Xiao yao tut kuyrugundan yoksa frost agzina etcek znnsjsnsjsnznmsnskz
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
207. Bölüm Toprak Ejderi'yle Mücadele
Mektubu tutan Frost uzunca bir süre kağıdı okumaya koyuldu. Kendi kendine söylenirken yavaşça kızıl zırhını kaldırmış ve giymeye koyulmuştu; ancak yaralarından dolayı acı dolu çığlıklar atmadan edememişti.
Oracıkta dikilirken sordum: ‘’Karanlık Cüceler’in Ejderha Şehri’ne saldırmasının sebebi ben miyim? Karanlık Cüce Prensi’ni öldürdüğüm için mi oldu bunlar?’’
Frost gülümseyerek bana dönmüştü: ‘’Hayır, Karanlık Cüceler uzun zamandır Ba Huang, Jiu Li ve Fan Shu Şehri’ni ele geçirmek istiyor. Herifler onurlarını bir kenara bırakmış Karanlık Cüce paçavralarından başka hiçbir şey değil. İnsanların emek vererek yaptığı şeylere konmak istiyorlar. Aramızdaki savaş kaçınılmazdı.’’
Yumruklarımı sıkıp, söylendim: ‘’Seni yaralayan herif kimdi?’’
Frost bir anda bana bakmış ve şaşkına dönmüştü. Ardından başını indirip, güzel gözleriyle omzuna bakarak söylendi: ‘’Cüce Kralı’nın en iyi generali, Hei Rong Yan. Herifin tanrı-vergisi bir gücü var ve efsanevi balta ‘Yıkımın On Yolu’’nu da elinde bulunduruyor. Kral Luo Lin’in kılıcı bile o baltaya meydan okuyabilecek bir şey değil. Şans bu ki, yanımızda kadim kahraman Ran Min vardı. Eğer o olmasaydı, muhtemelen hayatımı kaybedecektim.’’
Dudaklarımı büktüm, Buz Yağmuru Kılıcı sırtımda, yavaşça cevapladım: ‘’Frost, Karanlık Cüceler bir daha Ejderha Şehri’ne saldırırsa, beni çağırmayı unutayım deme. Ne dersen de, ben de Ejderha Şehri’nin savaşçılarından biriyim.’’
‘’Hayret bir şey…’’
Frost şaşkın suratıyla bana bakıyordu. Mavi gözlerindeki bakışa anlam verememiştim. Aniden gülümseyerek bana doğru yürümüş ve omzuma dokunmuştu: ‘’Daha Ejderha Şehri’ndeki savaşçıların ortalamasına bile yetişmediğin için boyundan büyük meselelere ulaşmaman lazım. Her ne kadar Hei Rong Yan çoktan hayatını kaybetmiş olsa da, ufak bir flama taşıyıcısı tarafından kolayca öldürülebilirsin. Senin o kadar kolay ölmeni istemiyorum…’’
Boş boş bakıyor, başımı eğmeden edemiyordum. Frost gülümsedi: ‘’Odama girmeye cesaret eden fazal insan yoktu. Seni öldürmediğime göre, sana değer veriyorum demektir, anladın mı?’’
Cevap vermedim.
Frost konuşmaya devam etti: ‘’Karl, o yaşlı bunak seni Namevt Toprak Ejder’inin yanına götürmemi yazmış. Yaratığı öldürdükten sonra ne yapacağını biliyor musun?’’
