Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

239. Bölüm Ekipman Parçalama

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Ba Huang, Kuzey Kapısı…

 Şehre döndükten sonra arkadaş listemden sürüyle mesaj gelmişti---

 Yue Qing Qian: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, Jian Feng Han’la niye kapıştın? Haberler forumu karıştırdı resmen! Çoktan mücadele videolarından biri viral oldu bile…’’

 General Wang Jian: ‘’Ahem, patron bizi çağırmadan PK’ya gidiyor demek…’’

 Wan Er: ‘’Duyduğuma göre Jian Feng Han’ın 27 adamını tek başına öldürmüşsün. Hehe, videoyu sonra indirip izleyeceğim…’’

 Dong Cheng Yue: ‘’Daha demin videonu izledim; şu uzaktan saldırma olayı cidden tam potansiyelini sergiliyor huh. Günahkar Kurt’u, Kuzey Kutbu’nu ve Aptal Olma’yı öldürmeyi başarmışsın. ÇMB rankın kesinkes artacaktır. Yemek ısmarlarsın artık---‘’

……

Gülümsemeden edememiştim, Beş Mosist Parşomeni’ni araştırırken mesajlara cevap veriyordum.

 Parşomen ayarlarına tıkladığımda yetenekleri kullanmayı başaramıyordum; ancak yetenekler için Tanrı’nın Ordu Kartı adlı bir eşyaya gereksinim olduğunu biliyordum. Tanrı’nın Ordu Kartı’na tıkladığımda bir yetenek sekmesi açıldı – [Ekipman Parçalama]!

 [Ekipman Parçalama] : Belirli bir Tanrı’nın Savaş Kartı’nı elde etmek için Gümüş ve daha üstü ekipmanları parçalayabilirsiniz! Şu aralar gümüş ekipmanların fiyatları hala düşmediği için mesele bana pahalıya patlayacaktı. 50+ seviyeli çoğu gümüş ekipman tane başına 100 RMB’den gidiyordu. Görünüşe göre ucuz gümüş ekipmanları kullansam daha mantıklı olacaktı.

 Envanterimden 41.seviye Gümüş Ekipman botlarını çıkarıp, yeteneği kullandım!

 Ding!

 Sistem Notu: [Kürklü Vahşi Ayı Botları]’nı parçalayarak 1 adet Tanrı’nın Savaş Kartı elde ettiniz!

……

Kalbim neredeyse duraksıyordu; Gümüş Ekipman başına yalnızca tek bir Tanrı’nın Savaş Kartı almıştım. Tanrım canımı al da kurtulayım! Kartları öyle kafama göre kullanamayacağım gayet netti…

 Envanterimden 14 düşük seviyeli gümüş ekipman çıkarıp, ekipmanları parçalayarak 14 Tanrı’nın Savaş Kartı eld etmiştim. Kartlara kolay ulaşabileyim diye envanterin en altına yerleştirdim.

 Ardından arkadaş listemi açıp Fox’a bir mesaj attım: ‘’Fox, şehirde misin?’’

 ‘’Evet, bir şeyler satıyordum, hayırdır?’’

 ‘’Depoya gel.’’

 ‘’Tamam!’’

 Fox dakikalar içerisinde gelmiş ve gülümseyerek sormuştu: ‘’Hayırdır patron, bir şeye mi ihtiyacın vardı?’’

 Takas sekmesini açıp, Fox’a 21 adet Altın-Mor ekipman karışımlarını verdim; [Öncü] sağ olsun bu konuda bana biraz yardım etmişti: ‘’Sat bunları!’’

 Fox oracıkta şaşkına dönmüş bir vaziyette kala kalmıştı; ‘’Hassiktir, bu kadar ekipman…Li dingili, yoksa birilerini mi soydun?’’

 Gülümsedim: ‘’Yok canım, Arktik Tilki Ormanı’nda birkaç [Öncü] oyuncusu öldürdüm o kadar.’’

 Fox gülümsedi: ‘’Vay arkadaş, ben de Ufak Kurt’un ayak yaptığını düşünüyordum. Ciddi ciddi tek başına gidip, Jian Feng Han’a bulaştın demek. Cesaretini taktir etmemek mümkün değil; gerçekten Zhan Long’un Klan Başkanı olmayı hak ediyorsun. Ekipmanların en azından 100,000 RMB edeceğini düşünüyorum. Miktarın ne kadarını stüdyoya ayıracağız?’’

 Biraz düşündüm: ‘’%50’sini ayıralım gitsin; şu anda hem klan hem de stüdyo para konusunda sıkıntı çekiyor. Sonuçta klan bizim klanımız olduğu için cimrilik yapamayız.’’

 Fox biraz düşünüp, ardından meseleyi onaylamıştı: ‘’Tamamdır, gayet mantıklı…başka bir şey var mıydı? Eğer yoksa, gidip Pazar kuracağım. Müzayede salonuna koyacağıma pazarda daha çabuk satarım..’’

