Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

96. Bölüm Taştan Duvar Yıkılıyor

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Şok olmuştum. 45.seviye altın baltayı ciddi ciddi 4000 altına satıyordum. 1:10 oranına sahip olduğunu düşünürsek, bu altınlar 40.000 RMB (şimdidin parasıyla 25-26 bin lira) ediyordu. Mesele para kazanmak olunca, en azılı düşmanım da olsa varımı yoğumu vermeye razıydım. Zaten söylentilere göre Jian Feng Han bir emlak şirketinin başındaymış, ciddi diyorum bak…

……

 Birkaç dakika geçtikten sonra Simple geldi, takas sekmesini açtı ve 4000 altını koydu; baltayı koymadan önce altın rakamını iki kez kontrol etmiştim. Simple söylendi: ‘’Seninle iş yapmak güzeldi!’’

  Di!

  Takas tamamlanmıştı. Simple gülümsedi: ‘’Ah, cidden senin için üzülüyorum Xiao Yao…’’

 ‘’Merak etme!’’

  Kılıcımı kınına geri soktum ve ayrılmak için döndüm. Arkamda duran Simple baltayı Jian Feng Han’a uzattı. Bana soğuk bir bakış fırlatan herif söylendi: ‘’Ah, demek bu baltayla birlikte Gri Kurt’un saldırı puanı 1200’ü aşacak….’’

 “Ah……”

……

  Çaktırmamaya çalışsam da korkmuştum. Bu Gri Kurt da kimin nesiydi? Cennet’in Gururlu Baltası’yla birlikte saldırı puanı 1200’ü mü geçecekmiş? Bütün puanlarımı güce basmama ve üst seviye ekipmanlara sahip olmama rağmen saldırı puanım 1000’e zar zor ulaşmıştı. Yani bu Gri Kurt’un ekipmanları benden daha mı iyiydi…

  Markete doğru yürümeye koyulmuşken Ba Huang sıralamasını açtım ve düşündüğüm gibi, ilk 19 sırada kendisi duruyordu.

  Gri Kurt SV 42- Gümüş Savaşçı

……

  Eğer yanılmıyorsam Jian Feng Han’ın bahsettiği herif buydu. Kendisi gerçek bir yetenek gibi duruyordu. Sanırım [Öncü]’de Simple ve Jian Feng Han’dan başka yetenekler de vardı.

 Di!

  General Li Mu’dan mesaj geldi: ‘’Xiao Yao…’’

  Cevap verdim: ‘’Oh, para mı isteyeceksin!?’’

  ‘’Nereden bildin…’’

  ‘’Tahmin ettim. Eğer General ailesi bu kadar fakirse, 10.000 altını nereden bulacaksınız ki? Burada 100.000 RMB’den bahsediyoruz.’’

  General Li Mu chati açtı ve suratı pişmanlık doluydu: ‘’Xiao Yao, seni bu tarz meselelerle meşgul etmememiz gerektiğini biliyoruz ancak, cidden yapacak hiçbir şeyimiz yok. Dört kardeş olarak klan kurmak için varımızı yoğumuzu sattık ve klan tableti için sana da borçlandık; ama ne yaptıysak parayı çıkaramadık, ne desem bilemiyorum…’’

    Ben de ne diyeceğimi bilemiyordum: ‘’Neyse bakalım, söyle bana kaç para eksik?’’

  Li Mu biraz düşündükten sonra cevapladı: ‘’Elimizden geleni yaptık ve 7000 altın topladık; ancak dediğim gibi elimizden gelenin en iyisi bu. 10 altın bile fazlası çıkmıyor. Wang Jian ve Lian Po çoktan değerli eşyalarını sattı. Eğer böyle gidersek, canavarlarla çıplak dövüşmemiz gerekecek. Klanı kursak bile, diğerleriyle mücadele edebilecekmişiz gibi görünmüyor…’’

  Söylendim: ‘’Peki… Daha demin baltayı 4000 altına sattım ancak 1000 altını başlık almak için saklamam gerekiyor. Eğer o parayı da size verirsem eski dostlarımla birlikte kuracağımız stüdyo hayalimiz de yalan olur. Şuna ne diyorsun… 3000 altın verebilirim. Benden en fazla bu kadar çıkar…’’

 Li Mu heyecanla cevapladı: ‘’Tamamdır Xiao Yao, 3000 altınlık bir yatırımla birlikte klanımızın özel üyesi olabilirsin! Ya da dur, eğer klana katılırsan seni başkan yardımcısı yaparız! Eğer bu da uygun değilse, başkan sen olursun.’’

