Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

81. Bölüm Mor Seviye Boss

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

200 kişilik grubumuz ormanları geçti ve bir saatin ardından haritada kızıl rankle işaretlenmiş bölgeye ulaşmayı başardık. Ancak dikkatimi asıl çeken şey bu araziye daha önce gelmiş olmamdı. Bu bögle Ejderha Şehri’nin doğusunda yer alan ve yüksek seviyeli yaratıkların cirit attığı Alev Taşı Kanyonuydu!

Resmi kaynaklara göre bu kanyondaki yaratıkların seviyeleri 39-90 arasında değişiyordu ve kanyonun derinliklerine ilerlediğinizde yaratıkların seviyeleri de gitgide artıyordu. 2-3 ay sonra bu bölge Ba Huang’daki oyuncular için uğrak bir yer haline gelecekti. Sonuçta böyle geniş bir arazi en azından 100.000 kişiyi içinde barındırabilirdi. Ayrıca yaratıkların doğma hızları da 20 dakika civarı olduğundan, oyuncular yaratık bulmakta sıkıntı çekmeyecekti.

……

Kanyonun ucunda dururken kendi kendime düşünmeye koyuldum.

Yanımda duran Jian Feng Han gülümsedi: ‘’Hey, Xiao Yao burası tanıdık geliyor, değil mi?’’

Başımı öne doğru salladım: ‘’E herhalde yani, burada Pk yapmıştık.’’

Jian Feng Han: ‘’Aynen öyle, beni öldürmeyi başarmıştın.’’

General Li Mu uzun kılıcını tutarken söylendi: ‘’İkiniz de boş konuşmayı kesin artık. Şu bossun yerini bize söyleyecek misin artık?’’

Jian Feng Han: ‘’Tamam tamam, Boss’un yeri süikastçilerimizden biri tarafından bulundu. 55. Seviye Mor Seviye boss şuradaki ufak tepenin hemen arkasında. Bulunduğu bölgeye ‘’Ebediyet Rüzgarı Vadisi’’ adı verilmiş ve bossun adı da ‘’Ebediyet Rüzgarı’nın Generali’’. Dediklerine göre bu yaratık kadim zamanlardaki generallerden birinin ruhuna sahipmiş. Öldürdüğümüz taktirde, klan tableti düşme olasılığı %25!’’

General Li Mu şaşırmıştı: ‘’Jian Feng Han, boss keseceğiz dediğinde altın seviye bir yaratığa meydan okuyacağız sanmıştım, ancak… ciddi ciddi mor-seviye bir boss mu seçtin. 200 kişiyi öldürmek mi istiyorsun?’’

Jian Feng gülümsedi: ‘’[Kahramanın Heybeti]’nin kurucusu Q Kılıcı 55. Seviyede olan altın bir bossa meydan okudu. Durum böyle olunca nasıl olur da ben, Jien Feng Han ondan aşağıda kalabilirim? İnanıyorum ki beraber çalışırsak mor seviye bossu bile öldüreibliriz. Üstelik bunun yanında mor seviye bosstan mor-seviye ekipman düşme olasılığı bile var. Bunun büyük bir fırsat olduğunu görmüyor musun? Rahatla, eğer kılıç düşerse Xiao Yao’ya vereceğiz, baltalar Bai Qi’ye, sev ne Wang Jian da mızrakları alacaksınız. Ayrıca yay düşerse de Lian Po’ya vereceğiz. Ne diyorsun?’’

Li Mu derin bir nefes çekti ve gözlerinden açgözlülüğü belli oluyordu: ‘’Tamamdır, anlaştık…’’

Jian Feng Han kılıcını çekti ve ileriye doğru uzattı: ‘’Kardeşlerim, ileri! 10 dakikaya bossun oradayız!’’

……

Oyuncu kalabalığı tepeden çıkmaya koyulmuşken, 45. Seviyede olan bir yaratık önlerine çıkmış ve büyücülerin anlık saldırıları altında göz açıp kapayıncaya dek can vermişti. Grubun üstünde, havada uçan en azından 30 tane Rüzgar Elfi vardı. Bunların içinde büyücüsünden tutun da, silahşörüne kadar türlü türlü sınıf vardı. 55. Seviyede olan mor boss bile bu saldırılara karşı koyamayacak gibi görünüyordu.

‘’Tırırırırm…’’

Gümüş Bağcıklı Botlarım kuma benzer zeminde ilerledi ve vadiye ilk ulaşan ben oldum. Bir bakış fırlattığımda vadinin 50 metrelik genişliğe sahip olduğunu gördüm ve Jian’ın dediği gibi, vadidinin adı Ebediyet Rüzgarı’ydı. Ellerinde uzun mızraklar taşıyan ve 49. Seviyede olan bir sürü asker görmek mümkündü. Görünüşe göre bossa ulaşmak için önce bu askerleri temizlememiz gerecekti!

