Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

133. Bölüm Siyah Kitap

Çevirmen: T4icho / Editor: T4icho

 

 ‘’Neymiş bu A-seviye görev bakayım?’’ diye sordum.

  Yavru Kurt gülümsediği gibi hançerini kaldırdı: ‘’Dün gece, Yaşlı K ve Fox 41.seviye elit bir yaratık öldürdü ve yaratıktan siyah bir kitap düştü. Kitabı aldığımız gibi bu bahsettiğimiz görev aktif hale geldi. Henüz başlamadık; görev koşullarına göre toplamda en fazla 5 kişi katılabiliyor. Tesadüfe baksana, Sevgili Duck da bize katıldığına göre grubumuz 5 kişi olmadı mı? Görevi bugün yapabiliriz, ne diyorsunuz?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Tabii, Sevgili Duck?’’

  Sevgili Duck asasını kaldırdıktan sonra gülümsedi: ‘’Tam da ihtiyacım olan şey! Seviyem hala çok düşük. TP alabildiğimiz sürece katılmak isterim.’’

  ‘’Tamam o zaman hazırlanalım. Görevi direkt olarak aktifleştirmek için siyah kitabı Ba Huang’daki yaşlı bir şifacıya vermemiz gerekiyor.’’

  ‘’Tamamdır, ilk önce şehre dönüp biraz ara verelim, sonra da kuzey avlusunda buluşuruz.’’

 ‘’Anlaştık!’’
……

 5 ışık hüzmesi belirmiş ve birlikte şehre dönmüştük. Zaman kaybetmeden demirciye gidip ekipmanlarımı tamir ettirdim. Ardından bankadan 100 tane Yeşil Qilin Hapı ve 200 tane de Deniz Yosunu Hapı aldım. Düşük seviyeli yaratıkları öldürürken 5.seviye hapları kullanacaktım; ancak bosslar için 6.seviye Yeşil Qilin haplarına ihtiyacım vardı. Sonuçta 700 mana doldurmayla, 500 mana doldurma arasında ciddi bir fark vardı. 50.seviyeye yükseldikten sonra manam da 746’ya çıkmıştı; yani Yeşil Qilin Hapı’nın tam potansiyelini kullanabiliyordum.

  Meseleyi üstelemedikten sonra 50 tane 6.seviye can iksiri aldım. Aldığım iksirler oyuncular tarafından yapılmıştı ve tanesine 1 altın ödemiştim; tabii her biri 1000 can doldurabildiği için verdiğim paraya değmişti. Ayrıca 700 can dolduran 100 tane 5.seviye can ikisiri almayı da ihmal etmemiştim. Bu bahsi geçen 5.seviye iksirlerini 700 can dolduruyor olsa da, düşük seviyeli yaratıklara karşı oldukça işe yarıyorlardı. Sonuçta her duruma karşı hazırlıklı olmanın önemli olduğunu biliyordum.

  Her şeyi hazırladıktan sonra kuzey avlusuna gitmeye koyuldum. Millet çoktan hazırlanmıştı.

  ‘’Patron, hadi gidelim!’’ Diye söylendi Sevgili Duck, heyecanlı olduğu her halinden belli oluyordu.

 Başımı öne doğru salladım ve ona bir bakış attım: ‘’Sevgili Duck, kaç manan var?’’

  ‘’2200, niye sordun patron?’’

 “Oh…… “

 İleri atıldım ve takas sekmesini açtığım gibi Sevgili Duck’a 50 adet Yeşil Qilin Hapı, 100 adet de Deniz Yosunu Hapı verdim.

  Sevgili Duck şok olmuştu: ‘’Patron… bu Yeşil Qilin Hapları’nı nereden buldun? Duyduğuma göre bu haplardan yalnızca [Prag]’ta varmış ve hap başına 3 altın harcamak zorunda kalmışlar. Daha demin bana direkt 50 tane hap verdin. Yani bana 150 altın değerinde hap verdin desek yanılmış olmayız… ayrıca Deniz Yosunu Hapı da vermişsin, oh….’’

