Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

245. Bölüm Dönüş Yolculuğu

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

 

Kısa bir süre içerisinde yemeği yemiş, Tolan Şehri'ne doğru yola çıkmışlardı. Aynı odada olan Berinne ve Zend, bir yandan sohbet ederken, bir yandan da başka şeylerle uğraşıyorlardı. Zend'in elinde bir Siyahlar listesi vardı ve sayfayı her çevirişinde gözlerinin önünde beliren bir başka yüz genç adamı selamlıyordu. Tanımadığı çok fazla kişi vardı ve yakın zamanlarda, bu yüzler ile karşılaşacağının farkındaydı. Diğer potansiyel düşmanlarının yeteneklerini bilme imkanı yoktu, ama Siyahlar'da uzun süre vakit geçirmiş kişilere ait pek çok bilgiyi çeşitli kitaplardan bulabiliyordu ve gelecekte buradakilerle savaşma olasılığı olduğu için, Siyahlar'ın içinde birisiyle daha savaşırsa, bu savaşın içerisindeyken eski altmış beşinci ile yaptığı savaşta olduğu gibi bilgisiz olmak istemiyordu.

''Berinne, şimdi Renkli Yıldırım Krallığı'na geri döneceksin, değil mi?'' Zend tanımadığı birinin daha yüzünü incelerken, gözlerini, Zend'in yapıyor olduğu gibi bir şeyleri okuyarak yolcuğunu geçiren Berinne'ye doğru kaydırmış ve sormuştu. 

''Evet, Renkli Yıldırım'a dönüp epey yaklaştığımız Dört Büyük Krallık Turnuvası için çalışmalıyım bayağı. Bundan önceki turnuvalarda kardeşlerim her seferinde ya birinci oldu ya da ilk üçe girdi. Benim de bu performansı gösterebilmem gerekiyor, birinciliğe koşmak zorundayım. Birinci olabilirsem babam beni daha fazla rahat bırakacaktır muhtemelen, bunu gerçekten istiyorum... Ancak eğer birinci olamazsam epey başımın etini yiyecektir. Üstüne üstlük bir de ilk üçe giremezsem, babamın karşısına çıkamam. Birincilik için yeterli olduğumu düşünmüyorum daha üstelik, bu yıl boyunca başka hiçbir şeye vakit ayırmadan güçlenmeye çalışacağım. Tekniklerimi mükemmelleştirmeliyim, çok fazla rakibim var. Özellikle Yama Ailesi'nin Ağır Kılıçları ile mücadele etmek hiç de basit değil sonuçta... Turnuvaya katılacağını söylemiştin, yani sen de bu sene epey eğitim yapacaksın, değil mi? Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası'nda ne kadar yol katetmeyi başarabilirsen, değerin de o kadar artar ve pek çok destek görebilirsin. Gelecek için çok daha avantajlı olursun yani, özellikle sen henüz on sekiz yaşındayken turnuvada iyice yol almayı başarabilirsen, destekçilerinin sayısı tahmin bile edemeyeceğin kadar hızlı bir şekilde artacaktır.'' Berinne de uzunca cevaplayarak gözlerini kitabında tutmaya devam etmişti. Daha sonra kitabından ayırdığı gözlerini Zend'inkilerle buluşturdu. 

''Elbette, bunların farkındayım.'' diye konuşmasına başladı Zend. ''Ancak turnuvada çok da ileriye gitmek gibi bir amacım yok aslında, oraya sadece genç nesil hakkında bilgi edinmeye gideceğim. Rakiplerimin ne derece güçlü olduğunu görmek istiyorum yani. Turnuvada yüksek bir sıra elde etmek için pek hırslı değilim, olduğu kadar dener çıkarım. Üstelik ben, son on yılımı Chibui'de eğitim yaparak geçirmiştim zaten, daha fazla eğitim ve antrenmanı bünyemin kaldıracağını sanmıyorum, hasta falan ederler beni... Kısaca söylemem gerekirse bunaldım, Ağır Kılıç'ı daha iyi kullanmak için bir şeyler yaparım sadece, büyük ihtimalle. Gerisini umursamam.'' diye konuştu genç adam. 

