Ya kardesim insanlarin bacaklarina bakiyosan kiza caktirma bari jsmsnsnssn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
144. Bölüm Çilek Matcha
Elinde yemek çubuklarını tutan Lin Wan Er bana çirkin bir bakış atıp, söylendi: ‘’Ciddi misin?’’
‘’Her şey stüdyo için…’’ diye söylendim.
‘’Hadi oradan…’’
“…”
……
Yemeğimi çabucak bitirip, kızgın Lin Wan Er’i yurduna kadar geçirdim. Ardından kampüsten çıkmış, stüdyoya doğru atılmıştım. Sonunda yeni bir kan bulmuştuk. Eğer söyledikleri kadar güzel ve tatlıysa, oyunda iyi olmasa da onu aramıza katmamız lazımdı. Adam dediğin o kadar da seçici olmaz sonuçta…
Stüdyoya kadar koştuğum için nefes nefese kalmıştım, kapıyı açtım.
“Huaa!”
İçeriye girer girmez gördüğüm ilk görüntü kenarda oturan Yavru Kurt’un figürüydü. Onun önündeyse beyaz elbise giyen bir kadın oturuyordu. Uzun saçlı ve zarif vücut hatlarıyla oturan bu kız, Song Han’ın söylediği kız mıydı?
Suratını tam olarak göremediğim için henüz tam bir karar verebilmiş değildim. Yavru Kurt beni görür görmez ayağa kalkmıştı: ‘’Stüdyomuzun patron geldi!’’
“Ah?”
Kadın şaşırmış ve yavaş yavaş suratını bana çevirmişti. Bir anda gözlerimin önünde akılalmaz derecede güzel bir manzara belirmişti. Tek bir bakışta kadının olayını hemen çözmüştüm. 10/10 bir surat, 9/10 bir cazine, 9/10’luk bir figür ve vücuduna gayet uyum sağlamış olan 34C ikiz tepecikler. Muazzam gözleri açık ve hayat doluydu; öyle ki bu gözler daha önce karanlığı görmüşe benzemiyordu; bana bakarken adeta içlerinden fırlayan ışıkları seçebiliyordum.
‘’Sen… Ba Huang Şehri’nden Kaygısız Xiao Yao musun?’’
Tabii oldukça gergindim. Her ne kadar uzun bir süredir güzeller güzeli olan Lin Wan Er’in yanında dolaşıyor olsam da, önümdeki kadını ilk kez görüyordum. Aslına bakılırsa kadının Lin Wan Er’den fazla bir farkı yoktu. İçten içe gökyüzündeki tanrılara teşekkür etmeye başlamıştım. Tanrıların bizim gibi ufacık bir stüdyoya neden bu denli cennet vari bir güzelliği bahşettiğine anlam veremesem de, bu kadının ellerimizden kayıp gitmesine izin vermeyecektim…
Kadının arkasında duran Yavru Kurt’un salyaları akmaya başlamıştı. Normalde bu tarz şeylerden etkilenmeyen Fox bile arada sırada kadına bakmaktan kendini alıkoyamıyordu.
‘’Sen… Kaygısız Xiao Yao musun?’’ diye tekrardan sordu.
İleri atılıp, elimi uzattım: ‘’Adım Li Xiao Yao, oyundaki ismim de Kaygısız Xiao Yao. Merhabalar!’’
Kadın gülümsedi, elini uzatıp elimi sıktı. Elleri beklediğim gibi yumuşacıktı: ‘’Merhaba… Ben Xue Rou… Kader’deki adım Çilek Matcha ve şey, oyunda da 27.seviye Rüzgar Elfi Kılıç Ustası’yım…’’
Başımı öne doğru salladıktan sonra ona bir bakış attım: ‘’Hey, stüdyonun iş ilanındaki koşullara baktın mı?’’
‘’Evet, %40’ını anlayabildim.’’ Başını öne doğru sallamıştı.
Gülümsedim ve sandalyeye işaret ettim: ‘’Otur da konuşalım bakalım.’’
