yenilen pehlivan güreşe doymazmış. siz kaşındınız olm..
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
107. Bölüm Yine Kahramanın Öfkesi!
“Ka cha!”
Bir kesikle Sarmaşık Yaratığı’nın vücudunu ikiye ayırdım. Yaratıktan 10 gümüşle birlikte bir de tasvir kağıdı çıkmıştı. Tasvir kağıdına baktığımda yaratığın 4.5 yıldızlık dayanıklılığa ve 3.5 yıldızlık saldırı puanına sahip olduğunu gördüm; yani pek de özel bir yaratık sayılmazdı. Neyse, meseleyi burada bırakalım en iyisi, zaten 1.seviyede olan Sarmaşık Yaratığı bulmak da kolay olmayacaktır.
Öldürmeye devam!
“Cha…”
Yeşim Şehri’nin Kılıcı, [Rüzgar Kılıcı]’nın eşliğinde Sarmaşık Yaratığı’nın vücudunu ikiye ayırdı.
Ding…
Yere bir şeyler düştüğünü görmüştüm. Biraz daha yaklaşıp baktığımda, yere düşen ekipman etrafa ışık hüzmeleri saçıyordu. Daha önce bu yaratıklardan yeşil ekipmandan başka hiçbir şey düşmediğini bildiğim için şaşırmıştım. Yoksa şansım geri mi döndü?
Elimi uzatıp 10 gümüşü aldıktan sonra yerde yatan ufak yüzüğü aldım. Avcuma koyduğum yüzükten vücuduma sıcak bir his yayılmıştı.
[Man Luo’nun Yüzüğü] (Gümüş Ekipman)
Güç: +27
Dayanıklılık: +25
Ekstra: Saldırı puanını 40 arttırır.
Özellik: Can çalma, hasarın %1’ini oyuncunun canına ekler
Kullanılması İçin Gerekli Seviye: 45
……
Can çalma!!
Gözlerim sonuna kadar açılmıştı. %1 can çalma özelliğine sahip bir yüzük, hassiktir! Ciddi ciddi böyle bir yüzük mü düştü şimdi? Zengin oldum bebeğim!
%1 can çalma fazla bir sayı gibi görünmese de akılalmaz derecede önemli bir özellikti. Üstelik can çalma özelliği üst üste birikebiliyordu. Eğer bir oyuncu %10 civarında bir can çalma seviyesine ulaşırsa, yenilmez olacağına şüphe yoktu! Ayrıca bu Savaş Refleksi Stili’nin doğmasına sebep olan ana elementti. Rakibe ardı ardına saldırılar yaparak canınızı dolduruyordunuz; Jian Feng Han ve Q Kılıcı bu stilde usta sayılabilirdi.
Neyse, kim takar bunları, hadi yüzüğü deneyelim bakalım!
“Pa ta!”
Sağ elimde Yeşil Sap Yüzüğü, sol elimde de Man Luo’nun Yüzüğü takılıydı. İkisi de gümüş ekipmandı. Bir oyuncu yalnızca 2 yüzük takabildiği için, artık yüzük koleksiyonumu tamamlamıştım. Saldırı puanım 1138’e fırlamış ve canım da 2000 sınırını geçmişti!
……
İlerlemeye koyuldum, ormanın derinlerine doğru giderken envtanterime bakmadan edememiştim. Elit yaratıklardan Pardon Kartı düşme olasılığı yüksekti ve ben de bu sayede 3 kart düşürmeyi başarmıştım. Eğer sürpriz bir gelişme yaşanmazsa bu Pardon Kartları ileride popüler eşyalar haline gelecekti. Sonuçta bu tarz kartlarla birlikte isminizin normal kalmasını sağlayabiliyordunuz. Jian Feng Han, Yan Zhao ve General Li Mu gibi savaş manyakları için bu kart vazgeçilmezdi.
Göz açıp kapayıncaya dek üç saat geçmiş ve saat 17:00’a yaklaşmıştı. Bir Sarmaşık Yaratığı daha öldürdükten sonra TP barımın 45.seviyenin %97’sinde olduğunu gördüm. Biraz daha kasarsam 46 olacaktım; lakin ilk önce Lin Wan Er’e mesaj attım: ‘’Wan Er, akşam yemeği yemek istiyor musun?’’
