Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

181. Bölüm Kızıl Kılıç (2)

Çevirmen: Tomato / Editor: Tomato

 

Zend'in kılıcı bırakmasıyla birlikte Ağır Kılıç yere doğru hızlıca ilerleyerek, Sanzirna'nın onu kabzasından tutarak kaldırma ya da düşüşünü engelleme çabalarına rağmen sertçe çarptı. Onun, Sanzirna'nın gücünü hiç umursamadan yere çarpmasıyla bir şaşkınlık seline kapılan genç kadının yüzündeki ifade solmuş gibiydi, bu kılıcın gerçekten de bu kadar ağır olmasını hiç beklemiyordu... ''Bunun ağırlığı ne kadar ki böyle?!'' diye sitem ederek, kaldıramayacağını anladığı kılıca bakıp bir nefes verdi. 

''Benim kaldıramayacağım şeyler pek fazla görülmez ama bu Ağır Kılıç gerçekten de türünün hakkını veriyor.'' Sanzirna yenilgisini kabullenmiş bir şekilde kılıçtan ellerini çekti. ''Ama tüm vücudumdaki kasları birden çalıştırırsam eminim onu kaldırabilirim!'' dedi ve ellerini kılıcı yavaşça yerinden oynatıp altına sokarak ona sarıldı, daha sonra da var gücüyle kaldırmaya çalıştı.

''Heh, işte oluyor.'' Sanzirna kılıcı kaldırmak için ona sarıldığında kafasını onun yanından aşağı bakacak şekilde tutmuştu ve biraz daha uğraştıktan sonra kılıcın yerdeki taş parçalarını etrafa saçarak kalktığını görünce, heyecanlanarak konuşmuştu. ''Gerçekten de kaldıramayacağım bir şey değilmiş, ama epey zorlandığımı da itiraf etmem gerek.'' derken kafasını kaldırıp Zend'e bakacağı anda, daha yeni kazandığı hevesinin tekrar kırıldığını hissetmişti.

Kılıca sarılmış onu tüm gücüyle kaldırmaya çalışırken, onu yerinden oynatmaya başlamasıyla birlikte kaldırdığından emin olmuştu, elbette o kılıca sarılmışken Zend'in kılıcın kabzasını kavrayıp onu yukarı doğru çektiğini tahmin edememişti.

''Aslında sen mi kaldırıyordun...'' Sanzirna üzüntüyle başını eğdi, Zend de buna hafifçe gülerek cevap vermişti.

''Sanzirna, bu kılıç birkaç ton kadar var ve sen onu hiçbir tekniğini aktifleştirmeden sadece Ejderha Seviyesi'ndeki saf gücünle doğal olarak kaldıramazsın.'' Zend Sanzirna'nın birkaç tekniği kullanmasıyla birlikte bu kılıcı kullanabilecek seviyeye geleceğinden emindi, ama  o sadece normal gücüyle tabii ki bu kılıca hakim olamazdı. Zend boşa mı vermişti o kadar yılını sonuçta?

''Tamam, gerçekten de pek ağırmış, pes ediyorum.'' Sanzirna ellerini avuç içi karşıya bakacak şekilde tutarak güldü. Şu an Zend'in Lazel'in yanına gitmeyi kabul edeceğini düşündüğü için, sözünü biraz geç de olsa tutmuş olacağını düşünerek moralini düzeltmişti. Üstelik kendi evine dönmüş olacaktı gidince, Lazel'in evi onun eviydi sonuçta ''Benden çok daha aşağıdaki seviyelerden birinde gezinen genç bir adamın bunu ben sadece kaldıramazken bile kullanabilmesi biraz canımı sıksa da, yapacak bir şey yok artık!'' Sanzirna Zend'e imrenerek bakmıştı. O yedinci seviyedeyken henüz ciddi bir savaş nedir bilmiyordu ve inanılmaz derecede zayıftı. Ama Zend, sadece yedinci seviyede olsa bile harikalar yaratmayı başaran bir çocuktu, geldiği yeri birkaç mucizenin de ziyaret etmesini sağlıyordu. Sanzirna şu an bireysel olarak ondan güçlü olduğunu düşünse de, aralarındaki bu farka rağmen Zend ondan aşırı uzak değildi. Üstelik bir Ejderha Seviye ile bir yedinci seviyenin sadece karşılatırılması bile Ejderha Seviyesi'ne basmış olan kişiye hakaretken, Zend'den bir zahmet güçlü olması gerekiyordu.

