[aptal olma] olm sende aptal olmada iki de bir dirilmeyi kabul etme :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
246. Bölüm Ölüm Ritmi
“Kılıçlar HAZIR!’’
Talimatı verdiğim gibi Zhan Long ve Parçalanan Kemik üyeleri silahlarını çekmeye başlamışlardı. Kılıçlar, sabreler, mızraklar ay ışığı altında parıldıyordu. Grubumuz rakibin ön saflarını oyalamaya çalışacaktı.
Arkamda duran Sevgili Duck asasını kaldırır kaldırmaz vücudum geniş bir ışık hüzmesiyle kaplanmış ve çok geçmeden bedenimi garip bir kalkan çevrelemeye koyumuştu. Ardından bir sistem notu duydum: Oyuncu Sevgili Duck 6.seviye [Koruma]’yı kullanarak defansınızı ve büyü direncinizi 30 dakikalığına %12 artırmıştır.
‘’Tsk’’, 3.resmileştirmesini alan Şifacılar [Koruma]’yı kullanayabiliyorlardı ve 10.seviyede bu yetetenek defansı ve büyü direncini %20 artırabildiği için kişiye sağlam bir dayanıklılık da kattığına şüphe yoktu. Şifacıların destek yetenekleri gitgide kendilerini göstermeye başlıyordu.
Ne yazık ki şu an için Zhan Long’daki yüksek seviyeli şifacı sayısı yok denilebilecek kadar azdı; aslında Sevgili Duck’tan başka üçüncü resmileştirmesini alan tek bir şifacı bile yoktu. Aksi taktirde, herkes [Koruma] yeteneğiyle kuşanabilirdi. Eğer durum öyle olsaydı, o zaman rakip takımın bizi öldürmesi de neredeyse imkansız olurdu!
……
[Öncü] oyuncularıyla aramızdaki mesafe azalırken Buz Yağmuru Kılıcı’m titremeye başlamıştı. Herifler bizden 10 adım ötedeyken Fox party chatinden söylendi: ‘’Xiao Yao, ne zaman saldırmaya başlayacağız?’’
Hemen cevapladım: ‘’Acele etmeyin, [Öncü] ön saflarımızla mücadele etmeye başlar başlamaz onlara arkadan saldıracaksınız. Heriflere geri çekilme fırsatı bile tanımayacağız!’’
‘’Tamam!’’
‘’Geliyorlar!’’ Matcha Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı kaldırıp, direkt olarak [Gölge Kesiği]’ni aktif etti!
Hong!
Ortalığı toza dumana bulayan saldırı o kadar heybetli görünmesine rağmen, Matcha’nın dengesizliğinden sebep yalnzıca iki insana çarpmıştı…
Suratım neredeyse simsiyah kesilmişti: ‘’Matcha, sen…’’
Matcha’nın da suratı kızarıyordu: ‘’Patron, biraz ıskaladım sanırım…’’
‘’Bir sonraki sefer ıskalayayım deme sakın; yeteneği aktif etmeden önce açıyı ayarlaman lazım…’’
‘’Tamam tamam…’’
Buz Yağmuru Kılıcı’m bana yaklaşan Kılıç Ustaları’nı ve Savaşçılar’ı görür görmez titremeye başlamıştı. Vakit kaybetmeden [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim. Kılıçta beliren yedi ufak meteor parçacığı çok geçmeden etrafa ışık hüzmeleri saçarak önümdeki gruba atılmış ve ortaya sağlam hasar numaraları çıkmaya başlamıştı---
1827!
1939!
2001!
……
Hafiften eğilip, [Atik Kılıcı] kullanarak rakip takımın birkaç oyuncusunu öteki dünyaya postaladım.
Clash!
Vücudum 5 metre ileriye atılmış ve geçtiğim her yerde birkaç ceset bırakmıştım. [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] ve [Atik Kılıç] ikilisi [Öncü]’nün çoğu oyuncusunu öldürmek için yeterliydi; ancak Jian Feng Han, Fushen Bin Kılıç ve diğer elit oyuncular bu saldırı kombosundan canlı çıkabilecek potansiyele sahiplerdi.
‘’Hassiktir!’’
Aptal Olma mızrağını kaldırarak kükredi: ‘’Hey Rahip! [Kılıcını İndir]’i kullanarak Kaygısız Xiao Yao’nun saldırısını düşür! Herifin yüksek saldırı puanına şövalyelerimiz bile dayanamıyor! Böyle olmayacak!’’
