Heneral li mu zaten yokmuydi ? Fbdndndn hatirlamiyorum yokmis heralde
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
412. Bölüm Ejderha Şehri’nin Muhafızı
İçten içe şaşkına dönmüştüm; Şehir Savaşları böylesine bir olaya mı sebebiyet vermişti? Jiu Li Şehri’yle yaptığı savaşın ardından Luo Lei oğluna, Luo Lin’e bel bağlayacaktı ve Luo Lin’den dolayı Ejderha Şehri yeni askerler alarak, yeni atlara sahip olacaktı. Artık Ejderha Şehri’nin gelişmesi için gerekli kaynaklar sağlanmış durumdaydı. Görünüşe göre Jiu Li, Ba Huang ve Fan Shu Şehirleri’ne bir de Ejderha Şehri katılacaktı.
Durum gayet iyiydi. Ejderha Şehri’ne ait olduğum için kesinkes gelecekte bu durumdan fayda sağlayacaktım.
Luo Lei’nin emriyle dört ordunun sembolü Luo Lin’in ellerine verilmişti. Ordu Mühürleri’ni tutan Luo Lin’in omuzları hafiften titriyor, gözlerinden yaşlar akıyordu. Boğuk sesiyle söylendi, ‘’Ejderha Şehri…nihayet kurtuldu. Ben….nihayet Ejderha Şehri’ndeki savaşçılarla, yiyecek sıkıntısı çekmeden düşmanlara karşı savaşabileceğim.’’
Luo Lei’nin suratında geniş bir gülümseme vardı, ‘’Tamam tamam. Zi Feng Kalesi’ni ele geçirdik. Durumu böyle bırakıp, askerlerimizi geri çekelim. Ba Huang’ın gücü [Kader]’in dört bir diyarına yayılacaktır!’’
Luo Lin başını öne salladı, ‘’Evet!’’
Lafını bitiren Luo Lin başını çevirip, derin ses tonuyla söylendi, ‘’Ejderha Şehri’nin generalleri ve askerleri, hazırlanmaya başlayın. Dostlarımızın cesetlerini şehrimize götüreceğiz. Bu cesur dostlarımızı Ejderha Mezarı’nın yanına gömeceğiz!’’
Ejderha Şövalyeleri’nin komutan yardımcısı Su Ke baltasını kaldırdı, ‘’Emredersiniz kralım!’’
Dalin zincirleri belin doladıktan sonra sordu, ‘’Kralım, Ba Huang’ın bize vereceklerini düşünürsek, görevim de değişecek sanırım, değil mi?’’
Luo Lin acı acı gülümsedi, ‘’Evet. Lord Dalin Ejderha Şehri’nin Gözcü Komutanı olacak; lakin, etrafı gözlerken büyük yaratıkları avlamaya devam edeceksin; zira Ba Huang’dan sadece sebze alacağız. Ejderha Şehri’nin soğuk ortamında hayatta kalmak istiyorsak, bol bol ete ihtiyacımız olacaktır.’’
Dalin onayladı, ‘’Anlaşıldı kralım!’’
Ejderha Şehri’nin adamları mekanı terk etmeye başlamıştı. Hemen peşlerinden koştum.
Frost gülümseyerek bana baktı, ‘’Ne oldu?’’
Göğsümü kabartarak söylendim, ‘’80.seviyeye ulaştığım için yeterince güçlü olduğumu düşünüyorum. Bir üst seviyeye geçmek istiyorum, Frost, ne diyorsun?’’
“Oh?”
Frost gülümseyerek söylendi, ‘’Ejderha Şehri’nin Gece Gözcüleri’nden birisin; ancak bu unvan şu anki haline pek uymuyor. Lord Luo Lin’e soralım bakalım…’’
‘’Tamam!’’
Frost öne yürüyüp, Luo Lin’le birkaç şey konuştuktan sonra güzeller güzeli suratıyla bana baktı, ‘’Lord Luo Lin, savaşta gösterdiğin muazzam performans dolayısıyla senin Ejderha Şehri savunma formasyonuna katılmana karar erdi. Bu formasyonun asıl amacı Ejderha Şehri’ni korumaktır. Şimdilik, Ejderha Şehri’nde, ‘Ejderha Şehri’nin Muhafızları’ adı altında 700+ insna bulunuyor. Bu gruba katılmaya istekli misin?’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet!’’
