Haydaa serefsiz herif ustalik boylemi olur lan insan ogrencisini birakirmi
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
208. Bölüm Üstat Tarafından Reddedilmek
Tereddüt etmeden yaratığı takip etmeye koyuldum. Toprak Ejderi parçalanan duvardan aşağıya atladığında bütün gücümle yaratığın kuyruğuna yapışmış ve çekmeye çalışmıştım. Kılıç ustasının çevikliği sadece gösterişte değildi ve bunun yanında sahip olduğum gücü de düşünürsek, yaratık oracıkta kala kalmış ve hücreye geri savrulmaktan başka çaresi kalmamıştı! Yanımda duran taş sütunu gördükten sonra hemen sütunun etrafında iki tur atıp, yaratığın kuyruğunu sardım. Bu esnada henüz satmadığım 55.seviye gümüş mızrağı çıkarmış ve mızrağı kuyruğa saplayarak, sütuna sabitlemiştim. Kuyruğunu hareket ettiremeyen yaratık artık [Delen Kuyruk] saldırısını kullanamayacaktı ve kaçamayacağı için, onu kolayca öldürecektim!
Frost geniş bir kahkaha patlattı: ‘’Hehe, aferin!’’
Frost’un böylesine bir kahkaha patlattığına her zaman şahit olamıyordum. Vakit kaybetmeden yaratığın kafasına doğru ilerleyip, iki dakikada işi bitirmiştim!
“Ouu..Ouuu…”
Acı dolu bir çığlık atan Toprak Ejderi resmen bu dünyayı terk etmişti. Ölümünün ardından yere birkaç eşya saçılmış ve seviye atlamıştım. Ejderin cesedinin hemen yanında bir kolye ve kızıl bir pelerin duruyordu!
Pelerini alır almaz şoke olmuştum!
【İlüzyon Pelerini】(Mor Ekipman)
Defans: 270
Güç: +40
Dayanıklılık: +37
Ekstra: Oyuncunun defansını 125 artırır.
Ekstra: Büyü direncini %14 artırır.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 55
……
39.seviye altın pelerinime baktığımda, pelerini değiştirme zamanının geldiğini anlamıştım. Onu çıkarıp, yerine yeni pelerinimi taktığımda defansım bir hayli artmıştı---
【Kaygısız Xiao Yao】(Ejder Mezarı’nın Koruyucusu)
Seviye: 59
Saldırı: 1707-2186
Defans: 1840
Can: 3484
Mana: 1366
Karizma: 45
……
İlüyzon Pelerin’nin verdiği defans akılalmazdı! Defansım artık 1840’e fırlamıştı! Rahipler ve Şövalyeler sahip olduğumu defansı görür görmez kıskançlıktan deliye dönecekti!
Ardından, ikinci ekipmana, kolyeye bir bakış attım. Hay arkadaş, gümüş bir ekipmandı.
Yerdeki 7 altını aldıktan sonra bosstan Pardon Kartı ve Ruh Taşı düşmediğini gördüm. Yaratık cidden cimrinin tekiydi! Yine de yeni bir pelerin elde ettiğim için mutluydum.
Doğrulduktan sonra bir anda Frost’a yürümek istemiştim; ancak ejderin parçalanmış kuyruğunda duran ufak parıltıyı fark edince bir anda duraksadım. O neydi öyle? Görünüşe göre…bir çeşit metale benziyordu.
Elimi uzatıp, aleti aldım. Bütün gücümle metalik nesnenin üstünde parıldayan kısmı çekmeye başladım.
“Kacha……kacha…..”
Bütü gücümle kuyruğa asılınca Namevt Toprak Ejderi’nin vücudu titremeye başlamıştı. Yavaşça ilerleyerek nesnenin kalan kısmını yaratığın omurgasından çıkardım.
Shua!
Nihayetinde nesneyi çıkarmayı başarmış ve ellerimde uzun bir mızrağı tuttuğumu görmüştüm. Özellikleri…acayipti!
[Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı] (Mor Ekipman – Elit)
Saldırı: 810-1070
Güç: +40
Dayanıklılık: +38
Ekstra: Oyuncunun saldırısını %8 artırır.
Ekstra: %5 şansla rakibin defansını görmezden gelebilirsiniz.
