Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

351. Bölüm Bir Saldırı Daha

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend, Era'nın yanına doğru ilerlemesiyle birlikte elinde, onları Beyaz Taç'a kadar götürebilecek bir büyü topu oluşturmuştu bile, büyüsü, eğer büyü değilse de her neyse o, Zend'in böyle durumlarda acayip işine yarıyordu. Çünkü en çok ihtiyacı olan şey hızlı hareket etmek oluyordu genç adamın, zaman onun için en değerli şey haline gelebiliyordu ve böyle bir zamanda, tam da ihtiyacı olan, yerini bir anda değiştirebileceği bir büyüydü... Tam olarak da o vardı zaten, elinde de... Son derece şanslıydı bu konuda da, bunu asla inkar etmezdi.

Ortağına bir selam verdikten sonra, hızlı bir şekilde onu kendisine yaklaştırdı ve geçen sefer büyüsüyle ilgili aldığı karara ithafen, Era ile birlikte tek bir büyü topunu kullanarak hareket etmeye başladılar... Artık, aynı yere gidecekleri zaman iki farklı büyü oluşturmayacaktı Zend, bu tamamen enerji kaybına yol açıyordu. Öteki halde de vücutların epey yaklaşması gerekiyordu ancak, bunun, enerji kaybetmeye göre daha iyi olduğu doğrultusunda bir karar kılmıştı genç adam. Asla enerjisini boşa harcamaması gerekiyordu... 

Göz açıp kapayıncaya kadar Beyaz Taç'a varmışlardı bile. Büyüsü gerçekten de çok etkileyiciydi... Hâlâ kendi resmi Beyaz Taç'ın ana, kahverengi binasının üzerinde asılı duruyordu, her ne kadar bu Zend'e gurur veriyor olsa da, aynı zamanda onun utanmasını sağlıyordu. Böyle bir şeyi daha önce yaşamamış olan, Zend'in neden utandığını kesinlikle anlayamazdı. Bu farklı bir şeydi, anlatılamıyordu, gerçekten garip bir şekilde utanıyordunuz sadece. Bir nedeni olmuyordu...

''Hadi, Sanzirna'nın olduğu daireye gidelim hemen.'' dedi Zend, zaten Beyaz Taç üyelerinin konakladığı binanın hemen dış tarafına getirmişti kendisini. Yolculuğa başlarken, bir anda aklına Beyaz Taç'ın bölgesindeki yerlerden aklına ilk gelen bu olmuştu. 

''Tamamdır.'' dedi Era, Zend'in önünden ilerlemeye başlayarak, merdivenlere hızlı bir şekilde ulaşıp ikişer üçer çıkmaya başladı, zaten çevik bir kedi olduğu için zıplayıp tırmanmak onun için bir sorun oluşturmuyordu... Zend de onu takip etmişti aynı hızda, o da adımlarının hızını artırmıştı biraz önce. İşi çabuk halletmeleri gerekiyordu sonuçta...

