünün aile evlerine el koymasını engellemeye yetecek bir korsan hazinesi en ideali olurdu. Ama insan yemeyen herhangi bir şeye de razı gelebilirdi.
“Orada kimse var mı?” diye seslendi. “Sıra dışı bir mızrak karşılığında on goblin öldürmemi falan istiyorsanız elimde sadece basit bahçe işlerine uygun bir donanım olduğunu belirtmeliyim.”
Derken aklına malası geldi, ani bir saldırıya karşı elinde hazır etti.
“Şeytani bir bahçe işi de olabilir.”
Lambanın huzmesi mağarayı karanlık bir gecedeki bir deniz feneri misali aydınlatırken gizlenmenin anlamı yoktu. Jason’ın umudu, pusuda yatan yaratıkları ışığıyla tuzağa düşürebilmekti. Muhtemelen karanlığa alışkınlardı ve onları sersemletebildiği takdirde az da olsa bir avantaj elde edebilirdi.
Zifiri karanlıkta ilerlemek, onda nasıl öldüğünü bile bilemeyeceği hissini uyandırmıştı. E sonuçta bonus amaç ‘ölme’ idi. Jason video oyunlarında ikincil amaçları ancak işine gelirse gerçekleştirenlerdendi. Ama bu defa motivasyonu eşi benzeri görülmemiş bir zirveye ulaşmıştı.
Adımlarına dikkat ederek yolu arşınlamaya başladı. Kum kaplama pek çok noktada aşınmış, tahtaların bazı kısımları kasvetli ve nemli mağarada geçirdikleri yılların sonucunda sürtünmesiz ve kaygan bir hal almıştı. Ve mağaranın, kabaca, içinden yürüyüş yolu geçen doğal bir tünel olduğu açığa çıkmıştı.
Jason’ın dikkatli ve ağır adımlarla ilerlediği yol bir noktada, mağaranın kenarına yerleştirilmiş tuğla bir duvarla son buldu. Duvarın ortasında, bir denizaltındaki bölme kapılarını andıran, içine büyük bir çark yerleştirilmiş metal bir kapı mevcuttu. Kapı da çark da paslanmıştı ve uzun zamandır açılmamış gibi görünüyorlardı.
“Şimdi bir yere varıyoruz işte.”
Deyip lambayı yere koyan Jason, her iki eliyle çarkı kavrayarak çekti. Ama hiçbir hareket olmadı.
“Ah, hadi amaaa!”
Giderek daha da sıkı çekti, en sonunda ayaklarını kapıya yaslayıp tüm vücut ağırlığıyla yana doğru abandı. Kapıda ufak bir hareketlenme hisseti, sonra biraz daha, derken her bir harekete gönülsüz bir metal iniltisi eşlik etti. En sonunda da çark gevşedi ve Jason isteksiz mekanizmayı ağır sarsıntılarla çevirmeyi başardı.
Harcadığı efordan nefesi kesilen Jason, kapıyı omuz atarak açmaya çalıştı. Tıpkı çark gibi kapı da direnç gösterince ite kaka açmak zorunda kaldı. Omzu ardı ardına indirdiği darbelerden sızlarken nihayet kapı tiz bir ses eşliğinde açıldı ve Jason açıklıktan içeriye doğru sendeledi.
---------------------------------------------------------
Görev: [Kuyunun Sırları]
Tamamlanan Amaç: Kuyuyu araştırın. 1/1.
[Yıldız Uyanış Taşı] envanterinize eklendi.
Bonus görev amacı, (ölmeyin), hala gerçekleştirilebilir.
---------------------------------------------------------
“Yıldız uyanış taşı mı? Şu ünlülerin evlerinin olduğu haritanın büyülü versiyonu gibi bir şey mi ki?”
Lambayı bırakmış olduğu yerden alan Jason, envanterinden yeni görev öğesini çıkarttı. Yumruk büyüklüğünde, siyah bir mermeri andırsa da içerisinde minicik yıldızlar barındırıyormuş gibiydi.
---------------------------------------------------------
Öğe: [Yıldız Uyanış Taşı] (kademelendirilmemiş, epik)
Yıldızların gücünün kilidini açan bir uyanış taşı.
(Tüketilebilir, uyanış taşı).
Gereksinimler: Uyandırılmamış öz yeteneği.
Etki: Bir öz yeteneğini uyandırır.
Uyandırılmamış öz yeteneği sayınız: 0.
Bu öğeyi kullanmak için gerekli koşulları sağlamıyorsunuz.
---------------------------------------------------------
Bu, Jason’ın burnunun dibinde (inşallah yamyam olmayan) bir medeniyet vadeden bir kapı varken bulaşmak istemeyeceği kadar karmaşık bir işe benziyordu. Kapının diğer tarafı karanlıktı, bu yüzden içeri adım atar atmaz lambasının ışığını kaydırmaya başladı. Neyse ki içeride mağaranın devamı değil, bir oda vardı. Bir zamanlar görkemli bir evdeki büyük bir salonmuş da ortasında kasırga çıkmış gibiydi. Mobilyalar altüst olmuş, duvar halıları ve tablolar yırtılmıştı. Kitaplıklar devrilmiş, içerisindeki kitaplar odanın dört bir yanına saçılmıştı. Tavandan düşen gösterişli bir avizenin parçalanmış kristalleri cilalı zemine yayılmıştı.
Lambanın ışığında darmaduman odayı inceleyen Jason, tam ortadaki devrilmiş kanepeyi fark etti. Altında bilinçsiz halde yatan bir adam vardı. Jason kanepeyi kaldırdığındaysa adamın pirinç veya bakırdan bir zemindeki detaylı bir pentagramın ortasında olduğu açığa çıktı. Adam genç sayılırdı, bir ihtimal otuzlarındaydı ve buğday tenli, yakışıklı biriydi. Jason’a Akdenizli gibi gelmişti; koyu renk, dalgalı saçları olan çekici tiplerdendi. Ve tuhaftır ki üzerinde özbeöz büyücü cüppesini andıran bir kıyafet taşıyordu.
Jason, adamı incelemek için lambayı yere bıraktı. Nabzı güçlü, nefes alıp verişi düzenliydi ama ağır bir yaralanmanın erken belirtilerini veriyordu ve vücut ısısı çok yüksekti. Jason incelemesini sürdürürken yabancı adamın gözleri ansızın titreşerek açıldı.
Magnec