''Bu arada, o bariyerlerin içine girdiğini söyledin. Büyü savar bariyerler yapılmamış mıydı orada, girmeyi nasıl başardın?'' 

''Gizli kozlarım diyelim,'' Zend hafifçe sırıtarak cevap verdi. 

''Neyse, geç de dinlen, zaten akşama pek bir vakit de kalmadı. Yarın sabah kalkıp yola çıkarız, yer değiştirme büyülerinin en yakın nerede kurulduğunu bilelim de boşa dünyanın ta öteki ucuna yürümek zorunda kalmayalım.'' Sanzirna Zend'e seslenerek gencin omzunu tuttu.

''Pekala, burada uyuyabileceğim bir yer varmış gibi görünüyor, ben bir sorayım.'' dedi Zend ve Sanzirna'nın biraz önce çıktığı yer olan kafeye ilerleyerek burada kalıp kalamayacağını sordu ve konuştuğu kişinin olumlu cevaplarına karşı, iki kişilik bir odaya bir günlüğüne yerleşmek istediğini söyledi. Sonuçta Sanzirna sadece onun için geldiği bir şehirde evsiz kalmasını istemezdi, zaten bu tip şeylerden utanmayacak kadar büyümüşlerdi ve bir geceliğine aynı odada kalmak onlar için sorun olacak bir şey değildi. Aynı yatakta olmayacaklardı sonuçta. 

Zend fiyatı konuşurken birazcık yaptırmayı başarabildiği indirimin ona verdiği keyifle Sanzirna'nın yanına gitti. ''Sanzirna, gel, ikimiz için boş bir oda tuttum, bu gece orada kalalım.'' diyerek Sanzirna'ya haber vermek için çıktığı kafenin içine tekrar ilerledi.

Bu sırada onu dışarıda görenler, sırtında böylesine devasa bir kılıcı taşıyan bir adamı görünce şaşırıp kalıyordu. Zend genç yaşına rağmen böyle bir kılıcı sırtında taşıyabilecek güce sahip olduğunu dışarıya gösteriyordu, üstüne üstlük yaptığı hareketleri oldukça belli bir rahatlık içerisinde yaptığı için, insanlar sanki kılıcın orada hiç olmadığını düşünüyordu. Bu mahallenin yerlileri daha önce Ağır Kılıç taşıyan bir yabancı görememişlerdi, burada ancak Yama Ailesi üyelerinin Ağır Kılıç kullanabildiğini ve dolayısıyla taşıdığını biliyorlardı, ama Zend'i de daha önce Yama Ailesi'nin içerisinde herhangi bir yerde görmemişlerdi de. Bu, kafe ve aynı zamanda han olan mekanın sahibi Yama Ailesi'nin sahip olduğu bir bölgede yıllardır yaşıyordu ve Yama Ailesi'nin hemen her üyesini ezbere biliyordu. 

''Genç adam, Yama Ailesi'nden misin sen?'' diyerek, Sanzirna ile birlikte merdivenlere doğru ilerleyen Zend'e seslendi. Bir yandan Zend'in sırtındaki kılıcı inceliyordu. Zend bu yüzden kılıcı aslında sırtında taşımayı hiç istememişti, çünkü böylesine ilgi çekici bir kılıç etraftaki tüm ilgiyi üstüne topluyordu ve Zend'in canını sıkabilecek bir olayın doğma ihtimali bir anda ortaya çıkıyordu. Onu yüzüğüne koyamadığı için şansına küfretti ve bir büyük şehre döner dönmez, parasını bir şekilde kazanıp kaliteli, kılıçlarını ve bir sürü eşyasını içine koyabilmesi için bir yüzük alacağına kendi kendine yemin etti.

''Hayır, bir sorun mu var?'' Zend doğru cevabı verdikten sonra neyin olup bittiğini anlayabilmek için sordu.  

