Valide sultan sacma olurdu zaten :D ben Li valide !!! Falan tjdhfbdhdhdjf
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
427. Bölüm Chu Krallığı’ndan Li Yuan
Chu Krallığı’nın ilk askerini çabucak öldürmüş olsak da yaratıktan herhangi bir şey düşmemişti. Yine de, verdiği TP’den başka bir şeye ihtiyacımız yoktu. Oyundaki TP, Boss savaşlarının dışında partye eşit dağılıyordu. Ayrıca, bu sayede herkes seviye atlayabiliyordu. Sonuçta, böyle bir sistem olmasaydı, Şifacılar’ın seviye atlamaları da söz konusu olamazdı.
İlerliyor ve önümüze çıkan Chu askerlerini öldürüyorduk. Mesafedeki yaratık sayısı artıyordu; çok geçmeden önümüzde 20 civarı asker belirmişti.
Li Mu derin bir nefes çekip sordu, ‘’Nasıl öldüreceğiz?’’
Gülümsedim, ‘’Gerilme hemen. Ben yaratıkları çekeceğim, siz de alan saldırılarıyla meseleyi bitireceksiniz. Sadece alan saldırıları kullanın da yaratıkların odağı bende kalsın…’’
‘’Tamam!’’
Lafımı bitirdikten sonra hemen Qi Duvarı’nı aktif ettim. Bu yetenek bana akılalmaz bir defans katıyordu. Sahip olduğum yüksek saldırı ve defansa, bir de Qi Duvarı eklenince resmen yaratıklara karşı ölümsüz bir karakter oluyordum.
‘’Pa Pa…’’
Kutsal Savaş Botlarım taş zemini adımladığı gibi ileriye atıldım. Beni kovalayan yirmi bir asker vardı. İçlerinden biri kükredi, ‘’Bu ufak şerefsiz hangi delikten fırladı? Chu Krallığı’nın sınırlarına girmeye cüret ediyorsun demek?! Öleceksin!’’
Bileğimi büktüğüm gibi kalabalığa doğru [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni savurdum. Aynı esnada, [Dönen Kılıç]’ı katif ettiğim gibi Soğuk Demir Kılıç havaya fırladı. ‘’Shua Shua Shua’’ altı kez dönen kılıç kalabalığı yarıp geçmişti. Artık yaratıkların can barları yarıya düşmüştü. Wan Er’in Ejder Öpücüğü dans ediyor, ve [Buz Saçağı Hortumu] aktifleşiyordu. Hemen ardından Dong Cheng’in [Magma Mızrağı] araya girdi. Dans Eden Orman’ın [Meteor Oku] ve Yavru Kurt’un da saldırılarıyla yaratık kalabalığı yerle bir olmuştu.
‘’Grr!’’
Li Mu sağlam duruşuyla işaret parmağını uzattı. Uzun kılıcı aniden havaya fırlamış ve tek bir çizgi halinde kalabalığa atılmıştı. Tabii bu yetenek [Uçan Kılıç]’tan başkası değildi; kılıcın verdiği hasarlar 3000’den aşağı olmuyordu.
‘’Hohoho….’’
Dans Eden Orman gülümsedi, ‘’[Uçan Kılıç] fena değilmiş!’’
Li Mu gülümseyerek söylendi, ‘’Aynen, hiç de fena değil. İlk Grup’ta [Uçan Kılıç]’ı acayip iyi kullanan bir kılıç ustası var. Herif birkaç kızı bile tavlamıştı, aah ahh, kıskançlık…’
Kurt gülümsedi, ‘’Kardeş Li Mu, senin [Uçan Kılıç] yeteneğin de gayet iyi görünüyor; sen niye kız bulamadın…’’
Wan Er gülümsedi, ‘’Çünkü yetenek ne kadar güzel olursa olsun, kullanan adamın da yakışıklı olması lazım…’’
Li Mu titredi, ‘’Bu sözlerden sonra…bir daha sevebileceğimi düşünmüyordum. Kalbimdeki duyguları bir şarkıya dökmem lazım.’’
Wan Er sordu, ‘’Oh? Amcamız bize hangi şarkıyı söyleyecekmiş?’’
Li Mu boynunu uzatarak söylemeye başladı, ‘’Lalala, lalalala, Wan Er’i eve götür, öpüşmek ve sevişmek için, lalalal, hem de 998’e değil, sadece 9.8 gibi düşük bir fiyata!’’
(Çn: Bu Çin’de yayımlanan bir reklamdan alıntıymış.)
Wan Er kıpkırmızı kesilmişti, ‘’Ölmek istiyorsan, bunu niye daha önce söylemedin! Li Mu!’’
