Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

235. Bölüm 27 Elit Oyuncu

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

“Clang! Clang! Clang! ……”

 Yere çakılan geniş kalkanlar adeta bir duvar oluşturmuştu. [Öncü]’nün amacı gayet açıktı; tek kişi bile olsam, herifler ellerinden geleni yapacklardı. Adeta tek bir vücut olan kalkanlar onlara doğru atılmamı bekliyorlardı.

 ‘’Neden Zhan Long’a düşman olmak zorundayız ki?!’’

 Simple asasını kavramış ve suratında karmaşık duygular belirmişti. Jian Feng Han’a doğru bakarak söylendi: ‘’Ah Han, sana diyorum, neden Zhan Long’a düşman olmak zorundayız; Ba Huang’ın bir numarası olmak için [Öncü]’ün [Zhan Long]’u tamamen şehirden silmesi mi gerekiyor?!’’

 Kolunu hafifçe büken Jian Feng Han kılıcını rakip oyuncunun göğsüne saplamıştı. Yavaşça kılıcı çeken herif soğuk bir ses tonuyla cevapladı: ‘’Büyük Kardeş Yun, daha fazla konuşmanın anlamı yok. Kaygısız Xiao Yao Günahkar Kurt’u öldürdüğü gün, [Öncü]’nün ebedi düşmanı haline geldi. Klan Başkanı olarak [Öncü]’nün Üstatları’ndan birini öldüren bu adama karşılık vermek zorundayım. Eğer bugün Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmezsem, [Öncü]’nün Ba Huang’da bir numara olmasını bırak, gururunu bile koruyabileceğini sanmıyorum!’’

  Simple dişlerini sıkıp, envanterinden bir ışınlanma kağıdı çıkarmıştı. Ardından hemen söylendi: ‘’Öyle olsun o zaman, Klan Başkanı olarak kararı sen veriyorsun; ancak ben de kendi kararlarımı özgürce verebilecek bir insanım; bu mücadeleye katılmayacağım!’’

 Swoosh!

 [Öncü]’nün bir numaralı büyücüsü şehre dönüp, savaş alanını terk etmişti. Elveda Gözyaşları başını çevirdi: ‘’Lider, ne yapacağız?’’

 Jian Feng Han cevapladı: ‘’Kaygısız Xiao Yao’yu öldürüreceğiz tabii, başka ne yapacaktık!’’

 ‘’Anlaşıldı!’’

……

‘’Okçular!’’ Elveda Gözyaşları uzun kılını kaldırıp, seslendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao’ya yaklaşıp, [Delen Ok]’larınızı kullanın. Sersemlediği anda devreye süikastçiler girecek!’’

 7-8 okçu yaylarını kaldırmış ve okları fırlatmaya hazırlanmıştı.

 En iyi savunma, bir bakıma saldırmaydı!

 Artık tereddüt etme şansım yoktu. Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayarak çabucak rakip formasyona atıldım, hedefim Elveda Gözyaşları’ydı. Kendisi grubun Flama Taşıyıcısı olduğundan, onu öldürdüğüm taktirde grubu dağıtma olasılığım yükselecekti. Eğer kalkanları aşamazsam, işte o zaman durum sıkıntılı olacaktı…

 “Sou!”

 Kenara çekilip burnumu sıyıran [Delen Ok]’u savuşturdum. Okçular yakınlardaki ağaçlara yerleşmiş, yaklaşmamı bekliyorlardı. Zik zak çizerek ilerlemeye başladığımda birbiri ardına gelen okları da savuşturmaya koyulmuştum. Göz açıp kapayıncaya dek kalkan duvarıyla aramdaki mesafe 10 metreye düşmüştü.

 ‘’Dikkatli olun!’’ Elveda Gözyaşları kılıcını kaldırıp, talimat yağdırdı: ‘’Büyücüler, [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanın; okçular [Delen Ok]’u kullanmaya devam edin. Yakın dövüş bizim işimize gelmez, çabuk öldürün şunu!’’

 “Hong hong….”