''Seviye falan atlamayı düşünmüyor musun yani? Bir yıl kadar bir vaktin var, eğer seviye olarak yükselerek oradan da birçok nitelik kazanırsak toplam gücün oldukça yükselecektir. Şu anda sadece yedinci seviyedesin ve yapabildiğin şeyleri kendi gözlerimle gördüm, bir de yüksek seviye olduğunu düşünsene, yapabileceğin şeyleri hayal edebilir misin? Üstelik ben, yapabileceğin şeylerin tamamını görebilmiş olduğumu da zaten düşünmüyorum. Haksız mıyım?'' Berinne kitabının kapağını kapattı ve Zend'e bakarak, tavsiyelerini dile getirdi.

Zend bir nefes verdi. Berinne'ye neden sorduğu şeyleri söylemek zorundaymış gibi hissediyordu ki? Sadece beş gündür tanıdığı birine elbette bu tip, gücünün sınırları ile ilgili bilgi içeriyor olan şeyleri söylememeliydi, burada normalde söylemesi gereken şey onun, daha önce Zend'in tüm gücüne tanık olmuş olduğuydu. Böylece elinde gizli kozları kalmış olurdu. Üstelik güç seviyesinin nerelere ulaştığını da, Berinne gibi, gelecekte rakibi olan birine söylemesi mantık içi olur muydu? Tabii ki olmazdı, bu gibi bilgileri ona vermesi sadece Zend'e zarar verirdi, ama nedense genç adamın içinden bir ses söylemesini, bir sorun olmayacağını söylemişti. Berinne Ranon'un kardeşi Harsis'e sahip olsa da, Ranon daha önce Zend ile konuşurken ona Harsis'e güvenmemesini, onun sadece Ranon'a ihanet etmeyeceğini söylemişti. Ranon Zend'in içindeydi diye, Zend'e bağlı kalacak değildi. Böyle söylemişti yaşlı varlık, Zend'in sadece bu uyarıdan dolayı bile, geçmiş günlerde Harsis'ten dolayı bazı şeylerde güvenmiş olduğu Berinne'ye henüz güvenmemesi gerektiğini düşünebilirdi. Bu yüzden içinden cevap vermek gelse de, bu isteği reddederek konuşmaya başladı: ''Berinne, henüz beş gündür tanıyor olduğum birine gücümün seviyelerini söylemeyi pek güvenli bulmuyorum, kusura bakma. Ayrıca şu anda seviye atlamayı da düşünmüyorum, çünkü seviye atladığım takdirde istemediğim şeylerle karşı karşıya kalma ihtimalim var. Üstelik tüm dünyaya, yedinci seviyede de epey çok şeyin başarılabileceğini göstermek istiyorum, yani şu anki planlarım arasında seviye atlamak yok.'' 

Kendisinin de söylediği gibi, genç adamın şu anda seviye atlamak gibi bir amacı yoktu, çünkü seviye olarak yükselmesinin karşılığı olarak canı yanabilirdi. Şu anda Venda ona daha fazla adam yollamayı bırakmıştı, ancak bunun nedenini Ranon da Zend de bilmiyorlardı. Zend seviye yükselerek bir tehdit haline gelme potansiyelini onlara gösterdiği zaman, Venda onu direkt olarak öldürmek için epey çaba sarf edebilirdi. Bunu da istemiyordu genç adam doğal olarak, daha önce ustasının mührünü kaldırmasının bedelini, şimdi bu seviyede kapana kısılmış bir şekilde kalmakla geçiriyordu... Pişman olmadığı da bilinmeliydi, çünkü ustasının hayatını kurtarmayı başardığı için hangi seviyede olduğunun hiç önemi yoktu. Hollis yaşıyordu ya, bu onun için yeterliydi. Ustasının ölmüş olduğu bir geleceği düşünmek onu zorluyordu...

Ama seviye atlamamasının tek sebebi bu değildi tabii. Seviye olarak yükselmemesinin bir sebebi de, toplumun düşük seviyedekilere bakış açısını değiştirmekti. Yedinci seviyede diye, yedinci seviyenin üzerinde olanları yenemeyecek miydi? Böyle bir ön yargıyı kabul etmek istemeyen Zend, tüm dünyaya düşük seviyedeyken de büyük şeyler başarılabileceğini, güçlenmenin tek yolunun seviye atlamak olmadığını göstermek istiyordu. Sadece yedinci seviyedeki birinin, o turnuvada kendinden çok daha yüksek seviyede olanları yenişini izledikleri zaman, etrafta olan insanların ona şaşkın gözlerle bakışını görmek istiyordu. Bu sebeple, turnuvaya kadar bir seviye bile atlamayacaktı! Daha sonraki zamanlarda ise hayatın göstereceği şeylere göre hareket edecekti.

