Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

183. Bölüm Güçlü Bir Rakip

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

“Pa…”

 General Bai Qi söylendi: ‘’Xiao Yao, mücadeleye nasıl başlayacağımızı anlat bakalım. Eğer fazle aceleci davranırsak ayvayı yiyeceğimizi düşünüyorum. [Uçan Ejderhalar] dediğimiz klanda sadece aptal herifler yok; Yükselen Ejderha kurnazın teki, Siyah Kaplumbağa da öyle uğraşılması kolay bir adam sayılmaz ve ayrıca son zamanlarda onlara katılan Sarhoş Mızrak acayip güçlü. O herif yüzünden bir sürü adam kaybettik.’’

 ‘’Sayı farkı oldukça fazla…’’

  Uzaklara dalıp söylendim: ‘’General Li Mu, sence nasıl başlamalıyız?’’

 General Li Mu yumruklarını sıkıp cevapladı: ‘’[Cesur Yürek] olarak sayı bazında rakibimize karşı avantajlı bir konumda olmasak da, öyle kolayca pes edecek bir grup değiliz. Eğer mücadeleyi ben yöneyecek olsaydım, askerlerimi iyi odaklardım. Ardından bir yumruk gibi heriflerin zayıf noktalarına saldırırdım!’’

  Gülümsedim: ‘’Neymiş peki şu zayıf noktaları?’’

  General Li Mu duraksamış ve [Uçan Ejderhalar]’ın zayıf noktalarını düşünmeye başlamıştı; tabii herhangi bir cevap bulabilmiş değildi. Öte yandan, karşı tepede sıraya dizilen [Uçan Ejderhalar] sağlam ve disiplinli gözüküyordu. Ağır zırh sınıfları önce geçmiş, onların arkasında ilk önce büyücüler, okçular ve silahşörler dizilmişti. En arkada da şifacılar duruyordu. Eğer bu şekilde onlarla savaşmaya çalışırsak kaybedeceğimize şüphe yoktu. Sonuçta o kadar ağır zırh sınıfını alt edebilecek güce sahip değildik.

  Birkaç saniyelik sessizliğin ardından General Li Mu cevapladı: ‘’Tamam, zayıf yönlerini bulamadığmı kabul ediyorum. Dizilimleri gayet sağlam kurulmuş durumda. Zayıf yönlerini göremiyorum.’’

 ‘’Evet…’’ Buz Yağmuru Kılıcı’mı kavrayıp gülümsedim: ‘’Aslında ben de göremiyorum!’’

  ‘’Ah?’’

  ‘’Lakin, biz bir fırsat yaratabiliriz…’’

  İleri atıılıp, söylendim: ‘’Planımı dinleyin. Birkaç kişiyi yanıma alıp bossa saldıracağım. Rakip kesinlikle bu konudan rahatsızlık duyup, grubuma saldırmayı deneyecektir. Muhtemelen ağır zırh sınıflarını yollayacaklar. Bu esnada, biz de birkaç Süikastçiyi hazırlayıp, arkada duran büyücülere saldıracağız ve sen, General Li Mu, 1000 kişilik ana gruba önderlik edeceksin. Yağmuru kullanarak arkalarına dolanacak ve arkadan saldıracaksın. Bana gelinceyse, 200 adam versen yeter. Bossu elimizden almaya geldiklerinde ön saflarına saldıracağım. Bu şekilde kurdukları defansif pozisyonu kırabiliriz. Pozisyonları bozulduğunda, [Uçan Ejderhalar]’ın sayı üstünlüğü de bir anlam ifade etmeyecek.’’

   General Li Mu’nun gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Bu kadarı…yeterli olacak mı?’’

 Arkamızda duran General Wang Jian söylendi: ‘’Denemeye değer, aksi taktirde, bir şey yapmazsak bossu elimizden alacaklar. [Uçan Ejderhalar]’la son savaştığımızda kaybetmiştik. Eğer bu sefer de kazanamazsak, oyuncularımızın morali büyük bir darbe alacak. Savaş kaçınılmaz, ister istemez mücadele etmek zorundayız!’’

  General Li Mu derin bir nefes alıp kararını açıkladı: ‘’Tamamdır, savaşacağız!!’’

  Lafını bitirir bitirmez bana söylenmişti: ‘’Xiao Yao, sana 500 kişi vereceğim, geri kalan grubu da ben yöneteceğim. İrtibatı kesmeden, tam zamanında saldıralım.’’