 Ayaklarımın altında buz-ateş karışımı bir daire oluşmuş ve durum bana [Ateşin ve Buzun Sütunu]’na maruz kalacağımı anlatmıştı. Zor manevralar ve sıkı hareketler yaparak Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavradım. Kılıç sarsılmaya başladığı gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif etmiştim. İlk kez bu saldırıyı toplu bir oyuncu grubuna savuracaktım. Yetenek 6.seviye olduğundan akılalmaz bir güce sahipti ve gerçekten de beklentilerimi karşılamıştı.

1764!
1827!
1911!
1784!

……

 Kalkan duvarının arkasında duran üç Şifacı bile alan saldırımdan sebep öteki dünyayı boylamıştı. Ayrıca, 5 metre önümde duran oyuncuların çoğu yarı candaydı. Elveda Gözyaşları’nın 4000 civarı canı olduğundan herif %70 seviyelerine gerilemişti. Kılıcı kaldırıp, kükredi: ‘’Durdurun şunu!’’

 Keng!

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı sımsıkı kavrayıp, Eldeva Gözyaşları’nın kalkanı saldırdım. Herif çaresizce darbeyi karşılamış ve 2 adım geriye çekilmek zorunda kalmıştı. Kılıcını indirerek bacaklarıma bir saldırı savurdu ve kılıcından parlayan ışık hüzmeleri de bana bu saldırının [Dağ Darbesi] olduğunu söylüyordu. Her ne kadar herif can-defans odaklı bir rahip olsa da, [Dağ Darbesi]’nin hasarı hafife alınacak bir şey değildi; zira adamın elindeki silah gayet iyiydi.

 Tam kılıcın ucu bana dokunacakken vücudumu eğdim ve kılıcım parlamaya başladı. Kılıç aniden büyümüş ve 5 metre ileriye atılarak önümde duran 20’ye yakın oyuncuyu öteki dünyaya postalamıştım. Bu esnada herifin [Dağ Darbesi]’ni de savuşturmuştum!

 1547!

 Elveda Gözyaşları’nın başından fırlayan hasar sayısını görünce adamın aşağı yukarı 2200 canı kaldığını anlamıştım!

‘’Siktir!’’

 Elveda Gözyaşları dönerek bir can iksiri hüpletmiş ve kılıcıyla tekrar bana atılmıştı. ‘’Ba Huang Şehri’nin sözde en iyi kılıç kullanan şifacısı, elinden bu kadarı mı geliyor? Eğer gücün bu kadarcıksa, oracıkta yere çöküp seni öldürmemizi niye beklemiyorsun? Cesaretin varsa gel lan buraya!’’

 Dişlerimi sıkıp, parmaklarımı açtım. Üç kılıç gökyüzüne savrulmuş ve Eldeva Gözyaşları’na [Virane Diyar]’ı kullanarak saldırmıştım. Geber!!

2215!

 Sağlam bir hasar sayısı fırlamış olsa da herif arkasında duran şifacı sayesinde daanmayı başarmıştı. Yaklaşık 1700 canı kaldığını görünce adeta adamı öldürebileceğimden şüphe duymaya başlamıştım!

 Kalabalığın içinde [Öncü] oyuncularından birkaçı kahkahalar savurmaya başlamıştı; ‘’Öyle bir saldırıdan kurtulabilmek…rahipler cidden sağlam. Böyle giderse, [Öncü]’nün bir numaralı Rahibi ve Başkan Yardımcısı olan Fushen Bin Kılıç yakında ünvanını elde tutma konusunda sıkıntı yaşayacak!’’

 Elveda Gözyaşları gülümsemişti: ‘’E herhalde yani!’’

 Konuştuğu sırada çalılardan fırlayan kaplan dikkatleri çekmişti. Ufak, altın kaplan aniden devasa bir kaplana dönüşmüş ve alevlerle kaplı pençeleriyle Elveda Gözyaşları’na odaklanmışt.

 ‘’Ne…ne oluyor?’’ Eldeva Gözyaşları duraksamıştı: ‘‘O ne öyle?’’

 Alevli Kaplan Tanrısı, Elveda Gözyaşları’nın vücudunu darmadağın ederek adama 1789 vurduktan sonra başını kaldırmış ve [Keskin Kükreme]’yi aktif etmişti!