  Gülümsemeden edemedim: ‘’Tamam tamam, uğraşmana gerek yok. Klan senin, zaten ben henüz bir klana katılmayı düşünmüyorum. Yani en azından şimdilik bu şekilde, Li Mu Ba Huang’ın kuzey avlusunda seni bekleyeceğim. Klanı bir an önce kurun da, bizimle uğraşanları temizleyin!’’

  ‘’Tamam tamam!’’

  Yürümeye başladıktan birkaç dakika geçtikten sonra Li Mu köşeden koşa koşa bana doğru gelmeye başlamıştı. Çoktan üstündeki 3 ekipmanı sattığı için, artık yeşil ekipmanlara kuşanmıştı. Yeşil ekipmanların yaydığı ışık hüzmelerini görenler, bu adamın daha birkaç gün önce sıralamada ilk 3’de olduğunu akıllarına bile getirmiyorlardı!

  ‘’Hadi!’’

  3000 altını direkt verdim. Li Mu gülümsedi ve başıyla onayladı: ‘’Teşekkür ederim Xiao Yao. Her zaman kardeşimiz olacaksın, bak ciddi diyorum, yıllardır oyun oynarım ve ilk defa senin kadar sadık bir adam görüyorum!’’

  ‘’Sadık mı?’’ gülümsedim: ‘’Aptalım o kadar…’’

  ‘’Haha, aptal olsan da fark etmez. Hepimiz salağız zaten!’’

  ‘’Hadi git de klanını kur!’’

  ‘’Tamam!’’

……

  Li Mu heyecanla ayrıldı ve bende kalan 1000 altını Sanal Hazine’ye koydum. 1 altın 9 RMB’den gidiyordu yani satış pek de zor sayılmazdı. Ardından meydana bir pazar kurup, yeşil ve bronz ekipmanları satmaya koyuldum. Tek seferde birine 3000 altın vermek… Muhtemelen o parayı geri de alamayacaktım; bu yüzden de birkaç altın kazanmak hiç fena olmazdı!

 Göz açıp kapayıncaya dek yarım saat geçmişti.

   Kılıcımı kavramış bir vaziyette şehir surlarına yaslanıyordum. Tabii orada saçma sapan bir sebepten bekliyor değildim, güzelliklerle buluşmak için buraya gelmiştim. Çok zaman geçmeden ufukta iki güzellik belirmişti. Bir büyücü ve bir süikastçi.

  ‘’Ahem, şehre nasıl girdiniz? Wan Er, Dong Cheng?’’ diye sordum.

  Lin Wan Er, deri kıyafetlere kuşanmış ve boynuna bir de kolye takmıştı. Suratına geniş bir gülümseme de oturmuştu. 34D’lerine hakim olmak mümkün değildi ve deri kıyafetler de bu ufak tepecikleri kontrol altına alamıyordu. Alt tarafa indiğimizde karşılaştığım kar beyazı bacaklar insanı çılgına çevirecek cinstendi. Kızıl pelerine sırtından dökülüyordu; başının üstünde altın kelimeler dikkatleri çekiyordu; kendisi Fan Shu Şehri sıralamasına çoktan girmişti. Beni görünce gülümsedi: ‘’Ne, yöre halkı bizim burada gezmemize izin vermeyecek mi yani?’’

  Kollarımı uzatıp söylendim: ‘’Şey, ne zaman buraya gelseniz, şehir karışıyor…’’

 ‘’Uh…’’ Lin Wan Er keyifli bir moddaydı: ‘’Ne oldu, generaller daha klan kurmadı mı? Hmm, kurmamışlar. Para konusunda sıkıntı çekiyor olamazlar, değil mi?’’

  Li Mu’nun paralarımı ‘ödünç’ alırken takındığı ifade aklıma gelmişti ve doğal olarak gülümsemiştim: ‘’Hayır, acayip zenginler. Para konusunda sıkıntı çekiyor olamazlar.’’

  ‘’Yok canım…’’

  Yanında duran Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Xiao Yao, generallere Klan Kurma Tableti’ni almaları için yardım ettin, karşılığında ne aldın?’’