Lin Wan Er 7 saniye geçtikten sonra cevapladı: ‘’Hm, Dong Cheng’le birlikte elit yaratık kesiyorduk. Biraz daha uğraşacak gibiyiz; ayrıca bu aralar diyet yaptığım için 7 gibi yesek güzel olur.’’
‘’Şişman değilsin ki, niye diyet yapıyorsun?’’
‘’Son zamanlarda aldım birkaç kilo…’’ Lin Wan Er söylendi.
‘’Dikkatli ol, yoksa göğüslerin küçülecek…’’
‘’İyi tamam, diyet yapmayacağım… Peki ya sizin stüdyo nasıl gidiyor?’’
‘’Song Han ve diğerleri manyaklar gibi seviye, para kasmaya uğraşıyor. Ben de Ba Huang’ın Jiu Li sınırında kasıyorum.’’
‘’Tamam… İyi şanslar… PK yapmasınlar dikkat et…’’
‘’Tabii…’’
……
Mesaj sekmesini kapattıktan sonra ormanda birkaç insan figürü belirdi. Yumruklarımı sıkmadan yapamamıştım; vay arkadaş, ne çabuk geldiler peşimden. Lin Wan Er PK konusuna dikkat etmemi söylese de; görünüşe göre söylediklerini pek gerçekleştiremeyeceğim!
20’nin üstünde oyuncu ormanda belirmişti. Tahmin ettiğim gibi hepsi [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyunculardı. Ortalarında 41.seviyedeki Rüzgar Elfi’ni, Kıyı Kesimi’ni gördüm! Lakin herif öldüğü için 40’a düşmüştü. Herifin yanında Silahşör Piggy de vardı; kendisi Kahramanın Öfkesi’nin önde gelen oyuncularından biriydi. Hatta Batılı Diktatör’ün sağ kolu bile sayılabilirdi.
‘’Kaygısız Xiao Yao burada mı?’’ Piggy’nin kaşları çatılmıştı.
Kıyı Kesim başıyla onayladı: ‘’Evet, kesinlike burada. Yoldaki oyunculardan öğrendiğim kadarıyla buraya doğru gelmiş. Ayrıca tepeden aşağıya inerken yılan cesetlerini de gördüğümüz için şüphem kalmadı, kesinlike burada… Ancak…’’
Arkasında duran 20 kişilik ekibe bakıp söylendi: ‘’Bu kadar insanla onu öldürebileceğimizi sanmıyorum.’’
Piggy silahını omzuna koyduktan sonra söylendi: ‘’Hala bunu diyebilecek yüzün var mı yani? Tepeden buraya ineceğiz derken yüz adam kaybettik bile. Ayrıca mezarlıkların çoğu buraya yakın bile değil. İsteseler de kısa bir sürede dirilmeleri imkansız. Bunu da geçtim, Sarmaşık Yaratıkları adamlarımdan birçoğunu anında öldürdü. Zar zor da olsa 100 kişi buraya inebildik ve Xiao Yao’yu arayacağız diye 5 gruba ayrıldık. Ekipler halinde dolaşmak istemesek bile başka çaremiz var mı?’’
Kıyı Kesimi derin bir nefes alıp cevap verdi: ‘’Şans bu ki ekiplerin hepsinde elit oyuncular var. Saldırılarımızı odaklamayı başarırsak karşımızdaki Xiao Yao olsa bile zorluk çekmeyiz. Ekibimizdeki herkes 40.seviyenin üstünde!’’
Piggy söylendi: ‘’İlerlemeye devam edin, formasyonu bozmadan yaratıkların saldırılarına dikkat etmeyi unutmayın. Rüzgar Elfleri ve büyücüler uçuş mesafenizi düzgün ayarlayın. Yerden en azından 15 metre yüksekte uçmanızı istiyorum; zira aksi taktirde Xiao Yao’ya yem olabilirsiniz. Herkes evcil hayvanlarını çağırsn!’’
‘’Tamam!’’
……
[Kahramanın Öfkesi]’ne ait olan grup yavaşça ilerlemeye başladı. Seviyeleri benim kadar yüksek olmadığı için rahatça dolaşamıyorlardı. Bu sahip olduğum tek avantajdı. Piggy’nin grubu yavaş ve emin adımlarla ilerlerken, heriflerin ormanı fazla tanımadığını anlamıştım.
Çalıların arasına gizlenmiş ve bitki örtüsünü kullanarak vücudumu tamamen örtmüştüm. Bu şekilde haritada gözükeceğim mavi nokta da kolay kolay belli olmayacaktı. Ayrıca onlardan en azından 2 seviye yüksekte olduğum için haritada yerimi görmeleri bir hayli zordu.