Frost hafiften gülümsedi, ‘’Tamamdır. Bugün Ejderha Şehri’nde yapmam gereken çok şey olduğu için yarına kadar resmi seremoniyi yapamayacağım. Bu yüzden, yanına 10,000 altın, 1000 kilo vahşi ayı eti, ve 1000 kilo sülün eti alarak, yarın Ejderha Şehri’ne gel. Bunlarla birlikte rütbeni yükseltebilirsin!’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’Bu…sadece altın yetmiyor mu yahu? Neden et getirmek zorundayım…’’
Frost hafifçe gülümsedi, ‘’Çünkü Ejderha Şehri’ndeki kaynaklar tükenmek üzere. Lekesizler’den dolayı 3000 kişilik limitin üstündeyiz. Her gün 2000 kilo et tüketiyoruz. Bu yüzden, Lord Luo Lin’le birlikte bize katılmak isteyen maceraperestlerden böyle bir istekte bulunuyoruz…’’
Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’Tamam tamam, yarın getiririm…’’
‘’Tamamdır, seni bekleyeceğim!’’
‘’Peki…’’
Güzeller güzeli ustamın kaleyi terk edişini izliyordum. Oyundan çıkma zamanı neredeyse gelmişti; zira aksi taktirde oyun beni kendi kendiliğine atacaktı. Arkadaş listeme baktığımda Cang Tong’un oyunda olduğunu gördüm, ve hemen ona bir mesaj attım---
‘’Wan Er, hala oyunda mısın? Fan Shu savaşı ne zaman bitecek?’’
Wan Er hızla cevap verdi, ‘’Son bossu kesiyoruz. Şehir Savaşı muhtemelen 30 dakikaya bitecektir! Hehe, tebrik ederim! Ba Huang’ın son sıralamasını gördüm. En iyi oyuncu olmuşsun! Şehir Koruma Fermanı’nı neden almadığını bilmiyor olsam da, özel bir sebebi olsa gerek. Neyse, tebrikler! Ayrıca duyduğuma göre Fang Ge Que’yi de öldürmüşsün!’’
Ses sitemini açarak cevapladım, ‘’Evet! Şanslıydım. Wan Er, Fan Shu sıralamasına baktım, ikinci sıradasın. Q-Kılıcı’yla aranda %5 fark var. Böyle devam! İlk sırayı al!’’
Wan Er cevapladı, ‘’Vu vu, beni ne sanıyorsun ki? Q-Kılıcı’nın bir sürü alan saldırısı var, ona kıyasla ben…rastgele bir süikastçiyim. Qing Qian’ın bile [Ateştilkisi’nin Kavrayışı] diye saldırısı var yahu! Puan kasmam çok zor. Zaten bu savaşta asker yerine kullanılıyorum. Bossları kesmeseydim bu kadar puana da sahip olamazdım…’’
‘’Tamam tamam, böyle devam! Oyundan çıkmanı bekleyeceğim. Çıktıktan sonra güzel bir şeyler yiyelim. 48 saatlik mücadelenin ardından şöyle güzelce dinlenmek istiyorum.’’
‘’Tamamdır. Çıkınca ararım.’’
‘’Tamam!’’
Oyundan çıktım. Başlığı çıkardığım gibi adeta yeni bir hayata başlıyormuş gibi hissetmiştim. Taze havadan derin bir nefes çektim. Pencereden giren güneş ışkları insanı rahatlayıordu. Gerçekten de uyumak istiyordum; ancak guruldayan karnımı da görmezden gelemezdim.
Yataktan kalkıp, hızlı bir duş aldım ve yeni kıyafetler giydim. Yatağın ucuna uzanıp, gözlerimi kapadım. Yi Hai’mi yavaş yavaş etrafa yayıyordum. Yi Hai’min kapladığı her şey kristal netliğinde zihnimde canlanıyordu. 48 saatlik kısa süreçte Yi Hai’m akılalmaz bir gelişme kaydetmişti. Yavaş yavaş sınırı 500 metreye çıkardım, ve güçlü bir Kraliyet ustasının varlığını hissettim. Bu auranın Tang Qi’ye ait olduğun biliyordum. Menzili dört kilometreye çıkardığımda henüz Kraliyet Alemi’ne yeni adım atan beş insanı fark etmiştim; bu insanlar Muhafızlar’ın ana üssündeydi. Wang Xin’in söylediği gibi, Muhafızlar sadece benden oluşan bir birlik olamazdı. Hangzhou gibi büyük bir yerde çok sayıda Sentetik bulunuyordu, ve bunlarla uğraşmak için güçlü insanlara ihtiyacımız vardı.
Ancak ne yazık ki bu beş insan da Kraliyet Alemi’ne henüz adım atmış kişilerdi, ve auralarını bile nasıl kontrol edeceklerini bilmiyorlardı. Yaydıkları aura miktarının bile farkındaymış gibi değillerdi. Onlardan güçlü insanlarla karşılaştıklarında, ellerinden hiçbir şey gelmeyecekti.