  Başımı öne salladıktan sonra karşıya baktım: ‘’Yağmurdan yararlanarak gizlenin; acele etsen iyi olur. 500 kişiyi bana bıraksan yeter!’’

 ‘’Tamam!’’

……

  Sağanak yağış savaşçıların zırhlarını dövüyordu. Yaşlı K savaş baltasını kavramış, mücadeleye hazırlanmaya başlamıştı: ‘’Li dingili, nasıl biçeceğiz millet?’’

  Cevapladım: ‘’İlk başta numara yapacağız. Yaşlı K dişini sıkman lazım, kafana göre saldırma. Şifacılardan ayrıldığın gibi rakip büyücülerden tek yersin, anladın mı?’’

  Yaşlı K acı acı gülümsedi: ‘’Tamam, seni dinleyeceğim; ancak numara yapma konusunda iyi sayılmam. Şuna ne diyorsun? General Li Mu’yla gidip, arkadan saldırayım, böylesi daha eğlenceli olur!’’

  Suratım ekşimişti: ‘’Hadi oradan! [Rüzgar Kesiği] ve [Vahşi Hava Kesiği]’ne ihtiyacım var! Ön safları nasıl yaracağız yoksa?’’

  Yaşlı K şok olmuştum: ‘’Benim ne yararım olacak ki?’’

  Cevapladım: ‘’Gayet basit, [Rüzgar Kesiği] rakibin ön saflarını parçalayabilecek bir hortum yaratma kapasitesine sahip. Yani zamanı geldiğinde önden atılıp, [Rüzgar Kesiği]’ni aktif ederek bir yol açacaksın. Rakiplerine göster bakalım [Alev Baltası] ve [Ateş Baltası] nasıl kullanılırmış! Defansın arka sıraları sana odaklandığında, yanımızdaki düşmanlara doğru [Vahşi Hava Kesiği]’ni kullanarak atılacaksın. Bu işi tekrar edersen tek başına vur-kaç taktiğinin dibine girebilirsin; ancak uzun süre savaşmaman lazım yoksa öteki dünyayı boylayabilirsin!’’

  Yaşlı K gülümsedi: ‘’Tamamdır, anlaşıldı, bana bırak!’’

  Yavru Kurt: ‘’Büyük Kardeş Xiao Yao, ben ne yapacağım?’’

  Tereddüt etmeden söylendim: ‘’Yavru Kurt, 500 kişilik gruptaki bütün süikastçileri topla ve [Görünmezlik]’i kullanarak bossun batı yanından saldır. Batı kısmında saklanabileceğiniz ufak bir tepe var. Ağır zırh sınıfları önünüzden geçtiği gibi anında [Uçan Ejderhalar]’ın büyücülerine saldıracaksınız.  [Mana Kalkanları]’nı kırmak için en güçlü saldırılarınızı kullanmayı unutmayın ve büyücüleri bir an önce öldürmeye bakın; aksi taktirde, eğer olur da büyücüler size saldırma şansını elde ederse, 50’den fazla süikastçiyle orada dayanmanıza imkan kalmaz.’’

 Kurt Başıyla onayladı: ‘’Anlaşıldı Büyük Kardeş Xiao Yao. Seni pişman etmeyeceğim!’’

 ……

 ‘’Sırada ne var?’’ Matcha kılıcını kaldırıp, heyecanla sordu.

  Kalabalığa bakıp söylendim: ‘’100 kişilik takım liderleri, öne çıkın!’’

 (ÇN: 500 kişilik grup 100’erlikten 5 takım yapıyor arkadaşlar, haberiniz olsun.)

  Çok geçmeden [Cesur Yürek]’in 5 takım lideri öne çıkmıştı. İçlerinden biri, 25 yaşlarında görünen bir kılıç ustasıydı. Herif gülümseyerek söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, bir emrin varsa gönül rahatlığıyla söyleyebilirsin. Bugün kumandanımız sensin!’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Demin bossa saldırdığınızda, bossun normal saldırı menzilini anlayabildiniz mi?’’

  Takım lideri biraz düşündükten sonra söylendi: ‘’Gövdesinden yaklaşık 25-30 metre çapında. Toprağın Koruyucusu’nun bir sürü dalı olduğunu birazdan göreceksin. O dallardan fırlattığı iğneler birer mızrak gibi adamı delip geçiyor. Üstelik, dalların saldırı puanı da öyle hafife alınacak gibi değil! Boşuna İmparator Boss demiyorlar yani!’’

