Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

327. Bölüm Kaon ile Anlaşmak

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

 ''...biz ortak düşmanlara sahibiz, Lord Zend. Bu ortak düşmanlardan birisini yok etmek, ikimiz için de çok iyi olmaz mı?'' Kaon'un sorusunun ardından, Zend bir süre oturup düşünmüştü orada. Sanmu Ailesi'ni de yanına almasının ona bir zararı olur muydu ki? Ne kadar fazla destek alırsa o kadar rahat ederdi, sonuçta Dustin ya da kıdemli biri onu bir şekilde suçlarsa, onun arkasında durarak, Zend'in korunmasını sağlayacak olan ailelerin sayısının artması, her türlü genç adamın çıkarına hizmet eden bir olaydı. 

 

Durum mantıklı bir şekilde düşünüldüğünde Zend'in bunu kabul etmesi oldukça doğal olurdu, sonuçta Sanmu Ailesi Vosu'nun ölmesini istiyordu, Zend de bunu yapacaktı zaten. Ancak bunu yapacak olmasının nedeni onların istemesi değildi, aslında bu büyük bir şans olmuştu onun için... Çünkü Zend şimdi, zaten yapacağı bir şey için adeta durduk yerde bir destek bulmuştu. Sanmu Ailesi'nin isteğini normalde reddetmeyi düşünüyordu Zend, çünkü buraya kendi isteğiyle bile gelmemişti, tehdit edilerek getirildiği bir yerde neden bir isteği kabul ederdi ki bir insan? Buna iki cevap verilebilirdi, birisi karşı tarafın tehdit etmekten vazgeçmeyip, kişiye devamlı olarak bu şekilde baskı yaparak istenilen işi yapmasını sağlaması olurdu. İkincisi ise, tehdit eden kişilerin isteği ile tehdit edilenin isteğinin aynı olmasıydı. Ancak bu şekilde aynı seçenekte karar kılabilirdi iki taraf.

 

Zend'in denk geldiği ise ikinci cevap olmuştu. Kendisi de Vosu'yu öldürmek isterken, Vosu'yu öldürmek isteyen başka insanlara elbette hayır demezdi, üstelik bunun üzerinden, o insanlarla arasındaki ilişkiyi ilerletebilirdi bile. Sanmu Ailesi ile dost olabilirdi yani, Sanmu Ailesi çok üst düzey bir aile olmasa da, sıradan da sayılmazdı. Onlarla birlikte olmak fena olmazdı, karşılığında hiçbir şey vermeden.

 

Bu yüzden kabul etmekte olan kararını kesinleştirmişti Zend. Yavaş bir şekilde gülümsedi ve yüzüne dost canlısı bir ifadeyi takındı. ''Eğer isteğiniz buysa, kabul edeceğim Lord Kaon.'' dedi, daha sonra da yavaş bir şekilde ayağa kalktı. Sanmu Ailesi'nin ona vereceği bir şey yoktu muhtemelen, para önerebilirlerdi, ama Zend'in paraya ihtiyacı olduğu söylenemezdi. Elbette, parayla pek çok şeyi alabilirdi, örneğin işine yarayacak teknikleri piyasada bulup, fazla fazla elde ettiği parasıyla birlikte elde edebilirdi. Ancak bunu yapmasına da gerek yoktu... Çünkü zaten, öğreneceği teknikleri onun için seçebilecek pek çok kişi vardı. Zend'in özel olarak gidip de satın alması henüz gereksizdi, eğer lazım olursa gelecekte böyle bir şeyi yapabilirdi, ama şimdilik ihtiyacı yoktu. Gri Engerek, Zend'in ihtiyacı olan teknikleri onun için rahatça bulabilirdi. Gri Engerek olmazsa Tarini'den isterdi, Beyaz Taç Zend'i herhangi bir şekilde maddi sıkıntıya sokcak değildi elbette, Zend Güneş Ailesi'ne de yakın bir konuma geliyordu yavaş yavaş, Tarini, Beyaz Taç'ın adına ona yardım etmese dahi bireysel olarak ona destek çıkabilirdi. Hadi bir terslik olsa, Tarini de Zend'e bu konuda destek olamasa, bir ustası da vardı bunu yapabilecek, Hollis ne kadar zamandır boş boş oturuyordu, Zend'e yardım etmek için zahmet edebilirdi herhalde...

 

''Karşılığında bir şey istemeyecek misiniz?'' dedi Kaon, Zend usulca kapıya doğru ilerlemeye başlamışken. ''Bu sizin için o kadar kolay bir şey olamaz herhalde, sonuçta Vosu'dan bahsediyoruz... Onu ne kadar sevmiyor olsam da, belirli bir güce sahip olduğunu da ne yazık ki inkar edemem...'' 

