Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

227. Bölüm Kaplan Ejderha'ya Karşı

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 

‘’Aynen öyle, bu taktik işe yarıyor, böyle devam edebiliriz!’’ Dong Cheng Yue keyifli bir gülümseme savurdu.

 Kılıcımı çektiğim gibi ileriye atılmış ve acı verici saldırılara göğüs gererek dört nala koşmaya başlayna kalbime hakim olmaya çalışmıştım. Yaratığın iki yeteneği bizi öteki dünyaya postalamaya yetiyordu. Eğer Hans üçüncü yeteneğini, [Buz Ejderhası’nın Öfkesi]’ni kullanırsa, acaba kaçabilecek bir yer bulabilecek miydik? Söylemesi zordu; ancak bunu önünde sonunda deneyimlememiz gerekecekti…

…….

 Birçok kritik an yaşanmış, bir keresinde yaratığa fazla yakın duran Mavili neredeyse [Buzul] tarafından katledilmişti. Şans bu ki takımımız direnmeyi başarmıştı; muazzam uyumumuz ve yetenek operasyonlarımız sayesinde yaratığın canı hızla düşmeye koyulmuştu. 30 dakikalık mücadelenin ardından 65.seviye İmparator Boss’un %50 canı kalmıştı!

 ‘’DİKKAT!’’

 Uzaktan bossa bakan Lin Wan Er söylendi : ‘’Aynı kural, %50’ye inince yeteneğini kullanacak. Belki de bu sefer üçüncü yeteneği, [Buz Ejderhası’nın Öfkesi]’ni kullanır…’’

 Dong Cheng Yue dudaklarını ısırdı: ‘’Evet, dikkat etmemiz lazım!’’

 Birkaç saniye geçtikten sonra Hans’ın pençeleri Matcha’nın omuzlarını delip geçmişti. Kadın yaratığa fazla yakın durduğundan odağı üzerine almıştı!

 Hemen ielriye atılıp, [Virane Diyar]’ı aktif ederek odağı üstüme almaya çalıştım!

 ‘’Roarr…’’

 Buz Ejderhası Hans öfkeyle kükremiş ve aniden yaratık konuşmaya başlamıştı: ‘’Karınca parçaları; beni bu raddeye kadar yaralamaya cürret edebilidinz demek? Obsidiyen Ejderha Tanrısı kesinkes sizi affetmeyecektir! Heybetli ruhlar, toplanın, karanlığın ejder gücünü bahşedin bana. Ejder ruhumun daha da güçlenmesine izin verin, oh heybetli Obdisiyen Tanrı’m, bu kulunuza gücünüzü bahşedin!’’

 Shua!

 Siyah bir ışık hüzmesi gökyüzünde belirmiş ve yaratığın vücudu aniden bana atılıp, pençelerini savurmuştu!

 2534!

 Kritik darbe!

 Vakit kaybetmeden can iksiri içmeye başladığım esnada omzuma bir darbe daha yemiştim. Hans’ın gücü o kadar artmıştı ki, saldırısının etkisiyle vücudum neredeyse altımdaki buzula gömülecekti. Ne yaratık ama; beni yere gömmeye mi çalışıyorsun lan hayvan!

 ‘’Kaygısız Xiao Yao’nun canını doldurdun!’’ Yuzi Chengshuo alelacele bağırdı: ‘’[Tedavi]’yi aktif edin!’’

   Havada bekliren Tedavi ışıkları vücudumu kaplamaya başladı. Acıya katlanamıyordum, şimdiye dek göğsümde 10’dan fazla pençe darbesi almıştım. Yaratık Obsidiyen Ejder Tanrısı’ndan güç dilendikten sonra kafayı yemişti. Nebula Zırhı’mdan yayılan soğuk hissiyata çatlaklar eşlik ediyordu. Ciddi ciddi bu kadar kısa bir sürenin ardından zırhım parçalanmaya mı başlamıştı?!

 Peng!

  Bir kez daha üzerime gelen ejder pençeleri başıma saplanmıştı. Alnımla maruz kaldığım bu saldırının etkisiyle vücudum yere iki metre daha çakılmıştı. Artık 5 metre yere çakılmış bir vaziyette oracıkta duruyordum. Yaratık manyak gibi beni yere çakmaya devam ediyordu. Acaba beni bu şekilde devre dışı bırakıp, uzun mesafe oyuncularına mı yönelmek istiyordu? Ne yüksek bir yapay zeka ama…

 Yerden çıkarak [Virane Diyar]’ı aktif ettim!

