Xiao hei time !!! :D simdi mutant kesme zamani ;D chfncnfjdnfjdjxvjfvj
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
258. Bölüm Cang Cheng
Sarılı kolumla ve kan sıçramış gömleğimle birlikte kayıt stüdyosuna geri döndüm. Kravatımı sıkmış ve hemen Wan Er’in yanına oturarak onun vücudunu kullanarak sarılı kolumu saklamıştım.
Röportaj kaldığı yerden devam etmiş ve Fei Er meseleyi kontrol etmekte ne kadar usta olduğunu bir kez daha göstermişti. Her ne kadar daha demin stüdyonun dışında birkaç adam canını kaybetmiş olsa da, genç kadın sakinliğini korumayı başarmıştı. Keyifli moduyla röportajı başarıyla bitirdi.
Öğlene doğru röportaj sonlanmıştı.
Röportajın düzenlenmiş haline bakan Wan Er dudaklarını bükerek söylendi, ‘’Li Xiao Yao’nun gömleği gayet belirli oluyor, baksanıza tam şurada, kan sıçrayan kısım…’’
Fei Er gülümsedi, ‘’Merak etme, ufak bir detaydan bir şey olmaz, montajla düzeltiriz…’’
Wan Er başıyla onayladı, ‘’Tamam o zaman!’’
Lafını bitirir bitirmez bana adeta her an yere düşebilecekmişim gibi korku dolu bir bakış attı. Nazikçe sol kolumu tuttuktan sonra birlikte ZGTV binasının dışına çıkmıştık. Hatta arabayı bile kullanmama izin vermemişti. Dönüş yolunda arkamızdan Lin Tian Nan’ın işe aldığı 2 passat bizi takip edecekti. Muhtemelen yolculuk başlamadan bizi korumaları için onlara talimat vermişti ve binada yaşanan olaydan sonra daha da dikkatli bir hareket tarzı sergilemeye başlamıştı. Sonuçta, burada sıradan hırsızlardan değil, kızını kaçırmaya gelen özel ajanlardan bahsediyorduk.
“Tak tak…”
Wang Xin yavaşça arabanın camına gelmişti. Başımı çevirip, gülümsedim, ‘’Wang Xin, ne oldu?’’
‘’Durum şu şekilde…’’ Wang Xin’in kaşları çatıldı, ‘’Li Xiao Yao, aldığın yara hareketlerini etkiler mi?’’
‘’Neden sordun ki?’’
‘’Bu akşam 18:00’da ofise gel…’’ diye söylendi Wang Xin; suratında ciddi bir ifade vardı, ‘’Gece operasyon yapacağız. Eğer katılmazsan, başarabileceğimizi sanmıyorum.’’
‘’Tamamdır, anlaşıldı!’’
‘’Teşekkür ettim!’’
……
Motor çalıştıktan sonra Wan Er başını çevirip, bana baktı, ‘’Wang Xin polis kaptanlarından biri değil miydi? Neden…neden seninle görev meselelerini konuşuyor?’’
Sakince söylendim, ‘’Wan Er, Hang Zhou Polisi’ne tekrar katıldım…’’
“Ah….”
Wan Er aniden frene asılmış ve şaşkına dönen gözleriyle bana bakmıştı. Dudaklarını ısıran genç kadın söylendi, ‘’Zaten yeterince tehlike altında olduğunu düşünmüyor musun? Bir de polise katılmak istiyorsun…peki ya…peki ya sana bir şey olursa? O zaman bana ve Dong Cheng’e ne olacak? Seni öldürmek isteyen kaç kişi var biliyor musun?!’’
Başımı kaldırıp, koltuğa yaslandıktan sonra onayladım, ‘’Wan Er, benim için endişelenmene gerek yok. Ne yaptığımı biliyorum ve içinde bulunduğum tehlikeyi de çok iyi tanıyorum. Buna rağmen ben…masum insanların ölmesini istemiyorum, o korkak ve aşağılık suçluların karanlıkta saklanarak, gülümsemeye devam etmelerini kaldıramıyorum…Hayatımı bir kılıç olarak kabul edeli çok oluyor. Sadece…senin ve Dong Cheng’in istekleri yüzünden görevimden vazgeçemem…’’
Wan Er’in kan çanağına dönen gözlerinden yaşlar akıyordu, ‘’Eğer bir gün ölürsen, sonsuza kadar senden nefret ederim!’’
Cevap vermedim..
……
Üniversiteye döndükten sonra Dong Cheng’i yanımıza alıp, beraber öğle yemeği yedik. Her ne kadar genç kız koluma ne olduğuyla ilgili bir sürü sormuş olsa da, Wan Er’le birlikte ağzımızdan tek bir ayrıntıyı bile kaçırmamıştık. Bu meseleden ne kadar az insan haberdar olursa, durum o kadar iyi olacaktı. Sonuçta, mekan Lin Tian Nan ve Wang Xin tarafından gizlice temizlenmişti. Kamuoyuna yapılan açıklamadaysa ZGTV personellerinden birinin kayarak düştüğünü ve yaralandığını söylemişlerdi. Tabii halkın buna inanıp inanmaması pek de önemli değildi.