  Diğer takım lideri söylendi: ‘’Xiao Yao, saldırı planımız ne olacak?’’

  Gülümsedim: ‘’Bütün şövalyeler ve rahipler ağacın etrafını saracak. Şifacılar 30 metreden fazla yaklaşmadan [Tedavi]’yi kullanarak ağır zırh sınıflarına odaklansın. [Uçan Ejderhalar]’a yanlış bir izlenim vereceğiz ve herifler bossu kesmek için yaratığın etrafını sardığımızı düşünecek. Bu şekilde, görevimiz az çok tamamlanmış olacak.’’

  Takım lideri gülümseyip, başıyla onaylamıştı: ‘’Anlaşıldı!’’

  ‘’Tamamdır, Kılıç Ustaları, Savaşçılar, Okçular, Büyücüler ve Silahşörler beni takip etsin. Bossun yanına gidecek ve vadide pozisyon alıp [Uçan Ejderhalar]’ı karşılayacağız!’’

  ‘’AYE!’’

……

  Zırhların ve zincirlerin sesleri arasında Rahipler ve Şövalyeler ileri atılmış, şifacılar onları takip etmeye koyulmuştu. Ağacın saldırılarına meydan okuyup, durumu savunmaya çalışacak yaklaşık 100’e yakın kalkan kullanan oyuncumuz vardı. Çok geçmeden ağacın titrediğini ve bir anda dallarından iğneler fırlattığını gördük.

  Pow Pow Pow

  Şans bu ki yolladığım oyuncuların çoğu yüksek defansa sahip olduğu için kolay kolay ölmeyecekti. Yalnızca bossa fazla yaklaşan insanlar hayatını kaybetmişti.

 ‘’Zamanı geldi, patron…’’ Matcha bana hatırlattı.

  Başımı öne salldığım gibi elimi havaya kaldırdım ve pelerinimi tutarak başıma düşerek görüşümü kısıtlayan yağmur tanelerini engelledim.Yavaşça Buz Yağmuru Kılıcı’mı çekmiş ve fısıldamıştım: ‘’Zamanı geldi; herkes beni takip etsin, yavaş ilerleyeceğiz ve sakın ola düzeni bozayım demeyin!’’

 “Clang clang clang…”

 Çekilen kılıçların sesi sağanak yağmurun altında yankılanıyordu. [Cesur Yürek]’in ortalama oyuncu seviyesi 50 civarındaydı ve bana verilen kılıç ustaları da elit oyunculardı. Bu esnada büyücüler asalarını kaldırmış ve herkes odağını mücadeleye vermeye koyulmuştu. İnsanların bu mücadelenin [Cesur Yürek] için ne kadar önemli olduğunu bildiklerine şüphem yoktu. Sonuçta masada büyük klanlardan birinin name yatıyordu!

 Swooshh…

  Mor Şafak Botları’m ıslak zeminde ilerlerken Ufak Bobo’yu çağırdım ve ileriye bir bakış attım. 350 kişiyi [Uçan Ejderhalar]’la bossun arasına götürmüştüm. Grup sağanak yağmurun örtüsü altında birer birer ayrılarak formasyonu oluşturdu; aslına bakarsanız dışarıdan bakan herhangi biri kaç kişi olduğumuzu kolayca anlayamayacaktı. Ana gücümüzün 1500 kişiyi kapsadığını bile düşünebilirlerdi.

 Di!

  General Li Mu bir mesaj yolladı: ‘’Xiao Yao, durum iyi değil, yolda [Uçan Ejderhalar]’dan 4 süikastçi öldürdük, heriflerin bizden haberi olduğuna artık eminim!’’

  ‘’Kaç kişi olduğunuzu anlayabildiler mi?’’

  ‘’Bu sağanağın altında anlayabildiklerini hiç sanmıyorum.’’

  ‘’O zaman oturup, bu yağmura şükredeceğiz! Sıkıntı yok; göreve devam edip, arkadan saldırmaya hazırlanın. Bakalım İmparator Boss’a yapacağımız saldırı [Uçan Ejderhalar]’ı gerçekten oltaya getirecek mi. Yükselen Ejderha bizim tarafa atılır atılmaz saldırıya başlayacaksınız. Hareket etmeye başladıklarında defanslarında bir sürü açık oluşacak. İşte bu açıkları kullanarak kazanacağız!’’

