Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

138. Bölüm Klan Kurma Koşulları

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 Saat sabahın 04:00’ı…

  Klang!

  Buz Yağmuru Kılıcı Kurt Klanı Savaşçısı’nın kılıcıyla buluşmuş, ortaya sayısız kıvılcım saçılmıştı. Yaratık öldükten sonra arkasında 11 gümüş ve bir de Pardon Kartı’nın yanında Okyanus’un Kurt Klanı Savaşçısı Tasviri bırakmıştı. Bunun yanında TP karşılığında takas edilebilen bir de sembol düşmüştü. Sembolü hemen Yavru Kurt’a verdim. Görevi bitirdikten sonra hepsi 42.seviyeye ulaşacaktı. Cidden bu S-seviye görevler hafife alınacak şeyler değildi.

..…

  Buz Yağmuru Kılıcı elimde, oracıkta dikilirken derin bir nefes çektim. Arkamda duran ekibime bir bakış atıp söylendim: ‘’Eh, yorulmadınız mı?’’

  Yavru Kurt başıyla onayladı: ‘’Öleceğim neredeyse…’’

 Sevgili Duck’un gözleri kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Patron, hızlı seviye kasıyoruz ama… ama biraz çıkıp, dinlenmemiz lazım. Keder Mağarası’ndaki 7 yolun 6’sını temizledik ve geriye yalnızca bir yol kaldı. Yarın Keder Mezarı’ndaki bossu öldürüp, görevi bitiririz diye düşünüyorum.’’

  Gülümsedikten sonra başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır, o zaman şimdilik oyundan çıkıp, dinlenelim. Ahem, bir kez daha şehre gidip ekipmanlarımı tamir ettirmem lazım; zira yaratıklardan hasar alan bir tek ben olduğum için ekipmanlarımın dayanıklılığı çabuk düşüyor.’’

  Fox söylendi: ‘’Görevi bitirdikten sonra Buz Yağmuru Kılıcı’nı ban aver de demirciye gidip güçlendireyim. Güçlendirdikten sonra kılıcının dayanıklılığı daha yavaş düşecektir.

‘’Eh? Öyle bir şey mi vardı?’’

 ‘’Ah, demirci özelliğin olmadığı için bunu bilmiyorsun tabii…’’

  ‘’Tamamdır, o zaman ben şehre gidiyorum, hadi siz de oyundan çıkıp, biraz dinlenin!’’

  Fox envanterine bakıp, söylendi: ‘’Ben de şehre döneyim madem, envanterimde bir sürü eşya birikmiş. Toplamda 11 gümüş ekipman var ve birini bile kaybedersek gece rahat uyuyamam. Şehre dönüp, eşyaları depoya koyacağım sonra da satarım!’’

  ‘’Tamam!’’

..…

 Fox’la beraber şehre döndük. Ben ekipmanlarımı tamir etmeye gidiyorken Fox da depoya yönelmişti. Ardından milletin zamanını harcamamak için bir saat uğraşığ mağaraya geri dönmüş ve girişe ulaşır ulaşmaz oyundan çıkmıştım. Yarın oyuna girdiğimizde mücadeleye hazır olacaktık. Öğlen 12’de buluşmaya karar vermiş ve görevi yarın bitirmekte karar kılmıştık.

  ‘’Wow…’’

 Oyun başlığını çıkardıktan sonra derin bir nefes aldım ve etraftaki Qi’yi hissetmeye koyuldum. Her nasıl bahar yağmurları bitkilere hayat veriyorsa, Qi de aynı şekilde kaybettiğim enerjiyi yenileyebilen bir kavramdı. Yatakta otururken gözlerimi kapattım ve Qi’nin damarlarıma akın etmesine izin verdim. Anında uzuvlarım güçlenmiş ve yumruklarımı sıktığım gibi gücümün yerine geldiğini hissetmiştim. İşte bu Qi kullanmanın faydalarından biriydi!