 Swoosh!

Buz Yağmuru Kılıcı’m havayı delip geçmiş ve üçe ayrıldığı gibi bossun boğazına doğru atılmıştı. Hans’ın acı dolu çığlığına, havaya fırlayan hasar sayıları eşlik etmişti. Bir sonraki saldırısında öleceğimi düşünüyordum ve Dong Cheng Yue’nin yüksek saldırı puanı bile bize umut ışıklarını bahşetmeye yetmiyordu.

 ‘’Bittik biz…’’ Yue Qing Qian party chatinden iç geçirdi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao bu gidişle ölecek, ne yapacağız? BU…boss [Buzul]’u aktif ettiğinde Büyük Kardeş Xiao Yao kesinkes ölecek….ölecek…’’

 Matcha dişlerini sıktı: ‘’Evet, durum cidden hiç iç açıcı görünmüyor. Hepsi benim hatam, demin doğru pozisyonu alamamıştım…’’

 Fox aniden bağırdı: ‘’Dikkat edin, boss yeteneklerini kullanıyor!’’

 ‘’NE!?’’

 Yue Qing Qian ve Lin Wan Er aynı anda şaşkına dönmüş ve party chatinde sistem notları belirmişti----

“Di!”

Savaş Duyurusu: Oyuncu Yue Qin Qian [Arkadan Bıçaklama] adlı yeteneği kullandı, yeteneğin sersemletme etkisi【Buz Ejderhası’nın Gölgesi - Hans】tarafından başarıyla savuşturuldu!

“Di!”

Savaş Duyurusu: Oyuncu Cang Tong  [Arkadan Bıçaklama] adlı yeteneği kullandı, yeteneğin sersemletme etkisi【Buz Ejderhası’nın Gölgesi - Hans】tarafından başarıyla savuşturuldu!

 

“Di!”

Savaş Duyurusu: Oyuncu Cang Tong  [Delme] adlı yeteneği kullandı, yeteneğin sersemletme etkisi【Buz Ejderhası’nın Gölgesi - Hans】tarafından başarıyla savuşturuldu!

 

“Di!”

Savaş Duyurusu: Oyuncu Yue Qin Qian  [Delme] adlı yeteneği kullandı, yeteneğin sersemletme etkisi【Buz Ejderhası’nın Gölgesi - Hans】tarafından başarıyla savuşturuldu!

 

……

Yaratığın yeteneğini iptal etmek için yapılan bütün hamleler başarısız olduğundan durum hiç iyi görünmüyordu. Gökyüzü yıldırımların ve şimşeklerin düetine sahne olurken, ayaklarımızın atlındaki buzulların ısısı gitgide düşüyordu. Ejder kükremesi bir an için bile olsun durmamıştı. Hans sağlam bir yeteneği aktif ediyordu!

 

[Buz Ejderhası’nın Öfkesi]!

 

  Oyuna bakış açımı değiştirdiğimde dış tarafta beliren kar fırtınasını görebilmiştim. Bunun yanında işin kötü yanı kar taneleri bile hasar verebiliyordu. Kar taneleri havada süzülmeye başladığı gibi Lin Wan Er, Dong Cheng Yue ve Yue Qing Qian üçlüsünün canları anında yere düşmeye başlamıştı. Üç Şifacı meseleyi bir türlü geri çeviremiyordu. Yuzi Chengshuo dişlerini sıkıp söylendi: ‘’Mavili, seni dirilteceğim!’’

 

 Ne yazık ki Buz Ejderhası’nın Öfkesi öyle kısa süren bir yetenek değildi. Mavili dirildiği gibi tekrar hayatını kaybetmişti. Yue Qing Qian, Sevgili Duck ve Fox üçlüsü çoktan öteki dünyayı boylamıştı. Lin Wan Er şemsiyesinin arkasına saklanarak kaşlarını çatmış, son canını korumaya çalışırken yanaklarına değen kar tanelerinden sebep yere yığılmıştı. Onun hemen arkasından Matcha da hayatını kaybetti. Dong Cheng Yue’nin [Mana Kalkanı] çotkan yerle bir olmuş ve genç kadının vücudu bembeyaz bir ışık hüzmesiyle kaplanmıştı. Göz açıp kapayıncaya dek benim dışımda 8 oyuncu katledilmişti; koskoca 8 kişi anında öteki dünyayı boylamıştı!

