Ruzgar yuruyen sehir savaslarindam elenmek istiyor heralde bu kadar slaak olunmaz arkadas dndndn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
385. Bölüm Güncel Durum
Fang Ge Que’nin onca Alan yeteneğine sahip olduğunu düşünürsek, herifin 1 numarada olmasına da pek şaşırmazdık. Öte yandan Simple’ın da büyücü olarak ne denli sağlam bir yeteneğe sahip olduğunu biliyordum; ancak ne yaparsa yapsın, Fang Ge Que’ye ayak uyduramamıştı.
Uzun mesafe oyuncularının, yani Bai Li Ruofeng ve Mu Xuan gibi insanların bu kadar fazla puan toplaması da beklentilerim dahilindeydi. Yakın dövüş oyuncularının arasındaysa bir numara bana aitti. Jian Feng Han, Ye Lai ve Lu Chun Yang arkamdaydı. Asıl keyiflendiğim durumsa ilk 10’daki Li Mu ve Yaşlı K ikiz dingilleriydi. Böylesine bir etkinliğe, binlerce oyuncu katıldığını biliyordum ve Zhan Long buna rağmen ilk 10’a 3 kişi sokmayı bilmişti. Resmen mucizeyi yaşıyorduk!
Geniş çaplı düşündüğümüzdeyse, ilk 10’daki 5 kişi Ba Huang’a, diğer beş kişi de Jiu Li’ye aitti. Daha savaşın başlarında olduğumuza şüphe yoktu, ve kıyasıya geçen mücadele yakında bitecekmiş gibi görünmüyordu!
Zi Feng Kalesi’nin surlarında duran barbar tayfası savaş davullarını durmaksızın adeta dövüyordu. Davul sesleri havaya yayıldığında, bütün barbar ordusu gaza gelerek saldırıya geçmişti. Lakin, davul sesi öyle orduyu güçlendirebilecek bir şey değildi; Ba Huang Şehri’nden gelen oyuncular, şehir ordusuyla güç birliği yaparak sağlam bir duruş sergiliyorlardı.
……..
“Ka cha!”
Kılıcımı savurduğum gibi önümdeki barbarı geberttim. Yere düşen kartı aldığımda, kartın %15 kritik darbe artıran, ‘’Barbar Asker Kartı’’ adı altında bir kart olduğunu anlamıştım. Fena görünmüyordu ve saldırı puanım yüksek olduğundan, ekstra %15 kritik şansına da hayır demeyecektim. Ayrıca üstümdeki Valkyrie ve İmparator Ekipmanlar’ın çoğu üç farklı puanımı yükseltiyordu, ve sadece çevikliğim gibi yaklaşık 300+ puan zirve yapmış durumdaydı. Çevikliğe odaklı botlarım da kritiği %20 artırıyordu, ve bunun üstünde %15 eklenince neredeyse vurduğum her iki saldırıdan biri kritik geçecekti!
Shua!
Kartı kullandığım gibi kılıcımı kaldırıp, önümdeki barbar kalabalığına doğru [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni savurdum---
“9754!”
“4879!”
“10058!”
“10078!”
……
Bunu gören Bir Saniyeliğine Kahraman şaşkına dönmüştü, ‘’Eh…Klan Başkanı’nın saldırıları biraz fazla değil mi yahu? Tek saldırıyla resmen 300,000 civarında vurdu toplam…’’
Wang Jian geniş bir kahkaha atarak söylendi, ‘’Barbarlardan, +15% kritik veren bir kart düşüyor. Sen de görürsen direkt kullanmayı unutma!’’
‘’Tamamdır!’’ Bir Saniyeliğine Kahraman saldırıya koyuldu.
Qing Qian hançerleriyle ön saflarda dolaşıyor, durmaksızın barbar öldürüyordu. Bütün enerjisini odaklayarak [Ateş Tilkisi’nin Kavrayışı]’nı aktif etti. Barbarlar bu saldırıya dayanamıyordu. Aslında, güzeller güzeli süikastçimizin hiçbir saldırısına dayanamıyorlardı. Tabii bu durum Qing Qian’ın kararlığından sebep ortaya çıkan bir durumdu. Savaştan önce, Şehir Savaşı’nda en fazla puan toplayan ismin klana en büyük katkıyı yapmış olacağını söylemiştik. Bu yüzden Qing Qian nefes bile almadan savaşıyordu.