Li Mu titriyordu, ‘’Yanlış yaptım, lütfen beni affedin. Çok tatlısınız, sizden daha iyisi yok hanımefendi…’’
Öte yandan ben ikinci yaratık dalgasını çekmeye başlamıştım. Qi Duvarı’na baktım. Aldığım onca saldırıya rağmen duvarın dayanıklılığı hala %57’ydi. Üstelik yeteneğin dolma süresi geçmişti. 60 saniyelik dolma süresiyle, yaratıklar kalkanımı parçalamayı başarsalar bile, yeteneği tekrar aktif edebilirdim. Bu yeteneğe sorun çıkarabilecek tek durum, rakibin hızla duvarı parçalayabilecek güce sahip olmasıydı.
…….
Bir saat geride kalmıştı. Kaç yaratık kestiğimizi bilmiyordum; ancak TP barım %17 artmıştı. Sevgili Duck ve Bin Fersahlık Nehir seviye atlamıştı.
Yürüdüğüm esnada aniden duraksadım.
‘’Ne oldu?’’ Wan Er yavaşça sordu.
Elimi uzatıp, duvardaki oyuğu gösterdim, ‘’Bak…şurada diz çöken bir kadın var. Ne oluyor öyle?’’
‘’Kadın mı?’’
‘’Evet!’’
Herkes gösterdiğim noktaya bakmaya başlamıştı. Gerçekten de oracıkta, bileklerinden zincirlenen bir kadın duruyordu, ve uzun saçları suratını kapatıyordu. Adeta bu hayata veda etmiş gibi görünüyordu.
İmparator Qin’in Kılıcı elimde, dikkatle öne adımladım. Wan Er hemen arkamdan geliyordu ve fısıldadı, ‘’Dikkatli ol…’’
‘’Tamam…’’
Kadının önüne geldikten sonra diz çöktüm ve elimi çenesine uzattım. Tek bir bakışla korkudan resmen oracıkta bayılacaktım. Kadının suratı çürümüştü ve artık güzel bir surata sahip olması mümkün değildi. Suratı birkaç tane kas parçasından ibaretti; lakin hala daha göz bebekleri biraz ıslaktı. Bana baktığında, hemen öfke dolu bir ifadeyle kükredi, ‘’Kaybol!’’
‘’Sen…’’ kadının ismine baktım, ‘’Chu Krallığı’ndan Hanımefendi Li’’. Yaratık değildi; sistem onu ‘Chu Krallığı’ndan Li Yuan’ın kardeşi, Chu Krallığı’nın Sessiz İmparatoru’nun Annesi’ olarak tanımlıyordu. Bu…pek mantıklı değildi.
Li Mu söylendi, ‘’Huh, yine Klan Başkanı orta yerde kadın tavlıyor…’’
Ona keskin bir bakış attım, ‘’Yok canım, tam senlik. İstiyorsan alabilirsin; ayrıca ben bu kadar sert kadın sevmiyorum. Neyse, sen zaten sap değil misin…’’
‘’Hassiktir oradan, zamanında peşimde kaç kişi koşuyordu haberin var mı…’’
‘’Yeter…’’
Wan Er öne çıktı, ‘’Yeter! Ne olduğunu soralım.’’
Lafını bitiren Wan Er eğilerek kadına baktı, ‘’Hanımefendi, ne oldu? Neden buraya kilitlendiniz?’’
Hanımefendi Li öfkeliydi, ‘’Çünkü o aşağılık adamlar yüzünden. Onlar olmasaydı, bu hale düşer miydim hiç? Ben Chu Krallığı’nın Büyük Kraliçesi’ydim, ve şimdiyse şu halime bakın. Lanet olsun. Bunu kabul etmek istemiyorum, istemiyorum!’’
Wan Er’in aklı karışmıştı, ‘’Hanımefendi, tam olarak ne oldu?’’
Hanımefendi Li’nin suratında nefret dolu bir ifade vardı, ‘’Ben Chu Krallığı’ndan Li Yuan’ın kardeşiyim, ve Huang Ge’yle evlendirildim. Ardından, hamile kaldığımda, herif beni Kral Chu Kao Lie’ye hediye etmeye karar verdi. Oğlunu doğurduğumda, hemen Kraliçe olacaktım ve çocuğum da Sessiz İmparator olacaktı…onlardan nefret ediyorum, çaresizliğimden nefret ediyorum.Bir gün, intikamımı alacağım!’’
Sordum, ‘’Ne intikamı?’’
Hanımefendi Li dişlerini sıktı, ‘’Li Yuan’ı, Chun Sheng Jun’u öldüreceğim!’’