Başımı öne salladım: ‘’Usta Karl’ın dediğine göre, ejderi öldürmeyi başarırsam kendisi bana Ejder Mezarı’ndaki Antik Gizemli Güç’ü keşfedebileceğimi söylemişti. Lakin o gücün ne olduğunu bilmiyorum…’’
‘’Ejder Mezarı’ndaki Antik Gizemli Güç mu?’’ Frost bir anda yumruklarını sıkmış, yuvarlak suratı dona kalmıştı. Kendi kendine söylendi: ‘’Şerefsiz herif, o yaşlı bunak seni öldürmeye falan mı çalışıyor?! Hmph, Ejder Mezarı’ndaki Antik Gizemli Güç, oradaki enteresan varlıklardan başka nelerin yaşadığını biliyor musun? Oraya giden Kılıç Azizleri bile hayatlarını kaybetmişti, haberin var mı? Sense ufacık bir maceraperestsin…’’
Dona kaldım: ‘’Frost, Ejder Mezarı’ndaki Antik Gizemli Güç tam olarak ne oluyor?’’
Frost birkaç saniye boyunca sessizliğini korumuş ve ardından söylenmeye başlamıştı: ‘’Ejderha Şehri’ne katıldığın gün adamlarımdan biri oldun. Bu yüzden bile bile ölmene izin veremem. Hmph, eğer o yaşlı bunak isteyerek sana zarar vermek istiyorsa, bunu onun yanına bırakmayacağım! Bendeniz, Frost, kendi adamlarımın kaderine karar verecek yegane kişiyim!’’
Biraz düşündükten sonra söylendim: ‘’Yine de beni şu ejderin yanına götürebilir misin…?’’
‘’Cidden savaşmak istiyor musun?’’ Frost şaşkına dönmüştü: ‘’Toprak Ejderi, her ne kadar bu yaratık Ejderha türleri arasında en zayıflardan biri olarak görülüyor olsa da, ejder alevi üfleme yeteneğine sahiptir. Eğer ufak bir yanlış yaparsan küllere dönüşebilirsin!’’
Buz Yağmuru Kılıcı’mı çekip, gülümsedim: ‘’Sakin ol, öyle kolay kolay küle dönecek değilim ya? Sonsuza kadar sizin korumanız altında yaşayacak halim yok. İleride, seni koruyacak kadar güçleneceğim Frost!’
‘’Bu…’’
Frost gülümseyerek bana bakıyordu: ‘’Tamam bakalım, madem öyle diyorsun, seni ejderin yanına götüreceğim; ancak endişelenmene gerek yok, tehlike altında olduğunu anlarsam yardımına koşacağım.’’
‘’Tamam…’’
……
“Ding!”’
Sistem Notu: S-seviye görevi [Toprak Ejderi’ni Öldürmek]’i aldınız!
Görev Açıklaması: Frost’un peşinden giderek Namevt Torpa Ejderi’nin olduğu yere gidin ve tek başınıza ejderi katledin. Böylece bonkör bir ödül elde edeceksini; lakin bir noktaya dikkat etmeyi unutmayın, başkalarından yardım alırsanız, görevi tamamlamayı başaramazsınız.
……
“Pa pa pa…”
Soğuk taşlarda adımlayan Mor Şafak Botları’m Frost’u şehrin derinlerine doğru devam ediyordu. Birkaç noktayı geçtikten sonra nihayet bir hücreye ulaşmıştık!
‘’Komutan!’’
Toprak Hücresi’nin korumaları hemen ayağa fırlayıp, selam vermişti.
Frost başıyla onayladı: ‘’Korumalar, Ejder Hücresi’nin anahtarlarını bana verin!’’
‘’Komutanım, nede…’’
‘’Konuşmayı kes, ver şu anahtarları!’’
‘’Emredersiniz!’’
Korumalardan siyah anahtarı alan Frost bana doğru gülümsemişti: ‘’Hadi, gidelim!’’
Hücrenin etrafında ilerledikten sonra Toprak Hücresi’nin en doğusuna ulaşmıştık. Koridorun sonundan, belli belirsiz yaratık seslerinin geldiğini duyabiliyordum; lakin sesler ejderha kükremelerine benzemiyordu, ya da belki de Toprak Ejderi’nin seviyesi fazla düşük olabilir miydi?
