Oha kizi becerdi oracikta rahat rahat bi ogrermen gelse napcak kim bilir sjmssmsmmz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
219. Bölüm Acınacak İnsan
Bu gece, Liu Hua Üniversitesi’nde alışıla gelmemiş bir sakinlik yaşanıyordu. İnsanı canlandıran rüzgarın eşliğinde, iki güzellik yolun kenarında uzunca bir süre beklemişti.
Yolu geçip, onlara doğru yürüdüğümde Wan Er’in çığlığını duydum: ‘’Dikkatli ol! Araba geliyor!’’
Hua!
Önümden siyah bir gölge geçmiş ve hemen ardından geçen Mercedes de gözden kaybolmuştu. Oracıkta şaşkına dönmüştüm; sonuçta Liu Hua Üniversitesi zengin veletlerin okuduğu bir okuldu. Daha demin geçen arabaların ikisi de 5,000,000 RMB’den fazla ediyordu!
……………..
‘’Onlar kimdi öyle?’’ Arabaların arkasından baktıktan sonra Wan Er’in yanına yürüdüm.
Wan Er dudaklarını ısırıp cevapladı: ‘’Bilmiyorum, zaten kimin umrunda ki…’’
Çok geçmeden arabalar uzaktaki sokak lambasının altında durmuş ve bir ‘Ka!’ sesiyle kapıdan yakışıklı bir adam çıkmıştı. Ellerini havaya kaldırdıktan sonra gülümsedi: ‘’Hic…Demek burası Wan Er’in okuduğu Liu Hua Üniversitesi’ymiş, fena değil. Bugünden itibaren Çince konusunda kendimi geliştirmek için burada okuyacağım…’’
Mercedesin açılan kapısından dışarıya siyah takımlara bürünmüş üç genç fırlamıştı. Başlarını eğerek söylendiler: ‘’Şef, kayıt olmaya gidelim mi?’’
‘’Evet…’’
……
‘’Tanrım…’’ Dong Cheng Yue gözlerini açıp kapadı: ‘’Şu daha önce tanıştığımız Ito Makoto değil mi?’’
Wan Er mesafeye bakmıştı: ‘’Daha doğrusu Wang Ze Cheng diyecektin. Buraya gelmesini beklemiyordum…Demek bu Booster’ın Asya bölgesinin CEO’sunun sahip olduğu fiyakaymış.’’
Dong Cheng Yue dudaklarını ısırdı: ‘’Xiao Yao, Wan Er, hadi gidelim.’’
‘’Tamam…’’
Bir anda köşeden gelen ve yakından tanıdığım bir kadın ve bir erkek göründü. Bu ikili Batılı Diktatör Liu Ying ile onun kız arkadaşı Xu Yue’den başkası değildi. Xu Yue’nin suratında öfke dolu bir ifade vardı ve genç kadın Liu Ying’i ittikten sonra bağırmaya başladı: ‘’Liu Ying, daha önce kadınlar konusunda bir kez bile yokluk çekmeyen bir insandın. Bense fakir bir ailede doğmuş olmama rağmen hala benimle birlikte olmak mı istiyorsun? Paranı kullanarak benim aklımı çelebileceğini mi sanıyorsun? Şunu sakın unutayım deme, umrumda bile değilsin…’’
Liu Ying Xu Yue’nin elini sımsıkı kavradı: ‘’Ah Yue, lütfen beni dinle, öyle söylemek istememiştim. O esnada Li Xiao Yao’ya öfkeli olduğum için kendimi tutamadım…Dün gece, aslında dün gece…’’
Xu Yue öfkeliydi: ‘’Dün gece barda gördüğün kızla yatmadın mı yani? Bah, Liu Ying, senden tiksiniyorum. Artık aramızda bir şey kalmadı. Sokaktan çevireceğim herhangi bir adam bile senden daha iyi çıkacaktır!’’