Berinne Zend'in söyledikleriyle birlikte hafifçe somurtarak ona bakmıştı. ''Zend, sadece uzun süredir tanışmış olmadığımız için bana güvenmiyor musun? Ah... Çok kırıcı...'' diyerek elini alnına götürdü genç kız. ''Ama anlayabiliyorum, sonuçta hemen herkes güveneceği kişiyi uzun süredir tanıyor olması gerektiğini düşünüyor; fakat benim birine hayatımı emanet edebilecek kadar güvenmem için onu uzun süredir tanımam gerekmiyor, sadece bir saat önce tanıştığım birisine bile hayatımda en yakın olduğum kişi olarak bakabilirim, onunla kısa süre önce tanışmış olmamız benim için bir engel değil. Böyle bir şeye takılmamanı isterdim ama sen, benden büyük biri olmamana rağmen sorduğum bir soruya cevap vermedin. Genellikle sorularımın ardından istediğim cevaplar gelir, senin, beni istediğim bir cevaptan uzak tutan, son yıllardaki ilk kişi olduğunu söyleyebilirim bile.'' dedi ve birazcık gülümsedi. ''Ama bunu yapacaksan, bunu istemediğin için olmalı. Bana güvenmediğin için olmamalı, çünkü ben seni beş gündür tanıyor olsam da, sana, başına bir şey gelmemesi için hiçbir şey yapmayıp etrafında olacak kadar değer veriyorum, aynı şekilde güveniyorum da çünkü güvenebileceğimi hissediyorum. Sen bana ihanet edecek birisi gibi görünmüyorsun, sana kanım ısındı ve bu kadarı yeterli. Hem senin de kanın ısınmış olmalı ki bana sadece, gücümün sınırları o kadardı, fazlasına sahip değilim, diyerek geçebilirdin. İnanmamı da sağlardın, şüphem yok. Ama sen bunu yapmak yerine bana onları söylemeyi güvenli görmediğini söyledin. Genelde böyle bir cevapla kesinlikle tatmin olmam, ama sen bu yargılarının kırılması zorlu olan birisi olduğun için şimdilik kabul edeceğim. Tabii emin ol, gelecekte bunlardan kurtulmanı sağlayacağım! Değiştireceğim seni, hehehehe...'' 

Zend Berinne'nin konuşmasıyla birlikte cevap verdi hızlıca: ''Öyleyse ben de sana önemli bir şey sorduğum zaman cevap vereceksin, öyle mi?''

''Evet, elbette.'' Berinne tereddütsüz bir şekilde cevapladı Zend'i, bir yandan da başını salladı. 

''Heh...'' Zend genç kızın hiçbir düşünme vakti olmadan kendisine cevap verdiğini görünce bıkkınlıkla kafasını eğdi, pes etmiş gibi bir hali vardı. ''Evet, tüm gücümü görmedin henüz, gözlerinin önünde kullanmadığım şeyler var. Hemen hepsi de koz olarak bakabileceğim şeyler olduğu için, ilk olarak onları kullanmıyorum. Sıkıştığım ya da kaybetmeye doğru ilerlediğim zaman onlardan yardım alıyorum.'' 

''Bak, benimle bir şeyleri paylaşmak hiç de zor değilmiş, hahahaha...'' Berinne bir kahkaha attı ve Zend'e bakmaya devam etti. ''Eğer istiyorsan ben de kendimle ilgili bir şeyler anlatabilirim, sorun değil.'' diye konuşmasını sürdürdü ve kollarını göğsünde birleştirdi. 

''Seni yenebilir miyim?'' Zend direkt olarak en çok merak ettiği şey olan, Renkli Yıldırım Krallığı'nın prensesinin kendisini yenip yenemeyeceği meselesini sormayı tercih etti. Bunun, gelecekte gireceği o turnuva hakkında kendini bilgilendireceğini biliyordu.