‘’Ah, tamam. Teşekkürler…’’
Yavaş yavaş oturamn figürünü izlerken ona övgü dolu sözler yağdırmadan edememiştim. Ne zarif bir kadın ama! Böyle bir kadın niye bizim stüdyoya geldi acaba? Ne oluyor bu dünyaya…’’
‘’Tamamdır, başlayalım…’’ Biraz düşündükten sonra söylendim: ‘’Zhan Long Stüdyomuza başvuru yapmanın sebebi nedir Matcha, bizlerden ne bekliyorsun?’’
Büyük gözleriyle bana bakan Matcha hem aptal hem de tatlı görünüyordu. Yanakları hafifçe kızarmıştı: ‘’3000 RMB’lik maaş için geldim. İstediğim tek şey aylık maaşımın gecikmemesi. Yapabileceklerime gelirsek… Yemek, bulaşık ve çamaşır konusunda oldukça iyiyimdir. Oyundaki seviyem yüksek olmasa da, kendimi geliştirmek için elimden geldiği kadar uğraşmaya hazırım…’’
Sözlerini duyar duymaz oyun konusunda kendine güvenmediğini anlamıştım; ancak gülümseyip, sordum: ‘’Rüzgar Elfi Kılıç Ustası karakteriyle ilgili tam olarak ne düşünüyorsun?’’
Matcha bir an için duraksamış, uzun kirpikleri hareketlenmişti: ‘’Rüzgar Elfleri uçabiliyor; eğer Rüzgar Elfi Kılıç Ustaları, büyücüleri, şifacıları ve diğer sınıfları içeren 10 kişi toparlayabilirsen uzun mesafeleri aşabilir ve engelleri görmezden gelerek saldırabilirsin. Saldırı konusunda Rüzgar Elfleri en özgür ırkların başında geliyor. Hatta oyunun sonlarına doğru belirecek atlı şövalyelere bile meydan okuyabilecek bir sınıftır. Her ne kadar oyun başlarında büyücüler ve okçulardan daha zayıf olsa da, zaman ilerledikçe ana saldırı gücü konumunu alacaklardır…’’
Başımı öne doğru sallamadan edememiştim: ‘’Hm…fena değil. Söyle bakalım Matcha…daha önce Pk yaptın mı? Kazanma oranın ne kadar?’’
Matcha’nın suratı bir kez daha kızarmıştı: ‘’Kayıtlara bakarsak, 7 kez PK yapmış ve bu 7 karşılaşmayı da kaybetmişim… Oyundaki kontrolüm çok iyi değil; yönleri anlamak konusunda iyi sayılmam ve ne yaparsam yapayım rakibin saldırılarını savuşturmayı başaramıyorum…’’
Yavru Kurt’un suratı yemyeşil kesilmişti: ‘’Xiao Yao… Ne yapacağız?’’
Başımı öne doğru salladıktan gülümsedim: ‘’Sorun yok. Zamanla alışırsın. Matcha’nın taktiksel bağlamda oldukça bilgili olduğunu anlayabiliyorum ve son olarak Matcha… kaç yaşındasın?’’
‘’23…’’
“Uh…”
Yaşlı K ve Yavru Kurt’a birer bakış atıp söylendim: ‘’Bugünden itibaren ona Büyük Kardeş Matcha diyeceksiniz, unutmayın. Seviyesi biraz düşük olduğundan önümüzdeki 3 günde onu 40’a kasacaksınız. Ayrıca, Fox, Matcha için birkaç ekipman hazırla. En azından gümüş ekipman seti giysin; yoksa seviye kasarken sürekli ölüp durur…’’
Fox ve diğerleri onaylamıştı: ‘’Tamamdır!’’
Matcha heyecanlanmış ve keyifle ayağa fırlamıştı: ‘’Patron, yani… Zhan Long Stüdyosu’na katılmama onay mı veriyorsun?’’
Gülümsedim: ‘’Evet!’’