Öğle yemeğinden sonra oyuna girdiğimde, kendimi Alev Taşı Kanyonu’nun dış sınırlarında bulmuştum. Kasmaya devam ederek ve gerekli malzemeleri toplayarak nihayetinde simyamı 8.seviyeye çıkartmayı başarmıştım. Daha önce bu seviyeye birilerinin ulaşıp ulaşmadığını görmemiştim; ancak sistem bana ekstra karizma puanı vermediğine göre daha önce birileri ulaşmış olmalıydı. Tabii bu konuya yapacak bir şeyim yoktu; zira ekipman ve seviye bakımından ileride olmak için sürekli simyayla uğraşamazdım.
Öğleden sonra saat 17:00 sularında 60.seviyeye atlayan kaplanımın vücudunu altın bir ışık hüzmesi kaplamıştı. Yaratığın elde ettii puanlar gerçekten olağanüstüydü ve ben de 65.seviyenin %74’ünde olduğum için keyifliydim. Yine de, Ba Huang Şehri’ndeki sıralamamı koruyamayacaktım; zira Jian Feng Han ve Savaşçı Yan Zhao ikilisi gerçekten manyaklar gibi seviye kasıyordu. Şans bu ki, evcil hayvan ve kılıç bakımından onlardan epeyi güçlüydüm. En azından, [Zhan Long] artık diğer klanlara kolay kolay kaybetmeden, yavaş yavaş oyuncu toplayabilecek seviyeye gelmişti. Sadece elit oyunculara yöneliyor ve [Kahramanın Öfkesi] gibi her önümüze geleni almıyorduk.
“Hou…”
Ufak kaplan gitgide büyüyor ve kürkü de altın rengine dönüyordu. Vahşi bir kükremeyle etrafa keskin bir bakış attıktan sonra başını koluma sürtmeye başlamıştı. Bu ufaklık göz açıp kapayıncaya dek büyümüş ve neredeyse benim boyuma ulaşmıştı. Tabii en dikkat çeken tarafı puanlarıydı---
【Alevli Kaplan Tanrısı】(Valkyrie BOSS)
Seviye: 60
Saldırı: 2400-3000
Defans: 1800
Can: 4800
Mana: 1560
Saldırı: ★★★★★★★★☆
Defans: ★★★★★★★
Can: ★★★★★★★☆
Çeviklik: ★★★★★★★
Mana: ★★★★★☆
Yetenek: 【Alev Pençesi】【Ateş Zırhı】【Keskin Kükreme】【Kan Emici Darbe】【Ateş Gücü Hücumu】
……
Her ne kadar 3000 saldırı puanı gözüküyor olsa da, Valkyrie Bosslar’ın gizli büyüme oranlarını katarsak asıl saldırısı 5000’in üstüne çıkıyordu; yani saldırı bakımından benden zayıf değildi. 1800 defansı da hayatta kalması gayet yeterliydi; oyundaki çoğu ağır zırh oyuncusu böyle bir defansı delecek güce sahip değildi. Canı ve manası fena sayılmazdı; yani uzun lafın kısası, Alevli Kaplan Tanrısı tam bir savaş makinasıydı. Kaplanı düzgün bir şekilde kontrol edebildiğim taktirde savaş alanında katliamdan katliama koşacaktı.
Ding!
Yue Qing Qian’dan mesaj geldi, ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, sana Zhan Long’un son gelişmelerinden bahsetmem lazım!’’
Gülümsedim, ‘’Tamam, söyle bakalım—‘’
Birkaç saniye geçtikten sonra Yue Qing Qian’dan uzunca bir sayı tablosu gelmişti, ‘’Klan şu anda 3.seviyenin %27’sinde; lakin büyük ihtimalle 4-7 günde 4.seviyeye ulaşacağız. Şu anda 975 üyemiz olduğundan neredeyse klanın çoğunu doldurmuş durumdayız. Seviye ortalamamız 59,4. Bunlarında dışında, bu öğlen Qilin Vadisi’nde 4 Mor Boss öldürerek 5 Mor Ekipman ve 4 Altın Ekipman elde ettik. Ekipmanlar kura bazında dağıtıldıktan sonra yaptığımız sayımlara göre Zhan Long grubunda 477, Cesur Yürek grubunda 498 kişi var. Klandaki 47 insan da ÇMB sıralamalarında ilk 1000’e girmeyi başarmış durumda, hehehe, klan nihayet usta oyuncularla dolmaya başladı.’’