 

''Hayır, teşekkürler.'' dedi Zend, Sanmu Ailesi'nden bir şey almaya ihtiyaç duymadığı için direkt olarak bu konuyu kapatmaya karar vermişti. ''Paraya ihtiyacım yok, aynı şekilde bana sağlayabileceğiniz bir imkanın olduğunu da sanmıyorum, Gri Engerek ve Beyaz Taç benim için yeterli oluyor her türlü konuda. Yani sadece dostluğunuz benim için yeterli bir ödül, Vosu'yu öldürmeyi zaten daha önceden de düşünüyordum. Sizin isteğinizle de bunu netleştirdim, size onun ömrünün pek uzun olmayacağını garanti ediyorum. Ah, elbette, Renyia'nın o gün gördüğü şeylerin gizli kalması için de bir sözleşme isteyeceğim, sonuçta anlaşmamıza bu da dahildi.'' dedi Zend kafasını yana doğru çevirmişken. Vücudu kapıya dönüktü. Biraz önceki gergin atmosferin direkt olarak kaybolduğuna herkes şahit olmuştu bir anda odada, Zend'in birkaç saniye önceki tehditkâr tavırları hızlıca kaybolmuş, yerini dostça bir konuşmaya bırakmıştı. Bu, Sanmu Ailesi'nden olanların epey şaşırmasına yol açsa da, kimse şikayetçi değildi. Çünkü Zend'in dostane halini tercih ediyorlardı, biraz önce onun ne kadar baskıcı olabileceğini fark etmişlerdi. Bir anda bu şekilde dostça davranmaya başlaması garip olarak da karşılanabilirdi, genç adamın, ama biraz öncekine göre daha iyi olduğu kesindi...

 

''Oh...'' dedi Kaon, gözleri iyice açılmıştı Zend'in böyle bir cevap vereceğini düşünmemiş olmalıydı, ''Lord Zend, beni gerçekten de hayretler içerisinde bırakıyorsunuz.'' diyerek devam etti, Zend'in kendine olan güveninin böylesine yüksek olmasını hiç mi hiç beklemiyordu. Sonuçta Zend daha on yedi yaşındaki bir çocuktu, Vosu gibi birini öldürmesi gerçekten de mümkün müydü? Üstelik bunu direkt olarak kabul etmişti, hiç zorlamamıştı bile! Karşılığında bir miktar para ya asker asker, güç, Sanmu Ailesi'nden bir yer, hiçbir şey istememişti... Kaon Vosu'nun bir şekilde öldürülmesini Zend'e zor da olsa kabul ettirebileceğini düşünüyordu, onun da Vosu'ya düşman olduğunu göz önünde bulundurduğu zaman. Ancak bunun böylesine kolay olacağını hiç düşünmemişti! Üstelik... Zend, biraz önce Vosu'yu kendisinin öldüreceğini mi söylemişti? ''Lord Zend, Vosu'yu öldürmeyi bir şekilde bir üstünüze kabul ettireceğinizi düşünmüştüm, ancak onu gerçekten de siz mi öldüreceksiniz? Biliyorsunuz ki, Fozre Ailesi'nin evinde çok sayıda koruma var, Ovaur'un öldürülüşünün ardından zaten koruma sayısı artırılmıştı, şimdi Ankoa da katledildi ve ev iyice askerlerle dolup taşmaya başladı!'' dedi, sesini hafifçe yükseltmişti, şaşırmasından kaynaklı olarak. ''Onunla kafa kafaya savaşarak zafer elde etmeniz konusunda oldukça emin olduğunuzu görüyorum, bu beni son derece şaşırttı ancak Vosu'yu yalnız başına yakalayabileceğinizden de emin değilim, bu konuda bir yardım istemediğinizden gerçekten emin misiniz? Kral Dustin kesin her türlü korumayı sağlayacaktır çünkü oraya... Gri Engerek ve Beyaz Taç'tan yardım alacak olsanız bile asker sayısı az gelebilir, size pek çok koruma büyüsünü verebiliriz gerektiği takdirde. Bu isteğin karşılığını ödemeye hazırız yani, Sanmu Ailesi destek için bekliyor, hiçbir şey istemiyor musunuz? En azından, eve girmek için size destek olacak büyüleri verebiliriz.'' 