  İnsanın bu şekilde gücünü kazanması normal insanların yenilenme süreçlerine göre çok daha etkiliydi.

  7’ye kadar uyumuş ve alarmı duyduktan sonra hemen ayağa fırlamıştım. Kıyafetlerimi giydikten sonra kız yurduna gittim. Çok geçmeden Wan Er ve Dong Cheng Yue merdivenlerden inmeye başlamış ve beraber sınıfa gitmeye koyulmuştuk. Pazartesi günkü dersleri asmaya cesaret edemiyordum; zira dersin profesörü gerçekten acımasız bir herifti. Eğer bir ders bile kaçırırsan herif resmen ağzına sıçıyordu!

..…

  Başımı sıraya koyduktan sonra dersin sonuna kadar uyudum ve zil sesiyle uyandım. Yavaş yavaş gözlerimi açmış ve başımı sallayarak kendime gelmeye uğraşmıştım. O esnada güzeller güzeli bir çift gözün bana baktığını anladım.

  ‘’Hanımefendi…’’ Bir bakış attım: ‘’Neye bakıyorsunuz?’’

  Wan Er başını çevirmiş ve gülümsemişti: ‘’Li Xiao Yao, sabahladın mi yine? Nerede kastınız söylesene. 51 olmuşsun…’’

  Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Zhan Long S-seviye bir görevle uğraşıyor; ancak bitirmek için yeterince güçlü olmadıklarından onlara yardımcı oluyorum. Ne oldu ki?’’

  ‘’Yok bir şey, hadi üçüncü derse gideceğiz. Bir ders daha uyuyabileceksin.’’

 ‘’Tamam…’’

   Yanımızda duran Dong Cheng Yue gülümsedi: ‘’Li Xiao Yao, kardeşim sana sorun çıkarmıyor, değil mi?’’

  ‘’Yok canım, olur mu hiç öyle şey…’’

  Dong Cheng Yue gülümsedikten sonra başıyla onayladı: ‘’Dün gece forumları gezerken [Öncü]’nün sana karşı bir konu açtığını gördüm.

‘’Oh? Bana karşı mı? Geçtiğimiz birkaç günde onlarla uğraşmamıştım, yanlış mıyım?’’

  ‘’Uğraşmışsın! Niye uğraşmadım diyorsun ki? Duyduğuma göre yüksek seviyeli Sevgili Duck’u stüdyonuza almışsınız. Doğru mu bu?’’

  Ona bir bakış attım: ‘’Durum öyle değil ki, Sevgili Duck [Öncü]’nün asıl oyuncularından biri olacak kadar güçlü değildi. Onu çaldığımızı söylemek biraz fazla olur…’’

   Wan Er gülümsedi: ‘’Bunun dışında yaşanan iki gelişme daha var: Üç şehirde iki Klan Kurma Tableti daha ortaya çıktı ve resmi olarak iki klan daha kuruldu…’’

‘’Oh? Hangi klanlar?’’

  ‘’Jiu Li Şehri’nden [Efsane] ve Fan Shu Şehri’nden [Kahramanın Heybeti]…’’

  Dong Cheng Yue şok olmuştu: ‘’Wan Er, yoksa… biz oyunda değilken Q-Kılıcı resmen klanı kurmuş mu?’’

  ‘’Evet,’’ Wan Er başıyla onayladı: ‘’Biz oyundan çıkalı 3 saat bile olmamışken, Fısıldayan Kılıç 50’den fazla adamı toplayarak Fan Shu Şehri’nin güneyindeki 54.seviye mor seviye boss olan Kaplan Lordu’nu öldürmüş. Yaratıktan Klan Kurma Tableti’nin yanında bir de mor seviye deri ayaklık çıkmış. Biz oyundayken hiçbir şey çıkmıyor, biz oyundan çıktıktan sonra aldıkları eşyaya bak. O ayaklığı istiyordum…’’

