Oraya inmiceksin dimi :F batili diktator gel benk oldyr diyor resmen adamin tek sldirisi bin vuruyor dnndn
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
108. Bölüm Katliam
“Puchi!”
Yeşim Şehri’nin Kılıcı rüzgarı arkasına aldığı gibi Kıyı Kesimi’nin omzuna saplanmış ve ortaya 1700’ü aşan bir hasar numarası fırlamıştı. Herif ne olduğunu bile anlayamadan öteki dünyayı boylamıştı. Kıyı Kesimi dizlerinin üstüne çöktükten sonra elinde tuttuğu yayı düşürdü ve bana baktı: ‘’Ne hızlı bir kılıç ama…’’
……
Kıyı Kesimi’ni tek bir vuruşta öldürdükten sonra kenara yuvarlandım ve başımın üstünde geçen [Ateş Topu]’ndan kurtuldum. Bu sırada demin durduğum yere bir ateş ve buz büyüsü daha düşmüştü. Doğruyu söylemek gerekirse bu düşen büyüler [Ateşin ve Buzun Sütunu]’ydu! Grupta toplam 7 büyücü olsa da, henüz ikisini öldürmeyi başarmıştım!
‘’Geber!’’
41.seviye Savaşçılardan biri ileri doğru atılmış ve baltasından fırlayan alev dalgalarıyla bana saldırmıştı!
“Sha……”
Dengemi sağladıktan sonra bir adım geriye çekildim ve Pah! Balta yere saplanıp, çimleri kül etti. Bu sırada havaya ‘’ISKA!’’ kelimesi de savrulmuştu. Düşündüğüm gibi [Alev Baltası] yeteneğinin hazırlanması uzun sürdüğünden, savuşturulması da çok zor olmuyordu!
Keng!
Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı kaldırıp, çapraz bir kesik attım. Herif zar zor karşılamaya çalışsa da sahip olduğum saldırı puanıyla birlikte adamı 3-4 adım geri çekilmeye zorlamıştım. Oracıkta dikilmiş, şaşkın gözlerle bana bakıyordu: ‘’Yok artık, bu nasıl mümkün olabilir? Kılıç Ustası’nın gücü benden nasıl fazla olabilir?!’’
Dönüp, savaşçıdan uzaklaştım. Kılıcımı kaldırdığım gibi [Ateşin ve Buzun Sütunu]’nu aktif etmeye çalışan bir büyücüye saldırdım. Lakin kılıcım havadayken omzuma bir mermi girmiş ve etrafı barut kokusu kaplamıştı. Piggy bana saldırmaya başlamıştı! Yine de bu kadar bir hasar almak pek de dikkate değer bir durum sayılmazdı. 1000’I aşkın defansım sayesinde bana yalnızca 200 civarında vurabiliyordu.
Bunun yanında bir sürü evcil hayvan bana doğru atılmıştı. Yine de bu ufak yarasaların ve arıların bana 50’den fazla vurmasına imkan yoktu.
“Shua!”
+750!
[Tedavi]’yi kullanarak canımı fulledim. Hızlı adımlarla büyücünün önünde belirmiştim. Herif geri çekilmeye çalışsa da çoktan ayaklarımın altından bir aura yayılmaya başlamış ve S-seviye kombomu, [Tek Kişilik Ordu]’yu aktif etmiştim.
Pah pah pah pah!
Büyücünün [Mana Kalkanı]’nı dört hamlede yerle bir ettikten sonra kükredim ve [Rüzgar Kılıcı]’nı kullanarak ileriye doğru atıldım!
“Bang!”
1109!
Kalkanını kaybeden büyücü boş gözlerle bana bakarken dizlerinin üstüne çökmüştü. Ne olduğunu anlamadan ölmüş ve hatta birkaç tane Deniz Yosunu Hapı da düşürmüştü. [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyuncular gerçekten 5.seviye hapları kullanabilecek kadar zengindi!
Sırtımda bir sıcaklık hissetiğim gibi arkamı döndüm ve Piggy’nin bana saldırmaya koyulduğunu gördüm. Bir anda elindeki tüfek bulanıklaşmaya ve büyümeye başlamıştı. Bu silahşörlerin 2.resmileştirmede kazandıkları yetenekti!
