Unutulmus sirius u hatirlayan var mi? Nsmssjsjsnjsjs bundan sonra herkes unutur zaten :F
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
131. Bölüm Başın Belada
Shiing!!
Buz Yağmuru Kılıcı’nı çeker çekmez kılıçtan etrafa koyu mavi bir aura yayılmış ve hemen ayıya doğru atılmıştım. [Rüzgar Kılıcı] + [Keskin Buz Kılıcı] kombosuyla birlikte kılıcım Vahşi Ayı’nın vücudunu delip geçti. Acı dolu bir çığlık atan 37.seviye normal yaratık ne olduğunu bile anlayamadan öteki dünyayı boylamıştı. İki saldırımın ardından havaya verdiğim hasar numaraları fırladı---
1547!
1475!
……
‘’Bu nasıl… Güçlü bir saldırı böyle…’’
Dalgalı Okyanus’un gözleri sonuna kadar açılmıştı: ‘’Saldırı gücün en azından 1700’lerde olmalı, değil mi? Duyduğuma göre klan başkanı Jian Feng Han’ın saldırı puanı 1800 civarındaymış. Yani Xiao Yao’nun saldırısı Feng Han’ınkinden fazla düşük değil…’’
Kılıcımı kınına geri soktuktan sonra gülümsedim: ‘’Aslına bakarsanız saldırı puanım 2000’in üstünde…’’
‘’Ah?!’’
Dalgalı Okyanus şok olmuştu: ‘’Saldırı gücün Jian Feng Han’dan fazla mı?’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Dalgalı Okyanus, daha önce Jian Feng Han’ı group, onunla konuştun mu?’’
‘’Hayır…’’
‘’Oh, o zaman onu tam olarak tanımıyorsun yani…’’
‘’Nasıl yani?’’
‘’Neyse boşver, hadi devam edelim. Şu görevi bir an önce halletmemiz lazım!’’
‘’Tamamdır!’’
……
İlerlemeye devam ettik ve nihayetinde 30 dakika geçtikten sonra bahsi geçen vadiye ulaşmayı başardık. Bölgede seviye kasan en azından 7-8 takım vardı.
Dalgalı Okyanus’un kanatları rüzgarın etkisiyle dalgalanıyordu ve kadın eliyle işaret etti. Yanında duran Sevgili Duck da uçmaya başlamış ve asasını sımsıkı kavrayama koyulmuştu. Asasının ucundaki ilaç şişesi kadının şifacı olduğuna işaret ediyordu.
‘’Burada bir sürü insan kasıyor. Bossla mücadele etmeye başlarsak…’’ Sevgili Duck endişe dolu gözlerle bana bakıyordu.
Başımı kaldırıp, ikiliye birer bakış fırlattım: ‘’Sorun yok, bossu tanklayacağım zaten. Siz de elinizden geldiği kadar yüksekte uçun ve yerdeki meseleleri bana bırakın.’’
Duck başıyla onayladı. Bu esnada Dalgalı Okyanus kahkaha atmaya başlamıştı: ‘’Duck, Xiao Yao buradayken kendimi güvende hissediyorum…’’
Sevgili Duck da gülümsemeden edememişti: ‘’Yaşananları bilmiyorsun tabii. Kaygısız Xiao Yao Jian Feng Han’la arasındaki dostluğu bitirdiğinde şok olmuştum. Öyle onurlu bir adamın bir anda o tarz şeyler yapacağı aklıma gelmemişti…’’
Söylediklerini duymuş olsam da durumu açıklamakla uğraşmamıştım. Yalnızca gülümsedim, kılıcımı kavradım ve Ufak Bobo’yu çağırdığım gibi yürümeye başladı. Öncelikli görevim, defans kapasiteleri düşük olan bu iki kadını korumaktı. Sonuçta yüksek saldırıya sahip herhangi biri onları kolayca öldürebilirdi.
