Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

193. Bölüm Ödül 

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Sanzirna Zend'in yüzünü önündeki kağıtta görmüş olsa da bunu belli etmedi. Çünkü arabanın sürücüsü onu görebilirdi şu an ve bu, başında ödül olan insanların yazdığı kitabın bir sayfasına bakıp endişeli bir şekilde bir arkadaşını uyandıran bir kişi dışarıdan pek normal görünmezdi. Üstelik bu adam bu kitabı incelediyse Zend'i gördüğünde muhtemelen tanırdı. Zend'i tanıması da, Zendlerin başına büyük belalar açabileceğini göstermiş olurdu. Şu ana kadar yaver giden şanslarını bozmayarak, adamın tanımamış olduğu Zend'i tanıması için ona iyice fırsat vermemek en iyisiydi. Zend şu anda sıra halinde olan üç koltuğun üzerine uzanmıştı ve uyuyormuş gibi görünüyordu, Sanzirna ona son derece kısık bir sesle seslendi: ''Zend, duyuyor musun? Duyuyorsan sadece gözlerini aç, kalkma.'' 

Delikanlının simsiyah gözleri yavaşça açılırken bir yandan da Sanzirna'ya doğru döndü. Ne olduğunu sorarmışçasına bakan gözleri görünce, Sanzirna hızlıca fısıldamaya devam ederek, ''Zend, Pounz'da arananlar listesindesin. Bu adam şimdiye kadar seni fark etmemiş olmalı ve yüzünü görmesine izin verme, içeriyi görebileceği aynaları var, bu yüzden ilk koltukların arkasında bu şekilde yatarak saklanmaya devam etmen en iyisi. Yolculuk bitene kadar bu şekilde dur ve kimseye görünmemeye çalış.'' dedi. Zend'in arabaya girdikten beş dakika kadar sonra yatıp dinlenmesi, gerçekten şanslarının eseriydi. Eğer o arabaya girdikten sonra diğerleriyle sohbet edip uyanık kalmış, sürücüye yüzünü görmesi için bol bol şans tanımış olsaydı muhtemelen tanınırdı, bu adam kendi okumadığı, göz atmadığı bir arananlar listesini arabasında bulundurmazdı herhalde. 

'Ne demek arananlar listesindeyim?' Zend kafasını usulca sallayarak Sanzirna'nın söylediklerini onayladıktan sonra gözlerini tekrar kapatarak düşünmeye başladı ve aralarındaki bağ sayesinde dışarıdan duyulmadan konuşabildiği büyülü yaratık ortağına seslendi. ''Era, bir göz atıver şu şeye. Aranıyor listesinde olmam nasıl mantık çerçevesinde olabilir? Ben ne yaptım ki, suçum neydi de aranıyor listesine koyuldum? Açıklama falan yazıyor mu bir bak, şimdi Sanzirna'ya sormayayım. En ufak bir riski bile almak istemiyorum.'' diye endişeli bir şekilde konuşan genç adamın büyülü ortağı, hafifçe kafasını sallayarak hemen yattığı yer olan, Zend'in göbeğinden zıplayarak arka koltuğa geçti. 

''Bir de ben bakayım şuna,'' Eralkavender arka koltuğa atlamasıyla birlikte Sanzirna'nın koltuğun üzerine koyduğu defter tarzı şeyin kapağını açtı. İlk sayfalarda yakalandığı takdirde neredeyse hiç para verilmeyecek insanlar vardı, fiyatları bir hayli ucuzdu. Sayfaları çevirdikçe, resimdeki kişinin kellesine verilen değer iyice artıyordu. Biraz daha karıştırdı önündeki kitabı, küçük büyülü yaratık. Biraz ilerledikten sonra, defterin sonlarına doğru Zend'in resmini görmeyi başardı. Tam olarak Zend ile aynı olduğu söylenemezdi, ama onun olduğu açıkça anlaşılabiliyordu. Altında da ''Zend'' yazıyordu zaten, ismi gayet ortadaydı. 

''Vay anasını!'' Era şaşırmış bir şekilde konuştu, daha sonra da gözlerini birkaç kere kırpıştırarak önündeki sayfaya bakmaya devam etti. ''Seni öldürene tam üç yüz bin altın verilecekmiş Zend! En pahalıların arasındasın!'' diye zihin yoluyla Zend'e seslendi. 

