emeğinize sağlık :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
155. Bölüm Kraliyet Hapishane'sinden Kaçmak!
Lin Wan Er biraz düşündükten sonra söylendi: ‘’Ben, sen ve Dong Cheng Yue. Üçümüz görevi beraberbaşlatacağız. Görev bölgesine girişi falan hallettikten sonra diğerlerini çağırırız.’’
‘’Tamam o zaman, karar sana kalmış. Bu arada Yuzi Chengshou demiştin, ona güvenebilir miyiz?’’
Lin Wan Er gülümsemeden edememişti: ‘’Merak etme. Kendisi Fetih’teki en iyi şifacılardan biriydi; bu gerçek Kader’de de değişmiş değil. Onun için endişeleneceğine, kendi ekip üyelerin yeterli gelecek mi diye düşünsen daha iyi olur. Hadi partye gel, şimdi başlıyoruz.’’
‘’Tamam!’’
……
Daveti kabul ettikten sonra partynin Fan Shu Şehri’nde olduğunu gördüm. Lin Wan Er ve Dong Cheng Yue’nin lokasyonları batıdaki Fan Shu Şehri’ne işaret ediyordu.
‘’Hehe, nihayet Li Xiao Yao’yla oyunda tekrar karşılaşabileceğim.’’ Dong Cheng Yue heyecanlamıştı.
Lin Wan Er bir şey söylememiş ve çabucak Ran Wei’nin Temin Emri’ni açmıştı. Ardından bir sistem notu belirdi: Tebikler, SS seviye görevi kabul ettiniz. [Beş Barbarın Çorak Tepeleri]
Görev açıklaması: İlk olarak Fan Shu Şehri’nde Ran Min’in soyundan gelen Ran Lin adlı herifi bulun. Kendisi Fan Shu Şehri’nin hikayecilerinden biridir. Ondan Kahraman Ran Min’in mezarının yerini öğrenin ve mezarı Beş Barbarın Çorak Tepeleri’nde aramaya başlayın. Ardından Ba Huang Şehri’ndeki Feng Ye isimli demirciyi bulun. Sizin için gerekecek büyük anahtarı yapmasını sağlamanız gerekiyor. Böylece İmparator’un mezarına girebileceksiniz. Bunları bitirdikten sonra gerçek serüven başlayacaktır. Lütfen arkadaşlarınızı davet etmeyi unutmayın; zira bu görevde ölüm her yerde karşınıza çıkacaktır.
…………
‘’Görev açıklaması.’’ Diye söylendim: ‘’Beş Barbar’ın istilası demek, hayret bir şey.’’
Dong Cheng Yue şaşırmıştı: ‘’Beş Barbar’ın İstilası da neyin nesi?’’
Lin Wan Er sordu: ‘’Li Xiao Yao, sen de mi Beş Barbar’ın İstilası’nı biliyorsun?’’
Gülümsedim: ‘’Ah, evet. Tarihiyle ilgili bir şeyler biliyorum; lakin cidden hüzünlü bir hikayedir.’’
Dong Cheng Yue: ‘’Anlat bakalım.’’
Gizemli bir ses tonu takındıktan sonra söylendim: ‘’Doğu Jin Hanedanlığı döneminde, Barbar kabileleri Merkez Vadiler’i işgal etmiştir. Han topraklarına ölüm getirmişler ve böylece popülasyonun %75’ini katletmişlerdir. Bahsi geçen bu Barbar kabileleri kitaplarda vahşi ve acımasız olarak tasvir edilmiştir; on binlerce kadını alı koymuşlar ve 50.000 masum insanı kışın ortasında yemek için pişirmişlerdir. Bu Çin tarihindeki en acı hatıralardan biridir.’’
Dong Cheng Yue gözlerini sonuna kadar açmıştı: ‘’Ne…Sonra ne olmuş?’’
Devam ettim: ‘’Bu Kahraman Ran Min’in en büyük başarısızlıklarından biri olduğu için adam bir ordu kurarak, Beş Barbar Kabilesi’ni cezalandırmaya çalışmıştır. Adalet ve barış için yaptıkları bu mücadelede üne kavuşan Ran Min, Barbar Kabileleri’nin topraklarına kadar kan dökmüş ve zafer üzerine zafer kazanmıştır. Hatta barbar kabileleri bile onun adından korkmaya başlamıştır. Söylenenlere göre, orduyusla 50.000’in üstünde barbar katletmiştir, lakin…’’
‘’Lakin?’’ Dong Cheng Yue heyecanlanmıştı.
‘’Lakin, Beş Barbar Kabilesi güçlerini birleştirerek Ran Wei’nin topraklarına saldırmıştır. Günün birinde, Ran Min 10.000 kişiyi yanına alarak vergileri toplamak için şehirden çıkmış ve bir anda Beş Barbar kabilesinden olan Xian Bei kabilesine ait Mu Rong Jun’un 150.000 adamı tarafından pusuya düşürülmüştür. Nihayetinde esir düşmüştür. Lakin ölmeden önce Mu Rong Jun’a birkaç kelime ettiği söylenir.’’