Sanzirna'nın kapısına varmaları çok kısa bir vakit almıştı yine, Sanzirna, her zaman olduğu gibi odasındaydı. Buraya gelmesinden sonra, Zend ona ne kadar tavsiye etmiş de olsa dışarı çıkmayı ve kendi istediği şeyleri yapmayı reddetmiş, bir görevde olduğunu söylemiş ve eğlenmeye vaktinin olmadığını anlatmıştı. Zend her ne kadar buna gerek olmadığını söylemiş de olsa, Sanzirna kararlı bir askerdi. Bir şeyi kafasına taktığı zaman kolay kolay vazgeçmiyordu, neyi sunsanız, ne yapsanız da işe yaramıyordu, nafileydi. Zend'in kendisine ihtiyacının olacağı düşüncesini beyninden atamıyormuş gibi görünüyordu bir türlü, sürekli olarak buna inanıyordu çünkü. Kendisine zaman ayırmıyordu bu yüzden, tek işi, kendi odasında durup antrenman ve meditasyon yapmaktı... Zend, onu gördüğü zaman bir görev ciddiyetinin nasıl bir şey olduğunu anlamaya başlamıştı ilk başta... Sanzirna kendisine göre çok daha yaşlıydı elbette, aralarında çok fazla fark vardı. Bu yüzden Zend'e göre daha deneyimliydi ve yaptığı şeylerin genellikle bir nedeni oluyordu, Zend'e destek olabiliyordu bu yönüyle. Ancak Zend, onu bir yedek kapısı olarak görüyordu her zaman. Başı sıkıştığı zaman kaçmak için gidebileceği, sert, ondan başkasına açılmayan sert bir kapı... Ancak ilk yöntem değildi, sonuçta Zend etraftakilerin yardımını almadan kendisinin gelişebileceğini göstermişti daha önce, zaten düşüncesi de buydu. Gerek yoktu diğer insanlarla uğraşmasına... Tabii, Sanzirna'nın bu huyu da bazen gerçekten işe yarar oluyordu. Örneğin şimdi burada olmasaydı o, en azından birkaç dakika daha kaybedeceklerdi Sanzirna'yı aramakla, bu onlara vakit kaybı olarak gelirdi ve vaktini kaybetmek, ölümsüzlük yolunda yürüyen birisi için en büyük yanlış bile olabilirdi. ''Vaktin geri gelmez, onu uzatabilirsin ancak bir kere yaşadığını bir kere daha yaşayamazsın, çoktan geçip gitmiştir, ancak onun arkasından bakarak düşünce ve anılarının içine dalabilirsin, daha fazlası olmayacaktır. Vaktini güzel değerlendirmen gerekiyor, yoksa onun gitgide kısalacağından emin olabilirsin...'' Ustası Hollis'in sözleri aklından geçmişti Zend'in, Hollis genellikle karşı cins ile irtibat halinde olmaya çalışıyordu, ancak söyleyeceği bir nasihat oldu mu da en iyi şekilde iletiyordu Zend'e. Zend şu anda on yılını dolduruyordu savaşçılıkta, üstelik o manyak adamın yanında geçirdiği süre de hesaplandığı zaman yaklaşık on üç yıl etmekteydi, bu zorlu ölümsüzlük yoluna başladığı günden beri geçen zaman... Tüm bu süreç boyunca, ustası Hollis'in söylediği bir şeyin yanlış olduğunu gördüğü olmamıştı. Çünkü Hollis'in tüm tavsiyeleri doğruydu, bunun farkındaydı genç adam. O her zaman ağzını açıp da Zend'e bir şeyler söylememekteydi, ancak ağzı bilgi vermek için açıldığında da, kesin işe yarayacak şeyler duyardı Zend. Ustasına bu şekilde alışmıştı neredeyse... Onun kişiliğini öğrenmişti yani.

''Zend!'' dedi kadın, Zend'e doğru ilerlemiş ve meraklı, aynı zamanda da heyecanlı olan gözlerle genç adama bakmıştı. ''Bir baloda olduğunu sanıyordum, neden buradasın? Yoksa erken falan mı bitti? Yok yok, bana ihtiyacın mı var senin?'' diyerek devam etti Sanzirna, Zend'in yüzünden, onun neler düşündüğünü anlamış gibi görünüyordu. Zend'in gözlerindeki yardıma ihtiyacı olduğunu belli eden o özel bakışı pek çok kişi de anlayabilirdi zaten, Sanzirna sadece bunlardan birisiydi...

''Heh, tam üstüne bastın.'' dedi, yavaşça gülümsemişti. Aynı zamanda da bir yandan saatine bakıyordu, yetişmek istiyorlarsa, hızlı hareket etmeleri gerekiyordu. ''Sanzirna, senin de el atman gereken bir durum oluştu, bana yardım etmen mümkün mü?'' diyerek devam etti genç adam, sesi sakin ve nezaketliydi. 

''Elbette, bu benim en doğal görevim!'' dedi Sanzirna, bir dakikalığına izin istemiş ve üzerindeki kıyafetleri değiştirmiş, hızlı bir şekilde de geri dönmüştü. ''Ne yapmam gerekiyor, ben de zaten evde sıkılıp duruyordum. Biraz aksiyon yakalamayı başarırsam gerçekten de iyi olur...'' dedi, Zend onun gerçek bir avcı olduğunu da o an fark etmişti. Müdür yalnız başına olan hedefleri avlayan bir büyülü yaratık gibiydi adeta, Zend'in aklına ilk gelen şeyler bunlardı...