“Bang!”
Gökyüzü kızıla boyanmış ve etrafımdaki 7x7 metrelik alan patlayıcılara maruz kalmıştı. Bu silahşörlerin 2.resmileştirmede aldıkları ve alan saldırısı yapma özelliği bulunan [Bombardıman]’dı!
197!
Havaya fırlayan hasar numarasını gördükten sonra rahatlamıştım. Bu gerçekten de hafife alınacak bir saldırı değildi; zira 7-8 silahşör toplandığı taktirde, sahip olduğum hıza rağmen onlara yem olmaktan başka şansım kalmazdı.
……
Kılıcımı indirdikten sonra Piggy’i görmezden gelmeye karar verdim ve 5.seviye can iksirlerinden birini içip 750 canımı doldurdum. Gökyüzündeki Ufak Bobo uçmaya devam ederken benim seçtiğim hedefe odaklanmıştı. Hedefimiz henüz 2.resmileştirmesini almamış olan 39.seviye bir büyücüydü. Mana Kalkanı’na sahip olmadığı için onu öldürmemiz fazla zor olmamıştı.
‘’Şifacılar, doğru düzgün kullanın şu yeteneklerinizi!’’ Piggy’nin gözlerinden öfke fışkırıyordu: ‘’Okçular, ne bekliyorsunuz, [Delen Ok]’u kullanın! Savaşçılar ve kılıç ustaları önünü kesin, bu heriften kurtulmamız lazım!’’
Gökyüzünde uçan üç Rüzgar Elfi Şifacısı dişlerini sıkarak söylendi: ‘’Xiao Yao’nun saldırı şekli çok acımasız. Herif tek hamlede bizimkileri öldürüyor, yani yeteneklerimizi kullanacak zaman bulamıyoruz. Saldırı puanı çok yüksek!’’
Ters yönde 42.seviyedeki bir kılıç ustası kılıcını kaldırıp, bana doğru atıldı: ‘’Ne kadar abarttınız öyle, izleyin bak nasıl öldürüyorum!’’
……
“Puchi!”
Yeşim Şehri’nin Kılıcı beşinci büyücüyü katlettikten sonra arkamdan gelen bir rüzgar dalgası hissetmiştim. 42.seviyedeki kılıç ustası 5.seviye [Kombo]’sunu kullanmak üzereydi!
Hu…
Hemen kılıcımı çevirip, büyücünün cesedini de kılıcımla birlikte sürükledim. Keng! İlk saldırısını savuşturmayı başarsam da diğer üçüne karşı yapacak bir şeyim yoktu.
134!
147!
114!
……
‘’Hassiktir!’’ 42.seviye kılıç ustasının suratı kıpkırmızı kesilmişti: ‘’Bu… Nasıl defans lan öyle? Niye o kadar güçlüsün sen!?’’
Gülümsedim ve Ufak Bobo’ya kılıç ustasını öldürmesi için talimat verdikten sonra diğer büyücüye doğru atıldım. [Mana Kalkanı]’nı parçaladıktan sonra [Kombo] yeteneğimin ardından [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanmış ve herifi öldürmüştüm. Bu esnada biraz da olsa rahatım yerine gelmişti. Savaş alanında tek bir büyücü kaldığından 2000 canımın 0’a inmesi kolay olmayacaktı.
Şimdi katliama başlamanın tam zamanıydı. İlk hedefim: Piggy!
“Pah…”
Savaş botlarım çimleri eze eze ilerlerken Yeşim Şehri’nin Kılıcı’ndan etrafa ışık hüzmeleri saçılıyordu.
Piggy korkudan titremeye başlamış ve silahını tutarak geriye çekilmeye koyulmuştu: ‘’Şövalyeler, önünü kesin şunun, yaklaşmasına izin vermeyin!’’