 Ben: ‘’50.seviye ve altı gümüş ekipmanları toplayabilir misin? Ne bulursan al gitsin; ancak fiyat 5 altını geçmesin. Al şu 5000 altını…ekipmanları topladıktan sonra depoya koy gitsin. Boş zamanımız olduğunda gelip alacağım senden.’’

 Fox tereddüte düşmüştü: ‘’Tamam da ne yapacaksın bu kadar gümüş ekipmanı? Dürüst olmak gerekirse yalnızca ezik tipler gümüş ekipman kullanıyor. Ne işine yarayacaklar ki?’’

 Gülümsedim: ‘’Ya oğlum bir işimiz var ki istiyoruz, topla sen!’’

 ‘’Tamamdır, haber bekle benden!’’

 ‘’Güzel, hadi ben kaçtım!’’

 ‘’Görüşürüz!’’

……

 Meseleleri hallettikten sonra nihayet envanterimdeki diğer bir hazineye, parçalanmış görünen kılıca bakabilmiştim---

 [Kadim Ruh Kılıcı] : Mühürlenmiş, barındırdığı ruh uzun zamandır gün yüzü görmemiş bir kılıçtır. Ruhun uyanması ve hemen ardından kılıcın tekrar nadide metallerle işlenmesi gerekmektedir! Bu şekilde tanrı vari bir silaha dönüşecektir! Güncel ruh uyanma durumu: 0%!’’

 Kılıçtaki mührü nasıl kıracağımla ilgili en ufak bir fikrim bile yoktu. Aklıma bir fikir gelmeyince, gidip demircilerden birine sorayım dedim.

 Ba Huang’ın pazarını geçtikten sonra demirciler caddesine ulaşmıştım.

 Bin Başarı Demirci Dükkanı!

 Çabucak en büyük görünen dükkana girdim. Üstü çıplak, orta yaşlı bir adam metal dövmekle meşguldü. Herif elindeki metali suya daldırır daldırmaz etrafa duman parçaları saçılmış ve demirci keyifle söylenmişti: ‘’Şövalye Akademisi’ndeki soylu adamlara keskin bir kılıç daha vereceğim. Bu kılıcın en azından gümüş seviye olduğuna şüphe yok!’’

 Diğer bir yanda duran genç öğrenci sordu: ‘’Usta, ne zaman gümüş ekipman yapabileceğim?’’

 Orta yaşlı adam gülümseyerek cevapladı: ‘’Acele etme. Demirciliğin gizemlerini yavaş yavaş, tecrübe ederek öğrenmek gerekiyor. Er ya da geç sağlam bir demirci olacaksın. Hatta imparatorlar tarafından işe alınıp, ünlü demirciler arasına bile katılabilirsin. Generallere silah yapmaya başlayınca adın dört bir yana yayılıp, tarihin kayıtlarına bile girebilir!’’

 Ufak demirci hayal dünyasına dalmıştı.

 Orta yaşlı adama doğru atılıp, sordum: ‘’Usta, sana bir şey danışacağım!’’

 Orta yaşlı adam bana bakıp, söylenmişti: ‘’Genç maceraperest, ne tür bir şeye ihtiyacın var? Şu anda bir sürü işim olduğundan saçma sapan meselelere ayıracak zamanım yok…’’

 Başımı öne doğru salladıktan sonra envanterimden mühürlü kılıcı çıkarıp söylendim: ‘’Ruh silahlarından birine sahibim. Görünüşe göre bir şekilde kılıçtaki ruhu uyandırabilme imkanım var. Usta, bir baksan diyorum…’’

 Orta yaşlı demirci bana keskin bir bakış atıp, mühürlü kılıcı aldığı gibi iç çekmişti: ‘’Kılıç kırılmış, bakacak ne var ki? Zamanımı harcıyorsun. Genç adam, boşa harcayacak zamanım yok…’’

 Şaşırmıştım: ‘’Tamam…o zaman…’’

 Mekanı terk ettikten sonra ikinci demirci dükkanına gittim; ancak yine aynı cevabı almıştım. Hatta üçüncü demirci bile farklı bir şey söylememişti.

  Dördüncü dükkana girdiğimde umudumu kaybetme seviyesine yaklaşmıştım!

 ‘’Kriiik…’’

 Kalın kapı açılmıştı. Görünüşe göre bu dükkana uzun zamandır birileri uğramıyordu. Fırındaki odunlar çoktan küle dönmüştü. Aslında dükkan uzun süredir işlemiyormuş gibi bir havaya sahipti. Odanın diğer yanında pipo içen yaşlı bir adam oturuyordu.

 [Yaşlı Demirci Li Leng] (Mor Boss)
 Seviye:70
 Açıklama: Hikayeler konusunda geniş bir bilgiye sahip yaşlı demirci…

   ……

 Odaya girip, tek bir şey söylemeden herife doğru yürümeye başladım.