''Evet, hadi gidelim.'' dedi Zend, şimdi sıra Fozre Ailesi'nin ana malikanesini rahat bir şekilde parçalamaya gelmişti, yakacak, yıkacaklardı orayı... Ancak bunu yapan Zend olamayacaktı elbette ne yazık ki, kendisinin yapması gereken uzaktan izlemek ve Vosu'yu beklemekti. Sonuçta kendisinin asıl hedefi Fozre Ailesi'nin ev ve üyeleri değil, liderinin ta kendisiydi... Diğerlerini öldürmesine gerek yoktu, zaten Fozre Ailesi'nden masum birilerini öldürdüğü duyulursa, kesin Fao ile araları bozulurdu. O vatandaşına değer verecek birisiydi büyük ihtimalle, ancak ne yazık ki böyle düşünmeyen çok fazla kişi vardı...

Sanzirna'ya kısaca özet geçti durumu, şimdi gidip o evi yok etmelerinin gerektiğini söyledi. ''Eve bir kere daha saldıracağız! Sen güzel güzel parçalarsın her yeri, değil mi? Ben ve Era gelemeyeceğiz, hedefimiz ayrı ve onun ortaya çıkmasını bekleyeceğiz. Unutma, sen de hızlı bir şekilde yakalanmayacak, izini kaybettirmeyeceksin. Yoksa işimiz daha da çok zorlaşır... Rakibin, her zaman seni yenebileceğine inanması gerekiyor. Aksi halde seni yakalayamayacağını anlar ve direkt olarak başka meselelerin üzerine gider, seni kovalaması neyi değiştirecektir ki? İşte burada, senin çok farkı açmaman gerek. Aynı zamanda bunu bilerek yaptığını da belli etmemen en iyisi olur, sanki gerçekten de kaçmaya çalışıyormuş gibi oyna oyununu, bu şekilde zorluk çekmeyeceğiz...'' dedi, Sanzirna'nın da olayı anlamasıyla birlikte, artık konuyu kapatabileceğinin farkına varmıştı.

''Anlıyorum...'' dedi Sanzirna, ani bir şekilde dışarı çıkmıştı. ''Zaten geçen sefer girmiştik, şimdi bir kere daha girerek, bu sefer daha çok zarar vermek epey güzel olacak. Geçen seferki saldırımızda da kendimi tutmak zorunda kalmıştım, anlaşılan hep kendimi engellemem gerekiyor, heh...'' dedi ve bir nefes verdi kadın. Kendisini tutması pek kolaya olmayacaktı, ancak gerekliyse, böyle bir şeyi yapmaktan da geri çekilmeyecekti...

''Evet, biraz öyle oluyor...'' dedi Zend, yavaşça gülümsemişti. Daha sonra da, vakit kaybetmemelerinin gerektiğini düşünmesiyle birlikte bir büyü topu daha oluşturmuş ve hep birlikte, Fozre Ailesi'nin evine doğru yaklaşmaya başlamışlardı. Hatta direkt olarak yaklaştılar denilirse daha doğru olurdu... ''Neyse, askerler gelene kadar eve gerçekten ciddi anlamda zarar ver. Böylece Vosu'nun, sinirden kudurmuş bir şekilde eve dönmeye çalışmasını görebiliriz...'' diyerek devam etti. ''Biz dışarıya çıkıp gizleneceğiz, gerekirse daha sonradan saldırıya geçeriz, ancak buna gerek kalacağını sanmıyorum. Büyük ihtimalle sen tek başına halledebilirsin, bizim yardımımıza ihtiyacın olmaz, sen Ejderha Seviye bir savaşçısın sonuçta, senin yanında ben neyim ki?..'' dedi, iyice gülmüştü esprili konuşmasıyla birlikte.

