Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

150. Bölüm Buz Vadisi'ndeki Mücadele

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

  Karla kaplı ormana doğru ilerlerken Matcha uçmak yerine yere inmiş, kılıcını sımsıkı kavradığı esnada yanımda yürümeye koyulmuştu. Gülümseyerek söylendi: ‘’Patron, üşümüyor musun?’’

  Arkamda, yaklaşık 90 metreyi bulan ayak izlerine baktıktan sonra cevapladım: ‘’Yalnızca bin kılıca meydan okuyabilen ve ölümden korkmayan bir adam imparatoru tahtından edebilir!’’

  (Çin atasözü arkadaşlar işte, korkusuzluğu tasvir ediyor.)

 ‘’Süikastçilerden biri bize yetişmiş!’’

  ‘’Tamam, birazdan hallederiz.’’

  ‘’Tamamdır!’’

……

  10 dakika daha ilerlemeye devam etmiştik. Adeta buzul çağının ortasına adım atmış, buzullarla kaplı akılalmaz bir bölgeye ulaşmıştık. Başımı kaldırdığımda, önümüzden bir tepenin uzandığını görmüştüm. Tepenin aşağısında, duvarlara asılı kalan buz parçacıkları seçilebiliyordu. Basit bir rüzgar bile bu akılalmaz keskinlikteki buz parçalarını sarsmaya yetiyordu.

  Matcha bir anda duraksadı. Güzeller güzeli gözleri bana bakmış, ben de hemen ona bir bakış fırlatmıştım. Birlikte gülümseyerek, aynı planı düşünmüştük: ‘’Öldürmek için başkasından bir kılıç ödünç almak…’’ diye fısıldadım.

 (Çin atasözü: Başkasının kirli işleri yapmasına izin vermek.)

  ‘’Patron, sen de az değilsin…’’ Matcha gülümsemişti.

  İfadesiz suratımla cevapladım: ‘’Nedenmiş o? Hadi gidelim, sürprizin ortaya çıkmasını istemeyiz. Ufak Bobo’yla birlikte icabına bakacağız.’’

 ‘’Tamam…’’

……

  Kolumu hafifçe savurmuş ve Ufak Bobo’yu havaya yollamıştım. Buz tepesinin altına geldikten sonra Ufak Bobo tuzağı aktif etmek için beklemeye koyulmuştu

  İleri atıldım ve 360 derecelik görüş açısını kullanarak süikastçinin yerini bulmaya koyuldum.

  Neredeyse zamanı gelmişti!

  Sinyali verdikten sonra Ufak Bobo saldırmaya başladı!

“Bzzt!”

  Ufak Bobo bir anda ileri atılmış, iğnesi altın sarısı ışık hüzmeleri saçmaya başlamıştı. 6.seviye [Kombo]’suyla tepeye asılı duran buz parçalarına saldırdıktan sonra 5 metrelik bir buz parçası düşmeye başlamıştı!

  Açık bölgede, süikastçinin ayak izleri bir anda duraksamıştı. Ne olduğunu anlayan herif çığlık atmadan yapamamıştı: ‘’Hassiktir, şerefsizler!’’

 “Bang!”

  Yere düşen buz parçaları karları havaya savurmanın yanında, yerleri de kan gölüne çevirmişti. 48.seviyede olan süikastçinin vücudu buz parçalarına dayanamamıştı.

  ‘’Hehe, güzel taktikti!’’ Matcha elimi tutar tutmaz keyiflenmişti.

  İleri adımadıktan sonra kılıcımı kınına soktum ve süikastçinin üstündeki buz parçasını ayağımla ittim. Ekipman düşmüş mü diye bakacaktım ve beklediğim gibi, yerde yatan 41.seviye altın bir hançer vardı. İyi para edecekmiş gibi durduğundan hemen envanterime attım ve döndüm. Sonuçta aynı yerde fazla zaman geçirmek istemiyordum.

……

  Gülümseyerek beni takip eden Matcha’nın keyfi yerindeydi: ‘’Patron, artık neden şu [Kahramanın Öfkesi]’yle bu kadar uğraştığını anladım sanırım…’’

 ‘’Nedenmiş?’’

  Gülümsedi: ‘’Çünkü bu herifler acayip salak; hatta o kadar salaklar ki, neredeyse tatlı olduklarını düşünmeye başladım. Bu tarz rakiplerimizin olması beni mutlu etti.’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Aynen öyle! Bu yüzden [Kahramanın Öfkesi]’yle uğraşmaya devam ederken, [Öncü]’ye bulaşmaktan kaçınıyorum. Jian Feng Han cidden hafife alınacak biri değil, eğer beni öldürmek isterse, kaçabileceğimi sanmıyorum.’’