……
Biz sessiz sessiz vadinin derinliklerine ilerlerken, önümüzde kızıl bir taş çıkmıştı. Taşın üstüne bir muska yerleştirilmiş ve etrafını da zincirler çevirmişti. Yavaş da olsa taş sürekli titriyordu. Normal oyuncuların bile bu taşın anormal olduğunu anlayabileceğine şüphe yoktu; ancak ellerinden ne gelebilirdi ki? Sonuçta 25 karizma olmadan bu taşı incelemeleri mümkün değildi.
‘’Geldik…’’
Dalgalı Okyanus gökyüzünde uçarken söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, 25 karizman olduğuna göre taştaki mührü kaldırabilir misin? Dikkatli ol ama, çünkü bildiğin gibi mührü kaldırır kaldırmaz 2000 hasar alacaksın. Sonra da boss ortaya çıkacak ve peşine takılacak. Ne çeşit bir bossla karşılaşacağımızı bilmediğim için sana dikkatli olmanı tavsiye ediyorum.’’
Başımı öne doğru salladım: ‘’Tamamdır. Sevgili Duck, mührü kaldırır kaldırmaz canım 200’lere düşecek. Canım düşer düşmez canımı doldurman lazım; zira bosstan tek yemek istemiyorum!’’
‘’Tamamdır, anlaşıldı!’’
Kızıl taşın önünde dururken kaşlarım çatılmıştı. Başımı kaldırıp, söylendim: ‘’Son bir sorum var.’’
Dalgalı Okyanus cevapladı: ‘’Evet, sorabilirsin?’’
‘’Bu A-seviye görevin sonunda, ne kazanacaksınız?’’
Dalgalı Okyanus biraz utanmışa benziyordu: ‘’Aslına bakarsan bu görev büyücü sınıfına özgü. Görevi bitirir bitirmez muhtemelen 40.seviye altın bir asa elde edeceğim…’’
‘’Oh, fena değilmiş…’’
Çoğu oyuncunun bildiği gibi, silahların fiyatları diğer ekipmanlardan bir hayli yüksektir. Özellikle de 40.seviye altın bir asanın 1000 altından aşağı satılmayacağını çok iyi biliyordum. Muhtemelen Dalgalı Okyanus’un görevden vazgeçmek istememesinin sebebi de buydu. Onlara yardım etmekten geri kalmayacaktım. Hemen Buz Yağmuru Kılıcı’nı çektim ve gülümsedim: ‘’Endişelenmenize gerek yok. 40.seviye altın asayı alman için sana yardım edeceğim!’’
Dalgalı Okyanus başıyla onayladı: ‘’Teşekkür ederim Xiao Yao, çok iyisin…’’
Sevgili Duck elini alnına koymuş ve söylenmişti: ‘’Belki de seni tavlamak için böyle davranıyordur…’’
Dalgalı Okyanus ‘’…’’
……
Tereddüt etmeden ileri atıldım, ellerimi kızıl taşın üstüne koydum ve mühür yavaş yavaş çözülmeye başladı. Tam o esnada vücuduma bir yıldırım parçası düşmüştü---
2000!!
Bu bahsi geçen yıldırımın nereden geldiğini bile anlayamamıştım!
Bang! Büyük taş yerle bir olmuş ve içinden de bir piton çıkmıştı: 42.seviye Altın Boss- Kum Pitonu!
Bossun seviyesini ve sınıfını görünce rahatlamıştım. 42.seviye altın bir boss benim için ciddi bir tehlike oluşturmuyordu. Yine de hemen elimi kaldırıp [Tedavi]’yi kullandım ve arkamda duran Sevgili Duck’un [Tedavi]’siyle birlikte canımı toparladım---
+750!
+912!
……
[Tedavi] yeteneklerimiz aynı seviyede olsa da, ortaya çıkan etki gayet farklıydı. Meseleyi üstelemeden hemen kılıcımı kaldırıp [Kombo]’yu aktif ettim ve pitonun kafasına doğru kılıcımı savurdum. Bu esnada Ufak Bobo da saldırmaya koyulmuş ve Dalgalı Okyanus [Buz Saçağı], [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu kullanmaya başlamıştı.
