Lin tian nan yine ne planliyor acaba yine su cip olaylari falan olsun bizde hayal edelim xmdmdm
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
209. Bölüm Ejder Tapınağı
Oracıkta şaşkınlık içerisinde dikilirken, önümde duran güzeller güzeli kadına bakıyordum: ‘’Frost, benim ustam mı olacaksın?’’
‘’Ah.’’
Frost nazikçe başını öne doğru sallamış ve gülmeye başlamıştık: ‘’Ne oldu, öğrencim olmak istemiyor musun? Yoksa beni Karl’dan daha güçsüz biri mi sandın?’’
Hemen başımı iki yana doğru salladım: ‘’Hayır canım, olur mu öyle şey…’’
‘’O zaman sorun yok…’’
Karl soğuk soğuk gülümsedi: ‘’Tamam, karar verildiyse o zaman…benimle Ejder Mezarı’nın derinliklerine gel bakalım!’’
Frost başıyla onayladı: ‘’Tamamdır!’’
Bunu söyler söylemez bana bakmıştı: ‘’Merak etme, oraya kadar sana eşlik edeceğim…’’
“Ah!”
……
Güzeller güzeli yeni ustamı takip ederken, bir anda içimde garip bir güven oluşmuştu. Eğer güçlü olmasının yanında zarif de olan Frost yeni ustam olursa, meseleden bir hayli karlı çıkacaktım. Sonuçta Frost, Ejderha Şehri’nin Şövalyeleri’nin kaptanıydı. Yani Ejderha Şehri’nin Kralı olan Luo Lin’in direkt askerlerini yönetiyordu.
Üçümüz arka arka arkaya, en öne Frost’la ben, arkamızda da Karl yürümeye koyulduk. Daha önce gelmediğim bir bölgeye ilerlemiştik. Önümüzde, normal olan iblisler bir anda 65.seviye Elit yaratıklara dönüşmüştü. Sadece bu noktadan bile mezarın derinliklerinde daha güçlü canavarların bulunduğu anlamıştım.
“Zhi zhi….”
Birkaç iblis dişlerini sıkarak bize doğru atıltı. Hemen kılıcımı çekerek mücadeleye hazırlanmıştım; ancak Frost’un hızı benden daha yüksekti. Kılıcını çeken kadının kılıcından etrafa görünmez bir enerji yayılmış ve iblisler anında öteki dünyayı boylamıştı. Ortaya çıkan hasar sayılarını görünce şoke olmuştum---
13634!
12387!
16746!
Şaşkın bir şekilde meseleyi izliyordum; demek Frost’un saldırısı bu kadar yüksekti! Yalnızca Gökler onun ne tür bir boss olduğunu biliyordu! Uzun lafın kısası, beni tek bir saldırıda öldürebilecek kadar güçlüydü!
On dakika geçtikten sonra, kalın ve sık bir kızıl sis dalgası önümüzde belirmiş, Frost’un kaşları çatılmıştı: ‘’Dikkatli ol. Gölgelerde güçlü yaratıklar geziniyor.’’
“Ah……”
Kılıcımı sımsıkı kavrayıp, etrafı süzmeye koyuldum. Omzumda Ufak Bobo oturuyordu.
……
Çok geçmeden koridorun sonuna ulaşmıştık. Önümüzde kızıl renkli, taştan yapılma bir anıt duruyor ve yolumuzu kalın sarmaşıklar kapatıyordu. Anıtta bir sürü açıklamanın yanında, kadim semboller de seçilebiliyordu. Bir hayli korkutucu görünüyordu; zira taşın altından yayılan akılalmaz gücü hissedebiliyordum!
‘’Geldik…’’
Frost duraksayıp, anıta işaret etti: ‘’Düşmanın bu bölgenin derinliklerinde yatıyor; lakin bu bölge uzun zamandır mühürlü olduğu için…’’
Gülümsedi: ‘’Hazırlanmak için bir günün var. Güçlü takım arkadaşları bulman gerekiyor. Diğer bir taraftan, Karl bugünü mühürü kırmakla geçirecek. Yarın, bu saatlerde arkadaşlarını toplayıp, meydan okumayı kabul etmek zorundası. Sana sadece bol şans dileyebiliyorum….Hazır mısın?’’
Ding!
Sistem Notu: Tebrikler, SSS-seviye görevi [Ejder’in Tapınağı]’nı kabul ettiniz!
Açıklama: Karl mührü kırdığında, her şey ortaya çıkacak! Bu zorlu görevi tamamlamak için güçlü takım arkadaşları bulmanız gerekiyor. Bu görevde ekstradan dokuz oyuncu çağırabilirsiniz. Minimum seviye gerekliliği 50.seviyedir!