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 55
Açıklama. Antik zamanlarda, Toprak Ejderleri’nin mezarlarında, yeryüzünün ve gökyüzünün ruhları ejder kemiklerinde odaklanırdı. Toprak Ejderi hayata döndüğünde, bu ruhlar da direkt olarak Ruh Silahları’na dönüşüyordu. Ne yazık ki, bu silahlar genelde ejderin kemik yapısına entegre bir durumda oluyordu. Şans eseri, Oyuncu Kaygısız Xiao Yao güç kullanarak kemik sistemini parçalamış ve Ejder Ruhu’nun Cam Mızrağı’nı ele geçirmiştir.
……
Açıklamayı görünce şoke olmuştum. Üstünde ismim vardır! Vay arkadaş! Daha da güzel olan kısmı, eşyanın Elit bir ekipman olmasıydı! Saldırı puanı Lin Wan Er’in İmparator hançerinden bile daha yüksekti!
Arkadaş listemi açıp, Matcha’nın seviyesine baktım, 53.seviyedeydi! Fox, Yaşlı K ve diğerlerinin yardımları sayesinde Matcha’nın seviyesi hızla bize yaklaşıyordu. Zhan Long’umuzun Gölge Şövalyesi Matcha olduğundan, sınıfına özgü bir silaha kavuşması gerekiyordu!
“Pa da… ”
Mızrağı envanterime attıktan sonra Frost’a dönüp, gülümsedim: ‘’Frost, görevi tamamladım mı?’’
Frost başıyla onayladı: ‘’Evet, iyi işti…haklıydım. Gerçekten de Ejderha Şehri’nin en iyi potansiyeline sahip kılıç ustası sensin. Seni berrak bir gelecek bekliyor. Hatta Ejderha Şehri’ni ileride yükseklere bile taşıyabilirsin!’’
‘’Hehe, şimdi ne yapıyoruz?’’
‘’Karl’ın yanına gideceğiz. Bakalım yaşlı bunak nasıl bir açıklama yapacak…’’
‘’Tamamdır!’’
……
Frost’la beraber Ejderha Şehri’nin sınırlarına ulaştık. Buz denizine baktığımda derin bir nefes çekmeden edememiştim. Nihayet karlı dağlara çıkma zamanı gelmişti.
‘’Bang…’’
Frost hafifçe kolumu çekti: ‘’Hazır mısın?’’
‘’Neye hazır mıyım?’’
‘’Neyse, boşver…’’
Sessizlik anında Frost benimle birlikte atlamıştı. Neredeyse yüz metre boyunca serbest düşmüş, ıslık çalan ve soğuk rüzgarın etkisine maruz kalmıştık. Akıalmaz bir hızda düştüğümüzden gözlerimi açmakta zorlanıyordum. Kadının sahip olduğu Qi bir şekilde vücudunu korumayı başarıyordu; bense tir tir titriyordu.
Hafif bir zıplamayla yüz metre ilerlemiştik; Frost’un gücü gerçekten beklentilerimi aşıyordu. Birkaç kez daha zıpladıktan sonra Ejder Mezarı’na ulaşmıştık. Mesafede, Ejder Mezarı’ndaki taş kulübe görünüyordu.
Frost kolumu bırakmış ve ellerini arkasına koyarak kulübeye yaklaşmıştı: ‘’Karl, benim, Frost. Dışarı çık!’’
‘’Criikk…’’
Taş kapı açılmış ve tekerlekli sandalyesinde oturan Karl dışarı çıkmıştı. Gözleriyle bizi süzdükten sonra gülümsedi. ‘’Oh, Ejderha Şehri’nden Frost gelmiş! Bu çorak alana gelmeni neye borçluyuz?’’
Frost bir anda sinirlenmişti: ‘’Karl! Bu herifin benim adamlarımdan biri olduğunu biliyordun. Bunu bile bile neden Ejder Mezarı’nın içindeki gizemleri keşfetmek için ona izin veriyorsun? Hala benden nefret ediyorsun, değil mi?’’
Karl’ın vücudu titremeeye başladı: ‘’Frost, neden böyle sözler söylüyorsun?’’
Frost söylendi: ‘’Bana olan nefretini anlayabiliyorum; ancak şunu unutma Karl, oğlun Barbarlar’la yaptığımız savaşta öldü. Onu ben öldürmedim!’’