‘’Ne demiş?’’ Dong Cheng Yue cidden hikayeye kapılıp gitmişti.
‘’Ran Min, ölmeden önce Mu Rong Jun’a şunları söylemiştir: Kaos! Siz barbarlar yaratıklardan farksızsınız, bir de kendinize İmparatorlar diyorsunuz öyle mi! Günün birinde, hepinize hükmedeceğiz… Gerçekten bu sözleri ne zaman hatırlasam heyecanlanmadan edemem.’’
Dong Cheng Yue: ‘’Oooh, kahramana bak sen!’’
Lin Wan Er gülümsedi: ‘’Tarihe göre, Ran Min, Mu Rong Jun tarafından öldürülmüş ve cesedi bilinmeyen bir noktaya yerleştirilmiştir. Kader’de, oyun tasarımcıları İmparator Ran Min’in ruhunu hapsetmeyi seçerek, onu Beş Barbar’ın Çorak Tepeleri’ne yerleştirmeyi seçmiş. Sanırım bunu tarihe uyarlamak istedikleri için yapmışlar. Böylece bize verilen görevde, Beş Barbar Kabilesi’ne meydan okuyacak ve Ran Min’in ruhunu kurtarmaya çalışacağız!’’
Dong Cheng Yue başıyla onayladı: ‘’Wan Er, Xiao Yao, göreve başlayalım mı?’’
Party chatinden söylendim: ‘’O zaman, Wan Er, sen Fan Shu Şehri’ndeki Ran Lin’i bulup, görev haritasının detaylarını öğren. Bu esnada ben de Ba Huang’daki Feng Ye’yi arayacağım. İkiye ayrılırsak daha hızlı hareket ederiz. Bu gece Beş Barbar’ın Çorak Tepeleri’ne saldıracak ve geçmişte katledilen masum insanların intikamını alacağız!’’
Lin Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Tamam o zaman, buraya gel. Sana görev için gerekli eşyaları vereceğim.’’
‘’Tamam!’’
……
‘’Snap.’’
Envanterimden görev haritasını çıkarıp, bir bakış attım. Kağıtta anahtarın nasıl yapılacağı anlatışmıştı. Detayların çoğu anlaşılması zor şeylerdi ve cidden akılalmaz gizemler barındırıyordu. Zaten durum böyle olmasaydı, anahtarı yaptırmak için demirciye gitmemize de gerek kalmazdı.
Buz Yağmuru Kılıcı elimde, demirciye doğru yürümeye koyuldum.
“Clang…”
5 demirci ter dökerken etrafa kıvılcımlar saçılıyordu. İçlerinden biri Yaşlı Usta’yken diğer dördü ustanın çıraklarıydı. Çıraklarla işim olmadığından direkt olarak Yaşlı Usta’ya yöneldim ve ona bir bakış attım: ‘’Usta, yardımına ihtiyacım var!’’
Usta başını kaldırmadan kılıcı dövmeye devam etmişti.
“Kaching!”
3 altın çıkardıktan sonra altınlarla oynamaya başladım ve nihayetinde ustanın dikkatini çekmeyi başarmıştım: ‘’Evlat, bir şeye mi ihtiyacın var?’’
‘’Daha önce Ba Huang’lı demirci Feng Ye’yi duydun mu?’’
‘’Feng Ye?!’’ Ustanın gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Hey, ne yapacaksın onu?’’
‘’Tanıyor musun?’’
‘’Evet!’’ Elimdeki altınlara baktı: ‘’Lakin o kadar altınla ağzımdan bir kelime bile alamazsın.’’
Elimi cebime atıp 7 altın daha çıkarmıştım: ‘’Peki ya şimdi?’’
‘’Ne diyebilirim ki, samimiyetinden gerçekten etkilendim!’’
Yaşlı usta paraları elime aldıktan sonra derin bir nefes çekmişti: ‘’Ba Huang Şehri’nin Kraliyet Hapishanesi, 7 numaralı hücrede Feng Ye adlı bir adam yatıyor!’’
Şok olmuştum: ‘’Neden hapsedilmiş ki?’’
‘’Her şey Dük Luo Lei’nin Feng Ye’ye efsanevi bir kılıcı yapması için emir vermesiyle başlamıştı. Kim kılıcın tamamlandıktan bir gün sonra kırılacağını düşünebilirdi ki? Feng Ye olayın sebebini kılıç kabzasında bulunan taştaki Şeytan’a bağlamıştı; durum böyle olunca Dük sinirlenmiş ve Feng Ye’yi hapse tıkmıştı.’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Teşekkürler!’’
……
Ardından hemen Ba Huang Şehri’nin Kraliyet Hapishanes’ne gitmeye koyuldum. Kraliyet Hapishanesi sarayın içinde olduğundan her yerde resmi görevlilere rastlamak mümkündü.
Omzumda asılı duran Ba Huang Şehri’nin amblemi, bu şehre ait maceraperestlerden biri olduğuma işaret ettiği için kolayca saraya girmiş ve Kraliyet Hapishanesi’ne doğru sızmaya başlamıştım.
“Swoosh!”