‘’Tamam…’’
Başımı öne salladığım gibi görevi kabul ettim—
Sistem Notu: Takımınız [Hanımefendi Li’nin İntikamı] adlı görevi almıştır.
Görev Detayları: Hanımefendi Li’yi alın, ve Li Yuan-Chun Shen Jun ikilisini öldürün. Ardından öldürdüğünüz adamların kellerini ona verecek, ve karşılığında büyük bir ödül alacaksınız!
……..
Li Mu heyecanlıydı, ‘’Hass, böyle bir görev de alınabiliyormuş demek…’’
Ayağa kalkıp, Hanımefendi Li’yi tutan zincirleri parçaladım. Kadın zincirlerinden kurtulur kurtulmaz havada süzülmeye, ve beni takip etmeye başlamıştı. Başımı çevirip suratına baktığımda korkmadan edemiyordum. Kalbim bu manzaraya fazla dayanamayacaktı.
İlerlemeye devam ettiğimiz esnada bir grup yaratığı öldürdük ve nihayetinde resmi cübbelere bürünen bir adamın önüne geldik. Elinde kılıç, herif havada süzülüyordu. Zarafet dolu sesiyle söylendi, ‘’Akıntıya karşı kürek çekeceksin, yol uzun ve zorludur, akıntıya karşı yüzeceksin, ve orta yerinde boğulacaksın nehrin…’’
Bunu söyleyen adamın baş kısmında birkaç kelime yazıyordu—
[Li Yuan’ın Hayaleti, 90.seviye Valkyrie BOSS]. Aradığımız bosslardan biri de buydu.
‘’Shiiiing!’’
İmparator Qin’in Kılıcı’nı ve Soğuk Demir Kılıç’ı çektim. Gülümsüyordum, ‘’Valkyrie Boss dediğiniz nedir ki. Saldırıya hazırlanın. Li Yuan’ı öldüreceğiz!’’
Li Yuan’ın hayaleti aniden şaşkın suratıyla bana dönerek söylendi, ‘’Kimsiniz? Neden buraya izinsiz girdiniz? Cezayı hayatınızla ödeyeceksiniz. Korumalar, halledin şunları!’’
Lafını bitirdiğin herifin karşılaştığı tek şey Soğuk Demir Kılıç’tı. Keskin kılıç havada dönmüş, ve ben de İmparator Qin’in Kılıcı’yla ileriye atılmıştım. Ayaklarımın altında beliren garip aura [Tek Kişilik Ordu]’yu işaret ediyordu ve hemen arkasından da [Kombo]’yu aktif ettim!
Beklediğim gibi herif karşı saldırıya geçmişti. Tek bir saldırıyla bana 2000 vurabiliyor olsa da, arkamda iki Şifacı varken bu bosstan korkacak değildim!
‘’Kardeşim!!’’
Li Yuan öfkeyle kükredi, ‘’Bunları sen mi getirdin? Neden…neden beni öldürmek istiyorsun?’’
Hanımefendi Li öfkeyle cevapladı, ‘’Chu Krallığı’nda güç kazanmak için beni bir alet gibi kullanıp, Chun Sheng Jun’a verdin. Ardından beni krala verdin. Hmph, insanlar tarafından kullanılmayı istemiyorum. Ben Kraliçe’yim, kuklanız değil!! Seni ve Chun Sheng Jun adlı o kalpsiz şerefsizi öldürmeden, ruhum huzur bulmayacak!!’’
Li Yuan şoke olmuştu, ‘’Kardeşim, sen…sen…’’
Wan Er ve Yavru Kurt aynı esnada saldırıya geçti. Dans eden hançerler Li Yuan’ın Hayaleti’ni kesip biçiyordu. Çok geçmeden herif acı dolu bir çığlık atarak yere yığılmıştı. Adamın kellesini kestikten sonra kelleyi Hanımefendi Li’ye uzattım. Görevin yarısını tamamlamıştık.
‘’Tamam, devam edelim…’’
Mesafedeki karanlık koridora bakarak gülümsedim, ‘’Sırada Dört Soylu’dan Chun Shen Jun var. He he, efsanevi adamlarla kapışıyoruz…adeta
……
Grubumuz Savaşan Devletler’in Mezarı’nda ilerlerken ufak askerleri öldürüyordu. Çok geçmeden ilk seviyeyi tamamlamıştık. Hemen önümüzde devasa bir saray duruyordu. Sarayın orta yerindeki zırhlı generalleri görmemek imkansızdı. Bronz mızraklar ve altın miğferler giyen adamları görünce şaşırmıştım…Chun Shen Jun aslen bir ordu generali miydi?!
[] [] []
Magnec