  Dong Cheng Yue gülümsemeden edememişti: ‘’Merak etme Wan Er, seviye üstünlüğümüzü koruduğumuz sürece önünde sonunda o tarz eşyaları elde edeceğiz. Merak etme…’’

  ‘’Evet…’’

   Wan Er gülümseyerek bana baktı: ‘’Li Xiao Yao, geçtiğimiz günlerde Liu Ying ve Xue Yue sana bulaşmadı, değil mi? Ortam gayet sessiz görünüyor, hatta o kadar sessiz ki; adeta fırtına öncesi sessizliği yaşıyoruz. Ba Huang’da neler oluyor şu aralar?’’

  Suratım ekşimişti: ‘’Beni en son Yeşil Qilin Vadisi’nde öldürmeye çalışmışlardı. [Kahramanın Öfkesi]’nin 300’e yakın oyuncusu beni kovalamış ve bana yetiştikten sonra hepsi hayatını kaybetmişti. Sanırım bu yüzden Liu Ying biraz tırstı ve beni kovalamayı bıraktı. Ayrıca büyük bir plan yapıyor olsalar da kimin umrunda? Her ne kadar para kasan bir stüdyonun patron olsam da, öyle kolay kolay başa çıkılabilecek biri değilim. Konu Ba Huang’daki duruma geldiğindeyse… [Öncü] resmen kuruldu. Jian Feng Han’ın klan üyelerini kullanarak klana seviye kasmaya çalışacağına şüphem yok. En kısa zamanda 4.seviye bir klan olup, 2000 kişilik kapasiteye ulaşmak isteyeceklerdir. Bunu başardıkları taktirde Ba Huang’daki işler gerçekten değişecek. Bunun dışında, [Uçan Ejderhalar]’ı Prenses’in Mezarı’nda yerin dibine gömmüş olsak da, Yükselen Ejderha kolay kolay pes edecek biri değil. [Cesur Yürek]’e karşı mücadeleye devam edecektir. Zaten bu iki klan aynı su ve ateş gibi birbirleriyle sonsuz bir döngüye girmiş durumda…’’

  ‘’Ha…’’ Wan Er hafifçe gülümsedi: ‘’Bu kadar insanın karıştığı olaylardan sonra Ba Huang’daki işler cidden karmakarışık bir hale gelmiş; heyecan dolu bir şehir desene! Ba Huang Şehri’ne kıyasla, diğer iki şehir gayet sakin ve sessiz görünüyor. Sonuçta bu şehirlerde [Efsane] ve [Kahramanın Heybeti]’ne karşı koyacak tek bir klan bile yok…’’

  Elimde tuttuğum deftere bir bakış attıktan sonra defteri aslında ters tuttuğumu anlamıştım: ‘’Bu işler beni ilgilendirmiyor, şimdilik asıl hedefim Zhan Long’u 10 kişiye çıkartmak…’’

  Wan Er iç geçirdi, güzeller güzeli gözleri bana bakıyordu: ‘’Şu an kaç kişisiniz?’’

  ‘’Beni de sayarsak 6…’’

  Dong Cheng Yue gülümsedikten sonra yumruklarını sıktı: ‘’Xiao Yao, yapabilirsin, sana inanıyorum!’’

  ‘’…’’ Cevap vermedim.

 Wan Er sordu: ‘’Zhan Long’u ne zaman kuracaksın?’’

  Biraz düşündükten sonra cevapladım: ‘’Klanı kurmadan önce karşılamam gereken üç koşul var…’’

  ‘’Oh? Neymiş onlar?’’

  ‘’İlk olarak Zhan Long’da en azından 50 kişi olması lazım; ikinci koşuldan bahsedecek olursak da, tabii ki altın-RMB değiş tokuşunun 1:5 oranından daha düşük olması gerekiyor, yoksa 10.000 altını toparlamamız mümkün olmaz. Üçüncü ve son koşulsa stüdyonun ortalama seviyesinin 45’e çıkması ve tabii bir de Klan Kurma Tableti elde etmemiz. Sonuçta her şeyimizi satsak bile bir tablet alamayacağımız için, kendi kendimize bulmamız gerekecek.’’