Keyifle başımı öne salladım. Chati açarak cevapladım, ‘’Yue Qing Qian, lütfen diğer dört klanın; [Öncü], [Uçan Ejderhalar], [Prag] ve [Kahramanın Öfkesi]’nin son gelişmelerini de öğrenmeye çalış. Her an tetikte olmalıyız ve Qilin Vadisi’ne yapılacak sinsi bir saldırı için hazırlıklı olmalıyız. [Uçan Ejderhalar] ve [Öncü] klanları hala daha bizden pek haz etmiyor!’’
Yue Qing Qian gülümsedi, ‘’Evet, [Öncü] şu esnada kuzeydeki Alev Taşı Vadisi’nde takılıyor ve [Uçan Ejderhalar] da batı bölgesinde. Son zamanlarda pek ses çıkmadığından bir şeyler planladıklarını düşünüyorum. Mesele [Kahramanın Öfkesi]’ne geldiğindeyse…görünüşe göre son zamanlarda büyük atılımlar yapmaya başlamışlar. Klana 62.seviye Rüzgar Elfi Okçusu Sonata, 63.seviye Rüzgar Elfi Büyücüsü Ateşin Kalbi ve hatta 62.seviye Şövalye Şarhoş Soğuk Yağmur gibi ustaları almış bulunuyorlar. Üçü de [Kahramanın Öfkesi]’ne katıldıktan sonra takım kaptanı olmuş durumdalar. Tabii Batılı Diktatör ve Piggy de klanı kontrol etmek için büyük çaba sarf ediyor…’’
‘’Hehe…’’ Gülümsedim, ‘’Liu Ying ve Piggy’i bırakalım takılsınlar; Ba Huang’daki güçlü klan sayısı artarsa bu bizim işimize gelir. Güç mücadelesinde aradan fırlamamız daha kolay olacaktır. Başka bir sıkıntı var mı?’’
Yue Qing Qian biraz düşündükten sonra cevapladı, ‘’Evet, var. Son zamanlarda Fan Shu Şehri’nde yankılanan bir olay vardı…’’
‘’Oh? Neymiş?’’
‘’Başlangıç köyünden yeni gelen bir şövalye bütün Şeytan Sembolleri’ni toplayarak 48 saat içinde 10.seviyeden 60.seviyeye atlayarak 3.resmileştirmesini almış. Sadece bu da değil, herif Fan Shu Şehri’nden 50.seviye İmparator mızrak ve 58.seviye İmparator kalkan da almış. Sadece bu iki eşyanın toplamı bile 510,000 RMB yapıyor. Duyduğuma göre Dong Cheng bu herifi tanıyormuş…’’
Kaşlarım çatıldı, ‘’Vay arkadaş, o kadar para mı harcamış yani? Kim bu herif?’’
‘’Oyundaki ismi Cang Cheng ve gerçek hayatta da Wang Ze Cheng olarak biliniyormuş. Sanırım japonca bir ismi de vardı ama şu an hatırlamıyorum. Büyük Kardeş Xiao Yao, bu adamı tanıyor musun? Bu tarz RMB odaklı birini, klana davet etmeli miyiz? Eğer istiyorsan hemen birkaç arkadaşımı ayarlayabilirim konuşmaları için…’’ Yue Qing Qian heyecanla söylendi.
Hemen cevapladım, ‘’Hayır! Qing Qian, beni dinle, Cang Cheng’den uzak duracaksın. Zhan Long böyle bir insanla alakadar olmayacak. Kara listemize koy!’’
Yue Qing Qian’ın meseleyle alakalı birkaç şüphesi vardı; ancak yine de onaylamıştı, ‘’Tamam, neden böyle dediğini bilmiyor olsam da, dediğini yapacağım…Oh, doğru ya, daha demin Cang Cheng’in bir klana katıldığını öğrendim…’’
‘’[Kahramanın Heybeti] mi?’’
‘’Ah, nereden tahmin ettin?’’
Soğuk bir kahkaha savurdum; tabii ki tahmin edecektim! Wang Ze Cheng Wan Er’e o kadar yakınlaşmak istiyordu ki, herif kendi adını bile Cang Tong, Cang Yue ve Cang Lei üçlüsüyle aynı yapmıştı. Q-Kılıcı bu herifin kişiliğini biliyor olamazdı; ancak güçlü biri olduğu için onu kabul etmiş olmalıydı!
……….
Saatin geldiğini gördükten sonra oyundan çıkıp hemen bir şeyler atıştırdım ve stüdyoda gittim. Yatağın altından kılıcı ve uzun çantayı çıkardığım esnada Matcha şaşırmıştı, ‘’Patron, o çantayı ne yapacaksın?’’
Gülümsedim, ‘’Eğleneceğim biraz…’’
‘’Tamam göster o zaman bana da…’’
‘’Olmaz.’’
‘’Patron çok kötüsün…’’
Doğruldum ve Matcha’nın omzuna dokundum, ‘’Uslu dur ve evde otur. Ben şimdi kaçıyorum.’’
‘’Tamam, kendine iyi bak patron…’’
‘’Tamam…’’
……
Magnec