 ‘’Tamamdır! Oh, bu arada Xiao Yao, Sarhoş Mızrak’a dikkat et. Bu ismi unutayım deme; o Doğa’nın Şövalyesi seni öldürebilecek güce sahip. Dikkatli olman lazım, sen ölürsen hepimiz biteriz!’’

 ‘’Tamamdır, elimden geleni yapacağım!’’

……

  ‘’Patron, hareket etmeye başladılar!’’

 Matcha elini kaldırıp, havzanın üstüne işaret etmişti ve gerçekten de söylediği gibi, ağır sağanağın altında hareket eden kılıçlar görülebiliyordu. Birbiri ardına gelen ve delinmez gözüken ağır zırh sınıfları dağ tepelerinden inmeye koyulmuştu!

  Hemen emir verdim: ‘’Şövalyeler, Rahipler ve Şifacılar hemen geri çekilip, savaşa hazırlansın. Ağır zırh sınıfları, zaman geldi, beni takip edin. İşlerini bitireceğiz!!’’

  Arkamdaki [Cesur Yürek] oyuncuları kükremiş, silahlarını çekerek vahşi atlar gibi ileriye atılmıştı. Bu heriflerin [Uçan Ejderhalar]’a karşı olan nefreti Zhan Long’daki oyunculardan bile daha fazlaydı!

 Ding!

  Önlerden bir ses duyulmuş ve [Uçan Ejderhalar]’dan 53.seviye bir kılıç ustası [Kombo]’sunu bana doğru savurmuştu!

  Saldırının geldiğini gördüğümden tam kılıç vücuduma ineceği esnada hareket etmiştim.

 Hua!

  Çevik bir dönüşle rakibin saldırısını atlattıktan sonra kılıcımı kaldırıp [Rüzgar Kılıcı]’nı aktif ettim!

 1747!

  Kılıç ustası şok olmuştu: ‘’B….bu…nasıl saldırı böyle…’’

  Ufak Bobo’nun [Kombo]’sundan fırlayan iki saldırının ardından ilk kanı akıtmıştık!

 Hemen ileride yakın mesafe oyuncuları birbirine girmişti. Yine de, daha 20 saniye bile geçmeden [Uçan Ejderhalar]’dan 10 kişi yere yığılmıştı. Kılıcımı kaldırıp, kükredim: ‘’GERİ ÇEKİLİN!’’

  [Cesur Yürek]’e ait oyuncular bir bir geriye çekilmeye başlamış ve hemen bir kez daha kükremiştim: ‘’Yerinizi koruyun ve saldırılara karşı savunmaya başlayın! Büyücüler, [Ateşin ve Buzun Sütunları]’nı aktif edeceksiniz!’’

……

“Clang Clang Clang…”

 [Uçan Ejderhalar]’ın ağır zırh sınıfları bizlere atıldığında, toprağın sarsılmaları beraberinde [Ateşin ve Buzun Sütunları]’nı getirmişti. Rakip oyuncular ne olduğunu bile anlayamadan şoke olmuştu. İçlerinden bir savaşçı söylenmeden edemedi: ‘’Defansımız fazla ilerledi ve büyücüler arkamızdan gelmemiş, nasıl savaşacağız!?’’

  PENG!

  Patlama sesiyle birlikte [Cesur Yürek]’ten iki kılıç ustası birbiri ardına ön safları yarmıştı; lakin çok geçmeden yerden kızıl gayzerler fırlamış ve akılalmaz sıcaklıktaki sular 5x5 metrelik bir alanı kaplamaya koyulmuştu. Daha önce ön safları yaran 2 [Cesur Yürek] oyuncusu oracıkta acı dolu çığlıklar atarak can vermişti.

  Endişeyle dişlerimi sıkıp, kalabalğın içindeki saldırgana baktım. Kendisi biraz önce [Taş Telen Kesik] ve [Yeraltı Gayzerleri] saldırılarını yapan heriften başkası değildi. General Li Mu mücadeleye başlamadan önce beni bu adamdan haberdar etmişti---

 

İsim: Sarhoş Mızrak Sv 57 Doğa’nın Şövalyesi
Guild: Uçan Ejderhalar
Position: Üstat