Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

255. Bölüm Fei Er

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

  İmparator Qin’in Kılıcı’na bir bakış attıktan sonra oyundan çıkmadan hemen önce kendi kendime kutlama yapmıştım.

 Oyundan çıkıp kıfayetlerimi giydim ve yüzümü yıkadıktan sonra odayı terk ettim!

……..

 Saat 19:00 sularında kadınlar yurduna ulaştığımda, Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue ikilisi, her zamanki taze ve nefes kesici güzellikleriyle beni çoktan beklemeye başlamıştı.

 Dong Cheng Yue gülümsedi, ‘’Xiao Yao, gerçekten şaşılacak birisin. Tek bir günde resmen ortalığı toza dumana kattın…’’

 ‘’Yaşananlardan haberin var mı?’’

 ‘’Tabii ki, Çin sunucusundaki herkes biliyor! Sıralamada üçüncü olan [Öncü]beklenmedik bir şekilde yenilgiye uğradı. [Zhan Long], [Savaş Rüzgarları], [Parçalanan Kemikler], [Karanlık Saray] ve [Kan Kontratı]’nın bulunduğu, yeni kurulan beş klan tarafından alt edildiler! Heheh, Jian Feng Han’ın yüzü ne haldedir acaba…’’

  Gülümsemiştim, ‘’Şans eseriydi canım, şanslıydık…’’

  Wan Er öne atılıp, kollarımı çekti, ‘’Hadi gidelim, bugün akşam yemeğini dışarıda yiyeceğiz. Seninle tanışmak isteyen güzellik bizi restoranda bekliyor…’’

 ‘’Oh, kimmiş şu bahsettiğin güzellik?’’

 ‘’Gidince görürsün…’’

 Rayihali Bulut restoranı kampüsün dışındaydı. Restoran Hunan Kültürü’ne odaklandığı için sergiledikleri yemekler de fevkalade ve oldukça tanınan eserlerdi.

 Wan Er’in arkasından ikinci kata çıktıktan sonra, özel bir odaya yöneldik. Kapı açıldığında oracıkta dikilen, batı tarzı siyah kıyafetlere kuşanmış güzelliği görmüştüm. Kadının uzun saçları ve kısa bir eteği vardı; benim gözümde 10 üzerinden 8 ederi vardı. Ayrıca 23 yaşlarında, daha üniversiteden yeni mezun olmuş gibi bir görüntüye de sahipti. Bunun yanında, göğsüne asılmış bir vaziyette duran yaka kartında yazanlar da dikkatimi çekmişti-ZGTV, Oyun Kanalı Kader Yetkilisi, Sun Fei!

 ‘’Geldiniz demek…’’

 Sun Fei isimli güzellik elini uzatıp, söylendi: ‘’Sen Ba Huang’ın Kaygısız Xiao Yao’susun değil mi? Bendeniz…err, muhtemelen Wan Er benim kim olduğumu daha söylememiştir. Adım Sun Fei, Zhe Jiang ZGTV Oyun Kanalı Kader Yetkilisi’yim, Kader’deki oyuncularla yapılan yayınlardan sorumluyum. Bütün konular tarafımca kararlaştırılıyor. Herkes bana ‘Fei Er’ dediği için siz de öyle seslenebilirsiniz…’’

 ‘’Fei Er?’’ Şaşkına dönmüştüm.

 ‘’Ne oldu, tanıdık mı geldi?’’ Lin Wan Er başını çevirip, bana baktı.

 Başımı iki yana salladım, ‘’Hayır…ama sanırım daha önce onu bir yerde görmüştüm…Fei Er, nerelisin?’’

 Fei Er hafifçe gülümsedi, ‘’Tabii ki Hang Zhou’luyum. Aksi taktirde…başka dünyadaki kalpsiz bir adamın, beni buraya ışınladığını söylesem inanacak mıydın? Neyse, ben olsam inanmazdım…’’

 Gülümsemeden edememiştim; ‘’Yok canım, şaka yaptım. Bizimle neden tanışmak istediğini öğrenebilir miyim peki?’’

