Wasted
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
23. Bölüm Sigorta Nerede?
“…Fırtına uyarısı yeni bir güncellemeyle kırmızıya çıkarıldı. Alt şehre çıkan geçitler kapatıldı ve şehrin üst yakasındaki trafik durma noktasına kadar geldi. Fırtınanın pek çok tesisi olumsuz yönde etkilediği ve ciddi hasarlara yol açtığı söyleniyor.
“Şu anda, şehrin kanalizasyon sistemi son kapasitede çalışıyor. Ancak, uzman yorumlarına göre, bunun yeterli bir önlem olması mümkün değil. Eğer sağanak yağmur bir ay daha devam edecek olursa Norzin’in üçte birinin sular altında kalacağını söylüyorlar.
“Rolle Kaynak Gelişim Şirketi alt şehirdeki sokaklara daha geniş çaplı bir kanalizasyon ağı kurulmasını önerdi. Bu büyük projeyle şirket, yetkililerin desteğini ve halkı arkasına almak niyetinde.
“Uzmanlara göre bu sağanak yağmur Kuzey’den gelen soğuk hava dalgasından kaynaklanıyor…”
Lin Jie komşunun televizyonundan gelen haber seslerini dinlerken yerdeki su birikintilerini temizlemeye çalışıyordu.
Yağmur bir haftaya yakın zamandır hız kesmeden devam ediyordu ve geçen gün, yerde otuz santim derinliğe ulaşan su birikintileri vardı.
Trafik tam olarak durma noktasına gelmemişti çünkü botlar ve su üstünde kullanılabilecek diğer araçlar için hava gayet uygundu.
Sabah vakti uyandıktan ve aşağı indikten sonra, Lin Jie kapıdaki çatlağın içinden dükkana epey su sızdığını gördü. Beraberinde yaprakları, dal parçalarını ve buna benzer şeyleri getiren sular içeriyi kirletmişti.
Neyse ki işler o kadar da kötü değildi. Drenaj sistemi sağ olsun, dışarıdaki su seviyesi yükselmiyordu ve kapıdan içeri su girmesinin tek sebebi, çatlağa sıkışan birkaç plastik poşetti.
Şaps. Şups.
Lin Jie kapıdaki son suları da hallettikten sonra sırtını kıtlattı. “Sonunda bitti. Yoruldum cidden.”
Paspası bir kenara bıraktı ve ışıl ışıl parlayan zemine takdirle baktı.
“Acaba şu kara kedi sağ salim evine dönmüş müdür? Böyle berbat bir havada dışarıda gezmesi çok tehlikeli,” diye mırıldandı Lin Jie, Joseph’in ziyaret ettiği gün dışarıda gördüğü kediyi hatırlayınca.
Endişeyle iç geçirdi.
Aniden, televizyondan gelen sesler kesildi. Küfürler yükseldi ve çat çut diye vuruş sesleri yankılandı.
Lin Jie yan dükkanın sahibinin ne kadar sinirlendiğini duyabiliyordu. Yan dükkana bitişik olan duvara yaklaştı, boğazını temizledi ve sordu, “Selam, yardım lazım mı?”
Yan tarafta disk ve dijital ürün satan bir video dükkanı vardı. Ancak ikinci el mal sattığı için ürünlerin çoğu kalitesizdi. Lin Jie’nin ufak dükkanı gibi, oraya da nadiren müşteri geliyordu.
“Sorun yok, teşekkür ederim,” dedi yan dükkanın sahibi ve iki tak sesi daha duyuldu.
Çat! Çat!
Colin Ackerman televizyona öfkeyle bakarken bıyık altından küfretti, “Sikeyim… Ne dandik televizyonsun! Siktiğimin yağmuru! Tanrım, kurtar beni!”
Televizyon setine şöyle bir baktığında bir sorun olmadığını anladı. Dolayısıyla sıkıntının kaynağı, elektrik kabloları olmalıydı. Colin kablolara baktığında da bir şey bulamayınca kaşlarını çattı.
Dışarı çıkıp bakmam lazım, diye düşündü Colin. Ama kapım neredeyse suyun altında ve sigorta da dışarıda…
Bölgenin yapısı gereği, video dükkanı kitap dükkanından daha alçak bir kottaydı. Colin dışarı çıkmak zorunda olduğunu anlayınca, kanalizasyon sistemini tasarlayanlara en iyi ‘dileklerini’ yolladı.”