 Hong!

 Akılalmaz ses dalgaları kalabalığa yayılınca 50 metrelik alan kaosa dönmüştü. Daha önce yaraladığım ağır zırh sınıfları anında yere yığılmıştı. Şifacılar, Okçular ve Silahşörler’inse böyle bir saldırıya karşı koymasına imkan yoktu; duruma karşı ellerinden bir şey gelmiyordu; zira ufak kaplanın gücü o kadar fazlaydı ki, [Keskin Kükreme]’yi kullanarak bile herifleri kolayca katledebiliyordu!

……

“Eeeh…”

Elvade Gözyaşları şifacılarla birlikte yere yığılmış ve oracıkta bana bakıp söylenmişti: ‘’İşimiz bitti, Kaygısız Xiao Yao evcil hayvanını bu canavarla değiştirmiş…’’

 Aniden omzum ağrımaya başlamıştı; zira iki Savaşçı [Alev Baltası]’nı savurarak 1000 canımı götürmüştü. Tereddüt etmedim; hemen [Kombo]’yu aktif etmiştim. Adamların oracıkta iki saniyede öldüklerini söylememe gerek yoktu! Dövüştüğüm esnada kenarda duran oyuncular da bana atılmaya başlamıştı. Canımı doldurup, saldırmaya hazırlandım.

 ‘’İleri, öldürün şunu!’’

 Hemen yakınlardan, 60.seviye iki kılıç ustası bana saldırmaya gelmişti. Kesinkes bu adamların [Öncü]’nün elit oyuncuları olduğunu söleyebilirdim. Ba Huang Şehri’nde üçüncü resmileştirmesini alan 100 kişi vardı ve bunların 30’u [Öncü]’ye üyeydi.

 ‘’Hua ca!’’

 İki kılıç ustası aynı esnada [Atik Kılıç]’ı aktif etmiş ve vücudumu delip geçmişti!

971!
712!

Canım acayip yanmıştı. Ayrıca herifllerden birinde sağlam ekipman vardı!

 Saldırıya uğradıktan sonra hemen öne atıldım ve o esnada sırtımdan gelen sıcak dalgaları da fark etmiştim. İki [Gök Sallayan Kesik] vücudumu ıskalamıştı. Delip geçerek, ardından [Gök Sallayan Kesik]’i aktif etmek genel kılıç ustası stiliydi. Lakin, bu tarz bir saldırı bana işlemezdi!

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı eğip arkamı döndüm ve bir anda vücudum kaybolmuştu. Anında iki kılıç ustası deliye dönmüştü: ‘’Siktir, [Atik Kılıç]!’’

 ‘’Hua Ca!’’

 Son hızda herifleri delip geçtim!

1746!
1527!

 Ne tepki verecekler diye beklemeden hızlanmış ve güzel bir açı yakaladığım gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni akktif etmiştim!

 Hong!

  [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] bir kez daha 9 adamı öldürmüş ve bunun üstüne bir de [Ateş Gücü Hücumu]’nu kullanan Alevli Kaplan Tanrısı eklenince, 50 kişiden geriye pek bir şey kalmamıştı; mücadele o kadar sakin geçmişti ki, Kızıl Ejder’in Kalkanı’na bir bakış bile fırlatmamıştım. Vay anasını arkadaş, Alevli Kaplan Tanrısı yanımdayken saldırı gücüm akılalmaz bir seviyeye ulaşmıştı!

 

“Sha sha…….”

 Mor Şafak Botları’m çimlerde adımlıyor ve Alevli Kaplan Tanrı’m da kalkan sırasında kalan son oyuncuları temizliyordu. Savaş alanına doğru yürüdükten sonra elliye yakın ekipman almış ve hepsini envanterime fırlatmıştım. Gerçekten 65 karizmamın bir sınırı yoktu; adeta bir oyuncu öldürdüğümde, ekipman düşeceğini garantiliyordum!

 …….