''Yok artık!'' Zend şaşkınca gözlerini araladı ve bizzat bakmak için kalkmaya yeltendi, ama burada durmaya devam etmesinin gerekli olduğunu hatırlayınca vazgeçerek yavaşça geri yerine döndü. 'Üç yüz bin altın da ne?!' diye inanamamış bir şekilde içinden geçirirken, aklına büyülü yaratık özlerinin fiyatlarını getirdi. Zend en son Pounz'dayken, on beşinci seviye bir büyülü yaratığın öz suyu bile en fazla yüz bin altından satılıyordu! Yani Zend'in başına konulan ödül, Dünya Seviyesi ile İmparator Seviyesi arasındaki bir büyülü yaratığın öz suyunun fiyatına tekabül ediyordu. 

Dünya Seviyesi'ndeki büyülü yaratıkları avlayan kişiler, en azından İmparator Seviyesi'nde olurdu. Bire birde büyülü yaratıklar, aynı seviyede olduğu savaşçılardan ve büyücülerden daha üstün olduğu için, onu yenebilmek için ondan en azından bir seviye yüksek olmalıydınız ya da seviyenizin üstünde bir gücünüzün olması gerekiyordu. Bu da demek oluyordu ki: Zend'in ödülüne gelecek olan kişiler en iyi ihtimalle bile en azından Dünya Seviyesi'nde olacaktı. Üstüne üstlük birden fazla kişi gelerek ödülü paylaşma ihtimalleri de çok fazlaydı. 

''Zend, üstelik diğer üç yüz bin altın ödüle sahip olanların hiçbiri on beşinci seviyenin altında değil. Yani sen bu ödüle göre fazlasıyla kolay lokma olarak görülüyorsun, yedinci seviyesin ve seni öldürene üç yüz bin altın veriliyor. Bu, eşi benzeri görülmemiş bir fırsattır diğer insanlar için. Sadece yedinci seviye birini öldürerek üç yüz bin altın kazanmak! Pounz'da bu fırsatı değerlendirmek isteyen çok fazla kişi olacağına şüphem yok... Bu ödülü senin başına koyan kim olabilir?'' Era düşüncelere dalmış bir şekilde konuştu. ''Üç yüz bin altın ödülün başına konulması için ciddi anlamda asil ailelerden birinin çocuğunu öldürmüş falan olmalısın herhalde.'' 

''Asil ailelerden birinin çocuğu mu?'' Zend hafızasını zorladı ve anılarını sorgulayarak bu tip bir şey yapıp yapmadığını düşündü. ''Ah, lanet olsun...'' Aklına gelen, mağaradaki anısıyla birlikte bir küfür savurdu. ''Mağarada seni çağıran kağıdı yırtan çocuğu öldürmüştüm ve o Emma'nın kardeşiydi, yani Tigrund Ailesi'nin liderinin bir çocuğuydu... Ondan dolayı olmuş olabilir mi?'' 

''Olabilir, Tigrund Ailesi varlıklı bir aile mi?''

''Evet, bildiğim kadarıyla oldukça paraya sahiplerdi.'' Zend Tigrund Malikanesi'ne girdiği zamanı aklına getirdi. ''Orası epeyce geniş ve büyük bir malikaneydi, üstelik sadece Tigrund Ailesi'nin evlerinden biriydi. Tahminime göre ancak Tigrund Ailesi başıma bu parayı koymuş olabilir, çünkü bundan başka, gerçek bir suç falan işlediğimi hiç hatırlamıyorum.'' Zend aklından geçirdi. 

''Anlıyorum...'' Eralkavender hızlıca cevap verdi. ''O halde Tigrund Ailesi'nin lideri ile görüşüp bir şekilde bu ödülü kaldırmasını sağlamamız gerekiyor. Gerekirse onu öldürmeyi bile göze alacağız. Sürekli olarak ödül avcılarıyla uğraşmak istemiyorum, özellikle de Dünya ve İmparator Seviye ödül avcılarıyla... Ama elbette öncelikle onların bu ödülü başına koyduğundan emin olmalıyız. Burada ödül verenin kim olduğu yazılmamış, bu yüzden eğer Tigrund Ailesi değilse boşa vakit kaybetmemize hiç gerek yok. Geçen her vakit, bizim aleyhimize işliyor.'' 