  Şaşkınlığını görünce gülümsemeden edememiştim: ‘’Merak etme, bunlara para harcamadım. Daha önce birkaç tane Yeşil Qilin Otu bulduğum için hapları ben yapmıştım. Prag’a hapları satan da patronundan başkası değil, e tabii birazını da kendime sakladım. Yaratıklarla kapışmıyorken bunları harcayayım deme sakın. Eğer bossla karşılaşmazsak, sadece Deniz Yosunu Hapları’nı kullanacaksın, tamam mı?’’

  Sevgili Duck başıyla onayladı: ‘’Heheh, bonkörsün patron…’’

  Başımı çevirip, şehrin dışına doğru bakmaya başladım: ‘’Artık bizden birisin; bu yüzden sana karşı bonkör olmamın garip bir tarafı yok. Neyse, haplar kullanılmak için var zaten. Yalnızca fazla hızlı kullanmadığına emin ol, yeter.’’

  ‘’Tamamdır, anlaşıldı…’’

 
  ‘’Hadi gidelim, Yaşlı K önden sen git. Şu yaşlı şifacı Liu Fu kimmiş bakalım…’’

  Yaşlı K başıyla onayladıktan sonra baltasını kaldırdı: ‘’Tamamdır, hadi bakalım. Ellerim kaşınıyordu uzun zamandır…’’

  Söylenmeden edememiştim: ‘’Şu klişe sözleri bir kenara bırak artık oğlum, kaç yaşına geldin lan…’’

  Yaşlı K: ‘’…’’

……

 Yaşlı K’yı takip eden 4 kişilik grubumuz avlunun Pazar kısmından ayrılmıştı. Derin bir koridoru geçtikten sonra Ba Huang Şehri’nin iç kısımlarına ulaşmıştık. Tabii mekana girer girmez bir sürü NPC askerle karşılaşmıştık. Bu durumla ilgili yapacak bir şeyimiz yoktu; zira Ba Huang’daki NPC askerler her an tetikteydi. Bu yüzden ortam oldukça gerilmiş ve her an bir savaş başlayacakmış gibi bir ambians oluşmuştu. Tabii bu, Tian Ling Şehri’nden uzaklarda yer alan bir sınır şehri olmanın getirilerinden biriydi. Sürekli yaratıklarla savaşan şehir halkı doğal olarak farklı birer profil çizmeye başlamıştı. Ayrıca her gece şehri izleyen sayısız şeytan olduğu için askerlerin tetikte olmasına anlam vermek pek de zor değildi.

  10 dakika sonra, ufak bir gölün yanındaki sessiz sokakta…

 Yaşlı K siyah kitabı elinde tutarken söyeniyordu: ‘’HASSİKTİR, görevde yazanlara göre şifacı burada olacaktı güya! Nerede lan bu herif!’’

  Paçavra kıyafetleriyle köşede duran adama işaret ettim: ‘’Şu olmasın?’’

  Yavru Kurt gülümsedi: ‘’Xiao yao. Herifin kıyafetlerini görmedin mi, bunun neresi şifacı olabilir sence?’’

  ‘’Belli mi olur canım…’’

 Yumruklarımı sıktıktan sonra ileri atıldım. Yerde yatan herife doğru eğildikten sonra adama bir bakış attım. Herif cidden bir deri bir kemik kalmıştı. Sırtında bir kanuni asılıydı ve bana bakmaya başladı: ‘’Nazik kardeşim, bana biraz yiyecek verebilir misin?’’

  Sordum: ‘’Üstad, Liu Fu’nun nerede olduğunu biliyor musun?’’

 Herif bana bakmaya devam ediyordu: ‘’Genç, eğer bana kızarmış bir ördek bulabilirsen sana Liu Fu’nun nerede olduğunu söyleyebilirim. O yaşlı bunak, heheeh, benden başka nerede olduğunu hiç kimse bilmiyor…’’

  Gözlerimi kıstım: ‘’Kızarmış ördek mi?’’

  ‘’Evet, Doğu Yolu’ndaki otellerden birinde yapıyorlar. Eğer bana bu güzeller güzeli, akılalmaz lezzetli yiyeceği getirirsen…’’

  ‘’Tamam!’’

  Doğruldum. Suratıma bir gülümseme oturmuş ve hemen ekip arkadaşlarıma söylenmiştim: ‘’Bir ipucu yakaladım.’’