 Hemen yakınlarda, Karanlık Bulutlar’ın baltası [Öncü]’ye ait kılıç ustasını ikiye ayırmıştı; ancak herif o esnada Jian Feng Han’ın [Gök Sallayan Kesik]’ine maruz kalmıştı. Çabucak geri çekilse de bana doğru bakmayı unutmamıştı: ‘’Biliyordum! Kaygısız Xiao Yao, gerçekten güçlüsün! Tek bir adamın 50-60 kişiy yerle bir ettiğini düşününce…tüylerim diken diken olur. Orada duran şey…o büyük kaplan senin evcil hayvanın mı? Vay ANASINI!’’

 [Parçalanan Kemik]’in Klan Başkanı Dirilen Kılıç da gülümsemişti: ‘’Bu sefer [Öncü] yenilginin tadına baktı. Sadece Kaygısız Siao Yao’ya o kadar adam kaybettiklerine göre, bu heriflerin çöpten ne farkı kalıyor yahu? Jian Feng Han, gücün anca bizim gibi yeni kurulan klanlara yetiyor değil mi? Hahahah, Kaygısız Xiao Yao ağzına sıçtıktan sonra nasıl hissediyorsun?’’

 Jian Feng Han dişlerini sıkmış ve öfkeyle söylenmişti: ‘’İyi bakalım, gözlerinizi açıp izleyin. Bugün size Kaygısız Xiao Yao’nun cesedini göstereceğim! 13 Kartal, elitlerinizi toplayıp, benimle gelin. Artık amacımızı Arktik Tilki Ormanı’nı ele geçirmek değil, Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmektir!’’

 Karanlık Bulutlar baltasını kavrayıp, gülümsemişti: ‘’Kardeşlerim, Kaygısız Xiao Yao şu anda bizler için düşmanın saldırılarına göğüs geriyor. Fırsat ayağımıza geldi; saldırmaya hazırlanın. Elimizden geldiği kadar adam öldürecek ve [Öncü]’ye boş insanlar olmadığımızı göstereceğiz!’’

……

 Bana doğru bir grup ilerlemeye koyulmuştu. Jian Feng Han’ı da sayarsak grupta 28 elit oyuncu vardı. Ufak bir bakış attığımda üçüncü resmileştirmesini alan toplamda 8 kişi olduğunu gördüm. Bu sefer cidden ölüm fermanımı imzalamıştım!

 Yukarıdaki alana baktığımda iki Okçu ve 61.seviye bir büyücünün oluşturduğu 3 kişilik Rüzgar Elfi grubunu gördüm. Büyücü üçüncü resmileştirmeyi aldığından, manyak yeteneğe; [Deniz Yosunu Oku]’na sahipti. İlk önce o büyücüyü öldürmezsem mücadele benim için iyice zoraşacaktı.

 Jian Feng Han’ın saldırısıyla karşı karşıya kalmış olsam da geri çekilmedim. Tam aksine, kılıcımı kavrayıp, oracıkta dikiliyor, sakin kalbimle saldırı için en uygun anı bekliyordum!

  Oyuncular yaklaşmaya devam ediyordu!

 50 metre!

 40 metre!

 35 metre!

 Nihayet menzile girmişlerdi!

 Yere yumruk savurduğum gibi Jian Feng Han’a doğru [Bağlayan Zinciler]’i aktif ettim.

 Peng!

 Etrafa saçılan toz parçalarına herifin balerin vari ayak oyunu eşlik etmiş ve Jian Feng Hna kolayca [Bağlayan Zincirler]’i savuşturmuştu. Adamın tepki süresi ve farkındalığı gerçekten korkutucuydu; lakin hemen arkasında duran 59.seviye kılıç ustası onun kadar yetenekli değildi. Durum böyle olunca, asıl hedefi şaşırmış olsa da [Bağlan Zincirler] başarılı olmuştu!

 Elimi havaya savurduğum gibi [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni aktif ettim!

“Hong!”

[Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği]’ni göndermeden hemen önce parmaklarımı açıp, kılıç ustasına doğru [Virane Diyar]’ı savurmuştum!

1733!
2214!

 İki saldırının ardından anında öteki dünyayı boylayan kılıç ustası, Jian Feng Han’ın yanında getirdiği 27 oyuncudan ölen ilk isim olmuştu!