Yaşlı K ve Li Mu ikilisi her zamanki gibi vahşi yaratıklar misali sağa sola saldırıyordu. Zhan Long’un önündeki barbar sayısı gitgide azalınca ortaya çıkan TP, ekipman ve diğer ganimetler de görünür birer hale gelmişlerdi. Keyifliydim, tatmin olmuştum. [Zhan Long Salonu]’nu kurduğum için hiç pişman değildim; zira bu kavram cidden klanı gazlamaya devam ediyordu. Yaratıkları öldürerek yükselebilmek ve [Zhan Long Salonu]’na girme onuruna sahip olmak gerçekten oyuncuların hayalini kurduğu bir durumdu.
………
Yaklaşık iki saatlik mücadelenin ardından başarıyla barbarları alt etmiştik. Başlarda, formasyonun dengesizliğinden sebep birkaç kardeşimizi kaybetmiştik; ancak bir saatin ardından, o kadar dövüşün sonunda cidden formasyon mantığı kemiklerimize işlemişti. Nihayetinde gökyüzünden vücuduma inen altın ışık hüzmesiyle 74’ten 75’e yükselmiştim!
‘’Hohoho, Büyük Kardeş Xiao Yao 75 olmuş!’’ Qing Qian bana bakarak gülümsedi, ‘’Şu pelerini giy de görelim. Etrafı kasıp kavuracağına şüphem yok!’’
‘’Haha, tamamdır!!’’
Tabii ben de sabırsızlanıyordum, İlüzyon Pelerini’ni çıkardığım gibi Hükümdarın Pelerini’ni taktım. ‘’Ka La,’’ bembeyaz pelerin sırtımda dalgalanıyordu. Mor-altın omuzluklar da vücuduma oturunca, zırhımdan yayılan turuncu ışık hüzmesiyle etrafa verdiğim hava cidden başkalaşım geçirmişti.
“Ehhh….”
Matcha adeta ne diyeceğini bilemiyor, hayranlık dolu gözleriyle bana bakıyordu. Ardından başını çevirerek kızaran suratını sakladı.
Song Han söylendi, ‘’Büyük Kardeş Matcha, neden kızarıyorsun?’’
Matcha utangaç figürüyle cevapladı, ‘’Ahvoo…Patron çok göz alıcı…’’
Song Han, “….”
Yue Qing Qian ve Dans Eden Orman aynı anda söylendi, ‘’E..Evet…çok yakışıklı…’’
Li Mu geniş bir kahkaha attı, ‘’Xiao Yao, asıl olay puanlarındaki artış. Sonuçta burada 75.seviye Valkyrie Ekipmandan bahsediyoruz…’’
Başımı öne sallayıp puanlarıma baktım. Cidden artış inanılmazdı. Gülümseyerek söylendim, ‘’8005 Can, 3448 Defans, 3157-4231 Saldırı, 2746 Mana. Ne diyorsunuz?’2
Li Mu ne diyeceğini bilemiyordu, ‘’Ne diyeceğiz arkadaş? Zırhın gerçek gibi değil…Daha önceleri benim özellikler iyi sanıyordum…6100 Can, 2659 Defans, Saldırı 2431-3667, 1740 Mana…Ama aradaki fark bu kadar mı olur yahu? Özellikle de defans…Sana demir kazık diyeceksek, o zaman ben kağıt parçası oluyorum…’’
Dans Eden Orman da şaşkınlık içerisindeydi, ‘’Ciddi misin, 2659 defansın var, ve kendine kağı parçası mı diyorsun? O zaman benim ufacık 1600 defansım ne oluyor? Yaşamak istemiyorum resmen…’’
Wang Jian gülümsedi, ‘’Tamam, Kardeş Xiao Yao böyle yeni bir seviyeye adım attığına göre, artık saldırıları göğüsleme konusunda da daha etkili olacaktır.’’
Sırıttım, ‘’Aynen öyle, hadi şu barbarların geri kalanını temizleyelim!’’
‘’Tamam!’’
……..
Kaşla göz arasında bir saat daha geçti. Barbarları ciddi manada temizlemiştik. Toprak cesetten geçilmiyordu ve Şehir Savaşları etkinliği başlayalı 7 saat olmuştu. İnsanlar yorulmuşken Zi Feng Kalesi’nin kapıları da kapanıyordu. Barbarlardan biri kükredi, ‘’Kapıları kapatın! Gece yaklaşıyor, geceyi atlatmamız lazım! Sabah savaşacağız! Eğer gece boyu saldırıya uğrarsak, okları salacaksınız!’’
‘’Anlaşıldı, efendim!’’
…….
“Keng!”
Kılıçlarımı kınlarına soktum. Başımı kaldırarak etrafı inceledim, ve yorgun düşen Zhan Long oyuncularına baktım, ‘Li Mu, saat 19:00, biraz çıkıp, dinlensek mi? Yemek falan da yesin herkes. Bu kadar PK ve yaratık öldürmek cidden herkesi yorgun düşürmüş durumda. Ayrıca gece yarısı da mücadele edeceğiz gibi görünüyor.’’