Liu Ying gülümsemeden edememişti: ‘’Bunları sinirli olduğun için mi söylüyorsun? Eğer öyleyse, duymazdan geleceğim; lakin eğer bunları ciddi ciddi söylüyorsan, söylediğini yapıp sokaktan birini çevir de görelim!’’
‘’Haha, öyle demek…’’
Xu Yue de gülümsedi. Arkasına bakmadan yürümeye başlamış ve hatta topuklularını bile kenara fırlatmıştı. Önünde birkaç kişinin durduğunu görünce hemen ileri atılan genç kadın en önde duran adamın koluna, Wang Ze Cheng’e yapıştı. En ufak bir açıklama bile yapmadan ağzını açıp, Wang Ze Cheng’i öpmüştü. Hatta ikili arasında biraz dilin bile döndüğünü görebiliyordunuz…
“Oh…”
Wang Ze Cheng oracıkta ellerini açmış duruyordu. Bu ani gelişme karşısında ne yapacağını bilememişken, karşısında duran Xu Yue gözlerini kapayıp, onu öpmeye devam etmişti. Kadının vücudu Wang Ze Cheng’in vücuduna yaslanıyordu. Hatta kadın elini uzatıp herifin sağ elini yakalamış ve diğer elini de adamın göğsüne koymuştu.
Öte yandan Wang Ze Cheng elini Xu Yue’nin beline sardığı gibi diğer elini da göğsüne koymuştu; ancak daha fazla ileriye gitmemişti. Oracıkta dikilirken suratında şaşkın bir ifade yer etmişti.
Wang Zhe Cheng’in yanında duran korumaları gülmeden edememişti: ‘’Şefin şansını kıskanıyorum gerçekten. Daha üniversiteye adımını adtar atmaz böylesine bir güzellik tarafından öpülmek…İnsan kıskanmadan edemiyor…’’
“Ah…”
Wang Ze Cheng nihayet Xu Yue’yi itmiş ve soluk bir suratla söylenmişti: ‘’Hey, kimsin sen…’’
Xu Yue ona bir bakış attı: ‘’Adın ne? Ayrıca kız arkadaşın var mı?’’
Wang Ze Cheng şaşırmıştı: ‘’Ben…Adım Wang Ze Cheng, tanıştığımıza memnun oldum; şu anda bir kız arkadaşım yok, ama…’’
‘’Aması falan yok!’’
Xu Yue adeta Wang Ze Cheng’e emir vermiş ve herifin kolunu yakalamıştı: ‘’Bugünden sonra senin kız arkadaşın olacağım, istemiyor musun beni?’’
‘’Bu, şey…öyle değil aslında…’’
Wang Ze Cheng’in suratında hafif utangaç bir ifade görülüyordu: ‘’Daha adını bile bilmiyorum ve okula yeni adım attım; birbirimizi tanımıyoruz. Böyle bir durumun uygun olduğunu düşünmüyorum. Bence…’’
Xu Yue’nin gözlerinden yaşlar akıyordu: ‘’Kız arkadaşın olmak istiyorum, kabul ediyor musun, etmiyor musun?’’
Wang Ze Cheng dişlerini sıktı: ‘’Ben..ben…’’
Hemen yakınlarında olan Liu Ying öfkeden dişlerini sıkıyordu ve bir anda sokak lambasına yumruk savurarak bağırdı: ‘Xu Yue, hayatım boyunca senin kadar ucuz bir kadın görmedim. Hadisene, niye onunla hemen burada sevişmiyorsun? Seni tanıyamamışım, siktir git! Bir daha gözüme gözükeyim deme!’’
Xu Yue’nin dudakları bükülerek bir gülümsemeye dönüştü: ‘’Liu Ying, artık ne kadar kızdığımı anlıyor musun? Daha önce takındığın gururlu ifadeye ne oldu?’’
O esnada Wang Ze Cheng birkaç adım geri çekilip, Xu Yue’nin kollarından kurtulmuştu: ‘’Ben…ben ikinizi ayıran adam olmak istemiyorum. Bu olay hiç yaşanmamış gibi yapacağım, ah…şey…’’
Wang Ze Cheng aniden oradan geçen Wan Er, Dong Cheng ikilisini görünce şoke olmuştu: ‘’Lin Wan Er…Sizler…Niye buraya geldiniz?’’