Yi Hai’mle etrafı süzmeye devam ettiğimde aniden vücudum titremişti. Acayip güçlü bir auraya denk gelmişti. Kraliyet Alemi’nin zirvesinde…hayır, belki de daha güçlüydü; zira Yi Hai’mi fark ettiği gibi aurasını çekmişti. Beni fark ettiğine şüphe yoktu ve aynı şekilde, bu insanın benden zayıf olduğunu da düşünmüyordum!
Auranın yönüne odaklandım. Güney Doğu, 11 kilometre uzakta…hmm, Shang Cheng Caddesi mi?
Dişlerimi sıkarak gözlerimi açtım ve Yi Hai’mi geri çektim. Bu auraya müdahale edemezdim. Böyle bir güce sahip olan kişinin ya yetenekli bir genç ya da yaşlı bir üstat olabileceğini düşünmek lazımdı. Böyle insanlara bulaşmamak lazımdı. Ayrıca, beni asıl endişelendiren şey herifin aurası değildi; eğer bu insan Yang Yan Alemi’ndeyse, o zaman ne yapacaktım?
Aramızda koskoca bir alem olacaktı. Güçlü bir Yang Yan üstadı beni kolayca öldürebilirdi.
Burnumu eğerek, uslu uslu oyunumu oynayıp, hanımefendiyi koruyacaktım…Sessizce kendi kendime söylendim. Çok geçmeden telefon çaldı, arayan Wan Er’di---
‘’Li Xiao Yao, oyundan çıktık. Çabuk gel de yemek yiyelim!’’
‘’Tamam!’’
Telefonu kapattıktan sonra odadan çıktım. Kadınlar yurduna ulaştığımda, Tang Qi çoktan mekana gelmişti. İki güzellik merdivenlerden iniyordu.
‘’Li Xiao Yao, fena değilsin ha! Ba Huang ve Jiu Li arasındaki savaşın en iyi oyuncusu seçilmişsin. Vay arkadaş, Fang Ge Que’yi bile öldürmeyi başarmışsın. Milleti şaşkına çevirmeye falan mı çalışıyorsun?’’ Tang Qi gülümseyerek söylendi.
Ona bir bakış attım, ‘’Fan Shu nasıldı?’’
Wan Er gülümseyerek söylendi, ‘’Q-Kılıcı en iyi oyuncu seçildi ve Şehir Koruma Fermanı’nı aldı. Ben ikinciyim, Dong Cheng üçüncü ve Ölüm Kontratı da dördüncü…’’
Gülümsedim, ‘’Wan Er, hangi ekipman düştü?’’
‘’Valkyrie seviye deri miğfer ve 15 karizma…’’ Wan Er söylendi. Suratında hayal kırıklığına uğradığını belli eden bir ifade vardı, ‘’Birincilik ödülü Aziz Ekipmandı. Ah ah…’’
Güzeller güzeli hanımefendinin tatlı tavırlarını görünce hemen koluna yapıştım, ‘’Hadi yemeğe gidelim. Yemeği yedikten sonra bütün bunları unutursun. Wan Er, zamanın olduğunda Ba Huang’a gel, sana bir hediyem var…’’
‘’Vu…’’
Wan Er şaşırmıştı, ‘’Ne hediyesi? Hehe, hazine falan mı…’’
Başımı öne salladım, ‘’Evet, hayal kırıklığına uğratmayacaksın. Zhan Long’a katılacağın için vereceğim…’’
‘’Tamam tamam, çok abartmadın değil mi? Yoksa utanırım bak…’’
‘’Yok canım, zaten bana Soğuk Demir Kılıç’ı vermiştin…’’
‘’Tamam o zaman, hadi yemeğe…’’
‘’Tamam.’’
Güzelliklere eşlik ettikten sonra hemen odaya dönüp, 9 saat uyudum. Alarm sesiyle uyandıktan sonra telefonuma baktım. Bildirim gelmişti. Şehir Savaşları’ndan sonra ÇMB sıralaması değişmişti---
- Fang Ge Que
- Q-Kılıcı
- Ufak Şeytan
- Bai Li Ruo Feng
- Jian Feng Han
- Cang Tong
- Mu Xuan
- Simple
- Ye Lai
- Savaşçı Yan Zhao
- Ölüm Kontratı
- Vahşi Cazibe
- Yedinci Tang
- Lu Chun Yang
- Kaygısız Xiao Yao
- Xuan Yuan Feng
- Yue Qing Qian
- Cang Yue
- Hızlı Yıldırım Çevik Rüzgar
- General Li Mu
17’den 15’e çıkmıştım. Qing Qian ve Dong Cheng de biraz yükselmişti. Ayrıca nihayet General Li Mu ilk 20’ye girmeyi başarmıştı…
[] [] []
Magnec