  Başımı iki yana doğru salladım: ‘’Pek bir şey aldım sayılmaz, yalnızca bossun düşürdüğü iki ekipmanı aldım o kadar.’’

  ‘’Eh, hangi ekipman?’’ Lin Wan Er sordu.

  Envanterimdeki ekipman listesini açtım ve 1 numaralı ekipmanı gözler önüne serdim: ‘’Ah, işte bu, ancak giymem için 45 olmam gerekiyor.’’

  ‘’Eh? Ate… Ateş Feneri Miğferi sende mi yani?!’’ Lin Wan Er şok olmuştu.

  ‘’Evet.’’ Diye başımı öne doğru salladım.

  ‘’O zaman bize yemek ısmarla…’’

 ‘’Tamamdır. Nereye isterseniz gidelim!’’ 1000 altının satıldığını gösteren sistem mesajını görünce söylendim, artık param vardı!

  Lin Wan Er, gözlerini sonuna kadar açmış ve söylenmişti: ‘’Tabii… o zaman Pine ve Crane’e gidelim, tamam mı? Nedense oraya gitmek istedim bir anda…’’

  ‘’Hass…’’

  Yumruklarımı sıktım ve cevap verdim: ‘’Tamamdır, ama sadece bu seferlik. İkiniz de beni kurtamaya geldiği için, bir kereliğine ısmarlayacağım.’’

  Dong Cheng Yue kıkırdadı: ‘’E herhalde yani. Bilmiyorsun ama, Wan Er Q Kılıcı’nı ikna etmek için saatlerce uğraştı Bildiğimiz kadarıyla ona sex konusunda bir şeyler bile söylemiş…’’

  “Dong Cheng!”

  Lin Wan Er’in suratı kıpkırmızı kesilmişti, Dong Cheng Yue’ye öfke dolu bir bakış attı: ‘’Kendimi ne zaman öyle sattım ki! Hey, saçma sapan konuşayım deme. Sadece Q Kılıcı’na klanı 3 ay boyunca terk etmeyeceğimizi söyledim.’’

 Etkilenmiştim: ‘’Wan Er, bana bu kadar yardım ettiğin için teşekkürler.’’

  ‘’Teşekküre gerek yok, yemek ısmarlasan yeter!’’

  ‘’Tamam o zaman şimdi çıkalım mı?’’

 ‘’Evet!’’

……

  Tam o esnada bir sistem notu belirdi ve sonunda, sunucunun ilk klanı kurulmuştu.

  Ding!

 Sistem Notu: Tebrikler! Oyuncu 'General Li Mu' Klan Kurma Tableti'ni kullanarak, ilk klanı kurmayı başardı. 'General Wang Jian' ve 'General Lian Po' klan başkanları olarak belirlendi. Klan adı: [Cesür Yürek], ilk kurulan klan oldukları için +1 seviye ve +7 karizma puanıyla ödüllendirildiler.

 

  ‘’Voah…’’ Lin Wan Er gökyüzüne bir bakış fırlattı. Narin boynu insanın sabrını zorluyordu: ‘’Generallerin seçtiği klan ismi fena durmuyor…[Cesur Yürek]…’’

 (ÇN: Burada klan adı Cesur Yürek değil aslında, Valiant Bravery olarak geçiyor; ancak ne yazık ki ingilizce çeviren arkadaşın gazabına uğramış durumdayız. Çünkü Valiant, ingilizcede cesur ve korkusuz davranışları anlatan bir cümleyken, Bravery de cesaret anlamı geliyor. Yani aslında burada arkadaş şunu demek istemiş, cesur kahramanlar. Yine de ben Cesur Yürek’i daha çok sevdim, böyle devam.)

  (ÇN: FREEEDOOOOM! Tamam bu kadar kaynattığımız yeter…)

  Dong Cheng Yue: ‘’O kadar da olsun canım…’’

  İnce telli siyah saçlarımı düzelttikten sonra söylendim: ‘’Salak herifler… Cidden biz salağız dediğinde şaka yapıyor sanmıştım…’’

  (ÇN: Son ek: Valiant Bravery, çince bir söylemden geliyormuş aslında; orjinal texte baktığım zaman bunun ünlü bir çin deyimi olduğunu gördüm. Kısaca kendi insanları için direkt canını feda eden kimseler için kullanılan bir tabirmiş. Mermiye kafa atıyorlar anlayacağınız…)

  Lin Wan Er:“……”

  Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Neyse, yapacak bir şeyimiz kalmadığına göre yemeğe gidebiliriz. Xiao Yao, Pine ve Crane’e gidiyoruz, değil mi? Acayip acıktım!’’