Wan Er gülümsedi: ‘’Zaten başından beri buradaydık, Patron Wang’ın modu baya yerinde bakıyorum da , hehe…’’
Wang Ze Cheng hemen ileri atıldı: ‘’Wan Er, öyle olmasını istememiştim, gerçekten…’’
Wan Er söylendi: ‘’Ne demeye çalışıyorsun Wang Ze Cheng?’’
Wang Zhe Cheng bağını eğip, biraz düşündükten sonra söylenmişti: ‘’Hala arkadaşız, değil mi?’’
‘’Sanırım??’’
‘’Öyleyse sorun yok, bugün kimseye bulaşmak istememiştim, gerçekten mesele kontrolümde gelişmedi…’’
Wan Er gülümsedi: ‘’Sorun yok…’’
Ardından Wan Er kolumu tutmuştu: ‘’Li Xiao Yao, hadi yemeye gidelim, bugün sen ısmarlıyorsun…’’
‘’Sorun yok…’’ Bir anda ruh halim değişmişti.
Wang Ze Cheng aceleyle önümüze geçip söylendi: ‘’Wan Er, şey…daha okula yeni geldiğimden, yarın öğle yemeğinde beraber takılsak olur mu? Aslında Tian Xin Grubu’yla ilgili birkaç şeyi öğrenmem lazım. Bay Lin sana sorabileceğimi söylemişti…’’
Wan Er’in kaşları çatılmıştı: ‘’Öyle mi? O zaman…tamam..’’
‘’Güzel, teşekkürler! Teşekkür ederim!’’
……
Kalabalığı terk ettikten sonra okul kantinine gidip, yemeğe başladık.
‘’Wang Ze Cheng gerçekten gelmiş…’’ Wan Er endişeli görünüyordu.
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Wan Er, olaylara babanın gözünden de bakman lazım, Wang Ze Cheng’i tanımanı istiyor. Hatta, bana göre…herif hiç de fena sayılmaz. Xu Yue öyle davransa bile sakinliğini koruduğu için bir centilmen sayılabilir. Sadece o da değil, adamın sosyal statüsü ve büyüme şekli de gayet iyi. Liu Hua Üniversitesi’ndeki kızlar arasında popüler olacağına şüphe yok; ama yine de, ben tercihimi Xiao Yao’dan yana kullanacağım…’’
Bunu söyledikten sonra Dong Cheng Yue bana cezbedii bir bakış atmıştı.
Wan Er ne diyeceğini bilemiyordu: ‘’Keke, sen yok musun! Böyle durumlardan yararlanıp Li Xiao Yao’yla dalga geçmesene. Burada ciddi bir şey konuşuyoruz. Wang Ze Cheng buradayken nasıl yaşamaya devam edeceğim? Rahatımı bozuyor..’’
Ben: ‘’Rahatla, yanında ben olduğum sürece Wang Ze Cheng’in sana dokunmasına izin vermeyeceğim.’’
‘’Ama…’’
Wan Er ufak, kırmızı dudaklarını bükmüştü: ‘’Ama bildiğin gibi, o adam babamın onayladığı biri. Eğer onunla başın belaya girerse, korkarım ki babamın sana bir şeyler yapmaya kalkabilir, çok endişeleniyorum…’’
Yumruklarımı sıktım, hafifçe gülümsedim: ‘’Wan Er, sakin ol. Geçtiğimiz yıllarda elim armut toplamıyordu ya! Eğer baban bana karşı çıkmaya çalışırsa, endişelenmeyi bırakabilirsin. Onu kesinkes öldürmeyeceğim!’’
Wan Er: ‘’…’’
Dong Cheng Yue bana bakmıştı: ‘’Peki ya Wang Ze Cheng?’’
‘’Onu boşverin, normal hayatımıza devam edeceğiz…’’ Wan Er çaresizce söylendi.