 

 Başımı kaldırıp, bir bakış attığımda gökyüzündeki korkunç manzarayı görmüştüm. Buz Ejderhası’nın Öfkesi bütün haritayı kaplayan bir yetenekti. Yeteneği hazırlık aşamasında durdurmadığımız sürece hepimiz ölecektik; ancak şu anki seviyelerimizle bunu başarabilmemiz de söylendiği kadar kolay değildi. Zaten asıl sıkıntı da buradaydı!

 

 Doğrulduktan sonra kıyafetlerimden dökülen taşlar ve buz parçaları canımı yakmıştı.

 

  Party chatinden Yue Qing Qian’ın sesini duydum: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, hemen geri dönüyoruz. Sakın ayrılayım deme yoksa ölürsün. Buz Ejderhası’nın Öfkesi sürekli bir yetenek, boss ölmediği sürece yetenek aktif kalacak. Yeteneğin gücü 15 saniye sonra düşüşe geçiyor olsa bile, tek başına yaratığı öldüremezsin…’’

 

  Buz Yağmuru Kılıcı’mı tutarken kaşlarımın çatılmasına engel olamamıştım. Öylece bitecek miydi yani? Bu bossu öldürmenin gerçekten bir yolu yok muydu?!

 

 Kalbim hayal kırıklığı içerisindeydi.  Bu SSS-seviye görev bize yarardan çok zarar getirmişti. Yerde bir sürü ekipman duruyordu; hatta Lin Wan Er’in Kızıl Hançer’i bile yerdeydi. Eğer bu ekipmanları almazsak, 2 saatin ardından kaybolacaklardı! Düşünsenize öyle bir şey olduğunu!!

……

“Evlat…..”

 

O kaos anında birinin bana seslendiğini duydum. Ses bir hayli zayıf geliyordu; ancak duymayı başarmıştım.

 Sakinleştikten sonra cevapladım: ‘’Kimsin sen?’’

 Ses kulaklarımda yankılanmaya devam ediyordu: ‘’Evlat, merak etme. Sana zarar vermeyeceğim. Buraya geldiğine göre Obsidiyen Ejderha Tanrısı’nın altındaki canlılardan değilsin, yanlış mıyım? Binlerce yıldır burada uyuyorum, en son ne zaman birileriyle konuştuğumu bile hatırlamıyorum…’’

 Kalbim neredeyse duracaktı: ‘’Sen…Yun Chen misin?’’

 ‘’Sen…Adımı nereden biliyorsun?’’ Sesin sahipi şaşırmıştı: ‘’Binlerce yıldır yerin altına mühürlenmiş durumdayım, vücudum bile ejder güçleri tarafından paramparça edilmiş durumda. Sıradan insanlar beni göremez. Evlat, beni nasıl tanıdın?’’

 Ciddi bir ses tonuyla cevapladım: ‘’Ejderha Şehri’nden Frost adlı bir görevli buraya gelmemi ve bin yıl süren bu acına bir son vermemi emretti!’’

  Yaşlı adam Yun Cheng acı acı gülümsemeden edememişti: ‘’Daha hala bu yaşlı bunağı tanıyan biriler ivar mı?Evlat, bu kadar derine nasıl girdin? Normalde, yeraltında olmadığın sürece sesimi duyamaman lazımdı…’’

 Başımı kaldırıp, söylendim: ‘’Buz Ejderhası’nın Gölgesi sağ olsun yere çaktı beni…’’

 ‘’Oh, şu aptal ejderha…’’ Yun Chen içten bir kahkaha attı: ‘’Görünüşe göre Obsidiyen Ejderha Tanrısı’nın beni yeraltına mühürlediğini bilmiyor; aksi taktirde seni de yere gömmeye çalışmazdı.’’

 Yumruklarımı sıktım: ‘’O Ejder gölgesini öldürmek için ne yapmam lazım? Yaşlı adam, bana yardım edebilir misin?’’

 ‘’Oh?’’ Yun Chen öksürdü: ‘’Yok…mümkün değil. Vücudum yok olalı yıllar geçiyor, ben yalnızca pişmanlıklarla dolu bir ruh parçasıyım. Sana yardımım dokunmaz…’’

 Kalbim duraksayacaktı: ‘’O zaman…ne yapmam lazım?’’