 ‘’Durum şöyle…’’

 Fei Er oturduktan sonra meseleyi açıklamaya başladı, ‘’ZGTV üç yıldır oyunları yayımlıyor; lakin son zamanlarda, reytingler beklediğimiz gibi gitmiyor. Kader popülerliği yakalayıp, oyun endüstrisinin %40’ına hakim olduğu için gün geçtikte insanların en çok tercih ettiği oyun haline de geliyor. Durum böyle olunca, haber ekibi de bana Kader için özel bir konu bulmamı söylemişti. Aslında…geçenlerde [Öncü]’nün Klan Başkanı Mu Rong Han ve ablası Mu Rong Yun’la ilk bölüm için röportaj yaptım. Şu an için ikinci bölümü çekeceğiz ve Hangzhou’da olduğum için, aklıma ilk gelen isimler Fan Shu Şehri’nin Cang Tong’u ve Ba Huang şehrinin kılıç kullanan şifacısı, sen, Kaygısız Xiao Yao’ydu…’’

  Dudaklarını büken genç kadın söylenmeye devam etti: ‘’Aslına bakarsanız asıl sebep…Zhan Long ve diğer dört klanın birleşerek Arktik Tilki Ormanı’nda [Öncü]’yle kapışmasıydı. Bu resmen zincirleme bir reaksiyona dönüşmüş durum.da [Öncü]’nün yenilgisi bir başka gücün yükseleceğini gösteren bir gelişme ve haber takımıyla yaptığımız konuşmaların ardından, senin de bu yükselen isimlerden biri olacağını düşündük…’’

 Gülümsedim, ‘’Sadece şansımızın yaver gittiği bir mücadeleydi. Oyundaki ani yağmur yağısı Jian Feng Han’ın aklını karıştırmış olmalı…’’

 Fei Er hafif gülümsedi; ‘’Ne dersen de…senin de gördüğüne eminim; Kaygısız Xiao Yao, şu anda ÇMB savaş sıralamasında 27.sıradasın. Daha on beş gün önce 100,000’lerdeydin. Başardığın şey bana kalırsa mucizeden farksızdı ve seninle röportaj yapmak istememin ana sebebi de buydu. Bu karara vardıktan sonra…Wan Er’le tanıştım ve şans eseri onun da seni tanıdığını öğrendim; yani ikinizle röportaj yapmaya karar vermem de bu şekilde gelişti. ZGTV’nin davetini kabul edecek misiniz? Canlı yayın yapmayacağımızdan gerilmenize gerek yok…’’

 Wan Er’e bir bakış attım, ‘’Wan Er, bu meseleden daha önce haberin var mıydı?’’

 Wan Er oracıkta dik bir şekilde oturuyor ve hafifçe gülümsüyordu; ‘’Sana daha önce söylememiştim; çünkü gerileceksin diye korkuyordum…’’

  Ne diyeceğimi bilemiyordum, ‘’Fei Er’in önünde altıma yapacağımdan korkmuyordun yani?!’’

 Dong Cheng Yue gülümsemeden edememişti, ‘’O kadar mı korkuyorsun yani?’’

Sırıtarak Fei Er’e baktım, ‘’Röportaj sorun değil; lakin özel meselelerimi sormayacaksınız. Sadece Kader’le ilgili sorulara cevap vereceğim, tamam mı?’’

 Fei Er başıyla onayladı, ‘’Tamamdır. Ne zaman boşsunuz? Yarın sabah 9’da ZGTV’de buluşalım mı?’’

 Wan Er’e baktım, ‘’Eğer Wan Er uygunsa ben de uygunum.’’

 Wan Er hafiften gülümsedi, ‘’Kulağa iyi geliyor, yarın beraber geliriz.’’

 ‘’Tamam…’’

 Fei Er mutluluğunu saklayamıyordu. Ellerini birleştirerek söylendi, ‘’O zaman anlaştık. Hadi yemek yiyelim, bugün ben ısmarlıyorum..’’

 ‘’Tamam!’’

 Böylesine güzel bir kadının yemek ısmarlamak istemesi gerçekten beni sevindirmişti.