……
Vay arkadaş, görevin içeriğini bile görememiştim. Yalnızca mühür kırıldığında içeride ne olduğunu görebilecektim!
Frost’a bir bakış attım. Kadın gülümseyerek söylenmişti: ‘’Bol şans. Çabuk ol ve yeterince güce sahip arkadaşlarını toplamaya başla! Burada bekleyeceğim…’’
Başımı öne doğru salladığım gibi ışınlanma kağıdını çıkardım!
Shua!
Ba Huang’a döndükten sonra Matcha’ya mesaj atmıştım: ‘’Matcha, işin var mı? Eğer meşgul değilsen, Ba Huang’ın kuzey girişine gel. Sana güzel bir şey vereceğim!’’
‘’Oh, ne vereceksin patron?’’
‘’Gel de kendin gör!’’
‘’Tamamdır, bir dakikaya oradayım!’’
Çok geçmeden Matcha’nın güzel figürü mesafede belirmişti. Baştan aşağıya zırhlara kuşanmış bu kadın gayet güzel bir Gölge Şövalyesi’ni andırıyordu. Her ne kadar biraz salaş görünüyor olsa da, insanı etkileyebilecek bir güzellikti. Oyun dışında bile Matcha 10/10’luk bir kadındı. Benim gibi genç adamların karşı koyamayacağı bir kadındı!
‘’Patron, bana ne vereceksin?’’ Diye söylendi Matcha.
Envanterimi açarak, mızrağı çıkarıp ona uzattım: ‘’Al bakalım, nasıl?’’
‘’Ah…’’
Matcha şoke olmuştu: ‘’Patron….patron, bu Elit Mor Mızrak benim mi olacak?’’
‘’Evet, bir sorun mu var?’’ Gülümsedim.
Matcha başıyla onayladı: ‘’Tabii ki var, bu mızrak…bu mızrak fazla iyi. Bana verirsen boşa gideceğini düşünüyorum patron, ben…’’
Heyecandan kıpkırmızı kesilmişti. Muhtemelen daha önce böyle dehşet verici bir silah görmemişti.
Omzuna dokundum: ‘’Sorun yok. Bunu aldığında güçlenecek ve Zhan Long’umuzu üst seviyelere taşıyacaksın. Hemen al ve kullanabilmek için 55.seviyeye kasmaya başla!
‘’Cidden bana mı veriyorsun patron?’’
‘’Evet!’’
‘’Bu çok iyi…muazzam…’’
Matcha heyecanla mızrağı envanterine koymuştu. Bana sarılmaya çalışmıştı; ancak mesafeyi yanlış hesapladığından göğsüme yapışmış ve uzanarak yanağımı öpmüştü: ‘’Patron, teşekkür ederim…’’
‘’Sorun değil, çabuk seviye kasmaya…’’
‘’Tamam…’’
……
Meseleyi hallettikten sonra Ba Huang’da tek başıma oturmuş, göreve kimi çağıracağımı düşünmeye koyulmuştum.
Lin Wan Er’e görev detaylarını yolladıktan sonra güzeller güzeli hanımefendi hemen bana bir video chati istediği yollamıştı.
‘’Li Xiao Yao, bu…böyle bir görevi kabul mu ettin yani? SSS-seviye görev demek…Göklere karşı çıkmaya mı çalışıyorsun??!!’’
Gülümsemeden edemedim: ‘’Evet, görevi kabul ettim ama tamamlamak ayrı mesele. Bu görevin zor olacağını tahmin ediyorsundur. On kişilik bir takım, merak ediyorum da, kimi seçsem acaba…’’
Lin Wan Er’in gözleri parıldadı: ‘’Beni seç, beni…’’
Söylenmeden edemedim: ‘’Orası kesin zaten. Yoksa niye sana haber vereyim ki…’’
‘’Tamam tamam, süpersin…’’
‘’Dong Cheng Yue’yi de çağırmamız lazım, onun büyü saldırısına ihtiyacımız var….Diğer bir taraftan, şifacı olarak Sevgili Duck’u davet etmemiz şart. Ana tank olarak tek başıma yeteceğimi sanmıyorum. Yüksek saldırıya ve aynı zamanda savunmaya sahip bir oyuncuya ihtiyacımız var. Bu yüzden…Zhan Long Stüdyosu’nun Büyük Kardeşi, Matcha’yı düşünüyorum. Şövalye sınıfına ait ve ekipmanları da gayet iyi…diğerleri içinse, Wan Er önerin var m?’’
Lin Wan Er gülümsedi: ‘’Var tabii, Dong Cheng’in saldırı konusuna odaklandığı için başkasına ihtiyacımız yok. Tank konusundaysa sana ve Matcha’ya sahip olacağız. Kalabalık kontrolünü ben ele alacağım; ancak yeterince şifacımız yok. En azından 3 şifacıya ihtiyacımız var. Önerin var mı?’’