 

Zend Kaon'un hızlı hızlı konuşmasına bakmıştı birkaç saniye boyunca, kendisini biraz sorumlu hissediyordu anlaşılan, Zend'in yalnız başına bu işe atılmasını istememişti. ''Lord Kaon, biraz önce değinmiştiniz, daha önce kendi imkanlarımla zaten Fozre Ailesi'nin evine girmiştim ve o seferde de Kral Dustin, elinden geleni her şeyi yapmıştı beni durdurmak için. Hatta Tou'yu bile yollamıştı... Kendi sağ kolunu, sadece beni engellemesi için yollamıştı, bir sürü askerle birlikte, Kraliyet Askerleri de dahil... Ancak sonuç olarak, sağ kolu en sevdiği kılıçlarından birini kaybetti. Bu Tou'nun gücünden kaynaklanıyordu, eğer orada başka birisi olsa şu anda onun hâlâ bana tehdit oluşturabiliyor olduğunu göremiyor olurduk. Ben bir sefer Fozre Ailesi'nin evine rahat bir şekilde girmeyi başardım ve Tou'nun işlerimi böleceğini bilmiyordum, onun Fungyuo'da olduğunu sanıyordum. Eğer o gelmemiş olsaydı zaten o gece istediğim her şeyi elde etmiş bir şekilde ayrılırdım oradan, yani tekrar girebilmemde sorun olmayacaktır. Ancak bana sağlayabileceğiniz şu büyülerden biraz bahsedebilirsiniz, örneğin işime nasıl yarayacaklarını epey merak ederim doğrusu...'' dedi genç adam, bu tip geliştirme büyülerini daha önce duymuştu, ancak yüksek seviyeli, büyücü bir tanıdığı olmadığı için öyle şeylerden yararlanma fırsatı olmamıştı, eğer Sanmu Ailesi'nden böyle bir yardım gelirse reddetmezdi doğrusu. Biraz önce Sanmu Ailesi'nin kendisine sağlayabileceği şeyleri düşünürken bunlar aklına gelmemişti, ama şimdi düşünmüştü de, ciddi anlamda iyi geliştiricilere sahip olursa yaptığı her şey daha kolay olurdu. 

 

''Elbette işinize yararlar,'' diyerek, Renyia'yı işaret etmişti Kaon. ''Renyia, çeşitli büyü kitaplarıyla birlikte pek çok destek büyüsü yapabilir, o çift element büyücüsü olmasının yanında destek büyülerine de son derecede hakim, Mental yönden epey yetenekli, zihinsel büyüleri yapmak onun için çocuk oyuncağı... Henüz on üçüncü seviyede, ancak on beşinci seviyedeki büyüleri bile birazcık fazla enerji harcayarak yapabilmesi mümkün, o kadar yetenekli bir kızım var, övünmek gibi olmasın...'' dedi, daha sonra da Gevas'a doğru döndü. ''Aynı şekilde Gevas da bu konuda çok yetenekli, onlar sadece genç nesilden olduğu için yapabildikleri büyülerin sınırları var, ancak Sanmu Ailesi bir büyücü ailesi, ailemizin içerisinde sizi güçlendirmek için son derece yüksek seviyeli büyüleri yapabilecek olan bir sürü büyücü var.  Ailem, Pounz'un en iyi destek büyülerini yapabilen nadir ailelerden birisi, bu konudaki namımızı duymuşsunuzdur... Şu anda bile müsait olan pek çok kişiyi bulabileceğimden eminim, sizin birçok niteliğinizi geliştirebilirler.'' 

 

'Sanmu Ailesi...' Zend yolda okuduğu bilgilerden bir kısmını daha hatırlamıştı aniden. 'Pounz'da pek fazla büyücü ailesi yok, büyücülük savaşçılığa göre daha az tercih edildiği için, büyücü ailesi sayısı da oranla daha az oluyor. Sanmu Ailesi bu ailelerin başında geliyor, çok büyük bir güçlerinin olduğu söylenemez ancak pek çok büyüye sahipler, kişiye yardım edebiliyorlar birçok şekilde... Özel büyülerini satmıyorlar, bu yüzden tam olarak zengin olabildikleri söylenemez. Çok değerli büyüleri her zaman saklı kalıyor, diğer tür büyülerini satarak ailenin gelirinin büyük bir kısmını oluşturuyorlar... Onların değerli destek büyülerinden birkaçını alabilirsem, gerçekten de işim epey kolaylaşmış olur. Eh, sanırım büyü konusunda yetenekli oldukları söylenebilir, iradeleri pek sağlam değil ama Lin Enerjileri çalışıyor.'

 

''Oh, tamam o halde.'' dedi Zend, düşünceleriyle birlikte geçirdiği bir zamanın ardından. ''Size bir şekilde haber veririm, saldıracağım zaman. Çok geç olmaz, şu elemanlar, Fozre Ailesi'nin, Pounz dışına çıkmış olan üyeleri geri gelmeden önce Vosu'yu öldürmek için harekete geçeceğim, bu süreçte meşgul olmamaya çalışsınlar.'' Bir yardıma hayır demezdi sonuçta genç adam...