Grubu saydığımda toplamda 22 oyuncunun olduğunu gördüm. 22 oyuncunun içinde en çok korktuklarım okçular ve büyücülerdi. Kılıç Ustaları direkt olarak büyü saldırılarına zayıflardı ve okçuların yeni yetenekleri [Delen Ok] da başıma bela oluyordu. [Delen Ok]’un rakibi sersemletme şansı vardı ve bir kez sersemlediğim taktirde, büyücülere yem olacağıma şüphe yoktu. 2000 canım o kadar saldırıyı kaldırabilecek kadar fazla değildi.
İlk olarak büyücüleri temizleyip, ardından da okçuları ve şifacıları ortadan kaldırmam gerekiyordu. Önümdeki gruptaki ilk hedeflerim Rüzgar Elfi Büyücüleri’ydi. Onları bir an önce öldürmem gerekiyordu; zira aksi taktirde savaşmaya devam etmem mümkün olmayacaktı.
Etrafa baktığımda sinsi bir saldırı yapabilecek herhangi bir yer görememiştim. Süikastçi olmadığımdan [Görünmezlik] yeteneğim yoktu; bu yüzden de kamuflaj yapmak zorundaydım.
Tekrar etrafı inceledikten sonra gökyüzünü delip geçen devasa bir ağaç gördüm. Önümdeki ağaç rüzgardan sebep biraz eğilmiş ve dallarındaki kızıl yapraklar da ağacın dört bir yanını örtmüştü. Üstelik ağaç tam da [Kahramanın Öfkesi]’ne ait oyunculara doğru eğilmişti. Aramızda yalnızca 500 metre kaldığından endişe edecek bir şeyim yoktu.
‘’Hadi bakalım…’’
Gülümsedim. Yeşim Şehri’nin Kılıcı elimde, yavaşça ağaca doğru sürünmeye başladım. Ağaca ulaştıktan sonra kılıcımı kınına soktuğum gibi tırmanmaya koyuldum. Bir maymun çevikliğinde 50 metre boyunca tırmanmıştım. Rüzgar Elfleri’nin bile bu yüksekliğe ulaşamayacağını bildiğimden keyfim yerine gelmişti. Üstelik vücudum ağaç dalları arasında saklandığı için haritada da gözükmeyecektim.
Yeşim Şehri’nin Kılıcı elimde, nefesimi düzene soktuktan sonra grubun gelmesini beklemeye koyuldum.
Birkaç dakika geçtikten sonra beklediğim gibi Piggy ve ekibi gelmişti. 2 Rüzgar Elif Büyücüsü havada süzülüyor ve etrafı inceliyordu. Yerde yürüyen Piggy bir şeylerin ters gittiğini fark etmişti: ‘’Büyücüler, hepiniz [Mana Kalkanı]’nı aktif edin, içimde garip bir his var…’’
Kıyı Kesimi: ‘’Piggy, niye aktif ediyoruz ki? [Mana Kalkanı]’nı aktif etmek için gereken mana hiç de hafife alınacak bir miktar değil. Böyle gidersek Xiao Yao’yla karşılaşmadan önce büyücülerin manası bitmiş olacak. 5.seviye [Ateşin ve Buzun Sütunu] 500 mana istiyor. Bütün puanlarını büyüye veren bir büyücünün bile toplasan 40.seviyede 4000 civarı manası oluyor, öyle saçma sapan yere mana harcamamamız lazım…’’
Piggy keskin bir bakış fırlattıktan sonra söylendi: ‘’Kapa çeneni, büyücüler [Mana Kalkanı]’nı aktif edin!’’
Gökyüzünden etrafa iki ışık hüzmesi saçılmış ve havadaki büyücüler [Mana Kalkanı]’nı aktif etmişti. Üstelik bu 5.seviye [Mana Kalkanı] olduğu için aşılması oldukça güçtü. Tabii bu meseleler bana fark etmiyordu; zira sahip olduğum saldırı puanıyla birlikte mana kalkanıymış, başka bir kalkanmış tanımıyordum.
……
Tabii, [Mana Kalkanı]’nızı aktif edin bakalım, zaten öleceksiniz!