 Li Leng bana bakıp söylenmişti: ‘’Kusura bakmayın ama yeterli kömürümüz olmadığından fırını yakamıyoruz. Dükkan şu anda kapalı, başka bir yere gitseniz iyi olur…’’

 Gülümsedim: ‘’Yaşlı adam, buraya ekipman yaptırmak için gelmedim.’’

 ‘’O zaman niye geldin?’’

 ‘’Bir şeye bakmanı istiyorum.’’

 ‘’Oh? Neymiş?’’

 Kırık kılıcı envanterimden çıkarıp yaşlı adama uzattım. O esnada adam titremeye başlamış ve istemsizce iki adım geriye çekilmişti: ‘’Bu…ruh kılıcı nereden geldi böyle? Tanrım, ne güçlü bir ruh kılıcı ama! Onca zamandır uyuyor olmasına rağmen insanı hala etkileyebiliyor…’’

 Keyiften dört köşe olmuştum: ‘’Yaşlı adam, bu kırık kılıcın hala bir şansı var mı diyorsun?’’

 Li Leng onayladı: ‘’Aynen öyle! Genç adam, elinde tuttuğun silahın akılalmaz bir gücü var; lakin kılıç ruhu uzun süredir uyuduğu için onu uyandırmak kolay olmayacaktır. Yani…kılıç ruhunu uyandırmak pahalaya patlayacaktır. Bunu yapmak istediğine emin misin?’’

 Daha önce, Jian Feng Han’la yaptığımız mücadele esnasında düşük seviyeli bir kılıca sahip olmanın ne denli zayıf bir durum olduğunu anlamıştım. İster Wan Er’in Kızıl Hançeri, ister de Ran Min’in Perili İkiz Savaş Baltası olsun Buz Yağmuru Kılıcı’mı arkada bırakan şeylerdi. Şu anda silahımı değiştirmeye ihtiyacım vardı. Eğer üst seviye bir kılıç ustası aynı şekilde üst seviye bir silaha sahip olmazsa, mesele de değişirdi…

 Başımı öne sallayıp, yumruklarımı sıktım: ‘’Evet, ne kadar ödemek zorunda kalırsam kalayım bu tanrı vari silahı yeniden yapmak istiyorum!’’

 ‘’Tamam!’’

 Li Leng aniden ayağa fırlayıp söylendi: ‘’Sana yardım edeceğim. Evlat, ruhu uyandırmak için gereken görevi kabul etmeye gönüllü müsün?’’

 Başımı öne salladım. ‘’Evet!’’

 Ding!

 Sistem Notu: [Kadim Kılıç Ruhu’nu Uyandırmak] adlı S-seviye görevi kabul ettiniz!

……

Li Leng öksürerek söylenmişti: ‘’Fırınım uzun zamandır yanmıyor. Ateşi yakmak için 100 üst seviye oduna ihtiyacım var. Ba Huang’ın doğusuna gidip, Yeşil Bambu Dağı’ndan bana 100 parça Yeşil Odun getirmen lazım. Bu Kadim Kılıcı ısıtmak istiyorsak, Yeşil Odun kullanmamız şart. Eğer ruhu uyandırmak istiyorsak sağlam bir ateş yakmamız lazım!’’

 Başımı öne sallamıştım. Yeşil Bambu Dağı Li Hua Ormanı’nın hemen yanında olduğu için fazla uzak değildi. Son zamanlarda bölge [Kahramanın Öfkesi]’ne ait olduğu için gizlice birkaç ağaç kessem sorun olmayacaktı!

Demirciden çıkıp, Yeşil Bambu Dağı’na doğru koşmaya başladım ve 10 dakikaya kalmadan mekana ulaştım. Devasa yeşil bambular ormanın dört bir yanını kuşatıyordu. Üstelik bu dev bambuların arasında ufak ağaçlar da bulunuyordu. Ağaçlar sağlam bambulardan yapılma, yemyeşil renkte oldukları için bahsi geçen Yeşil Odun meselesini de bunları keserek karşılayacağımı anlamıştım.

 Kollarımı kaldırıp, kılıcımı çektim!

 

 “Keng!”

Ne sağlam bir odun ama! Ciddi ciddi kılıcımdan kıvılcımlar fırlamıştı.

 10 kez daha hamle yaptıktan sonra Yeşil Odun kollarıma düştü. Envanterime attıktan sonra rahatlamıştım; zira görev ekipmanı olduğu için ağırlık yapmayacaktı.

……..

 Aniden arkamdan gelen sesleri duydum---

 ‘’O şerefsiz Wang Zi Cheng’in işini er ya da geç bitireceğim!’’ Ses Batılı Diktatör, Liu Ying’e aitti.

 Piggy de hemen yanındaydı: ‘’Patron, duyduğuma göre Wang Zi Cheng oyuna başlamış, haberin var mıydı?’’

 ‘’Ne?!’’

 Liu Ying kılıcını çekip, kükredi: ‘’Herkesi topla, Wang Zi Cheng’in şehrine gidiyoruz: herifi öyle bir öldüreceğim ki Başlangıç Köyü’nden bile çıkamayacak!’’