Elveda Gözyaşları onayladı: ‘’Tamamdır!’’
‘Om’ sesiyle vücuduma altın bir Budha inmiş ve saldırı puanım %10 azalmıştı!
Party chatinden Binlerce Güneş’in bir şeyler söylediğini görebiliyordum: ‘’Patron, birlikte şu Elvade Gözyaşları’nı öldürelim. Yeteneği aktif eden oyuncuyu öldürürsek [Kılıcını İndir]’in etkisi de geçecektir!’’
‘’Tamam!’’
İleri atılır atılmaz yumruğumu kaldırarak Alevli Kaplan Tanrısı’nı çağırdım. Yaratık ortaya çıkar çıkmaz kükremeye başlamış ve büyüyen vücuduna eşlik eden alevli pençeleriyle Elveda Gözyaşları’na 1429 hasar vermişti. Herifin defansı cidden düşük değildi!
Eğilip, yere yumruğumu savurduğum gibi [Bağlayan Zincirler]’i aktif ettim!
Bang!
Zincirler toprağı delerek Elveda Gözyaşları’nın ayaklarına dolanmıştı. Elimi kaldırıp, parmaklarımı açar açmaz [Virane Diyar]’ın çoktan aktif olduğunu görmüştüm!
1821!
Sıkıntı, saldırı puanım %10 düştüğü içi [Virane Diyar] yalnızca 2000’e yakın bir hasar verebilmişti…
Hemen arkamda duran Binlerce Güneş aniden ön saflara zıplamıştı. Ağzından dökülen kelimelere dans eden asası eşlik ediyor ve yavaş yavaş genç kadının önünde bir deniz yosunu oku beliriyordu. Elveda Gözyaşları durumu görür görmez sağlam bir küfür savurmuştu: ‘’Hay sikeyim böyle işi, ikiye bir geliyorsunuz demek, alçaklar…’’
Bang!
[Deniz Yosunu Oku] rahibin göğsünü delip geçtiğinde ortaya çıkan hasar sayısı beni şaşkına çevirmişti----
2428!
Dağ tepelerinden havaya saçılan iki mermi sesiyle Fox Elveda Gözyaşları’nın işini bitirmişti.
…………
[Öncü] oyuncularının arasında, bana savrulan kılıçların içinde dans ediyordum; ancak aldığım hasar beni gıdıklamıyordu bile! [Koruma]’nın %12 defans artışıyla birlikte defansım Aptal Olma gibi şövalyelere yaklaşarak 2278’e fırlamıştı. E durum böyle olunca, bu ortalama dingillerin bana zarar vermesi nasıl mümkün olabilirdi ki?!
Kılıcımı savurduğum gibi [Kombo]+[Keskin Buz Kılıcı]’yla 2 kılıç ustasının işini bitirmiştim. Geri çekilmeye yeltenmemiş ve tam aksine tam gaz ilerlemeye koyulmuştum. Aynı esnada 7.seviye [Tedavi]’yi kullanarak 1050 canımı doldurdum. Kendi kendime yetebiliyor oluşumdan sebep hiçbir şeyden korkmuyordum!
Hemen arkamda, hortumu ve parlayan baltasıyla milleti biçmeye koyulan Yaşlı K çoktan oyuncuların korkulu rüyası haline gelmişti. [Rüzgar Kesiği]’nin hemen arkasından [Vahşi Hava Kesiği]’ni kullanarak birkaç oyuncuyu öldürmüş ve en önemlisi de rakibin kalbine korku filizleri serpmişti. En önde duran Şövalyeler’den biri kükremeye başladı: ‘’Sağlam durun! Ran Min’in saldırılarını ben karşılayacağım; kılıç ustaları bu esnada herife saldıracaksınız. [Alev Kılıçları]’yla bitirin şunun işini!’’
Clang!
Yaşlı K herifin kalkanına doğru hemen atılmış; lakin 60.seviye şövalye durumdan pek de etkilenmemişti. Kenarlardan fırlayan Kılıç ustaları ve Savaşçılar Yaşlı K’ya saldırmaya başlayınca adamın canı gitgide düşmeye başlamıştı.