 Yun Cheng gülümsedi: ‘’Her ne kadar sana yardım edemiyor olsam da, eski bir dostumdan yardım alabilirsin; ancak bunun için öne mührünü kırman gerekiyor?’’

 ‘’Eski bir dost mu?’’

 ‘’Evet, eski bir deskt, kaplan ruhu da diyebilirsin. Onun yardımını elde edebildiğin sürece ejderi yenmek için bir şansın olacaktır!’’

 Heyecanlanmıştım: ‘’Yaşlı adam, mührü kırmak için ne yapmam lazım?’’

 Yun Chen cevapladı: ‘’Ne kadar şanslı olduğun bağlı. Bu odanın tavanında Büyük Ayı’ya ait bir yıldız kümesi yer alıyor. Üst kısma çıkıo, Epsilon ve Delta yıldızlarınn yer aldığı totemlerdeki mühürleri parçalaman lazım. Bunu yaparsan eski dostum serbest kalacaktır! Bunca zamandır burda tıkılı kaldığımdan, bir daha herhangi bir şey görebileceğimi sanmıyordum. Evlat, ruhum çok zayıf, her şey sana bağlı. Ruhumun kilitlendiği reenkarnasyon döngüsünü kırabilirsen, bütün bildiklerimi sana aktaracağım!’’

……

 Kötü anda insanın başına hep bu tarz mucizeler gelir derlerdi. Gerçekten dedikleri doğruymuş. Böyle bir haberden sonra kim mutlu olmazdı ki?

 Buz Yağmuru Kılıcı’mı sımsıkı kavradıktan sonra yukarıya çıkmaya koyuldum. Aniden havaya fırladığımda ağır kar fırtınası beni kaldırmıştı. Vücuduma düşen kar parçaları bile canımı azaltıyordu. Her saniyede %2 canımın düştüğünü görünce, 50 saniyede öleceğimi anlamıştım; ancak [Tedavi] ve can iksirlerini kullanarak daha fazla ayakta kalabilirdim!

 “Roar…”

100 metre ötedeki Buz Ejderhası’nın Gölgesi-Hans çoktan beni fark etmişti!

 ‘’Yürü!’’

 Aniden ileriye atıldığım gibi 7 toteme koşmaya başladım. Büyük Ayı’daki yıldız kümelerini gayet iyi biliyordum; zira [Yedi Yıldız Parçacıkları’nın Kesiği] de bu takıma aitti; aksi taktirde yıldızları tanımayan oyuncular, hangi totemleri yerle bir edeceklerini de bulamayabilirdi!

 Roar…

  Arkamda, yaratığın bana akılalmaz bir hızda geldiğini görebiliyordum!

 [Hız]’ı aktif ettiğim gibi totemlere doğru atıldım. Yönü ayarlamış ve Epsilon ile Delta yıldız kümelerini hedef aldığımı kesinleştirmiştim. Ardından, [Yedi Yıldız Parçacıkları’ın Kesiği]’ni aktif ettim!

 Boom!

Kılıç Qi’si kılıcımdan fırladığı gibi iki totem çabucak yıkılmıştı; ancak sırtımdan akan soğuk terler bana bir şeyin yaklaşmakta olduğunu söylüyordu!

 Peng!

 Vücudum anında buz zemine savrulmuştu %50 canım kaldığını party sekmesinden gören Yue Qing Qian endişeyle söylendi: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, çok aptalsın, neden bizi beklemedin, neden yukarıya çıktın?!’’

……

“Bang…”

Yaratığın arka ayağı yere adımlamış ve devasa ejder bana doğru yavaş yavaş ilerlemeye koyulmuştu. Gözlerindeki nefreti iliklerimde hissediyordum.

 ‘’’Velet, ölmek istiyorsan söyle gitsin. Böyle uğraşmanın bir anlamı var mı sanıyorsun?! Hadi, ölümüne gel bakayım!’’

 Yaratık tam bana atılmaya hazırlandığı esnada toprak titremeye başlamıştı!

 Booom!

 Bir çift, gümüş vari pençe yeri yararak ejderin bel kısmında saldırmıştı. Pençeleri takiben meydana çıkan vahşi kaplan başı adeta gümüşten yapılmışa benziyordu. Devasa ağzını açan yaratık kükremeye devam eden ejderin vücudunu ısırmaya başlamıştı!

 Oracıkta, adeta bir rüya görüyormuş gibi kala kalmıştm---

 Ne muazzam bir Kaplan-Ejder savaşı ama!