‘’Sssss…’’
Kum Pitonu uzun dilini çıkardı ve kollarımı ısırmaya başladı. Saldırıların toplamı bana 200-400 civarı bir hasar vermişti. Durum böyle olunca üzerimizdeki baskı da iyiden iyiye kaybolmuştu. 50.seviye bir kılıç ustası olmanın yanında, kaliteli ekipmanlara da sahip olduğumdan bu boss benim için çocuk oyuncağıydı.
‘’Vov, ne kadar güçlüymüş…’’ Dalgalı Okyanus keyiften dört köşeydi.
Sevgili Duck da gülümsedi: ‘’Tebrikler, sanırım 40.seviye altın asayı er ya da geç alacaktın…’’
Lakin bossla uğraşmaya devam ederken söylenmeden edemedim: ‘’Dikkatinizi kaybetmeyin ve tam gaz saldırmaya devam edin. Çevredeki oyuncular yavaş yavaş bize doğru geliyor. Sonuçta, önümüzdeki altın bir boss. İnsanların açgözlü olduğunu unutmamak lazım!!’’
Sevgili Duck şaşırmıştı: ‘’O zaman ne yapacğız?’’
‘’Merak etmeyin, PK yapmaya başlasak bile panikleyecek bir durumda değiliz. İkiniz de olası rakiplere saldırmayacaksınız ve Duck, canımı doldurmaya devam edeceksin. Oyuncuları bana bırakın. Ben hallederim… Bahsettiğin altın asayı kesinlikle alacaksın Dalgalı Okyanus!’’
Dalgalı Okyanus gülümsedi: ‘’Teşekkür ederim---‘’
…………….
Bossun canı %20’ye düştüğünde ilk ekip olay yerine ulaşmıştı. Bahsettiğim ekip 10 kişiden oluşuyordu ve ortalama seviyeleri de 41 civarlarındaydı. Ekibin lideri ‘’Unutulmuş Sirius’’, 43.seviye bir savaşçıydı. Ekipmanları fena değildi; baltasından etrafa altın bir ışık hüzmesi saçılıyordu. Herifin yanında henüz ikinci resmileştirmesini almayan birkaç oyuncu daha vardı.
10 kişilik ekip etrafımızı çevirmişti. Bossla yaptığım mücadeleyi, meraklı bebekler gibi izliyorlardı. Görünüşe göre, harekete geçmek için bossun canının düşmesini bekleyeceklerdi.
Durum böyle olunca daha fazla dayanamamış ve kılıcımla bossu ittikten sonra söylenmiştim: ‘’Huh, bu Kum Pitonu’yla ilgileniyor gibisiniz, hayırdır?’’
Unutulmuş Sirius asasını omzuna koyup, söylendi: ‘’Bahsettiğimiz 42.seviye altın bir boss. Kim bilir, belki de içinden 40+ altın ekipman düşebilir. Biraz ilgimi çekti doğrusu, neden bize bırakmıyorsunuz?’’
Havada süzülen Dalgalı Okyanus sinirlenmişti: ‘’Size mi bırakalım? Kim olduğunuzu sanıyorsunuz…’’
Unutulmuş Sirius bir kahkaha patlatmıştı. Barbar Savaşçı kıllı göğsüne bir şaplak atıp, söylendi: ‘’Ufak dağları ben yarattım, haberiniz yok mu? Eğer bölgemden geçmek istiyorsanız tabii karşılığını vereceksiniz!’’
……
‘’Kes…’’ Ne diyeceğimi bilemiyordum. İsmime koyduğum engeli kaldırdım ve [Ba Huang’ın 5. Oyuncusu] yazısını sergilemeye koyuldum. Tabii bu esnada Pardon Kartı’nı da kullanmayı unutmamıştım.
‘’Ah…’’
Orta yaşlarda görünen ince bir süikastçi şok olmuş ve hemen söylenmişti: ‘’Patron, o herifin adı Kaygısız Xiao Yao. Kendisi Ba Huang’ın 5.oyuncusu ve [Öncü]’ye meydan okuyan efsanevi figürdür!’’