  ‘’Ah, Jian Feng Han’ın dikkatli bir kişiliğe sahip olduğunu duymuştum. Ne zaman saldırı yapsa, rakibinin öldüğünden emin olmak istediği için büyük bir grup yolluyormuş. Hatta bununla kalmayıp, öldürdüğü rakibinin etrafına, çıkışları kapatmak için en azından 500 adam bile yolladığı olmuş. Herif resmen manyak yahu!’’

  Biraz şaşırmıştım: ‘’Matcha, nereden duydun bunları?’’

  ‘’Arşivleri okumuyor musun?’’

  Matcha parmağını kaldırdı: ‘’Mesele ele geçirmeye gelince, [Öncü]’den daha iyi bir klan olduğunu sanmıyorum. Başka bir süper klan olan [Hui Huang]’la Ejderha Vadisi adlı bir haritada mücadele etmişlerdi. Jian Feng Han bizzat savaşı yönetmiş, 30.000 oyuncusu 6’ya ayırarak 5000 kişilik gruplar oluşturmuştu; iki grup önden saldırdı, iki grup yanlardan rakibi kuşattı ve son iki grup da arkalarına dolandı. Tek bir hamleyle 70.000 oyuncuyu hakladılar. [Hui Huang]’ın lideri yenilginin ardından o kadar utanmıştı ki, herif klanı bozup, kendi karakterini bile silmişti!’’

   Şaşırmıştım: ‘’Huh, Jian Feng Han o kadar acımasız demek?’’

 ‘’Öyle tabii!’’

  Matcha başıyla onayladı: ‘’Yani patron, Zhan Long’un bu kadar az kişiyle yükselmesi imkansız. Şu an için [Öncü]’ye bulaşmak yerine, [Kahramanın Öfkesi]’yle uğraşsak daha iyi olur. [Öncü]’ye meydan okumadan önce klanımızı kurup, en azından 5000 elit oyuncu almamız lazım.’’

  İç geçirdikten sonra cevapladım: ‘’Ah ah, biliyordum böyle diyeceğini.’’

  Bu esnada Matcha’ya derin bir bakış atmıştım: ‘’Matcha, göründüğünden çok daha akıllısın; gerçekten Zhan Long’a katılman, Tanrılar’ın bizlere verdiği bir hediye gibi. Hahah, Zhan Long resmen kurulana kadar bekle bakalım, en azından başkan yardımıcısı ve sağ kolum yapacağım seni!’’

  Hafifçe bana doğru eğilen Matcha gülümsedi: ‘’Övgülerin için teşekkür ederim patron. Senin gibi biri tarafından kabul edildiğim için gururum okşandı, sanırım sana ekstra bir ödeme yapmam lazım…’’

  Hafifçe titredim: ‘’Hadi gidelim, birazdan gelirler.’’

 ‘’Tamam!’’

……

  İlerlemeye devam ettik; lakin bir kilometre önümüzde, derin bir su yatağı olduğunu görebiliyordum. Su yatağının arkasında buzdan bir dağ yer alıyordu ve bu dağ Alev Taşı Kanyonu’nun sonunu işaret ediyordu. İlerlemeye devam edemeyeceğimizi anladığımda kalbim bir anlığına duraksamıştı; burada [Kahramanın Öfkesi]’nden birkaç yüz kişiyle karşılaşmak zorunda kalacaktık.

  ‘’Hassiktir…’’

  Kılıcımı çektikten sonra kaderime küfürler savurdum: ‘’Böyle ölecek miyiz yani?’’

  Daha lafımı bitirir bitirmez ayaklarımın altındaki toprak saysılmaya başlamıştı!

  ‘’Patron, dikkat et!’’

 Buzda delik açılmıştı!

 
  Bir anlığına boşluğa düşeceğim diye düşünsem de hemen toparlanmış ve kılıcımı savurmuştum!

 “Keng!”

  Kılıcım kayaların arasına saplandığından henüz ölecekmişim gibi görünmüyordu. Matcha uçarak yanıma gelmiş, elimi tutmaya koyulmuştu: ‘’Patron, iyi misin?’’

 Cevaplamadan önce etrafı gözlemledim. Çevremizdeki bölge kar ve buzlarla kaplıydı; görünüşe göre bu bölge çığ sonucu oluşmuştu; lakin biriken karlar bir hayli yükselmişti.

  ‘’İyiyim, merak etme.’’

 
   Omzuma hafifçe dokunduktan sonra gülümsedim: ‘’Aklıma süper bir fikir geldi…’’

  Matcha’nın suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Patron, şeytansın sen…’’

  Biliyordum; kadın anında aklımdaki planı anlamıştı.

……

  Yukarıya tırmandıktan sonra nefesimi düzene sokmaya koyuldum. Ardından sistem sekmesini açmış ve kayaların genel halini çizdikten sonra Matcha’ya yollamıştım: ‘’40 metre uzakta durduğundan emin ol. Ardından oyuncuları buraya getireceksin, şunlara bir sürpriz daha yapalım..’’