Bir anda Karl sinirden deliye dönmüştü: ‘’HADİ ORADAN!! Frost, Carter’in tek oğlum olduğunu ve Barbar Şefi’nin ne kadar güçlü bir savaşçı olduğunu biliyordun; ancak buna rağmen, zavallı çocuğumu ve askerlerini onu karşılamaları için yolladın. O gece, uzun bir mızrak tarafından delinen Carter’ın başını bana geri yolladınız! Bu muydu istediğiniz? Sen ve Luo Lin’in bunu planladığınızı biliyorum. İkiniz de Carter’in yeteneği kıskanıyordunuz. 17 yaşında bir savaşçı olmasını kıskanıyordunuz!’’
Frost derin bir nefes çekmiş; ancak cevap vermemişti. Bunun yerine diz çökerek herife baktı: ‘’Karl, Carter’i kaybetmeni anlıyorum; ancak görev her şeyden daha önemli. Bu Luo Lin’in emriydi. Carter’ın grubu Barbarlar’ın öncü saldırısını karşılayacaktı. Yalnızca bu şekilde gece onlara saldırıp, Barbarlar’ı öldürmeyi başarabilirdik. Lütfen inan bana, Kral Luo Lin her şeyi Ejderha Şehri’nin iyiliği için yapıyor, kendisi için değil!’’
Karl kükredi: ‘’Yalan söylüyorsun! Carter’ın hayatını mahvetmek istediniz!’’
Clang!
Frost elini havaya kaldırmış ve kılıcını boğazına dayamıştı: ‘’Eğer bunu hayatımla ödemem gerekiyorsa, Kralım için seve seve canımı veririm. Karl, ben öldükten sonra, umarım nefretini bir kenara bırakabilirsin. Nefret dolu bir hayat yaşamanı istemiyorum.’’
‘’Sen!!’’ Karl’ın suratı kıpkırmızı kesilmiş, herif ne diyeceğini bilememişti.
Hemen ileri atılıp, Frost’un kılıcını yakaladım. Bir anda koluma soğuk bir buz dalgası yayılmıştı. Bu öyle basit bir kılıç değildi! Kılıcı sımsıkı kavradıktan sonra kadının kendine zarar vermesine engel oldum: ‘’Frost. Emirleri uyguluyordun. Böyle ufak bir mesele için hayatını ortaya koymamalısın. Senin adamlarından biri olduğumu söylememiş miydin? Eğer buracıkta hayatını kaybedersen, Ejderha Şehri’nde kime güveneceğim?’’
Frost başını kaldırıp, bana baktı: ‘’Ben…üzgünüm…’’
……
Bunu gören Karl zoraki bir gülümseme savurmuştu: ‘’Hmph, o zaman böyle daha iyi olur…’’
Frost sordu: ‘’Nasıl?’’
Karl bir bakış atarak söylendi: ‘’Madem yanındaki herif senin adamlarından biri, bırak da yerini o alsın. Bırakalım bu genç adam Ejder Mezarı’nın derinliklerine girerek, kaderine göğüs gersin! Eğer hayatını kaybetmezse, işte o zaman bendeniz, Karl bir daha bu konudan bahsetmeyeceğim. Eğer ölürse, aynı şekilde bu meseleyi unutacak ve genç adamın ölümünü Carter’ın ölümü yerine sayacağım. Ne diyorsun?’’
‘’Saçmalık!’’
Şaşkına dönen Frost aynı zamanda öfkelenmişti: ‘’Karl, utanmaz herifin tekisin. Böylesine genç bir adamın hayatını nasıl tehlikeye atabilirsin? Unut gitsin, senin öğrencin değil mi…’’
‘’Hmph! Zamanında, Carter da genç bir adamdı. Bu çocuk benim öğrencim falan değil. Hayatım boyunca, yalnızca Carter’ı öğrencim olarak kabul ettim ben!’’
……
Oracıkta dikilirken kulaklarımda bir ses yankılanmıştı---
Ding!
Sistem Notu: Lütfen dikkat. Ustanız tarafından reddedildiniz. Artık Ejder Mezarı’nın Koruyucusu adını kaybettiniz!
……
‘’Ne…’’
Oracıkta dikilirken şoke olmuştum: ‘’O zaman kim benim ustam olacak? Ben…ne yapacağım?’’
Arkamda duran Frost söylendi: ‘’Merak etme. Eğer gerçekten geri dönmeyi başarırsan ustan ben olacağım. Benim altımda çalışacaksın…’’
Magnec