Tam önümüzde, demirden yapılma ağır bir kapı duruyordu. Yaratık sesleri kapının arkasından geliyordu. Frost anahtarı çıkarıp, deliğe soktuktan sonra kapıyı açmıştı. Bana bakıp, gülümsedi: ‘’Dikkatli ol şimdi…’’
‘’Neye dikkat edeceğim?’’
‘’Dikkatli ol işte…’’
Lafını bitiren Frost aniden kapıyı sonuna kadar açmış ve bir anda sıcak bir nefes dalgası suratıma saldırmıştı. Toprak Ejderi’nin kükreyişiyle birlikte Ejder Alevleri’nden bir nefes bana doğru geliyordu. Savuşturamayacağımı anladığında Frost hemen kapıyı kapatmış ve kapının boşluklarından etrafa ufak alevler saçılmıştı.
Boş boş baka kalmıştım. Vay arkadaş, ne vahşi bir yaratık ama…
Frost başını kaldırıp, bana baktığında kahkahasına engel olamamıştı: ‘’Ne diyorsun, hala ejderle dövüşmek istiyor musun?’’
Kılıcımı sımsıkı kavradım: ‘’Evet!’’
‘’Tamam o zaman, sana biraz yardım edeyim…’’
Lafını bitirdiği gibi kapıyı tekrar açmış ve toprak ejderinin önünde fiyakalı bir duruş sergilemişti: ‘’Selam, düşük seviyeli ejdercik---‘’
Hou!
Toprak Ejderi bir anda kükreyerek alevli nefesini kadına doğru üflemişti!
Lakin Frost kıpırdamıyordu ve havaya soğuk bir ‘hmph!’ savurduktan sonra vücudundan etrafa yayılan enerji bir kalkana dönüşerek kadını korumuştu.
Pa pa pa
Kalkan ejder alevlerini karşı tarafa yansıtmış ve Toprak Ejderi kendi alevleri altında acı dolu bir çığlık atmıştı. Ardından kadın hemen kapıyı kapatmıştı!
Birkaç saniye geçtikten sonra tekrar kapıyı açıp, ejderin nefesini kullanmasını sağlamıştı. Tekrar alevleri yansıttıktan sonra bu işlemi 7 kez daha tekrar etmişti!
Pa!
Kapıyı son kapatışında söylendi: ‘’Gördüğün gibi. Toprak Ejderi 7 kez alev üfledi ve bu Ejderha’nın 717 yaşında olduğunu düşünürsek, kısa bir süre içerisinde alevini yalnızca 7 kez kullanabilir. Şu anda vücudundaki ejder gücü azaldığı için ejder alevlerini kullanamayacak. Git bakalım, ejder alevleri üfleyemeyen ejderhayı öldür. Eğer öldürmeyi başarırsan, belki de gerçekten sana Antik Gizemli Güç’ü keşfetmen için izin verebilirim. Sonuçta, bu çözülmesi gerekli bir gizemdir…’’
Başımı öne salladım.
Ka!
Frost kapıyı açar açmaz Ufak Bobo’yla birlikte içeri atlamıştık. Yeşil duman görüşümü perdeliyordu. Duman biraz kaybolduktan sonra yerde sürünen devasa bir ejderhayla karşılaşmıştım. Ejderha kafasının yanında, uzun ejder vücuduyla akılalmaz bir görünüme sahipti. Kemiklerden ibaret olmasına rağmen gözlerindeki ufak alevler insanın aklını alacak cinstendi. Karnı üstüne yatmış, bana tehditkar bakışlar atmaya koyulmuştu.