En azından 3000 canı olan bir şövalye elindeki mızrakla bana doğru atıldı. [Ateş Mızrağı] yeteneğini kullanarak bana saldırmıştı. Göğsümü kullanarak saldırıyı karşıladım ve 221 canımı kaybettim. Şövalyenin suratı mosmor kesilmişti. Puanlarının çoğunu defansa ve dayanıklılığa bastığı için defansımı geçmesine imkan yoktu.
Peng!
Elimi kaldırdığım gibi şövalyeden kurtuldum ve yere bir yumruk savururarak [Bağlayan Zincirler]’i kullandım. Yerden fırlayan metal zincirler başarıyla Piggy’nin ayaklarına dolanmıştı!
Piggy’nin suratı mosmor kesildi: ‘’Hassiktir, bittim ben…’’
“Weng!”
Piggy’e doğru sıçradıktan sonra 0.2 saniye boyunca saldırımı hazırlamaya koyulmuş ve hazırlığı bitirince de 5.seviye [Rüzgar Kılıcı]’nı kullanarak Piggy’nin omuzlarına saldırmıştım. Hemen ardından yaptığım normal saldırıyla herife canını toparlaması için zaman tanımamışım!
879!
664!
Göz açıp kapayıncaya dek canını yitirmişti. Piggy bir silahşör olduğu için puanlarının çoğunu çevikliğe bastığından, canı 1100’den fazla olamazdı. Öyle az bir canla bana dayanmasına imkan yoktu.
……
Piggy’nin cesedini kenara ittikten sonra Ufak Bobo’yu kontrol ettim. Ufak Bobo kalan son büyücü tarafından saldırı üstüne saldırı altında kalmış ve canı %10’a düşmüştü. Vakit kaybetmeden [Tedavi]’yi kullanarak canını doldurdum.
Havada uçan Rüzgar Elfi Şifacıları şok olmuştu: ‘’Biz… Ne yapacağız…’’
Saldırılarım arasında arkadaşlarının canlarını doldurmalarına imkan yoktu. Ellerinden gelen tek şey [Cesaret] gibi ekstra bonusları kullanmaktı. Aralarında bir tek 40.seviyeyi geçmiş bir şifacı vardı. Yerde yatan oyuncuları görünce kendi kendine söylendi: ‘’Piggy’I dirilteyim mi?’’
Sona kalan büyücü hemen cevapladı: ‘’Hayır, çoktan kaybettik. Büyücülerimiz öldüğüne göre artık Kaygısız Xiao Yao’yu öldürmemiz mümkün değil. Ekipmanları çok iyi, derhal diğerlerine kordinatlarımızı bildirin. Lider birkaç yüz insan toplarsa Xiao Yao’yu öldürebileceğimize şüphem yok!’’
“Keng!”
Kılıcım oyunculardan birinin zincir zırhını delip geçmiş ve bir kılıç ustası daha ellerimde can vermişti. Ancak tam bu esnada vücüdum titmereye başlamıştı, sersemlemiştim! Arkamda bir süikastçi belirmişti!
Sırtımdan vücuduma yayılan acı dolu his yüzünden suratım ekşimişti. Süikastçinin [Arkadan Bıçaklama] + [Kanama] yetenekleri cidden çok güçlüydü!
447!
301!
Hemen arkamı dönüp kılıcımı savurdum. Yalnız enteresan bir şekilde süikastçi ters takla atıp, hamlemi savuşturmuştu. Muhtemelen çeviklik konusunda akılalmaz bir yeteneği vardı. Bana bakıp söylendi: ‘’Kaygısız Xiao Yao, ölmeye hazır mısın?!’’
Dudaklarım bükülerek bir gülümsemeye dönüştü: ‘’Ben hazırım da, asıl soru senin hazır olup olmaman!’’
‘’Hm?’’ Şok olmuştu. Hızına rağmen yalnızca dikildiği yerden göğsünü delip geçen Arı Lordu’nu izleyebilmişti!