Unutulmuş Sirius cevapladı: ‘’Niye tırsıyorsun ki? Beraber gidersek, bize karşı ne yapabilecek sanki…’’
Aynı söyledikleri gibi; cesaret, açgözlü insanların sahip olduğu en büyük erdemdir. İnsanlar para için kendilerini öldürebilir. 42.seviye altın bir boss parçası yüzünden Ba Huang’ın en iyi oyuncularından birine meydan okumak… İşte bu tam da insan doğasına yakışır bir harekettir!
……
Elimdeki keskin kılıçtan etrafa kulakları sağır eden bir ses yayıldı. Hemen party chatinden söylenmiştim: ‘’Duck, Dalgalı Okyanus, bossun %10 canı kaldığında, saldırmayı bırakacağım. Duck canımı doldurmaya odaklan, Dalgalı Okyanus sen de [Buz Saçağı]’nı kullanarak uzaktaki 3 okçunun hızını keseceksin. Gerisini ben halledeceğim!’’
‘’Tamamdır!’’
12 saniye geçtiktens onra bossun canı %10’a düşmüş ve planı uygulamaya koyulmuştuk!
Bossa saldırmayı bırakıp, ekibe doğru atıldım. Tabii boss hala peşimden geliyordu. O esnada Unutulmuş Sirius söylenmeye koyulmuştu: ‘’Ciddi misiniz? Bossun canı %10’a düştükten sonra karşı saldırıya geçiyorsun, öyle mi? Bu Kaygısız Xiao Yao’daki cesaret başka kimde var merak ediyorum doğrusu. Okçular, [Delen Ok]’u kullanarak sersemletin şunu; geri kalanlar benimle birlikte saldırsın. İkinci resmileştirme yeteneklerinizi kullanarak gebertin şunu!’’
Yere adım attığım gibi zik zaklar çizmeye başlamış ve kolayda bana doğru gelen üç oku atlatmıştım. [Delen Ok]’un hazırlanma süresi bir hayli yüksekti ve rakip takımdaki okçular nereye yöneleceğimi tahmin edemediğinden, okları savuşturmak benim için pek de zor olmamıştı.
Hong!
Unutulmuş Sirius’un baltasından etrafa alevler saçılıyordu. Herif sağ omzuma bir darbe geçirdi---
277!
……
Unutulmuş Sirius daha dün doğmuş ve büyüklerinden korkması gerektiğini öğrenmemiş bir yavruya benziyordu. Herif henüz üst seviye oyuncuların ne kadar güçlü olduğunu tecrübe etmediğinden, kendini büyük bir sorunun ortasına fırlatmıştı. Ayrıca görünüşe göre, oyuncular arasındaki seviye farkı 7’den fazla olunca, zayıf olan oyuncunun %30’luk bir kesinti yaşayacağını bilmiyordu. Yani benden 7 seviye daha düşük olduğu için, herifin puanlarının %30’u iptal olmuştu!
‘’Hass, savunmasını aşamıyor muyum yani? Nasıl bir savunma lan böyle?!’’
Unutulmuş Sirius baltasına baka kalmış ve bana saldırmayı unutmuştu.
……
“Pu!”
[Keskin Buz Kılıcı] herifin göğsünü delip geçtikten sonra 1174 gibi bir sayı havaya fırlamış ve ardından yaptığım normal saldırıyla herifin işini bitirmiştim!
‘’Ugh. Nası…’’ Kendi kendine söylendikten sonra öteki dünyayı boyladı.
Kılıcımı göğsünden çıkardıktan sonra hemen yanımdaki rahibe doğru atıldım. Ayaklarımın altında beliren garip aurayla birlikte [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiş ve rahibe birbiri ardına darbeler geçirmiştim. Elinde asasını tutan Rahip ölmeden önce bir şeyler söylemişti: ‘’Patron, biz de geliyoruz…’’
Magnec