 

''Oldu bil.'' Kaon elini yumruk yapmasının ardından baş parmağını yukarı kaldırarak bir başarı işareti yaptı. ''Haberinizi bekliyoruz, Lord Zend.'' 

 

Zend kafasını sallayarak çıkışa doğru yöneldi, bu sırada Era da ayaklanmıştı. Hızlıca kapıya doğru geçtiler ve evin bahçesine adım attı Zend. ''Lord Kaon, biraz önce söylediğiniz şeyleri bir başkasının duymasına izin vermeyin lütfen.'' dedi, kafasını arkaya doğru dönüp, kapıdan onu izliyor olan aile liderine göz ucuyla bakmıştı. ''Aynı şekilde, yıllar önce kazara Renyia'nın seyirci olduğu şeyleri kimsenin duymadığından emin olun, yoksa ikimiz de üzülürüz.'' dedi, tekrardan sesindeki tehditkârlığı hafifçe ortaya çıkarmıştı.

 

''Emin olabilirsiniz.'' dedi Kaon, kafasını sallamıştı. Zend'in bu seferki bakışları çok da işe yaramamıştı, ne kadar gerçekçi görünseler de onların aslında sahte olduğunu anlamıştı çünkü Kaon. Zend ile çoktan anlaşmışlardı...

 

Zend, kısa bir süre içerisinde görünürden kaybolmuştu, onu bekleyen arabasına atlayıp. 

 

''Heh...'' Bir nefes verdi Kaon. ''Gerçekten son derece zorlu biriymiş, eğer Vosu'yu öldürmeyi kendisi de düşünüyor olmasaydı, onu kesinlikle ikna etmeyi başaramazdık... Üstüne bizim ailemiz de onu tehdit ettiğimiz için sıkıntılı günler geçirebilirdi.'' 

 

Arkasındaki Renyia, cevap vermişti babasına. ''Çok değişmiş o, baba. Eskisi gibi değil hiç...''

 

''Renyia, ne bekliyordun? O epey büyümüştür, herkes senin güzelliğin gibi değil ki ebediyen aynı şekilde devam etsin, hahahaha...'' diyerek güldü adam, kızını biraz övmek istemişti. ''Bunu o da fark etmiş olacak ki, odaya girdiğin zaman gözlerini senden alamadı.'' 

 

''Hayır, o şekilde değişmekten bahsetmiyorum...'' dedi Renyia, yavaşça kafasını sallamıştı iki yana. ''Eskiden gördüğüm çocuk sinir bozucuydu, insanı gıcık edebiliyordu. Ama aynı zamanda da çok iyi, samimi birisiydi, sana gülümsediği zaman onun gerçekten de her şeyiyle birlikte güldüğünü hissedebiliyordun. Güldüğünde yüzünden şefkat yayılıyordu adeta, herkesi kucaklamak için dışarı ilerliyordu. Bu yüzden onu değerli biri olarak görmüş, Yuathra Dev Kertenkelesi'ne rağmen arenaya atlayıp, Zend'in hayatını kurtarmak için çabalamıştım zaten... Ancak şimdi gördüğüm Zend çok farklı. Eskiden gördüğüm küçük çocuk yok olmuş sanki, gözlerimin önünde acımasız bir katil duruyor, o saf çocuktan bir iz bile kalmamış... Çok içten gülüyor hâlâ, evet. Güldüğü zaman yine bir sıcaklığın beni kavradığını hissettim, ancak bu gülümsemeler yalanmış, onu da fark ettim. Eğer yalan olmasaydı, bir anda silinmezlerdi onun yüzünden... Beni korkutan da bu, eskisinden hiçbir fark yokmuş gibi görünüyor güldüğü zaman, ama aslında olan şeyler bambaşka... Onun, nasıl bu kadar hızlı gelişebildiğini fark ediyorum yavaşça. Zend sadece son derece güçlü değil, aynı zamanda muazzam bir şekilde kendini kontrol de edebiliyor, eminim, hayatını birlikte geçirmek istediği, delicesine aşık olduğu bir kadını bir şekilde öldürse bile, yüzünde ufacık bir değişiklik dahi olmayacaktır... O, eskiden bir elmas gibiydi, parlıyordu, güçleneceği belliydi, bunu, Yuathra Dev Kertenkelesi'nden artakalanlar yere çökerken anlamıştım. Ancak şimdi... Hâlâ elmas, orası doğru. Ama aynı zamanda bir hançere de dönüşmüş, rakiplerinin kalbine saplanmak için her an hazır gibi. Bir şeyler, ona şekil vermiş olmalı...'' 

 

***

 

1905