‘’Şifacılar, Kaygısız Xiao Yao’ya yeteneklerinizle destek olun!’’ Jian Feng Han emretti.

Anında üzerime altın bir ışık hüzmesi inmiş ve 4. Seviye [Cesaret] saldırı puanımı %4 arttırmıştı. Jian Feng Han bana bakıp gülümsedi: ‘’Xiao Yao, önden gidip şu yaratıklardan birini öldürür müsün? Gücün ve savunmanın birlikte nasıl mükemmel bir uyum oluşturduğunu göster bize!’’

“Tabii!”

Kılıcımı kaldırdım ve tepeden aşağıya indim. Ayaklarımın altında altın bir altıgen belirmeye başlamıştı. 4. Seviye Kombomu kullandığım gibi askerin suratına ardı ardına 3 hamle yapmıştım----

 “398!”

“377!”

“802!”

Üçüncü vuruş kritik bir darbeydi. Zaman kaybetmeden kılıcım havaya kalktı ve ayaklarımın altından etrafa garip bir aura yayılmaya başladı. Askerin dengesini kazanmasına fırsat vermeden [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ettim. Birkaç tane hasar rakamı ortaya çıktıktan sonra [Rüzgar Kılıcı]’nı kullanarak askerin kolunu kestim ve bu saldırım 700’den fazla vurdu. Ufak Bobo da Kombosunu kullanmış ve asker anında yere yığılmıştı. Bütün mücadele 1.5 saniye sürmüştü!

……

Tepede duran [Öncü] oyuncuları şok olmuştu. Jian Feng dişlerini sıkıp söylendi: ‘’Hassiktir, nasıl saldırı gücü öyle…’’

Bana bir bakış fırlattıktan sonra konuşmaya başladı: ‘’Bu Kaygısız Xiao Yao gerçekten basit biri değil, [Öncü]’ye katılmayı kabul etmemesi beni üzüyor…’’

Li Mu uzun kılıcını tutarken, alttan alttan konuştu: ‘’Görüşmeyeli herifin gücü ne kadar artmış öyle, bu nasıl iş!’’

Wang Jian kaşlarını çatmıştı: ‘’Hmph, bire bir kapışmak istiyorum!’’

Lian Po sakalını tuttuktan sonra: ‘’Boşuna uğraşma, şu anda giydiğin ekipmanların onunkilerden daha zayıf olmasını geçtim, herifin kendi Kombo’su bile var. Bire birde hiç şansın yok. Ancak asıl önemli olay… Herifin hareketleri çok akıcı, oyun bilgisi en fazla 70 puan olsa da, ayak oyunu ve hamleleri usta seviyesinde. Muhtemelen gerçek hayatta bir kılıç ustasıdır!’’

Wang Jian: “……”

……

20 dakika sonra, vadinin derinlerine kadar ilerledik. Önümüzde çıkan her askerin işini kolayca bitirmiştik.

Uzakta, vadinin tam merkezinde 12 kadim sütun görülebiliyordu. Totem şeklinde dikilen sütunların hepsi, kalın bir zincirle üstten birleştirilmişti. Zincirlerin birleştiği orta noktada, ağır zırhlara kuşanmış bir savaş generali oturuyor, kılıcını inceliyordu. İşin ilginç yanı zincirler herifin göğsüne saplanmıştı, yere siyah kan damlıyordu.

‘’Bossa ulaştık…’’

Jian Feng Han elini kaldırdı: ‘’Acele etmeyeceğiz, ilk önce yeteneklerine ve özelliklerine bakalım, sonra saldırırız.’’

Bir adım ileri attım ve seviyemin bossun özelliklerini görmek için fazla düşük olduğunu anladım. Diğer oyuncular için de mesele farklı değildi. 55. Seviyedeki Mor bir bossla karşı karşıya olduğumuz düşünülürse, durum kendini gayet iyi açıklıyordu. 49. Seviyeye ulaşmadan bu yaratığın özelliklerini görmemiz mümkün değildi. Yine de birkaç şey seçilebiliyordu----

[Ebediyet Rüzgarının Generali] (Mor Boss)

Seviye: 55

Saldırı: ???

Defans: ???

Can: ???

Yetenek: ???

Açıklama: Ebediyet Rüzgarının Generali 2000 yıl önce var olan bir imparatorluğun generalidir. O zamanki imparatorun vahşi ve acımasız yöntemlerini kabul etmek istemediği için imparatorluğa ihanet etmiştir. ARdından imparatorluk ordusu tarafından doğu bölgelerine kadar takip edilmiş ve kılıcını kullanarak bin askeri katletmiştir. Nihayetinde askerler tarafından yakalanarak bu vadiye hapsedilmiştir. Hapsedildiği uzun zamanın ardından, doğası değişmiş ve şeytani ruhlar tarafından ele geçirilmiştir.