Geniş bir kahkaha attım: ‘’Aslında burada en çok sıkıntı içinde olan insan Liu Ying’den başkası değil. Wang Ze Cheng okula geldiği anda direkt olarak Liu Ying’in kadınını çaldı. O Xu Yue pek de iyi bir kadın olmadığını biliyorum ancak; bu hareketiyle Liu Ying’i kızdırmayı başardığına şüphe yok…’’
Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Liu Ying kişiliğini kim bilmiyor ki? Kendisi zengin bir aileye sahip, okulun zorbası olarak nam salmış biri. Eskiden her sözcüğü üniversitede kanun yerine geçiyordu; ancak Wang Ze Cheng’in gelmesiyle pabucu direkt dama atıldı; heheheh, gelecekte Liu Hua daha da canlanacka gibi. Bakın görün, bu ikisi daha yeni başlıyor…’’
‘’Hadi bakalım…’’
……
Çok geçmeden yemeği bitirmiştik. Güzeller güzeli ikiliyi kızlar yurduna götürdükten sonra yavaşça kendi yurduma dönmeye koyuldum. Sözleştiğimiz zamana daha 30 dakika olduğundan acele etmeme gerek yoktu.
‘’tırırırım…’’
Rüzgar yaprakları alıp götürmüş, sessiz kampüse hafiften renk katmıştı. Saat 21:30 olduğundan çiftlerin çoğu parka toplandığından, erkek yurdunun etrafı ıssızdı. Sessizce çimlere adımladıktan sonra Yi Hai’mi etrafa yaydığım gibi şaşırmıştım. Orada birileri vardı!
Çalıların arasından sessizce baktığımda, siyah takımlara bürünen bir grup adamı görünce şok olmuştum. Üstelik yerde yatan 7-8 kişi daha vardı. İçlerinden birisi de Liu Ying’den başkası değildi. Ayakta dikilen sayılı tiplerden biri de Wang Ze Cheng’di, yanında duranlar da herifin korumalarıydı!
‘’Ne o? Hala beni test etmek mi istiyorsun?’’ Wang Ze Cheng yerde yatan Liu Ying’e söyleniyordu.
Suratı yara içinde olan Liu Ying telefonunu çıkardı: ‘’Bekle sen!!’’
Wang Ze Cheng hemen ileri atılıp, siyah takımıyla Liu Ying’in telefonuna bir hamle yaptı. Telefon anında paramparça olmuştu. Biraz şaşırmıştım; zira siyah takımın gücü cidden hafife alınacak gibi değildi!
‘’Duyduğuma göre okulun patronu senmişsin?’’ Wang Ze Cheng Liu Ying’e bir bakış attı, suratında bir gülümseme belirmişti: ‘’Yani bugünden sonra patron benim, anladın mı?’’
Liu Ying kükredi: ‘’Hassiktir oradan şerefsiz!’’
‘’Öyle mi diyorsun?’’ Wang Ze Cheng gülümsedi: ‘’Daha kendi kadınını bile yanı başında tutamadan, hala bunları söyleyebilecek durumda olduğunu mu düşünüyorsun?’’
‘’Xu Yue…Xu Yue o…’’ Liu Ying cevap verememişti.
……
“Xu Yue…”
Wang Ze Cheng kollarındaki Xu Yue’ye dönüp, gülümsedi: ‘’Artık benim kadınım…’’
‘’Hayır, değil!’’
‘’Öyle mi?’’
Wang Ze Cheng başını eğip, Xu Yue’ye bir öpücük verdikten sonra sağ eliyle kadının arkasını çevirmiş ve onu yakında duran ağaca yaslamıştı. Ardından kemerini çözen herif Xu Yue’nin kısa eteğini de kaldırmıştı…
……
“Bang!”
Liu Ying yere bir yumruk attıktan sonra çılgına dönecekti: ‘’Orospu! Xu Yue, kaşarın tekisin!’’
Xu Yue keyifle gözlerini kapadıktan sonra gülmeye başlamıştı.
Magnec