''Beni yenmek mi?'' Berinne Zend'in sorusuyla karşılaştıktan sonra şaşırmış, ardından da hayal kırıklığına uğramış bir şekilde kafasını eğdi aşağıya doğru. ''Renkli Yıldırım Krallığı'nın prensesi ile ilgili en çok merak ettiğin şey mi bu yani? Sıkıcı...'' diye söylendi, ama genç adamın ona yönelttiği soruyu da cevapsız bırakmadı. ''Şu adamın bahsettiği Gerçek Ki'yi ne kadar iyi kullanabildiğini bilmiyorum, ancak genel olarak pek çok güce sahip olsan da hemen hiçbirinde usta seviyesinde değilsin. Buna bakarak düşünecek olursak,'' diye konuştu ve ayrıntıları hesaplamaya, mırıldanmaya başladı, ardından da sesli bir şekilde devam etti. ''muhtemelen yenemezsin, Ağır Kılıç kullanıyorsun, değil mi? Benim Şimşek Mızrağı Stili'm, ağırlıklı olarak mızrağımı hızlı ve çevik kullanmama dayalıdır, yani senin ulaşamayacağın bir çeviklikle seni yenmeyi başarabilirim. Ancak senin şu altmış beşinciyi yenerken kullandığın garip bir teknik vardı, tek elinle savaşmaya başladığın için Ağır Kılıç'ı bıraktığın zaman eline aldığın gösterişli kılıçla birlikte kullandığın teknik. Onun gücünün ne kadar olduğunu görememiştim, çünkü sen onu kullanmaya başladıktan birkaç saniye sonra rakibini öldürdün. Ancak kendi kozlarımı ve elde edebileceğim şeyleri düşündüğüm zaman, büyük ihtimalle senden güçlüyümdür. Elbette büyülü yaratık ortağın işin içine girerse, kesinlikle kaybederim.'' diye ciddi bir şekilde konuşurken, Zend'in yanındaki Era'yı kendi kucağına almış ve başını okşamıştı hafifçe. Büyülü yaratığın da bundan hoşlanmış gibi bir görünüşü vardı. Bir itirazda bulunmamıştı zaten. ''Sonuçta bu büyülü yaratık kesinlikle epey güçlü. Ancak sen, yedi yaşındayken eğitime başlayabilmiştin, değil mi? Eğer gelişim hızlarımızı oranlarsak, en fazla beş yıl içerisinde beni çoktan geride bırakmış olacaksın muhtemelen.'' 

''Oh, anlıyorum.'' Zend Berinne'nin söylediklerini dikkatle dinledi ve kendi kendine bir güç seviyesi çıkardı. Berinne'nin dediklerinden yola çıkarsa, beş yıl içerisinde genç nesil içerisinde kendisine sorun çıkarabilecek biri kalmamış olacaktı. Tabii onun derdi genç nesil ile olur muydu orası da belirsizdi, sonuçta yaş olarak ondan büyüklerle savaşmak zorunda kalabilirdi pek çok yerde. ''Öyleyse güzel.'' diye devam etti. Daha sonra da başka bir soru sorması gerektiğini düşünerek, dudaklarını araladı. ''Bu arada, turnuvaya giren aşağı yukarı kaç kişi oluyor?'' 

''Heh, işte bu bana sorman gereken bir soruydu.'' Berinne kafasını salladı hızlıca. ''Her yıl, turnuvada hemen hemen beş bin kişilik yer açılıyor. Bu yüzden ilk turun bitmesi bile birkaç günü buluyor, ama çok da sorun olmuyor. Ödül ise genellikle ilk beşe girebilen kişilere verilir, yukarıdan aşağıya doğru değerler azalsa da, verilen her bir ödül inanılmaz değerlidir. İlk yüze girebilmek de büyük bir başarıdır zaten, beş bin kişi az gibi görünebilir, ama zaten bu beş bin kişi dünyadan özenle seçilen, genç nesildeki en iyi kişiler olduğu için seviye yüksek tutulmuş oluyor.'' Berinne Dört Büyük İmparatorluk Turnuvası'nı düzenleyen krallıklardan birisinin prensesi olduğu için, bu konuda pek çok bilgiye sahipti.

''Berinne, özel olarak Renkli Yıldırım Krallığı'nı ilgilendiren bir sorum var, normalde sormazdım ama biraz önceki konuşmamızın ardından, söylemeye karar verdim.'' diye konuşmaya başladı Zend, başını sallayarak Berinne'nin söylediklerini dinlediğini belli ettikten sonra. ''Ölümsüz Kütüphane'ye girmemin bir yolu var mı?''

***

1741