……

 Yemek yediğimiz esnada Kader’le ilgili çeşit çeşit konudan bahsediyorduk ve yaşanan konşmalardan sonra Fei Er’in meseleyle ilgili bir sürü şey bildiğini öğrenmiştim. Ayrıca konuşmaya pek bir hevesliydi---

 ‘’Oh, Xiao Yao, daha geçenlerde güçlü bir evcil hayvan bulmuştun, değil mi? Şu…Valkyrie Boss seviye evcil hayvan, Alevli Kaplan Tanrısı’ydı sanırım, yanlış mıyım?’’

 ‘’Doğru diyorsun…’’ Başımı öne salladım.

 Fei Er meraklanmıştı, ‘’Söylediklerine göre yaratığın puanları epeyi yüksekmiş; Jian Feng Han’ın Ruh Dövüşçüsü’nü PK bazında yerle bir edecek kadar hem de…Evcil hayvanını ne ara 60’a kastın? Baya hızlısın…’’

 ‘’Kasmadım ki, daha 52.seviye…’’

 ‘’Wow, 52.seviye olmasına rağmen Ruh Dövüşçüsü’ne karşı mutlak bir üstünlüğe mi sahip? Ne…ne kadar güçlü öyle…’’

 ‘’Bu gayet normal aslında, aralarında iki koca ırk farkı var!’’

 Wan Er gülümseyerek söylendi, ‘’Dürüst olmak gerekirse, kaplanın tatlılığına bayılıyorum. Güzel bir isim vermeyi düşünmedin mi?’’

 ‘’Daha ismini değiştirmedim…’’

 ‘’Niye ki, aklına isim mi gelmedi?’’

 ‘’Hala düşünüyorum. Aslında…’Şefkatli Ordu Şefi’ desem mi demesem mi diye bir ikileme düşmüş durumdayım. Ne diyorsunuz, atasına da saygılı olur hem zamanında bunların ordu halinde gezdiğini duymuştum…şekilli bence…’’

 Wan Er’in suratında çaresiz bir ifade vardı, ‘’Kulağa güzel gelen bir isim seçsen olmaz mı?’’

 ‘’O zaman Cang Tong diyeyim, böylece ne zaman çağırsam aklıma sen gelirsin…’’

 ‘’Sen…’’ Wan Er’in gözleri sonuna kadar açılmış ve suratı kızarmaya başlamıştı. Alelacele içtiği su bardağını masaya bırakarak fısıldadı, ‘Ölmek mi istiyorsun? O ismi seçersen, işini bitirimi…’’

 ‘’Bir sonraki görüşünde bakarsın…’’ Tehditlerine boyun eğmemiştim.

 Dong Cheng Yue gayet keyifliydi, ‘’Merak etme, eğer Wan Er seni bıçaklarsa, hançeri çıkarıp seni kurtarırım. Güzeller güzeli bakire korkak köpeği kurtarır…’’

 Fei Er gülümsemeden edememişti, ‘’Sizin ne güzel bir ilişkiniz var böyle. Kıskandığımı kabul etmek zorundayım. Ai…haber takımına katıldığım günden beri yakın arkadaş edinemedim. Gerçekten sizi kıskanıyorum…’’

 Söylendim, ‘’Fazla yakın arkadaşın yoktur belki; ancak sağlam bir maaşa sahip olduğuna kalıbımı basarım…’’

 ‘’Tamam tamam, beni yakaladın…’’ Fei Er itiraf etti.

……

 Yemeği bitirdikten sonra saat çoktan 22:00 sularına ulaşmıştı. Lamborghini’ye bindiği gibi mekandan ayrılan Fei Er’i izlerken söylenmeden edememiştim, ‘’Güzel kadınlar gerçekten onlara iyi giden tiplerle takılıyorlar. Şu Lamborghini’nin sürücüsü baya tanıdık geldi bana…’’

 Dong Cheng Yue söylendi, ‘’O herif daha geçen yıl En İyi On Genç Yetenek sıralamasında yer almış olan tip değil miydi?’’