  Sevgili Duck’un gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Bu kızarmış ördeği daha önce duymuştum. Sanırım 10 altına satılan bir yiyecekti. Nedense bir ipucu bulduğumuzu değil, kazıklandığımızı hissediyorum…’’

  Titremeye başlamıştım: ‘’Yok canım, o herif inanılmaz derecede masum görünüyordu…’’

  Fox gülümsemeden edememişti: ‘’Vay arkadaş, söylesene bana, o herifin neresi masummuş…’’

  ‘’Neyse, siz burada bekleyin ben ördeği alıp geleceğim!’’

 ‘’Tamam!’’

……

 Doğu Yolu’nun sonundaki otele doğru ilerliyordum. Karşımda duran otel Şehir Lordu’nun kendi malikanesinden bile daha lüks görünüyordu. İçeride, birkaç maceraperest içiyor ve sohbet ediyordu. Çok geçmeden oteldeki garsonlardan biri yanıma gelmişti: ‘’Merhabalar efendim, otele geliş sebebiniz nedir acaba? Gece kalacak yer mi arıyorsunuz, yoksa yemek yemeye mi geldiniz?’’

  Meseleyi uzatmadım: ‘’İkisi de değil, Kızarmış Ördek almak istiyorum!’’

  ‘’Tabii, 10 altın, görüşmek üzere!’’

  10 altını ödedikten sonra hemen geri dönmeye koyuldum!

  Geri döndüğümde Yavru Kurt ve diğer ikili manzarayı izliyordu. Sevgili Duck bana bir akış attı: ‘’Patron, kızarmış ördeği aldın mı? Ne kadarmış? Kazıklandık mı?’’

  ‘’Hayır, 10 altınmış. Dur sorayım…’’

 ‘’Güzel, güzel…’’

  Ekip beni takip etmeye koyulmuştu. Herife göstere göstere kızarmış ördeği çıkarttım: ‘’İstediğin ördeği aldım. Şimdi söyle bakalım neredeymiş bu yaşlı şifacı Liu Fu?’’

  Kim herifin bir anda elimdeki ördeği alıp, 2-3 ısırıkta bitireceğini düşünebilirdi ki? Göz açıp kapayıncaya dek ortada ördekten herhangi bir iz kalmamıştı. Herifin ellerine yağ bulaşmış ve gözlerine de enerji gelmişti. Bana bakıp, gülümsedi: ‘’Genç, kızarmış ördeği yemeyi bitirdim. Şimdi izin ver de bu yaşlı adam sağlam bir uyku çeksin. Uyandığımda Liu Fu’nun nerede olduğunu söyleyeceğim!’’

  ‘’Hassiktir!’’

  Kandırıldığımı anlayınca hemen herifin koluna yapıştım: ‘’Eğer Liu Fu’nun nerede olduğunu söylemezsen seni gebertirim!’’

  Tırırırım…

  Bir anda elimden kurtulmuş ve enteresandır ki, bir ağaç dalına dönüşmüştü. Hassiktir lan, bu nasıl bir ilizyon böyle?’’

  Herif birkaç metre ileride tekrar belirmişti. Üstündeki tozları silkeledikten sonra gülümsedi: ‘’Genç, zamanında, henüz yaşlanmamışken bana şifacı Liu Fu derlerdi. Bir an için unutmuşum, kusura bakmayın. Evet, neyse, söyleyin bakalım ne istiyorsunuz?’’

  Yaşlı K siyah kitabı göstererek söylendi: ‘’Bunun ne olduğunu biliyor musun?’’

   Yaşlı şifacının suratı solmuştu: ‘’Bu… nereden buldunuz bu kitabı? Hassiktir, o manyak herif ölmemiş mi yani. Olacak iş değil!’’

  Kalbim dört nala koşmaya başlamıştı. Kızarmış Ördeği boşa almamıştım; görev ilerliyordu!

  Yaşlı K’nın elinden kitabı aldıktan sonra sordum: ‘’Eee, neymiş bu kitap söylesene?’’

