Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

74. Bölüm Çirkin misin?

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend adamın yüzünü görünce içinden gülme krizine girdi. Dışarıdan gülerek ona saygısızlık etmek istemedi, ama kendi yüzünü de tam olarak tutabildiği söylenemezdi. Şu an garip bir görüntüsü olduğundan emindi, yüzünün yarısı sakin kalmak için, diğer yarısı da kahkaha atmak için savaş veriyordu.

''Şey... Ben... Aslında size taş atmıyordum, sadece reflekslerinizi ölçmek istedim efendim.'' muhafız kırmızı bir yüzle konuştu.

''Reflekslerim mi? HAHAHA!'' Zend bu sefer kendini tutamadı ve kahkahayı bastı. ''Gerçekten güzel bir bahane.'' Zend biraz ciddileşti, ama hala kıkırdıyordu. ''Aslında demek gereken şey, yanımdaki çocuk bir asilin çocuğu ve ben ona yaranıp babasına hakkımda iyi şeyler söylemesini istiyorum.''

Muhafız daha da kızarmaya başladı. Biraz önce düşünmeden yaptığı şeylerin bedelini ödüyordu. Karşısındaki çocuğun Beyaz Taç'ın bir kardeşi olduğunu nereden bilebilirdi ki? Bu nasıl bir şanstı? ''Tabii ki hayır! B-Ben sadece yüce prenses Renyia Sanmu'yu koruyorum! Başka bir amacım yok!''

''Öyle mi? Ona yaranmak gibi bir amacın yoksa neden ben gerçek olmadığını söylediğin şeyleri söylediğimde kızarmaya başladın? Ya da neden sürekli ona yüce prenses diyorsun?'' Zend şimdi tam olarak ciddiydi. Ona bir ders vermesi gerektiğini düşünüyordu. Yanındaki kolonda yukarıya doğru tırmanan küçük bir böceği gördü, sanki kolona yaslanıyormuş gibi yapıp onu öldürdü ve modunun kapılarını açtı. O adamla biraz eğlenecekti.

''Beyaz Taç'a kimlerin girebileceğini biliyorsun değil mi?'' Zend adama soru sordu, ama cevap beklemeden devam etti. ''Kral Modu olan insanlar. Eminim duymuşsundur, gözlerin parlar ve modunun seviyesine bağlı olarak güçlenirsin.'' Zend adamın yanına doğru yavaşça yürümeye başladı. Elinde biraz önce adamın ona attığı taş vardı. Gözlerinin parladığına emin olduktan sonra, adamın yanına biraz daha yaklaştı. Elindeki taşı, onun görebileceği bir şekilde tutuyordu.

''Ah! Ne kadar kötü! Kazara modumu aktifleştirdim, birini öldürmeden onu kapatamam!'' Zend ellerini yüzüne kapattı, gerçekten korkmuş gibi taklit yaptı.

Muhafızın kafasında şimşekler çaktı. Çocuk şimdi gerçekten modunu aktifleştirdiyse -ki gözlerinden bunun gerçek olduğu anlaşılıyordu- birini öldürmeden onu kapatamazdı. Burada sadece üç kişilerdi, kendisini öldürmezdi, Renyia Sanmu'yu öldürüp onun ailesiyle sorun yaşamak da istemezdi, yani doğal olarak burada öldürebileceği tek kişi vardı. Çocuk ona doğru yaklaşırken soğuk bir aura hissetti, o, gerçekten birini öldürecekti!

''Renyia Sanmu gibi bir dehayı öldürmek istemeyiz, kendimi de öldüremem...'' Zend deha kelimesine vurgu yaptı. ''Öyleyse tek bir seçenek kalıyor.'' Zend elindeki taşı havaya kaldırdı. Yarım avuç büyüklüğündeki bir taşı, dokuzuncu seviye bir savaşçının gücüne eşdeğer olan gücüyle son derece hızlandırabilirdi.

Muhafızın dizlerinin bağı çözüldü, yere düştü. ''M-Merhamet! Lütfen merhamet edin!'' muhafızın elinde iki ucu keskin bir bıçak vardı. Eğer çocukla savaşır da ona zarar verirse, tüm ailesi ve kendisi katledilecekti. Eğer savaşmazsa da, kendisi ölecekti. Her iki durumda da ölüyordu, ama ailesine bir zarar gelmesini istemedi. ''Beni bağışlayın! Kim olduğunuzu düşünemedim ve aptalca hareket ettim!'' muhafız hala yere çökmüş ve sırtını duvara yaslamış bir şekilde duruyordu.

Renyia ise olanları zevkle izliyordu. Muhafızın bu şekilde kıvranmasını görmek son derece tatmin ediciydi. Çünkü Renyia da onu sevmemişti. Babasına yaranmak için öyle sözler söylüyordu ki, Renyia, o hayatını feda etse bile babasına ondan bahsetmeyecekti. Onu hiç sevmemişti, bu şekilde aşağılanmasını görmek onu mutlu etti. Tabii ki mutluluğu ya da gülümsemesi, yüzündeki iç tarafı göstermeyen tül yüzünden kimse tarafından fark edilemiyordu.

Zend elindeki taşı kaldırdı, yere oturduğu zaman boyu Zend'inkinden birazcık kısa olan adama doğru tuttu. Adam bir kere daha yalvardı. ''L-Lütfen... Karım ve üç çocuğum var... S-Sadece onlara biraz daha fazla yemek götürmek için... Para kazanmak için Sanmu Ailesi'ne yaranmaya çalıştım... Hatalıydım, özür dilerim... Kabul ediyorum... Lütfen beni bağışlayın...''