 ‘’Demek oradan tanıyor muşum…’’

 Wan Er konuşmaya bşaşladı, ‘’Böyle şeyleri konuşmayı bırakın artık, hadi çabuk geri dönelim. Yatmadan önce biraz daha kasmak istiyorum. Yarın sabah 8’de kadınlar yurdunun önünde buluşup, ZGTV’ye birlikte gideriz. Ayrıca…Dong Cheng Yue yarın derse gidecekti, bize imza atmayı unutma…’’

 Dong Cheng Yue hemen söylendi, ‘’Ben…ben aslında sizinle gelip, röportajı izleyecektim…’’

 Wan Er Dong Cheng Yue’nin omzuna hafifçe dokunmuş ve gülümsemişti, ‘’Gerek yok, Xiao Yao’yla başımızın çaresine bakabiliriz. Bize imza atmayı unutma. İkimizin de seni sevdiğini unutmaman lazım…’’

 Dong Cheng Yue, ‘’Ben de sizi seviyorum; ancak nedense sürekli terk ediliyor gibiyim…’’

 ‘’Öyle şey mi olur, saçma sapan şeyler düşünme…’’

……

Yurda döndükten sonra oyuna girdim!

 Shua!

 Ba Huang Şehri’ne girdiğimde, Buz Yağmuru Kılıcı çoktan 10,000 altına satılmıştı. İmparator Qin’in Kılıcı’yla birlikte şehirden çıktım; zira hem silahın gücünü test etmek istiyordum hem de Alevli Kaplan Tanrısı’nın seviyesini yükseltmeyi amaçlıyordum. Mücadelenin ardından 2 seviye düşüp, 50’ye gerilemişti.

 “Hou…”

 Alevli Kaplan Tanrısı parıldayan diyagramdan dışarıya fırladı. Beni görür görmez yaratığnı tatlı yönü ortaya çıkmış ve başıyla dizlerimi tatlı tatlı dürtmeye koyulmuştu; lakin yaratığın ilk günkü ufacık kaplanla uzaktan yakından alakası kalmamıştı. Evcil hayvan sekmesini açtıktan sonra ismini değiştirdim---Cang Tong!

  Alevli Kaplan Tanrısı’nın başında tanıdık bir isim belirmişti. Onu biraz sevdikten sonra gülümseyip, söylendim: ‘’Hadi bakalım, sana seviye kasalım biraz!’’

……

 Yola koyulduktan sonra Ba Huang Ormanı’nı geçerek Issız Sisli Bataklık’a ulaştım. Zamanında burada bulunan yılanlar çoktan yerlerini Dev Bataklık Timsahları’na bırakmışlardı!

 ‘’Sılaşşş…Şapırtt….’’

 Islak çimlerin arasından beliren su kabarcığında bana doğru bakan kahverengi bir göz bulunuyordu. O gözlerdeki bakış, avını inceleyen bir avcının sahip olduğu bakışlara benziyordu; zira bu yaratık 66.seviye elit bir yaratıktı…yani tam bana göreydi!

 Elimi kaldırıp, İmparator Qin’in Kılıcı’nı çektiğim gibi ileri atıltım. Yaratığın çenesini savuşturduktan sonra bir kesik atarak [Keskin Buz Kılıcı]’nı aktif etmiştim!

 Kacha!

  Kan gölüne dönen mekanın orta yerinden bir hasar sayısı fırlamıştı---

3593!

 Bir kez daha saldırdım, [Virane Diyar]!

 4011!

 Kaplanım pençeleriyle bir kez vurduğunda, yaratık anında öteki dünyayı boylamıştı!

 ………….

 Yaratığın ölmeden önce hareket bile edecek zamanı bulamadığını anlayınca, biraz da olsa sahip olduğum güçten tırsmıştım. 3749 temel saldırı puanı biraz fazla değil miydi? Eğer rakibim bu tarz bir saldırı puanına sahip olsaydım, ölmeden önce bir kez bile karşılasam şanslı sayılmaz mıydım? Sıkıntı…

 Tabii meseleyi bir kenara bırakıp, ilerlemeye koyulmuştum. Saat 01:00’a kadar timsah avladığımız için Alevli Kaplan Tanrısı çoktan 58.seviyeye fırlamıştı. Ardından, Wan Er’den gelen talimatla birlikte oyundan çıktım. Sabah erken kalkacağımdan, uyuya kalmam mümkün değildi….