Lafımı bitirir bitirmez ayağa kalkıp, elimi uzatmıştım. Matcha bir an için duraksa da elimi sıkmıştı. Elleri gerçekten yumuşacıktı. Gülümseyerek söylendim: ‘’Matcha, Bayan Xue Rou, Zhan Long Stüdyosu’na hoş geldiniz. Bugünden itibaren ailemizden biri olacaksın, bu yüzden beraber sıkı çalışmayı unutmayalım. Günün birinde Zhan Long’u en iyi stüdyo yapacak ve Kader’e hükmedeceğiz!’’
Matcha onayladı: ‘’Anlaşıldı, sıkı çalışacağım ve şey… patron, çok fiyakalısın! Kardeşim seni çok seviyor; bu yüzden bana bir imza verir misin, ona vereceğim sonra!’’
Ben: “…”
……
Çin Oyun Grupları’nın resmi sitesine girip, Zhan Long Stüdyosu’na yeni üyemizi kaydettim: Xue Rou, 23 yaşında, oyun ismi: ‘’Çilek Matcha’’, Sv 27 Rüzgar Elfi Kılıç Ustası. Bugünden itibaren, Zhan Long 5 kişilik bir takım olacaktı ve artık dünya şampiyonası için gerekli olan 5 üye koşulunu sağlamayı başarmıştık.
Pencerenin yanında, elimde su bardağıyla otururken Matcha yanımda duruyordu. Tereddüt etse de bir şeyler söylemişti: ‘’Patron, başka bir şeye ihtiyacın var mı?’’
Başımı iki yana salladım: ‘’Sanmıyorum… doğru ya, Matcha nerede yaşıyorsun? Artık stüdyoda yaşayacaksın, sıkıntı olur mu?’’
Matcha başıyla onayladı: ‘’Sıkıntı olmaz. 2. Wen Sokağı’nda oturuyorum; zaten buraya çok yakın. Ayrıca fazla eşyam yoktu; lakin patron, hangi odada kalacağım?’’
Ona bir bakış attım: ‘’Normalde stüdyoda yaşamadığıma göre, benim odamı kullanabilirsin.’’
‘’Bu…’’ Matcha yumruklarını sıkmıştı. Başını çevirip, Song Han ve diğerlerine bakmaya başladı.
Gülümsemeden edememiştim, omzuna dokundum: ‘’Merak etme, Ran Min korkunç görünüyor olsa da aslında kuzu kılığına girmiş bir kurttan farkı yoktur… Dur bir saniye, öyle değildi; kurt postu giymiş bir kuzu desem daha iyi olur. Gayet saygılıdır ve seninle uğraşmayacağından emin olabilirsin. Ayrıca benim odamda uyuyacaksın ve Song Han’ın kaldığı oda aranızda yer alıyor. Tabii Song Han’a güvenebilirsin, iyi bir karakteri vardır.’’
Lafımı bitirdikten sonra Song Han’a baktım: ‘’ Yavru Kurt, bugünden itibaren Matcha’nın güvenliğinden sen sorumlu olacaksın. Eğer başına bir şey geldiğini duyarsam, 10 dakika içinde buraya gelir ve işinizi bitiririm…’’
Song Han gülümsedi: ‘’Merak etme Xiao Yao, hiçbirimizin kız arkadaşı olmasa da, ailemizden birine sırnaşacak değiliz. Sıkıntı çıkmayacak, rahat ol.’’
‘’Hmm, öyle diyorsan sıkıntı yok!’’
Bardağı koyduktan sonra söylendim: ‘’Seviye kasmaya devam etmenin zamanı geliyor, ne yapacaksınız?’’
Ran Min(Yaşlı K) cevapladı: ‘’Planımızı yaptık. Bu öğleden sonra, Vahşi Ova’ya gidip, 47.seviye Vahşi Kurtlar’ı keseceğiz. Böylece daha hızlı seviye kasabiliriz diye düşünüyorum. Matcha’yı da yanımıza alalım mı?’’
Song Han’ın suratı ekşimişti: ‘’Yaratıkların seviyeleri bizden pek de yüksek olmadığı için onu yanımızda getirirsek fazla TP alabileceğini sanmıyorum.’’