Renyia, hayatı için bile olsa muhafızın böylesine yalvarışını duyunca ondan tiksindi. Ne kadar da iğrençti!! Şu an çocuk onu öldürecek olsa, son anlarını bu şekilde insanları kendinden tiksindirerek yaşamış olacaktı. Bunun yerine anında ölse daha iyiydi. Ona tiksintiyle baktı.

Zend elindeki taşı son hızla muhafızın kafasının yanına fırlattı, taş arkasında olan ve muhafızın yaslanmış olduğu kolona girdi. ''Bu şekilde yalvaracağına ölseydin daha iyiydi. En azından onurlu bir şekilde ölürdün, ama şimdi onursuz bir şekilde yaşayacaksın. Bu senin için ölümden daha büyük bir ceza.'' Zend gözlerinin parıltısını dindirdi ve arkasını döndü, bu sırada kızın sesini duydu.

''Oradan çıkman için birini öldürmen gerektiğini duymuştum.'' Renyia biraz önce çocuğun söylediklerine son derece katılıyordu, kendinden üç yaş küçük bir çocuğun bunları söyleyeceğine inanamadı. Sanki büyük ve kudretli bir savaşçı söylemişti bu sözleri. Çocuğun yüzündeki ciddiyet, soğukluk, savaş alanında bir düşmanıyla konuşan bir savaşçıyı andırıyordu.

Zend tekrar arkasını döndü. ''Modumu açtığım anda bir tane böcek öldürerek zaten tekrar çıkma imkanını yakalamıştım. Sadece o adamın gerçek yüzünü görmek istedim.''

Renyia çocuğu duyduğunda birazcık sersemledi. Çünkü bir insandan, bir büyülü yaratıktan başka bir şeyi öldürerek kral modunun kapatılması, sadece onun ileri seviyelerinde olan bir şey diye duymuştu. ''Bir böceği öldürerek modu kapatmak sadece kral modunun ileri seviyelerinde olan bir şey diye de duymuştum.''

''Hmph.'' Zend başlamışken havalı olmaya devam etmesi gerektiğini düşündü. ''Kral modunun ileri seviyelerinde olmadığımı neden düşündün?''

''Çünkü sen bir çocuksun.'' Renyia şaşırdı ama belli etmeden konuştu. Çocuğun ciddiyetini bozmaması, karşısında herhangi bir saygı ifadesi göstermemesi onu etkilemişti. Çünkü Sanmu Ailesi'nin ismini duyanlar genellikle önünde eğilir ve ona saygılarını sunarlardı, böyle yapmazlarsa onlar için kötü sonuçlar doğabilirdi.

''Çocuğum, ama kral modu yaşa bağlı değildir. Beyaz Taç'ı kuran, büyük liderimizin daha on iki yaşında kral modunun üçüncü seviyesine geldiğini biliyor muydun?'' Zend ona seslendi, ama onun ne tepki verdiğini görememesi sinir bozucu bir şeydi. Sonuçta konuştuğun kişinin ifadelerini görmek isterdin, ama kızın yüzünde tül olduğu için yüz ifadeleri görünmüyordu, doğal olarak da bu Zend'in sinirini bozuyordu. ''Biriyle konuşurken saygı bakımından ona hakaret etmemek için yüzünü açman gererektiğini düşünüyorum.'' Zend düşüncelerini ona aktardı.

"Yüzümü açmak mı? Hahaha!" Renyia bir kahkaha attı. "Çocuk, sen bana yüzümü açmamı mı söylüyorsun?"

"Evet, ne olmuş?" Zend, kızın yüzünü açmasında neyin garip olduğunu anlamadı. Acaba çok mu çirkindi? Eğer güzel olsaydı, yüzünü kapatmak istemezdi sonuçta. "Çirkin misin? Merak etme, dış görünüşünle dalga geçmeyeceğim."

"Dalga mı geçmeyeceksin? HAHAHAHA..." Renyia ellerini karnının üstüne koyarak gülmeye başladı. 'Çirkinlik mi? Hahahahahaha... Vay canına, bu kadar güleceğimi düşünmezdim bile. Daha on bir yaşındayken, ailemin en güzel kızı seçildim. Hem de ailem çok geniş bir aile. On iki yaşındayken, birçok lord bana gelecekte evlenme teklif etti. Bir savaş lordu sırf güzelliğimi görmek için ayağıma kadar geldi. Hem de sadece on iki yaşındayken. Babam bir melek olduğumu, güzelliğimin dillere destan olması için yüzümü kapatmam gerektiğini söylüyor, ama şu ana kadar kimse benim çirkin olduğumu düşünmemişti.' Renyia düşündü. Hala gülmeye ara vermemişti. Elini tülün içine gönderdi ve gözlerindeki yaşları sildi.

"Kim olduğumu bilmiyorsun değil mi?" Renyia konuştu.

Zend dürüstçe cevap verdi. Onun neden bu kadar güldüğünü anlayamamıştı. Bu kadar komik olan ne vardı? "Sanmu Ailesi'ni duymuştum."

"Öyleyse kendimi tanıtmama izin ver. Ben, Sanmu Ailesi'nin liderinin tek ve öz kızıyım. İsmim Renyia Sanmu. Sekizinci seviye bir çift element büyücüsüyüm." Renyia konuştu ve birkaç saniye sessiz kaldı. Zend'in tepki vermediğini görünce tekrar konuştu. "Sorun yok, şaşırabilirsin."

Zend hala ifadesizce onu dinlemeye devam etti. Renyia da bunu görünce bozuntuya vermeden devam etti. "Seviyemden ve büyülerimden daha ilginç bir şey var. O da benim görünüşüm." Renyia yüzündeki tülü kaldırdı ve siyah saçlarını savurdu.

***

1130