''Tamam, malikanenin yerini değiştirmemişlerse eğer o hala Kaimei Şehri'nde, yani Pounz'un başkentinde olmalı. Tolan Şehri'nde biraz vakit geçirdikten sonra oraya uğrayabiliriz.'' Zend aklından bir plan yapmaya başladı. ''Ama bir gün Beyaz Taç'ta, bir gün ustamın yanında vakit geçirsem bile Berinne'ye geleceğimi söylediğim doğum gününe sadece bir gün kalmış oluyor. Bir günde Kaimei'ye gidip, üstüne bir de ne kadar süreceğini bilmediğimiz işimizi halledip geri dönmemiz imkansız. Bu yüzden bence doğum gününden sonraya saklayalım bunu, zaten çok vaktimizi almayacaktır. Bir doğum günü ne kadar sürebilir ki? Birkaç saatten fazla süreceğinden bile şüpheliyim.'' 

''Aranan birini saraya alacaklar mı ki?'' Era Zend'in şu anda başına ödül konmuş biri olduğunu göz önünde bulundurduğu zaman, kraliyet sarayına girip giremeyeceği konusunda emin değildi.

''Oraya Renkli Yıldırım Krallığı'nın prensesi Berinne'nin arkadaşı olarak gideceğim, sence beni almayı reddedip de Qiawshi ile aralarına en ufak bir taş koymayı göze alabilirler mi? Beni alacaklarından eminim.'' Zend kendinden emin bir şekilde konuşuyordu. Yanında dünyanın en güçlü ailesinin büyük kızı varken, kim ona dokunmaya cesaret edebilirdi ki? Zaten Berinne'nin yalnız seyehat etmesinin nedeni de buydu. Hem fazlasıyla güçlüydü, hem de kimse ona öyle açıkça saldırmaya cüret edemezdi. 

''Öyle diyorsan öyle olsun...'' Eralkavender üstelemeden Zend'in dediğini kabul etti. 

''Başka ne yazıyor? Suçum falan, açıklamaların tamamını okusana.'' Zend hareket etmemeye çalıştığı için gidip kitabı inceleyemiyordu ama delicesine merak ediyordu, ilk kez başına ödül konulmuştu ve bu aslında Zend için epeyce heyecan verici bir şeydi de. Küçükken başına üç yüz bin altın ödül konulacağını ona söyleseler bunu bir espri olarak kabul edip de gülemezdi bile. Ama şimdi gerçek olmuştu! Başındaki ödül, pek çok insan için suçluların tehlikeliliğin ölçüsüydü ve Zend'in, üç yüz bin altın edecek kadar büyük bir tehlikeye sahip olduğunu gören insanları düşündükçe, hafifçe tatmin olmadan edemiyordu genç adam. Eğer güçlü görünmek için, seviye yükselmekten başka yegane bir yol varsa, o da başına büyük miktarda bir ödül konulması ve son derece güçlü biri izlenimini oluşturup ün salmaktı. Bu sayede pek çok yerde insanların önünüzden çekildiğini görebilirdiniz. Ama bu epey riskli bir şeydi de, seni yenebileceğini düşünen bütün savaşçılar seninle savaşmaya geliyordu. ''Bir de Sanzirna'ya sor, ödül verenin kim olduğunu nereden öğrenebileceğimizi şoföre sorsun.'' 

Eralkavender Zend'i duyar duymaz hızlıca fısıldadı Sanzirna'ya, endişeli bir şekilde kitabı vermiş olduğu kediyi izleyen genç kadın, kendisine doğru kafasını çeviren büyülü yaratığı dikkatle dinlemeye başlamıştı. 

''Sürücüye sor bir bakayım, ödül verenin kim olduğunu nereden öğrenecekmişiz. Soruyu süslemeyi de unutma.'' dedikten sonra tekrar önüne döndü küçük büyülü yaratık.

''Tamam,'' Sanzirna tıpkı Era gibi sessiz bir şekilde konuşarak cevap verdi ve daha sonra da sürücüye doğru baktı. ''pardon, bu listede ilgimi çeken biri oldu ve onu yakalayıp öldürebileceğimi düşünüyorum. Ama ödül verenin kim olduğu yazılmamış, onu öldürdüğüm zaman nereye götüreceğim, ödülü nereden alacağım?'' Sanzirna sesini normal bir hale getirdi.