Matcha bana bakıp, söylendi: ‘’Patron, eşyalarımı ve oyun başlığımı alıp bir saate geleceğim. Seviye kasma konusunda bana yardım etmenize gerek yok, tek başıma idare edebilirim…’’
Biraz düşündüm: ‘’Tamamdır. Yavru Kurt, Matcha’yla gidip, eşyalarını taşımasında yardımcı ol. Fox, Matcha için bir kontrat hazırla, bir yıllık yapalım diyorum?’’
Matcha başıyla onayladı: ‘’Mhm, bana uyar.’’
Ben: ‘’Bir saat sonra oyuna gir. Arkadaş listeme ekleyeceğim, Song Han ve diğerleri şu an için meşgul olduğundan, seninle ben ilgileneceğim. İlk hedef olarak seni 30 yapalım diyorum, sonuçta sonsuza kadar 27.seviyede kalamazsın ya…’’
Matcha heyecanla söylendi: ‘’Ohoh, patron bizzat bana yardım edecek. Süper! Tamamdır, hemen gidip eşyalarımı alacağım!’’
‘’Tamam!’’
……
Matcha’yla Song Han’ı yolcu ettikten sonra hemen Liu Hua Üniversitesi’ne koştum. Lin Wan Er’in yanında durmam gerekliydi; aski taktirde Lin Tian Nan’la başım belaya girecekti. Özellikle de aylık maaşım 50.000 RMB’ye çıktıktan sonra işleri daha da ciddiye almam gerekiyordu. Dürüst olmak gerekirse bu maaş artışı stüdyo için inanılmaz faydalı olacaktı. Aylık 50.000 alacağımı ne zaman düşünsem gülümsemeden edemiyordum. Yakın bir zamanda uzun, zengin ve yakışıklı bir adam olacaktım.
Saat 15:00’da oyuna girdim.
51.seviyenin %94’üne ulaşmıştım; ancak şimdilik seviye kasmaya odaklanmayacaktım. Bankadan birkaç ekipman çıkardıktan sonra yardım saatliğine Pazar kurdum ve Matcha’nın oyuna girmesini bekledim. Oyuna girer girmez yapmamız gereken ilk şey onu 30’a kasmaktı. Artık Zhan Long’a katıldığı için düşük seviyeli bir karakteri olamazdı; aksi taktirde gelecekteki mücadelelerimize katılması mümkün değildi.
Çilek Matcha ismini kontrol etsem de henüz oyuna girmediğini görmüştüm. Ben de Pazar kurayım dedim.
Nihayetinde, saat 16:00’a yaklaştığında isme tekrar baktım ve ‘Ding!’ sistem oyuncunun oyuna girdiğini gösteren bir uyarı yolladı. Hemen arkadaş isteği yolladım ve birkaç saniye bile geçmeden kadın bir Rüzgar Elfi arkadaş listemde belirmişti. Tabii bu bahsi geçen oyuncu 27.seviye Rüzgar Elfi Kılıç Utası, Çilek Matcha’dan başkası değildi. Uzun, koyu yeşil saçlarıyla akılalmaz bir uyum sağlayan büyük gözleriyle birlikte gerçek hayattaki figurine oldukça benziyordu. Aradaki tek fark oyundaki karakterinin saç renginin farklı olmasıydı.
‘’Patron! Selam!’’ İlk mesajı o atmıştı.
Hemen cevapladım: ‘’Matcha, neredesin şimdi? Kuzey kapıya gel, orada bekleyeceğim. İlk iş seni 30’a kasalım.’’
‘’Tamam, hemen geliyorum!’’
……
5 dakikalık bekleyişimin ardından güzeller güzeli 27.seviye kılıç ustası şehir kapısında belirmişti. Yeşil renkli yeşil bir kılıcı tutan ellerine, omuzlarından dökülen uzun saçları eşlik ediyordu. Bembeyaz bir çift bacak gözlerimin önüne serilmiş ve rüzgardan sebep dalgalanan saçları dikkatimi çekmişti…
Magnec