Alelacele [Tedavi]’yi kullanarak Yaşlı K’nın canını doldurduğum esnada söyelnmiştim: ‘’Geri dön! [Rüzgar Kesiği]’nin dolma süresi geçmedi henüz, geri çekil ve yeteneklerinin dolmasını bekle!’’
Yaşlı K önündeki şövalyeye ölümcül bir bakış attı: ‘’Tamam ama gitmeden önce bu şerefsizi öldürmek istiyorum!’’
‘’Büyük Kardeş Yaşlı K, bana bırak!’’
Arkalardan beliren Dong Cheng Lei savaş baltasını kaldırdıktan sonra ileriye atılmış ve iki eliyle kavradığı silahını şövalyenin göğsüne savurmuştu. ‘Bang!’ sesiyle ortaya çıkan gücüne karşılık şövalyenin defansı adeta kağıt parçası gibi ortadan ikiye ayrılmış, hatta adamın kalkanı bile elinden fırlamıştı. Bu fırsatı affetmeyen Binlerce Güneş ve Matcha ikilisi şövalyenin işini bitirmişti!
……
İki dağ tepesinden büyüler, oklar ve mermiler yağmaya başlayınca [Öncü]’nün 1000 oyuncusu nihayet bu dar geçitte onlara kolay lokma olmayacağımızı anlamışlardı. Heriflerin kayıpları dakikalar geçtikçe artıyor ve Şifacılar tarafından diriltilen [Öncü] oyuncuları tekrar tekrar öldürülüyordu. Tabii meselenin en büyük sebebi ağır zırh sınıflarının zayıflığı olan büyü saldırılarıydı ve Binlerce Güneş gibi yetenekli bir büyücü tarafmızda olduğu için rakibin çektiği sıkıntıların da haddi hesabı olmuyordu!
Hou!
Kaplan ormandan çıkmış ve [Keskin Kükreme]’yi kullanarak yakınında duran bir grup [Öncü] oyuncusunu upuzun bir yolculuğa yollamıştı. Ardından aktif ettiği [Ateş Gücü Hücumu]’yla bir grup Okçu ve Büyücüyü de aynı yolculuğa postalamıştı. [Öncü] oyuncuları birer birer uzun yolculuklara, yani mezarlık sularına yollanmaya devam ederlerken Kuzey Kutbu bu manzara karşısında donakalmıştı. Herif alelacele aktif ettiği [Ateşin ve Buzun Sütunu]’yla kaplanı öldürmek istemişti; lakin Alevli Kaplan Tanrısı [Kan Emici Darbe] ve Sevgili Duck’un [Tedavi]si sayesinde sürekli %70 cana sahip bir şekilde mücadeleye devam ediyordu.
Benimse savaş stilim oldukça basitti; ilerlerken [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni ve onun ardından da [Atik Kılıç]’ı kullanıyordum. Tekil hedefe odaklanan yeteneklerimi kullandığım söylenemezdi. Hem bu sayede manamı koruyor, hem de alan saldırılarıyla hasar verdiğim oyuncuların işlerini normal saldırılarla bitirebiliyordum.
General Li Mu, General Wang Jian ve General Bai Qi kalabalıkta oyuncu katliamına devam ediyorlardı. Herifler nereye giderlerse gitsinler bir şekilde kalabalığın ortasında kalmayı başarıyorlardı; lakin şans bu ki her köşede bekleyen şifacılarımız onları iyi takip ediyorlardı. Bu sayede, üst seviye ağır zırh sınıflarımız endişe etmeksizin mücadeleye devam edebiliyorlardı.
Mücadele başlayalı daha 10 dakika bile geçmeden savaş kayıtları rakibin 2272 oyuncu kaybettiğini gösteriyordu. Bu dar bölgede sayı bakımından üstünlüklerini kullanamıyorlardı ve dağ tepelerindeki uzun mesafeli oyuncularımız sayesinde heriflerin yaşadığı acı verici durumu açıklayabilecek tek bir kelime bile bulmakta zorlanıyordum.
……..
‘’Tanrım…’’
Aptal Olma mızrağını kaldırıp, dağ tepelerine işaret etti: ‘’Kuzey Kutbu, böyle devam edemeyiz. Birkaç adam toplayıp, dağ kenarlarına ilerleyerek uzun mesafe oyuncularını öldüreceğim. Sen de soldaki dağa gitsen iyi olur. Oradan iki taraflı saldırı yapıp, adamlarımızı birleştirirsek herifleri dört koldan kuşatmış oluruz!’’