''Yok yok, ne sorunu...'' Adam hafifçe gülümsedi ve Zend'in kılıcından gözlerini ayırmadan konuşmaya devam ettim. ''Sadece merak etmiştim. Size iyi eğlenceler!''

''Ne eğlencesi, sadece gidip bir gün konaklayacağız!'' Sanzirna adamın göz kırparak söylediği son kelimelerini duyunca rahatsız olmuş olmalıydı ki ona aniden çıkıştı.

''Tamam tamam, sadece espri yapıyordum.'' Adam gözlerini bir anlığına Zend'in sırtındaki kılıçtan ayırarak Sanzirna'ya baktı ve konuştu, ardından tekrar gözleri eskiden olduğu yere dikilmişti. 

''Kılıç ne kadar da ilgisini çekti öyle.'' Zend sessizce mırıldanırken adamı umursamadan kafasını çevirdi ve merdivenleri tırmanmaya başlayarak adamın ona ayırdığı odaya doğru ilerlemeye başladı. 

''Adam oldukça ilginç bakışlara sahipti Zend, bu gece tetikte olmam gerekebilir.'' Eralkavender Zend'in omzunda oldukça rahat göründüğü yaşamına devam ederken, kafasını usulca kaldırdı ve Zend'e fısıldadı. 

''Aynen, ben de fark ettim, benim yabancı olduğumu anlamış ve bu kılıcın bende ne işi var merak etmiş olmalı.'' Era'nın da kendisi gibi adamın ilginç bakışlarından rahatsız olduğunu anlayan Zend ona katıldı.

''Neyse, bir şey olmaz herhalde. Sonuçta burada bir Kutsal Seviye bir büyülü yaratık, bir de Ejderha Seviye savaşçı var. Ranon'u saymıyorum bile.'' Era konuşmasını sürdürürken pek de bir tehlike içerisindeymiş izlenimi vermiyordu, zaten mantıklı bir şekilde düşününce bu büyülü yaratığı bir tehlikenin içine sokabilecek kişi sayısı koskoca yeryüzünde hiç de fazla değildi ve bu yüzden rahat olması da doğaldı.

''Aynı odada mı kalacağız cidden?'' Sanzirna Zend'e doğru bakıp sessizce konuştu. 

''Evet, bir sorun mu var? Bana utandığını falan söyleme.'' Zend göz ucuyla arkasındaki, yukarı doğru ilerleyen merdivenleri takip eden Sanzirna'ya baktı. 

''Bu normal bir görev olsa hislerimin işin içine girmesine izin vermezdim ama şu anda seni bir şeye zorlayabilecek bir durumda olmadığımı hissettiğim için beynime bunun benim için önemli bir görev olduğunu kabul ettiremiyorum, günlük yaşantıdaymışım gibi hissetmeme neden oluyor. Bu yüzden yetişkin bir erkekle aynı odada kalma fikrinin birazcık bile olsa beni tedirgin ettiğini söylemeliyim.'' Sanzirna'nın utandığı şu anki yüzünden de belli oluyordu. Zend'in izlenimlerine göre, Sanzirna hislerini kuvvetli yaşıyordu ve eğer utanırsa ciddi anlamda utanıyordu. Kendi duygularını bazen bastıramıyor olduğu da apaçık ortadaydı.

''Merak etme, seninle birlikte olmaya falan çalışmayacağım. Zaten aynı yatakta da yatmayacağız, rahatla, bu sadece sıradan bir gece olacak.'' diyerek onu rahatlatmaya çalışsa da, Sanzirna'nın, kendisiyle aynı odada kalmayı çok arzulamadığı belliydi. ''Senin benden başka bir odada kalmayacağını, çünkü olası bir tehlikede benden uzak olursan beni koruyamayacağın ve türevi şeyleri söyleyeceğini düşündüğüm için böyle hareket etmiştim, kusura bakma.'' dedi ve bir nefes vererek devam etti. ''Eğer istemiyorsan gidip bir tane daha oda ayarlayayım, yan yana odalarda kalırsak senin beni koruyamayacağınla ilgili endişelerin de ortadan kalkmış olur.''