  Matcha’nın suratı heyecandan kızarmıştı: ‘’Patron, acayip heyecanlıyım!’’

  ‘’Tamam tamam, sakın unutayım deme ama dikkatli ol. Ben saklanacağım!’’

 ‘’Tamam, endişelenme…’’

……

 Buz Yağmuru Kılıcı’nı kınına soktuktan sonra arkadaki karlı bölgeye saklandım. Başımın üstünde en azından 40 santimlik kar kalınlığı vardı ve şans bu ki, koordinatlarım oyuncular tarafından görülemiyordu. Şans eseri açılan bu çukur, benim yaşananları kolayca izlememe sebebiyet verecekti.

  Party chatinden Matcha fısıldadı: ‘’Geliyorlar patron, hem de ne geliyorlar! En azından 200 kişi gördüm!’’

  ‘’Uh, birkaç düzinesini öldürmeye çalış, ardından kaçmak için bir yol bulacağı!’’

 ‘’Tamam!!’’

  Ardından bir ses duymuştum. Bu sesin Batılı Diktatör, Liu Ying’e ait olduğunu gayet iyi biliyordum: ‘’Kaltağı bulduk beyler, gebertelim şunu!’’

  Piggy: ‘’Xiao Yao nerede?’’

  ‘’Kimin umrunda ki? İlk önce şu kaltağı öldürüp, cesedine pusalım. Kaygısız Xiao Yao’nun onu kurtarmaya geleceğine şüphem yok!’’

  ‘’Tamamdır!’’
……

  Matcha’nın heyecanlı sesini duydum: ‘’Patron, geliyorlar, umarım iyi saklanmışsındır!’’

  ‘’Matcha, bakalım nasıl savaşıyormuşsun! Uzun mesafe saldırılarına dikkat et; yoksa kalabalığa kapılıp gidersin!’’

  ‘’Anlaşıldı!’’

 Görebildiğim kadarıyla, Matcha’nın figürü karların üstünde yürüyor, kadının arkasından bir grup Savaşçı, Kılıç Ustası, Rahip ve şövalyeler geliyordu. Liu Ying söylendi: ‘’Sakın acımayın, Xiao Yao buralarda bir yerlerde olabilir, acımadan öldürün gitsin!’’

  Kalbim boğazımda atıyor, ellerimde kılıcımı sımsıkı kavrıyordum. Matcha’nın bu durumdan kurtulmasını umuyordum!

   Nihayetinde, Matcha uçmaya başlamayı akıl etmiş, sırtından bir çift şeffaf kanat belirmişti. [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyuncuların peşinden gelmeye devam etmesini sağlamak adına mesafesini fazla yüksek tutmamıştı.

 ‘’Gebertin şunu!’’ Liu Ying kükredi. Diğerlerinin önünde koşuyor ve onu gören klan oyuncuları cesaretlenerek hızlanmaya devam ediyordu. Gerçekten de durum Matcha’nın dediği gibiydi, bu herifler acayip salaktı…

……

 Gizlendiğim yerden köşeye bakmış, yumruklarımı sıkarak Matcha’nın hayatta kalması için dua ediyordum.

 Batlı Diktatör kılıcıyla ileri atıldı. Üç saniye içerisinde çukurlar düşen ilk insan o olmuştu. Ardından onu iki oyuncu daha takip etmiş ve bu sayısı gitgide artmaya başlamıştı. Ağır kar yağışında kimse doğru düzgün yaşananları göremiyordu. Gördükleri tek şey, Matcha’nın uzaklaşan figürüydü.

  ‘’Durum hiç iyi değil!’’

  40 kişi çukurlara düşmüştü. Piggy durumu anlayınca hemen bağırmaya koyuldu: ‘’DURUN! Rüzgar Elfleri öne uçup, Matcha’nın işini bitirin! Şerefsizler, bize tuzak kurmuşlar!’’

……

“Shua shua shua…”

  Bir düzine Rüzgar Elif havaya fırlamıştı. Çoğu okçu olsa da aralarında birkaç büyücü de yok değildi. Bunlar [Kahramanın Öfkesi]’nin elit oyuncularıydı!

  Yaşananları görünce dona kalmıştım, hemen party chatini açtım ve söylendim: ‘’Bana doğru uç, seni koruyacağım! Daha fazla tuzakla uğraşma yoksa hayatını kaybedeceksin!’’

  ‘’Ah, tamamdır patron…’’

  Matcha yön değiştirmiş ve bana doğru uçmaya başlamıştı. Keskin rüzgarlardan ve kar yağışından sebep görüş mesafesi akılalmaz derecede azalmıştı: ‘’Nereye gittiğimi göremiyorum..’’

  ‘’Hassiktir!’’

  Tereddüt etmeden saklandığım yerden çıktım ve ileri atıldım.