Li Mu onayladı, ‘’Tamam, dediğin gibi yapalım, o zaman Zhan Long’un hepsi oyundan çıkacak mı?’’
‘’Evet! Ba Huang Şehri’nin 100,000 kişilik ordusu varken, bizim 3000 adamımız olayı pek etkilemeyecektir! [Prag], [Öncü] ve [Uçan Ejderhalar]’ı bilgilendirmeye gideyim ben de!’’
‘’Tamam!’’
Li Mu oyundan çıkarak kendi meselelerini halletmeye koyuldu. Alevli Kaplan Tanrısı’yla şehrin doğusuna yürümeye başlamıştım. Uzaktan, mücadeleye hazırlanan birkaç büyük klanı görebiliyordum. Ön tarafa yürüdüm. Beni gören Jian Feng Han, Savaşçı Yan Zhao, Yükselen Ejderha, Batılı Diktatör ve Wang Ze Cheng de adamlarıyla bana doğru yürüyordu.
‘’Durum nasıl?’’ diye sordum.
Jian Feng Han’ın suratı ekşimişti, ‘’Pek iyi değil, [Efsane] çok güçlü. [Öncü]’yle [Prag]’ın birleşmesi bile adamlara karşı avantajı elde etmemize yeterli olmadı. Arkadan [Prestij evi] ve [Görünüş Topluluğu]’nun ani saldırısına uğrayınca, [Öncü]’nün %65’i yerle bir oldu, [Prag] da aynı durumda. Artık ufak klanlara ve tek takılan oyunculara bel bağlamamız lazım. Şu anki gücümüzü daha sonraya saklayamazsak, sıkıntı yaşarız. Fang Ge Que’nin kolayca oltaya çekemeyiz.’’
Gökyüzüne bakarak derin bir nefes çektim, ‘’[Zhan Long] biraz dinlenecek. [Kapıdaki Düşman] ve [Kan Kontratı] da aynı şekilde. Ba Huang’a dikkat etmeniz lazım. Acele kararlar vermeyin. Gece geldiğine göre, Jiu Li Şehri de toplanacaktır. Ani bir hareket yaparak bize saldırabilirler. Ba Huang’daki klan sayısı belli, birini bile kaybedersek sıkıntı çekeriz.’’
Yan Zhao ekledi, ‘’Tamamdır, biliyoruz zaten. Bir an önce geri gelin. Kalenin batı kısmını savunmanız lazım!’’
Wang Ze Cheng küçümseyen bir gülümsemeyle sordu, ‘’Doğru ya, Zhan Long’un kaç oyuncusu kaldı ki?’’
‘’3500 civarı…’’
O esnada, Wang Ze Cheng’in yanındaki Başkan Yardımcısı, Rüzgar Yürüyen geniş bir kahkaha attı, ‘’Hani şu yenilmez denilen Zhan Long’un 3500 oyuncusu mu kaldı? Hahaha, şaka gibi yahu! [Kahramanın Heybeti: İlk Grup] kadar adamınız bile yok. Hahaha!’’
‘’Çeneni kapatmazsan gerekeni yapacağım ona göre!’’ diye kükredim.
Yan Zhao araya girdi, ‘’Cang Cheng, adamlarını kontrol etsen iyi olur! Rüzgar Yürüyen, senin neyden haberin var ki? Zhan Long’un fazla oyuncusu olmasa da, bendeniz, Savaşçı Yan Zhao, o 3500 oyuncunun 35,000 oyuncuya denk olduğunu iyi biliyorum. Sadece 5000 adamla, [Yargı] ve [Prestij Evi]’nin 30,000’e yakın oyuncusuna saldırdılar. Söylesene bana, [Kahramanın Heybeti: İlk Grup]’un bunu yapacak cesareti var mı? Eğer yoksa, çeneni kapatsan iyi edersin. Şu anda ihtiyacımız olan asıl şey ön safları savunacak insanlar, senin gibi salaklarla işimiz yok!’’
Wang Ze Cheng bir anlığına tereddüt etmiş, ardından gülümseyerek söylenmişti, ‘’Tamam tamam. Rüzgar Yürüyen’in sözleri biraz saçmaydı, kabul ediyorum. Hemen sinirlenmeyin. Bir sonraki mücadelemizde, bütün gücümüzle saldıracağız, merak etmeyin!’’
‘’Tamam…’’
…….
Başımı öne salladım, ‘’Tamam, ben kaçtım!’’
Oyundan çıkıp, dinlenmeye koyuldum!
…………
Magnec