  ‘’Ah, çıkalım mı o zaman?’’

 ‘’Evet!’’

  Üçümüz de oyundan çıktık.

  Başlığı çıkardıktan sonra üzerime yeni kıyafetler kuşandım ve anında mekanı terk ettim. Güzellikler çoktan aşağıya inmiş, beni beklemeye koyulmuştu. Parfüm kokularını alan erkeklerin dikkati dağılmıştı.

  Lin Wan Er çantasından Audi TT anahtarlarını çıkardı ve bana fırlattı.

 “Pa!”

  Anahtarları aldıktan sonra sordum: ‘’Hanımefendi?’’

  ‘’Bugün sen sürüyorsun! Geçen sefer anlamıştık zaten!’’

  ‘’Peki…’’

  Kızları okul otoparkına getirdikten sonra, Lin Wan Er’in TT’sinin çok da abartılacak bir araba olmadığını anlamıştım. Aslında Liu Hua Üniversite’sinde sürüyle Ferrari, Porsche ve hatta Bentley bile vardı. Uzaktan bakıldığında otopark resmen bir araba galerisine benziyordu.

……

  30 dakika geçtikten sonra Pine ve Crane restoranının cam kenarında duran masalarından birine kurulmuştuk. Oturduğumuz yerden gökyüzündeki yıldızları görebiliyorduk.

  Neyse, pes ettim. Kredi kartımda 23.000 RMB’e yakın bir miktar olması gerekiyordu. Böyle büyük bir miktar kazandığım için Ejderha Şehri’ne teşekkür etmek istiyordum!

  Güzellikler karşıma kurulmuş, menüdeki yemekleri incelemeye koyulmuştu. Ben de bu esnada dikkatle menu fiyatlarını incelemeye başladım; kalbim daha fazla dayanamacaktı. Nihayetinde siparişi vermiştik ve toplamda 800 RMB cebimden uçup gitmişti.

  ‘’Li Xiao Yao…’’ Lin Wan Er muzip bir bakış fırlattı.

  ‘’Ah, Wan Er, bir sorun mu var?’’

 “Ah”

 Çayından bir yudum alan Lin Wan Er söylendi: ‘’İlk başlarda [Kahramanın Öfkesi] tarafından kovalandın, ardından [Öncü] sana ihanet etti ve en sonunda da [Uçan Ejderhalar]’a yem oldun. Bu konuda hiçbir şey hissetmiyor musun?’’

  Yumruklarımı sıktım: ‘’Nasıl hissetmem… Anladığım bir şey varsa, o da tek başıma daha fazla devam edemeyeceğimdir. Ekip kurmalıyım…’’

  ‘’Evet, evet.’’ Dong Cheng Yue başıyla onayladı.

  ‘’Ne düşünüyorsun peki?’’ Lin Wan Er gülümsedi.

  Cevapladım: ‘’İlk olarak üç yıl önec beraber oynadığım stüdyo arkadaşlarımı toparlayacağım. 5 kişilik bir ekip kurduktan sonra gelişip, Ba Huang’ın güçlü kalelerinden biri olacağız!’’

  ‘’Şu bahsettiğin arkadaşlarının başlıkları yok, değil mi?’’ diye sordu Lin Wan Er.

  ‘’Ah, yok…’’

  Lin Wan Er telefonunu kaldırıp, söylendi: ‘’Şey, daha 12 saatimiz var. Yarın sabah 08:00’da, Kader ikinci başlıkları satışa çıkaracak. Totalde 500.000 RMB’lik bir satış hedefliyorlar. Sana bedavaya bilgi verebilirim…’’

……

“Teng!”

Bir anda ayağa fırladım.

 ‘’Ne yapıyorsun?’’ diye sordu Lin Wan Er; şaşırmıştı.

  ‘’Satışa çıkacak başlıklar için sıraya gireceğim; sabaha kadar beklemem gerekse bile gitmem lazım!’’

 “……”

……