  Suratı ekşiyen yaşlı herif titreyen ses tonuyla söylendi: ‘’O kitabın sahibi… acayip psikopat namevt bir büyücüdür! Uzun zaman önce, baş büyücü Li Wen’in altında beraber okumuştuk. Ancak ne yazık ki aklı karanlık sanatlara kaydığından günün birinde kötülüğün yolunda yürümeye karar verdi. Öğretmenimizi öldürdü ve bu karanlık kitabı aldıktan sonra Ba Huang’dan kaçtı. Olacak iş değil…’’

  Kanuniyi eline aldı: ‘’Bu kitabı bir mühür olarak kullanarak onu yenmemiz lazım. Ancak bu şekilde kötülüğü kökünden kazıyabiliriz. Aksi taktirde, bütün kıtayı kötülük kavuracak!’’

  Lafını bitirdikten sonra bize bakmaya başladı. Gözlerinde ufak bir umut kırıntısı belirmişti: ‘’Genç savaşçılar, böylesine zor bir görevi kabul etmeye cesaretiniz var mı?’’

  Başımı öne doğru salladım: ‘’Ayıpsın…’’

  Ding!

  Sistem Notu: Tebrikler! [Karanlık Kitao] adlı göreviniz ikinci evreye geçti. Zorluk seviyesi artık S-seviye olarak belirlenmiştir!

Açıklama: Güneydoğuya, denizin olduğu bölgeye doğru gidin ve ‘’Keder Mağarası’’’nı aramaya başlayın. Mağarayı bulduktan sonra uzun koridoru geçecek ve ‘’Keder Mezarı’’ adlı bölgeye ulaşacaksınız. Keder Mezarı’nın derinliklerinde namevt büyücüyle, ‘’Locu’’’la karşılaşacaksınız. Karanlık kitabı kullanarak Locus’u mühürleyin ve ‘’Locus’un Yüzüğü’’’nü ele geçirin. Yalnızca ‘’Locus’un Yüzüğü’’’ne sahip olan insanlar Keder Mezarı’ndaki gizli bölüme girebilir. Gizli bölüme girdiğinizde, A-seviye yetenek olan [Yansıtma]’yı öğrenebilirsiniz!

…..

 Yumruklarımı kaldırmış ve gülümsemekten kendimi alıkoyamamıştım: ‘’Güzel. Görev zorluğu S-seviyeye yükselti ve final ödülü de A-seviye yetenek olarak değişti. Güzel görev!’’

  Sevgili Duck gülümsedi: ‘’Ancak, burada S-seviye görevden bahsediyoruz, bitirebilecek miyiz?’’

  ‘’Merak etme. Takım uyumumuz iyi olduğu sürece umudumuz var!’’

  ‘’Tamam!’’

  ‘’Ayrıca…’’ söylendim: ‘’Üstünüzde yeterince altın var mı? A-seviye yeteneği bedavaya öğrenecek değiliz ya. Bu yüzden yanınızda para getirmeyi unutmayın…’’

 Yaşlı K: ‘’Bende 20 altın var!’’

  Sevgili Duck: ‘’14 altın…’’

  Yavru Kurt: ‘’57 altınım var!’’
 Sessizce envanterime baktım: ‘’Tamam. Benim üstümde 527 altın var. Kişi başı 100 altın bile istese sıkıntı olmaz. Hadi yola çıkalım. Denizin olduğu kısımlara gideceğiz. Keder Mağarası’na vardığımızda tekrar konuşuz!’’

……

 Bir saat yürüdükten sonra önümüzdeki orman sonunda yok olmuştu. Başımı kaldırıp, önümde uzanan denize bir bakış attım. Göreve göre Keder Mağarası burada bir yerde olmalıydı.

  ‘’Ding!!’’

  Lin Wan Er’den bir mesaj geldi: ‘’Li Xiao Yao, öğle yemeğine gidiyor muyuz?’’

  ‘’S-seviye görevdeydim ama…’’

  ‘’Tamam. Dong Cheng Yue’yle dışarıdan söyleriz. Binadan çıkmayacağız…’’

  ‘’Hanımefendinin ne yüce bir kalbi var öyle! Ne muhteşem, ne muazzam, ne kadar taktire layık ve ne kadar görülmeye değer bir kalptir bu!!’’’

  ‘’Hadi oradan…’’