“Dur biraz, belki komşu yardım edebilir,” diye mırıldandı.
Biraz utandığı için demin gelen yardım teklifini geri çevirmişti ama Colin, komşunun mümkünse gelen herkese yardım eden iyi bir adam olduğunu biliyordu.
“Öhöm, şey, orada mısın?” diye seslendi Colin.
Komşu dükkandan genç adamın cevabı geldi, “Buradayım, yardım mı lazım?”
Colin kendi kendine başını salladıktan sonra açıkladı, “Sanırım sen de duydun. Televizyonla sorun yaşıyorum. Sigorta atmış olmalı. Buradan çıkamadığım için bana yardım eder misin diye soracaktım.”
Bu adam başkalarına yardım etmeyi sevdiğinden, ona da bu küçük iyiliği çok görmezdi. Dahası, son birkaç gündür Colin sayesinde bedavaya televizyon dinliyordu.
Haliyle, Lin Jie yardıma hazırdı. Doğrusu, canı sıkılmıştı ve onu meşgul edecek bir şeyler bulmak istiyordu.
“Sorun değil, sigorta sanki şuradaydı…” Lin Jie dışarı çıkmaya hazırlandığı esnada, aniden siyah ve insanımsı bir silüet kapının ardında belirdi.
Lin Jie o garip ve tanıdık hissiyatı bir kez daha yaşadı.
“Ah, sen! Yine geldin demek?” Lin Jie biraz şaşkındı. Ona yardım eden gizli elin yalnızca birkaç gün içinde yeniden ziyaretine geleceğini düşünmemişti. “Bir şey mi oldu? Yoksa daha fazla kitap vermemi mi istiyorsun insanlara?”
Kara silüet başını iki yana salladı ve sola işaret etti.
Lin Jie sola döndüğünde, silüetin yandaki video dükkanına baktığını gördü. Noktaları birleştirince durumu anladı. “Bana yardım etmek mi istiyorsun?”
Kara silüet başını salladı.
Lin Jie gülümsedi; bu gizemli varlık tatlı sayılırdı. Bir önceki gelişinde forma bürünmemiş, sadece su damlalarıyla kendini anlatmıştı. Ama şimdi, gölge misali bir figürün hatlarına sahipti.
Bu muhtemelen Lin Jie’nin ödünç verdiği kitaplarla alakalıydı; sonuçta gizemli varlık, bunun ona yardım ettiğini açık açık söylemişti.
Ve şimdi, teşekkür etmek için bana yardım eli uzatıyor herhalde? İyi de en başında bir anlaşma yaptık ve ödeyeceğim bedel buydu. Teşekkür etmesine gerek bile yoktu. Neler oluyor burada? Neden nazik ve uslu bir çocuk gibi davranıyor? Onu geri çevirirsem üzülebilir, diye düşündü Lin Jie.
“Teşekkür ederim, sigorta şey… neredeydi… tam hatırlayamıyorum,” Lin Jie duvara döndü ve seslendi, “Sigorta nerede?”
Colin hemen yanıtladı, “Dükkanımın arka kapısına yakın duvarda, sağdakinde. Sigorta atmışsa işimiz kolay.”
“Bana bırak,” dedi Lin Jie.
O anda, Colin televizyonun ışıklarla parladığını gördü. Haberler sona ermişti ve bir reklam oynuyordu. “Çalışmaya başladı! Sağ ol!”
“Lafı bile olmaz,” Lin Jie gülümsedi ve kara silüete başını salladı. Camın ardında, kara silüet yavaş yavaş kaybolmaya, adeta yağmura karışmaya başladı.
Sorunu çözüldüğü için keyiflenen Colin, koltuktan kalktı ve kumandayı alarak kanalları değiştirdi. Bir gözüyle televizyonu izlerken aniden kaskatı kesildi ve alnından soğuk ter damlaları akmaya başladı.
Televizyon açılana kadar yan komşuyla yaptığı konuşmada…
Adamın sesi hep aynı noktadan gelmişti…
Magnec