Nefesimi tuttum ve kalbim dört nala koşmaya başladı. 1’e 22 benim için büyük bir meydan okuma olacaktı. Her ne kadar kısa mesafe oyuncularına fazla dikkat etmem gerekmese de büyücüler benim için tehlike oluşturuyordu. Özellikle de sersemletme yeteneği olanlar!
“Pata… Pata…”
Rüzgar Elfleri’nin kanatları hızla çırpılyor ve bana doğru yaklaşıyorladı. İçlerinden biri 42.seviyede olan bir kadındı, ağaca bakıp gülümsedi: ‘’Piggy, bu Xiao Yao cidden abarttığınız kadar var mı? Böyle devasa bir orduyla tek adamı kovalıyoruz… Gerçi ablam Xiao Yao’nun yakışıklı olduğunu söylemişti…
Piggy cevapladı: ‘’Yakışıklı diye merhamet göstermeyeceksin herhalde, değil mi?’’
Kadın bir kahkaha patlattı: ‘’Neden göstereyim ki? [Kahramanın Öfkesi] ne diyorsa onu yapacağım. Eğer Kaygısız Xiao Yao önüme çıkarsa, tek bir [Ateşin ve Buzun Sütunu]’yla işini bitirip, onu kızarmış tavuğa çevireceğim!’’
Kadının yanındaki 43.seviye büyücü de gülümsemişti: ‘’Aynen öyle, klanın düşmanı bizim de düşmanımızdır. Duygulara yer yok, önümüze çıkarsa işini bitireceğiz!’’
……
“Keng!”
Yeşim Şehri’nin Kılıcı’nı kınından çıkartığım gibi Pardon Kartı’nı kullandım. Savaş botlarımı kullanarak ağaç dalından zıplayarak havadaki büyücülere doğru atıldım. Hadi bakalım, geberin!
“Hua hua…”
Ateş ve Buz Pelerinim rüzgarın etkisiyle havalanırken yaptığım hesaplama tam yerindeydi. Vücudum keskin bir kılıç gibi yere düşmeye başladığında, tam olarak 43.seviye büyücünün üstündeydim. Kadının ekipmanları fena sayılmazdı, yani [Mana Kalkanı] diğerinden daha kuvvetli olmalıydı!
Havada uçan Rüzgar Elfi pelerinimin çıkardığı sesi duyunca başını kaldırıp yukarı baktı: ‘’Dikkat edin, yukarıda biri var!’’
Bu sesle birlikte kılıcımda dört altın altıgen belirmişti. Kalbim güm güm çarpıyordu. Ayrıca 4 vuruşluk bir kombo yapacağım için de keyiflenmiştim. Bu 4 saldırı büyücünün kalkanını deşmek için yeterli olacaktı!
“Peng peng peng…”
Kılıcımın kalkana çarparken çıkardığı sesler havaya yayılırken kadının kalkanından etrafa kıvılcımlar saçılmaya koyulmuştu. Rüzgar Elfi gitgide zayıflayan kalkanını görünce şok olmuştu. Kombomu bitirdikten sonra beşinci saldırımı [Keskin Buz Kılıcı]’nı kullanarak yaptım!
“Pu fu!”
1107!
Kılıcım kadının kumaş zırhını delip geçmiş ve büyücü tek hamlede hayatını yitirmişti. Bu sırada kadın ortadan kaybolmadan önce hemen omuzlarına bastım ve diğer büyücüye doğru atıldım. Diğer büyücü de henüz ne olduğunu anlayabilmiş değildi: ‘’O… tek vuruşta öldü! Demek Kaygısız Xiao Yao’nun gerçek gücü buymuş!’’
Diğer büyücüye doğru uçan Ufak Bobo 5.seviye kombosunu kullanarak kadının [Mana Kalkanı]’na saldırdı ve kalkan bir saniyede yerle bir oldu. Bu arada vücudum kadına doğru atılmış ve kılıcımla havaya geniş bir kesik atmıştı. Normal bir saldırı yapmış olsam da kadının bu tarz bir saldırıya danayacak canı yoktu. Pufu! Tek vuruşta öteki dünyayı boylamıştı!
“Sou!”
Vücudum aşağıya doğru düşerken kılıcımı sımsıkı kavradım. Kıyı Kesimi yerden bana şok olmuş suratıyla bakıyordu.
……
“Gu dong…”
Kıyı Kesimi bir ağız dolusu salyayı yuttuktan sonra söylendi: ‘’Hassiktir, cidden buradaymış…’’
Magnec