10 dakika boyunca kayanın arkasında gizlendikten sonra nöbetçinin vardiya değiştirdiğini gördüğümden hemen ileri atılmıştım.
Dikkatle bölgeyi inceledim ve hücre numaralarını kontrol ederken ne olur ne olmaz diye kılıcımı hazır ettim. 7 nolu hücrede duraksamıştım. Hücrenin içini inceledikten sonra gördüklerim beni şok etmişti: 70 yaşlarında görünen zayıf bir adam yerde yatıyordu. Dük Lou Lei’nin bu kadar yaşlı bir adamı hapse atmaya yeltenmesi beni şok etmişti.
Peng!
Hücre kapısını tutan kilidi kırıp, içeri daldım.
‘’Kim O?’’ Herif şaşırmıştı: ‘’Sen, kimsin sen? Oh, Ba Huang’a sadık köpeklerden biri misin? Başlarım böyle işe! Bir daha o yaşlı köpek için kılıç dövmeyeceğim demedim mi ben! Yarattığım eserlerle normal halkı öldürmesine izin vermeyeceğim!’’
Yaklaştım, dizimin üstüne çöküp yalvardım: ‘’Yaşlı adam, ben kimsenin köpeği falan değilim. Lakin senden bir isteğim var, lütfen, bana yardım edeceğine söz vermelisin!’’
‘’Oh, ne isteğiymiş?’’ Feng Ye’nin siniri biraz da olsun geçmişti.
Görev haritasını çıkarıp, söylendim: ‘’Bu bir görev haritası. Görevi bitirebilmem için bana bu anahtarı yapmanı istiyorum.’’
Feng Ye şaşırmıştı: ‘’Bu harita mı? Evlat, bana doğruyu söyle. Bu anahtarı ne için kullanacaksın?’’
Dürüstçe söylendim: ‘’İmparator Ran Min’in ruhu Beş Barbar’ın Çorak Tepeleri’nde hapsedilmiş durumda. Onu kurtarmak istiyorum; ancak mezarın girişini açabilmek için bu anahtara ihtiyacım var.’’
‘’İmparator Ran Min’in ruhu.’’ Feng Ye yumruklarını sıktı: ‘’Madem öyle diyorsun genç adam, beni bu hücreden çıkarabilirsen sana anahtarı yaparım!’’
‘’Tamamdır!’’
Eğildim ve herifi sırtıma aldım. Bu esnada pelerinimi kullanarak herifin üstünü kapatmış ve ileri atılmıştım.
……
“Hey!”
Ben hücreden çıkar çıkmaz nöbetçilerden biri bağırmaya başlamıştı: ‘’Millet! Birileri hücreye girip, yaşlı adam Feng Ye’yi kaçırıyor! Yakalayın şunu!’’
Elimden geldiğince hızlı koşuyordum. Ba Huang sarayının içinde, bir grup yüksek seviyeli NPC, daha doğrusu en azından 100 kişilik bir NPC grubu beni kovalıyordu!
‘’Siktir!’’
Arkamı döner dönmez paniklemiş ve hemen yaşlı adamı gelen saldırılara karşı korumaya başlamıştım.
Swoosh! Swoosh! Swoosh!
Birbiri ardına gelen mızraklar hava uçuyordu. Şans bu ki hızım yeterince yüksekti; aksi taktirde bu mızraklardan kurtulmak gibi bir durumum olamazdı.
“Swoooooosh!”
Bang!
Bir metal parçası gökyüzünden vücuduma düşmüş ve 1700’den fazla canımı kaybetmiştim. Başımı çevirip, yukarı bakmadan edemedim. Mancınıktan bir ok yemiştim! Vay anasını! Ağır silahlar mı kullanmaya başlamışlardı? Feng Ye o kadar önemli biri miydi lan!?
Kuzey kapısına ulaşabildiysem bunun tek sebebi 6.seviye [Tedavi’]’ye sahip olmamdı. Arkamda, isimleri kırmızı gözüken bir sürü NPC yer alıyordu.
‘’Şu Kaygısız Xiao Yao değil mi?’’
‘’Herif manyağın teki cidden.’’
……
Şehir kapısında duran 8 nöbetçi kılıçlarını çekip, söylenmişti: ‘’Feng Ye’yi taşıyan şu haini durdurun. İmparatorluk adına!’’
Kalbim neredeyse duruyordu. 64.seviye 8 NPC kılıç ustasını nasıl geçecektim? Hepsinin en azından 7.seviye [Kombo]’su vardı!
Tam o esnada, dışarıdan içeriye iki tane güzeller güzeli figür girdi. Figürler süikastçi kıyafetlerine kuşanmıştı. Tabii bunlar ikiz kardeşler, Yue Wei Liang ve Yue Qing Qian’dan başkası değildi!
‘’Kaygısız Xiao Yao değil mi o? Niye NPC’ler tarafından kovalanıyor?’’ Diye sordu Yue Wei Liang.
Yue Qing Qian hançerini çekip söylendi: ‘’NPClere saldırıp, Xiao Yao’ya yol açalım. Çabuk’’
Magnec