Bu durum Zend'i biraz rahatsız etmişti, çünkü bu odayı Sanzirna'ya sormadan tutmuştu ve ona danışmadan, kızı kendisiyle aynı odada kalmak zorunda bırakmıştı. Sanzirna'nın bundan çekinecek kadar toy olduğunu düşünmüyordu çünkü, Zend son günlerde emin olmuştu, güç olarak en üst seviyelere ulaşmış kişilerin karakter olarak olgun veya ağırbaşlı olmasını beklememeliydi. Çünkü insanı olgunlaştıran ölümsüzlük yolunda ne kadar ilerlediği değil, yaşadığı şeylerdi. Emerantaos da İlah Seviyesi'ne ulaşmasına rağmen pek ağırbaşlı biri değildi sonuçta, Sanzirna'dan neden bunu bekliyordu ki? Üstelik Sanzirna'nın böyle söylemesi, Zend'in kendini bir fırsatçı olarak hissetmesine yol açmıştı.

''Hayır, haklısın, başına bir şey gelmediğinden emin olmak için yanında olmalıyım,'' Sanzirna derin bir nefes aldı. ''ben neden böyle düşündüm ki? Çok acemiceydi, kesinlikle, üzgünüm!''

''Hm?'' merdivenlerden aşağı inmeye hazırlanmış olan Zend Sanzirna'nın söyledikleriyle duraklamıştı. ''Gerçekten, yan yana odalarda kalmamız bir şeyi etkilemeyecektir.'' 

''Hayır olmaz, kendimden utanıyorum, görevi bırakıp hayatıma falan mı bakmaya başladım ben? Bu şekilde hareket etmem acınasıydı, bu hiç olmamış gibi devam edelim.'' Sanzirna Zend'in diğer bir oda almayı tekrar önermesine rağmen kendine eş zamanlı küçük tokatlar attı ve kendine gelmişçesine derince bir nefes daha aldı.

''Tamam o halde.'' Zend başını iki kere yukarı aşağı sallayarak devam etti ve kısa sürede odalarına vardılar.

''Sen yatağı kullanabilirsin, ben şu geniş koltukta uyumayı düşünüyorum.'' Zend Sanzirna'ya eliyle tek kişilik yatağı işaret ettikten sonra odanın ortasındaki, pahalı gibi görünen bir koltuğun üzerine yayıldı. ''Fazlasıyla uykum geldi, yani artık uyumalıyım. Hızlıca bir suyun altına girip uyumak şu an en çok istediğim şey...'' Bir yandan mırıldanırken bir yandan da omzundaki iplerin bağını çözüp kılıcı çıkartmıştı.

''İstersen ben de koltukta yatabilirim, sorun olmaz, zaten uykum yok.'' diyen Sanzirna, Zend'den hızlıca cevabını almıştı.

''Gerek yok Sanzirna, ben bir hanımefendi varken yatağı alacak kadar bencil değilim, bu nezaket kurallarına aykırı olmaz mıydı?'' 

Zend konuşmasının hemen ardından odanın, kapısında banyo yazan kısmına doğru ilerleyerek kapıyı açtı, Sanzirna ona itiraz etmemişti. 

***

Zend çoktan banyodan çıkmış, ılık suyun istilasına uğramış saçını bir havluyla kurulamış ve kıyafetlerini giymiş koltukta uzanırken, Sanzirna da girmesinden bu yana pek zamanın geçmemiş olduğu duşundan çıktı ve üzerinde diz kapağının iki karış üzerine kadar inmiş olan bir havluyla yatağın yanına ilerledi. Kadını böyle gören Zend'in gençlik hormonları çalışmaya başlasa da, nereden geldiğini bilmediği, muazzam büyüklükteki gözetleme isteğini bastırarak tavana diktiği gözlerini yumuşak bir şekilde kapattı. Ama odaya hızlıca yaklaşmaya başlayan birkaç savaşçının enerjisini kalbinde hissedince, rahat bir hayat geçirdiği Chibui Dağı'ndan ayrıldığı için kendine küfrederek mırıldandı. ''Anasını satayım, bir günümüz de aksiyonsuz geçmiyor ki...''

***

1614