''Tamam.'' dedi Sanzirna hiç itiraz etmeden, yüzüne yüzüğünden çıkardığı maskesini yerleştirdi, bunu Zend'i tehlikeye atmamak için yapıyordu aslında... ''Öyleyse ben giriyorum hızlıca, vakit kaybetmeyelim. Bir yandan da enerjimle etrafı tarıyor olacağım, birileri yaklaşarak üzerime doğru gelirse, yavaşça geri çekilmeye başlarım ve kaçıyormuş gibi davranırım. Ucu ucuna takip edebilirler beni, böylece hem yakalanmam, hem de kovalamayı bırakmazlar.'' diyen Sanzirna konuştuktan sonra, hızlı bir şekilde ellerinde beliren iki kılıç ile birlikte Fozre Malikanesi'ne dalmış, çığlıkların, yardım isteklerinin birbirlerine karışarak anlaşılmayacak seviyeye gelmesine neden olmuştu... Aynı zamanda, evin kolonlarında da büyük bir zarar veriyordu. İçeride koruma ve nöbetçiler vardı, ancak görünüşe göre Kral Dustin, evin üzerinde bir Kraliyet Askeri bırakmamıştı. Bu da evi direkt olarak açık hedef haline getirmekteydi, sonuçta Sanzirna'ya başka kim karşı koyabilirdi ki orada? Herhangi bir sorun yaşamaması gerekiyordu genç görünümlü kadının... Eğer ki sorun yaşarsa bu planın sonu gelmiş olabilirdi, tamamen farklı bir yol izlemeleri gerekebilirdi. 

''Biz de beklemeye başlayalım bakalım...'' dedi Zend, hızlı bir şekilde dışarıya çıkmıştı. Kafasında çoktan askerlerin gelme ihtimalinin en yüksek olduğu yol vardı, öncelikli olarak bu yoldan gelmelerini bekleyecekti. Aynı zamanda diğer yerleri de kontrol edecekti elbette, Sanzirna'yı içeride bıraktıkları için, birden fazla yolu kontrol etme imkanları kalmış sayılmazdı. Neyse ki, Era'nın enerji çemberi epey genişti. Bu sayede askerlerin nereden geldiği konusunda epey bilgi sahibi olabileceklerdi.

''Tamam.'' dedi Era Zend'i onaylayarak, belirledikleri bir yere geçip enerjilerini gizlerken, beklemeye çoktan başlamışlardı...

Yaklaşık yirmi dakika içerisinde, ilk asker grubu ulaşmıştı buraya. İçlerinde iki tane Kraliyet Askeri varmış gibi görünüyordu, Era'nın anlattığına göre. İki tane Kraliyet Askeri Sanzirna'nın geri çekilmesine yetmezdi, biraz daha bu şekilde sürdürebilirdi baskısını, bu yüzden henüz beklemeye devam etmeleri gerekecekti. Üstelik Vosu'nun oradan çıkmasına da en azından yarım saat vardı hâlâ, bu yarım saat içerisinde tüm birliklerin buraya akın etmesini umuyordu Zend...

''Hadi, gelin...'' demişti sessizce... Dediği gibi de olmuştu, bir birlik daha gelmişti hızlı bir şekilde, burada da birkaç tane Kraliyet Askeri vardı. Bu Sanzirna'nın geri çekilmesi demek oluyordu, anlaştıkları yere doğru kaçmaya başlamalıydı şimdi o. Tüm askerler aynı rotayı kullanmıştı içeriye doğru gelirken, yani Vosu'nun nereden geleceği de belli olmuştu dolaylı olarak. Aynı zamanda, Vosu'nun serbest bırakılmasına da yaklaşık on beş dakika kalmıştı.

Bu on beş dakika da hızlıca geçivermiş, bir ekip daha gelmişti. Sanzirna çoktan kaçmaya başlamıştı, malikanenin bir bölümü çoktan alevler tarafından yutulmuştu, Zend'in beklediği yerden görülebiliyordu gecenin karanlığını yırtarak yükselen turuncu ateşler... Zaten sesleri de duyuyorlardı. Şimdi Vosu serbest bırakılmıştı ve askerlerin tamamının geldiği yola bakıldığında, onun geleceği yol da kesinleşmişti, bu yüzden hızlı bir şekilde bu yolu takip ederek Vosu'nun gelmesini beklemeye başlamıştı iki kafadar, planın başarılı olmasını umuyorlardı... 

Bir bekleyişin daha ardından, bir at arabasının hızlı bir şekilde buraya doğru yaklaştığını görmüşlerdi.

***

1690