Kuzey Kutbu başını öne salladı: ‘’Tamam!’’
En önde Aptal Olma’nın olduğu grup hızla ilerlemeye koyuldu. Lakin herifler dağ eteklerine ulaştıkları esnada ayaklarının altından gelen sesleri duyunca şaşkına dönmüşlerdi; zira daha önce, dağ arasında bulunan nehrin üç metre altına yerleştirdiğimiz tuzaklar herifleri anında çamura bulamıştı. Sadece Aptal Olma değil rakibin birkaç yüz kişilik ağır zırh sınıfı grubu da tuzağa yakalanmıştı!
‘’Orospu çocukları…buraya da tuzak kurmuşlar…’’ Aptal Olma mızrağını alarak ileriye doğru atıldı. Tuzağı nehrin altına kurduğumuz için basit bir çamur lapasından öteye gidemiyordu ve herif kolayca tırmanmayı başarmıştı.
Fox silahını kaldırıp, dağ tepesinden kükredi: ‘’Ateş! Saldırılarınızı Aptal Olma’nın düştüğü tuzağa yönlendirin! Oradan tek bir adım bile dışarıya atamamasını istiyorum!’’
“Bang bang bang bang…”
Barut dumanları gökyüzüne yayılmaya başladığında saldıranların Silahşör grubu olduğunu anlamıştım. Çok geçmeden nehrin içine kazdığımız hendek iyiden iyice çökmeye başlamıştı ve kaybolmaya başlayan dumanların ortasında tek elini yukarı kaldırmış bir vaziyette dikilen Aptal Olma gözler önüne serilmişti. Herif baştan aşağıya kızarmıştı ve adeta ağzından sigaranınkine benzer bir duman çıkmaya başlamıştı. Kalan son canını da göğsüne saplanan okla kaybetmişti. Dumandan bir nefes çektikten sonra yere yığılan adamın ağzından son kelimeleri dökülüyordu—
‘’İşim bitti, patates gibi kızarttılar beni…’’
……
Aptal Olma ölür ölmez Kuzey Kutbu’nun suratı yemyeşil kesilmişti. Kükreyeren adam talimat yağdırıyordu: ‘’Devam edin! Şifacılar, Aptal Olma’yı ve Rahibi diriltin ki herifler grubu korumaya başlasın! Kimse bir adım bile geri çekilmeyecek; dağ tepesinde toplasanız en fazla 500 oyuncuları vardır ve ateş güçleri de öyle abartılacak bir seviyede değil. Eğer ilerleyebilirsek Arktik Tilki Ormanı’ndaki Klan Başkanı’yla birleşebiliriz. Klan Başkanı’nın bize ihtiyacı var!’’
Shua!
Gökyüzünden inen iki ışık hüzmesi Aptal Olma’yı yarı canıyla hayata döndürmüşü: ‘’Tanrım, ne çabuk dirilttiniz, bir kere ölmem yeterli değil miydi yani? Neyse, tamam o zaman….kardeşlerim, ilerleyelim…’’
Birkaç şifacı Aptal Olma’ya odaklanınca herifin canı tamamen dolmuştu ve adam mızrağını kaldırdığı gibi dümdüz ilerlemeye koyulmuştu!
Shua!
Ortaya saçılan taze kanın adından Aptal Olma oracıkta donakalmıştı. Güzeller güzeli süikastçi Yue Qing Qian ikiz hançerlerini kaldırır kaldırmaz gülümseyerek [Delme] + [İkiz Hançer Harmonisi]’ni aktif etmişti. Herifin o dillere destan defansı oracıkta yerlerde sürünüyordu. Sonuçta burada üst seviye bir süikastçiden bahsediyorduk!
974!
1741!
Qing Qian saldırısını bitirdikten sonra devreye giren Wei Liang da [İkiz Hançer Harmonisi]’ni aktif etmişti. Hemen yakınlarında duran Binlerce Güneş durumu anlayınca başıyla onaylamış ve uzaktan, [Deniz Yosunu Oku]’nu yollamıştı!
“Pa!”
2341!
……
Aptal Olma yere yığılır yığılmaz söylenmişti: ‘’İşim bitti, artık bu oyunu oynamak istemiyorum…Otur kalk, otur kalk, yalama oldum resmen…’’
Magnec