【Namevt Toprak Ejderi – Jessie】 (Mor Boss)
Seviye: 62
Saldırı: 1700-2075
Defans: 1650
Can: 200000
Yetenekler: 【Ejder Ateşi】【Üçlü Kombo】【Delen Kuyruk】
Açıklama: Jessie, Ejderha Şehri’nde doğmuş genç bir ejderha. Alev Taşı Kanyonu’nda geçirdiği 700 yıllık mutlu hayatının ardından gökyüzünden düşen bir meteora can vermiştir. Ejder Mezarı’na uzun zaman önce gömülmüş olan bu yaratık, şeytani bir büyücü tarafından tekrar hayata döndürülmüştür. Çoktan ejder gururunu unutmuş ve aklı nefretin alevlerine kapılmıştır.
……
Bossun özelliklerini görünce rahat bir nefes almıştım. 2075 saldırı puanı o kadar da güçlü değildi. En azından 62.seviye İmparator Boss olan Xianbei İmparatoru’ndan daha güçsüzdü. Üstelik, şu anda 58 seviye olduğumdan aramızda çok fark yoktu. Fiziksel saldırım bosstan daha yüksekti ve defansımız da az-çok yakın sayılırdı. Mücadeleye başlayabilirdim!
Yere attığım yumrukla [Bağlayan Zincirler]’i aktif ettim ve zincirler başarıla ejderi bağladı. Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayrak havaya fırlamış ve 6.seviye [Kombo]’mu aktif etmiştim!
“873!”
“842!”
“869!”
“881!”
……
Ortaya çıkan hasar numaralarının ardından hemen [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif ettim. Benim yanımda, Ufak Bobo da saldırmaya başlamış ve kısa bir sürede 8000+ hasar vermiştik. Bossun canı %4 civarında azalmıştı. Bu seviyede, tek başıma Mor Bosslara meydan okuyabiliyordum.
“Hou hou…”
Toprak Ejderi öfkeyle kükremiş ve [Bağlayan Zincirler]’imden kurtulmaya çalışmıştı. Bir anda pençelerini kaldırarak bana üç farklı yönden saldırdı!
“641!”
“712!”
“774!”
Vakit kaybetmeden [Tedavi]’yi kullanıp, bir de 6.seviye can iksiri içtim. Bu mücadeleyle kendimi güçlendirecektim!
Birkaç saniye geçtikten sonra yaratığın vücudu titremeye başlamış ve bir anda kuyruğundan etrafa ışık hüzmeleri saçılmaya başlamıştı. Bunun [Delen Kuyruk] olduğuna şüphe yoktu ve kuyruk o kadar hızlı ilerliyordu ki, bunu savuşturmamın imkanı yoktu!
1538!
Hemen bir [Tedavi] daha kullandım. Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı; şans bu ki yaratık kritik vurmamıştı. Gerçekten bu yaratığı hafife almamam lazımdı…
Hücrenin dışından, Frost mücadeleyi izliyor ve yumruklarını sıkarak endişesini gizlemeyi başaramıyordu.
……
15 dakikalık heyecan dolu mücadelenin ardından bossun canı %10’a düşmüştü. Yaratığın yenilenme kabiliyeti yüksek olsa da verdiğim hasara ayak uyduramıyordu. Mücadele yakında sona erecekti!
“Hou Hou…:”
Havaya fırlayan Toprak Ejderi öfkeyle kükrüyordu. Bir anda kuyruğunu kaldırmış ve [Delen Kuyruk]’u akitf etmişti!
Saldırının yönünü gözlemleyerek son anda zıpladım ve yeteneği başarıyla savuşturdum.
Peng!
Yaratığın kuyruğu duvara çakılmış ve taştan duvar yerle bir olmuştu!
Hücreye soğuk rüzgarlar doluşmaya başladı. Hassiktir! Tam aşağıda yüzlerce metrelik bir tepe yanı görünüyordu! Hatta buradan Ba Huang Ormanı’nı bile görebiliyordum!
Hou!
Toprak Ejderi kükremiş ve heyecandan deliye dönmüştü. İleri atıldığı gibi hücereden çıkmaya çalışmıştı!
Vay arkadaş, yaratık hücreden kaçıyordu!
Magnec