‘’Yuzi Chengshuo, tekrar onu çağırsak olmaz mı? Geçen sefer, Beş Barbar’ın Çorak Mezarı’nda fazla bir ödül alamamıştı. Bu sefer ona güzel bir şeyler verebiliriz.’’
‘’Çağırabiliriz tabii. Peki ya son şifacı?’’
‘’Ba Huang Şehri’nin en iyi on şifacısından, Mavili var…’’
‘’Tamamdır, sen onu çağır. İki kişi kaldı…’’ Lin Wan Er düşündükten sonra söylendi: ‘’Kontrol konusunda bir kişi daha alsak iyi olur. Zhan Long’un bir numaralı süikastçisi kimse onu çağıralım!’’
‘’Yue Qing Qian…Kurt’un seviyesi biraz düşük.’’
‘’O zaman Yue Qing Qian’ı seçiyoruz. Son kişiye gelirsek, sence kimi getirsek daha iyi olur?’’
‘’Bir uzun mesafe sınıfı daha seçelim diyorum. Fox’u getirelim, aynı zamanda ona seviye de kasmış oluruz…’’
Lin Wan Er gülümsemeden edememişti: ‘’Bu…eğer Fox gelirse cidden bir işe yarayacak mı ki? Neyse, kaptan sen olduğun için karar da senin. İstediğin kişiyi getirebilirsin…’’
‘’Tamamdır, yarınki planımız bu şekilde. Birazdan onlara haber vereceğim. Yarın sabah 11:00’da, Ba Huang’da buluşacağız!’’
‘’Tamamdır! Oh doğru ya, hazırlanmaya başla. Bu akşam beraber yemeğe gidiyoruz; babam ısmarlayacakmış. Söylediğine göre yeni bir arkadaşıyla tanışacakmışız. Dong Cheng’i de yanımızda götüreceğiz.’’
‘’Tamamdır…’’
……
Ekibi hemencecik topladım ve arkadaş listemdeki 8’liye haberleri ilettim. Haber veremediğim tek insan Mavili’ydi ve Yuzi Chengshuo da çoktan yarın Ba Huang’a gelip, bize katılacağını söylemişti.
Ardından Ba Huang Şehri’nin ormanına gidip, yeteneklerimi geliştirmeye koyuldum. Akşam yemeği vakti gelene kadar [Yedi Yıldız Parçaları’nın Kesiği]’ni 5.seviyeye yükseltmiş ve saldırsıını %125’e çıkarmıştım. Yetenek gerçekten önümüzdeki görevde büyük bir iş yapacaktı.
Saat 17:00’da oyundan çıktım.
Kızlar yurdunun önünde duran Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue beni bekliyordu.
‘’Nerede buluşacağız?’’ diye sordum.
‘’Qin Lun Uluslararası Oteli.’’
‘’Eh?’’ Gözlerim sonuna kadar açılmıştı: ‘’Şu…7 yıldızlı otel mi? Ne fiyakalı ama! Lin Tian Nan’ı böylesine bir otele kim çağırmış olabilir ki?’’
Lin Wan Er başını iki yana salladı: ‘’Ben de bilmiyorum. Neyse, babam bu kişinin bir hayli önem arz ettiğini söyledi. Çıkalım mı? Muhtemelen daha önce 7 yıldızlı bir otele gitmemişsindir, değil mi?’’
‘’Hayır, gitmiştim…’’
‘’Oh?’’
‘’Lakin yemek yemedim. O zamanlar paralı askerlik yapıyordum…’’
‘’Öhöm…’’
……
Audi TT gecenin ortasına dalmış ve Doğu Gölü’nün sokaklarını bir bir geçmeye koyulmuştu. Yavaş yavaş arabayı otelin otoparkına çektim. Gece gayet sakindi ve hafif rüzgarlar havayı kuşatıyordu.
Arabadan çıktıktan sonra Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue öne geçmiş, ben de arkalarından takip etmeye koyulmuştum. Bugün Lin Tian Nan’la buluşacağımız için normalde yaptığım gibi Lin Wan Er’in yanında yürümem hoş olmazdı.
Binaya girip, yemek salonuna ulaştığımızda, on sekiz kişilik bir masa görmüştüm. Kenarda duran Lin Tian Nan gülümsedi: ‘’Wan Er’in grubu geldi!’’
……
Hemen masaya bir bakış attım; masada on iki insan oturuyordu; 11’i yakışıklı, orta yaşlı adamlardan oluşuyordu ve diğeri de 25 yaşlarındaki, bilge bir auraya sahip genç bir adamdı.
Magnec