''Bununla ilgilenen çeşitli yerler var. Ödül Binası olarak geçen yerlere arananı öldürdüğünüzü kanıtlayacak bir şekilde gittiğiniz takdirde, paranızı ya da ödül her neyse onu direkt olarak alabilirsiniz. Tavsiyem öldürdüğünüz kişinin vücudu ile uğraşmayıp direkt olarak kafasını götürmenizdir, bu hem onu öldürdüğünüzü kanıtlar; hem de ağırlık taşımamış olursunuz. Elbette direkt olarak bir yüzük aracılığıyla tüm vücudunu götürmeniz de imkanlar dahilinde.'' Adam kafasını hafifçe geriye doğru çevirdi ve göz ucuyla, arabanın en arkasındaki Sanzirna'ya baktı.

''Peki bu ödülü kimin koyduğunu nasıl öğrenebilirim? Bu adamı tanıyorum ve onu öldürmek isteyenin kim olduğunu bilmem gerekiyor.'' Sanzirna koltuğun üzerine bıraktığı defteri tekrar alıp parmağıyla ucuz ödüllü birilerinden birini rastgele seçip parmağıyla işaret ederek sürücüye gösterdi. 

Sürücü birkaç saniye Sanzirna'nın gösterdiği sayfadaki resme baktı. ''Ödül vereni bulmak için, bahsettiğim Ödül Binaları'ndan birinden talepte bulunduktan sonra ödül verenin de bunu onaylamasını beklemeniz gerekiyor. Eğer onaylarsa onun kim olduğunu öğrenebilir ve hatta onunla bir görüşme bile ayarlayabilirsiniz. Ödül verenlerin öldürülmemesi için böyle yürütülüyor bu iş.'' 

''Anladım, teşekkürler.'' Sanzirna nazik bir şekilde teşekkür etti ve tekrar arkasına yaslandıktan sonra elindeki dergiyi Eralkavender'in önüne bıraktı.

''Bir ton uğraşmamız gereken şey çıktı yani...'' Era bıkkın bir şekilde sitem ederken, bir yandan da Zend'in sayfasını tekrar açıp genç adamın resminin altında yazan şeyleri, zihinsel olarak Zend'e okumaya başladı.

''Ödül: Üç yüz bin altın.'' diye önce ödülü okuyarak bilgileri okumaya başladı. ''İsim: Zend. Suç: Belli değil. Seviyesi: Yedinci seviye ve bir savaşçı. Büyülü Yaratık Ortağı: Var, seviyesi belli değil. Silah türü: Bilinmiyor. Yaşı: On yedi. Ek Yetenekleri: Kral Modu'na sahip ve Beyaz Taç üyesi. Ek Bilgiler: Büyücülere tavsiye edilen bir görev değildir.'' 

''Büyücülere tavsiye edilen bir görev değildir mi?'' Zend Era'ya seslendi. ''Büyüleri tutabildiğimin farkında olan biri mi acaba bu ödülü başıma koyan kişi?'' 

''Bilemiyorum artık.'' Era sayfadaki tüm yazıları okumasıyla birlikte cevap verdi.

''Gri Engerek'in temsilcisi olduğumu bilmiyorlar anlaşılan, onunla ilgili bir şey yazıyor mu?'' 

''Hayır, hepsini okudum.'' 

''Heh...'' Zend bir iç çekti. Şimdi bir de ödül avcılarıyla uğraşması gerekecekti ve kendine bu ödülü koyan kişiyi bulmak için de sarf etmesi gereken çaba epey fazla olacaktı. Ödül Binaları'ndan birine gidecekti, sonra yetkiliyi bulup ödülü kimin verdiğini bir şekilde öğrenecekti, onunla görüşmeye gidip ödülü kaldırması için ikna edecekti falan, işi oldukça uzundu... Uzun bir hafta geçireceğinin bilincinde, tekrar sessizce uykuya daldı.

***

1701

Arkadaşlar, wattpadda 200 bölümü doldurdum ve bir kitaba daha fazla bölüm eklenemediği için yeni bir kitap üzerinden, wattpadda bölümleri paylaşmaya devam edeceğim. Wattpad profilimden bu kitabı bulabilirsiniz. Sitede ise bir değişiklik yok. 

Bu arada, sponsorlu bölümler tam olarak anlaşılamamış anlaşılan. Sponsorlu bölümler şöyle oluyor arkadaşlar, biri bağış attığı zaman hem siteye hem wattpada, herkese açık bir bölüm atıyorum. Yani birinin bağışıyla herkese yeni bölüm gelmiş oluyor ve bu tamamen isteğinize bağlı bir şey. Zorlama falan yok, yanlış anlamayın.