“Pu tong…”
Süiksatçi yere yığıldı. Gözlerinden bu tarz bir gelişmeyi beklemediğini anlayabiliyordum: ‘’Hassiktir, bu nasıl bir yaratık böyle…’’
……
Bir sonraki hedefime geçtim. 6 saniye içinde bir Savaşçı daha öldürmüş ve canımı doldurmuştum. Büyücülerini ve okçularını kaybeden [Kahramanın Öfkesi] grubu durumun tersine döndüğü anlamıştı. Ellerinde kalan ağır zırh sınıflarını kullanarak beni öldürmeleri mümkün değildi. Üstelik kılıç ustalarının ve savaşçıların yetenekleri de fazla kısıtlıydı. Eğer karşımda onlar yerine Jian Feng Han olsaydı, bulunduğum durum daha da zorlu olabilirdi.
‘’Geri çekilin! Gereksiz yere ölmemeye çalışın!’’ Grubun içindeki savaşçılardan biri kükredikten sonra koşmaya başladı.
Geri kalan 9 oyuncu da sanki ‘Geri çekilin’ kelimelerini duymayı bekliyormuş gibi anında koşmaya başlamıştı. Geride, yerde yatan 12 ceset kalmıştı.
……
“Keng!”
Kılıcımı kınına soktuktan sonra geniş bir kahkaha patlattım. 1’e karşı 22, yine de sonuç 12 cesedin oluşturduğu insan yığınıydı. Her ne kadar mücadeleyi sürpriz bir saldırıyla kazanmış olsam da; asıl kritik nokta puanlarım, yeteneklerim ve zamanlamamdı. Sayıları fazla olmasına rağmen yakaladığım her fırsatı kullanmıştım.
Eğilip yere düşen ekipmanları aldım. Hiçbirinin ismi kırmızı olmadığı için yere pek fazla bir şey düşmemişti. Bir kez öldüğünüz taktirde %15 oranla 1 ekipman, %3 oranla 2 ekipman düşürme şansınız vardı. 3 ekipman ve daha fazlasınıysa düşürmek gibi bir durum söz konusu değildi. 12 oyuncu öldürmüş olsam da yerde sadece 3 ekipman vardı.
Kıyı Kesimi ‘Rüzgar Çalan’ adlı 37.seviye Gümüş Ekipman olan bir yay düşürmüştü. Saldırı puanu 197-275, Çeviklik +27, Dayanıklılık +25… Fena değil, bu yayı iyi bir fiyattan satabilirim. Bir başka ekipmansa ‘Kaçamak Pelerin’’di. 40.seviye Bronz ekipman… Büyü saldırsını %1 arttırdığı için hiç de fana sayılmazdı. Son olarak kılıç ustalarından biri botlarını düşürmüştü. ‘’Nehir Kıyısı Botları’’, 36.seviye Bronz Ekipman, ortalama puanlar…
Ekipmanları envanterime koydum. Muhtemelen yayı iyi bir fiyattan satabilirdim; ancak diğer ikisi hakkında bir fikrim yoktu. Bu üç ekipmana karşılık bir Pardon Kartı kullandığım için meseleyi zorlamaya gerek olduğunu zannetmiyordum.
……
Kıyasıya geçen mücadelenin ardından durumumu inceledim. Hala %57 canım ve 31 manam kalmıştı. Yine de 31 manayla tek bir [Rüzgar Kılıcı] bile kullanamayacak durumdaydım. Hay böyle işin ben, yüksek seviye yetenekler cidden fazla mana yiyor. Görünüşe göre gelecekte Dayanıklılık, Güç ve Çeviklik veren ekipmanların yanında, Büyü veren ekipmanlara da dikkat etmem gerecekti.
Bulunduğum yere gelmeleri en azından 20 dakika sürecekti; bu yüzden acele etmeme gerek yoktu. Yine de pozisyonumu öğrendikleri için heriflerin buraya gelip, peşime takılacaklarına şüphe yoktu. Sonuç olarak daha fazla burada kalmamaya karar vermiş ve ilerlemeye koyulmuştum!
……
Etrafımı inceledikten sonra dümdüz ileriye koştum. Çok geçmeden akılalmaz bir boşlukla karşılaşmıştım. Karanlıktan hiçbir şey görünmüyordu. Boşuğa yaklaştığım gibi içeriden gelen akılalmaz aurayı hissetmiştim. Sonunda hedefim olan Yeşil Qilin Boşluğu’na ulaşmıştım!
Magnec