……

Gülümsedim: ‘’Yeteneklerini ve özelliklerini göremiyoruz, sadece 55. Seviyede olan mor bir boss olduğunu görebiliyoruz. Ne yapacağız?’’

Li Mu söylendi: ‘’Kaba kuvvetle onu öldürelim? Rahipleri kullanarak Boss’un etrafını kuşatırız ve uzun mesafeli saldırılarla da işini bitiririz. Böylece fazla adam kaybetmekten de kaçınmış oluruz.’’

Herkesin gözü Jian Feng Han’a odaklanmıştı. Sonuçta herif [Öncü]’nün klan başkanıydı ve bu planı yapan adamın ta kendisiydi.

Jian Feng Han durumu değerlendirdikten sonra kılıcını yere sapladı ve bossa bir bakış fırlattı: ‘’3 gruba ayrılmamız gerektiğini düşünüyorum. 1. Grupta Kaygısız Xiao Yao olacak ve Generallerin yanında, 20 şifacı da ona destek verecek. Eğer Xiao Yao dayanamazsa 1. Grubun işi biter ve burada da devreye 2. Grup girer. 2. Grubun önünde Fushen Bin Kılıç yer alacak ve onu arkasından destekleyeceğiz. Bu grup da dayanamazsa mesele 3. Gruba, yani benim yer alacağım gruba kalacak. 3. Grup da dayanamazsa başarısız olacağız.’’

Yüzüm ekşise de bir şey söylemedim.

General Li Mu’nun kaşları çatılmıştı: ‘’Kötü fikir?’’

Wang Jian kılıcını kavradı: ‘’Evet, pek akıllıca değil.’’

Jian Feng Han şaşırmıştı: ‘’Neden ki? Katılmadığın nokta hangisi?’’

Li Mu başını öne doğru salladı: ‘’Dışarıdan çağırdığın insanları asıl güç olarak kullanıp, ilk başta öne surmak biraz da uygunsuz değil mi? Sonuçta bossun yetenekleri konusunda hiçbir fikrimiz yok. Defansını, saldırılarını ve canını bile bilmiyoruz. Acele edip saldırırsak anında ölürüz. Bana kalırsa bizi 2. Gruba koy, sizden birileri 1. Grubu oluştursun ve bossun yeteneklerini test etsin.’’

Jian Feng Han: ‘’Tamamdır, Li Mu haklı. Dediği gibi yapalım! [Öncü] 1. Grubu oluşturacak ve bossu test edecek. Kim gitmek istiyor?’’

Fushen Bin Kılıç: ‘’Ben giderim!’’

Jian Feng Han başını salladı: ‘’Hayır, sen klanımızın ana tankısın, ilk grupta olman akıllıca değil. Hey sen, ne düşünüyorsun?’’

Kalabalığın içinde duran 39. Seviye bir rahip ileri atıldı: ‘’Daha yeni katılmış olsam da sıkıntı yok, ben giderim…’’

İsim: Elvade Göz Yaşları Seviye 39 Rahip

……

Elvade Göz Yaşları hemen 7 şifacı, büyücü, okçu ve silahşör seçti, ardından 2 süikastçi de seçmeyi ihmal etmemişti.

‘’Klan başkanı, başlayalım mı?’’

‘’Evet!’’ Jian Feng Han gülümsedi: ‘’Hadi bakalım…’’

……

‘’Kardeşlerim, güçlü durum, hadi başlayalım!’’

Elvade Göz Yaşları elindeki asayı kaldırdı ve ileriye atıldı. Kolunu kaldırıp, [Kılıcını İndir] yeteneğini kullanmış ve bossun %10 saldırı puanını kırmıştı.

“Clang clang clang ……”

Rahip yeteneğini kullanır kullanmaz General sinirlenmişti. Etrafa garip bir aura saçıyoru ve hemen ayağa kalktı: ‘’İnsan bozuntuları, benim bölgeme ne cürretle girersiniz, geberin!’’

“Bang bang bang ……”

Demir zincirler kırıldı ve general ileri atıldı. Elindeki uzun kılıcı kaldırdığı gibi söylendi: ‘’Kel, canını alacağım!’’

……

“Tak!”

 “741!”

“Nasıl saldırı bu……”

Elvade Göz Yaşları hemen geriye çekildi ve asasını kaldırıp söylendi: ‘’Şifacılar bana odaklanın. Büyücüler Buz Rüzgarını ve Buz saçaklarını kullanarak saldırın!’’