  Wan Er laflarımı dinledikten sonra gülümseyerek söylendi: ‘’Tamam o zaman, sizi sonuna kadar destekleyeceğim, sıkı çalışın, tamam mı? Dong Cheng’le birlikte Çin’in ilk 10 klanı arasına girmenizi bekleyeceğiz. Girmeyi başardığınzı taktirde [Kahramanın Heybeti]’ni terk edip, hemen Zhan Long’a katılacağız, anlaştık mı?’’

  ‘’Güzel! O zaman yemeğe gidelim hadi, sonra görev yapacağım…’’

‘’Tamam!’’

…

  Öğleden sonra 12:30, oyuna girmiş olsam da biraz geç kalmıştım!

  Şaps!

  Keder Mağarası’nın hemen dibinde gözlerimi açtıktan sonra Yavru Kurt, Yaşlı K ve Sevgili Duck’un 54.seviye elit yaratıklarla kapıştığını gördüm.

  Keng!

 Kılıcımı çektiğim gibi ileri atıldım; ancak partylerinde olmadığım için bütün TP onlara gidecekti.

 ‘’Xiao Yao!’’

  Yavru Kurt keyifle bir bakış fırlattı: ‘’Bugün turnayı gözünden vurduk! Ekipmanların neredeyse hepsi satıldı. Toplamda 372 altınımız oldu. Eğer bu şekilde devam edersek, Zhan Long ayda 100.000 RMB kazanan kaliteli stüdyolardan biri haline gelebilir!’’

 Başımı öne doğru salladım: ‘’Güzel, böyle devam edelim. Sanırım son yolu da temizlersek görevi bitirmiş olacağız.’’

 ‘’Aynen!’’

…

 2 saat geçtikten sonra, saat 15:30’a yaklaşırken yolun sonunda bir çift siyah gümüşten yapılma kapı belirmişti. Gümüş kapının üstünde demir bir halka vardı; adeta kapıyı çalmamız için bizi çağırıyordu.

  ‘’Keder Mezarı diğer tarafta…’’ Yavru Kurt hançerlerini kavradı: ‘’Xiao Yao, kapıyı çalacak mısın, yoksa ben mi çalayım?’’

  ‘’Tuzak olabilir…’’ Kılıcımı sımsıkı kavradıktan sonra bir adım ileri attım: ‘’Ben çalacağım; ancak her ihtimale karşı mücadeleye hazır olun. İçeride ne olduğunu bilmiyoruz!’’

 ‘’Tamam, dikkatli ol!’’

  İleri atıldıktan sonra demir halkayı kavradım ve kapıyı çaldım!

  Bang!

 Kapı titremeye başladıktan sonra bir anda açılmıştı. Ne olduğunu bile anlayamadan burnuma iğrenç bir koku gelmeye başlamıştı---

  Yerlerde kan damlaları vardı ve tam önümde devasa bir Kiklop cesedi duruyordu. Yaratığın kafası kesilmiş olsa da vücudu hala titriyordu. Vay arkadaş, ne güçlü bir yaşama isteği ama!

…

  Mezarın ortasında, Kiklop’un başı bir toteme saplanmıştı. Totemin hemen altında siyah cübbeler kuşanmış bir adam duruyordu ve cübbesini savurduğu gibi kıyafetlerine bulaşan kan damlaları yere saçıldı. Vahşi bir gülümseme attıktan sonra söylendi: ‘’Bu güçlü yaşam desteği sayesinde, artık Kan Arayan’ın mührünü kırabileceğim! Haha! Kan Arayan’ın ordusunu serbest bıraktığımda ne yapacaksınız bakalım Ba Huang Şehri!’’