Camille şimdi çift taraflı ajan mı? Öyleyse neden hab shuo ya dük ü izleme görevi versin ki acaba 3 taraflı ajan mı :D
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
91. Bölüm İç Çamaşırlarıyla Çetin Bir Oyun
Fitch Han Shuo’nun kapısına bir hırsız gibi ilerlerken kurnazca etrafına bakındı ardından son derece kısık sesle bir hortlak çağırdı. Hortlağa kapının altındaki açıklıktan Han Shuo’nun odasına girmesini emretti.
Han Shuo’nun has iblisleri hortlaklardan arıtılmışlardı, yani hortlaklar da çağıran kişi için bir çift göz olabilirlerdi. Ne var ki, ruh çağıranların çağırdığı yaratıklar olduklarından, üzerlerinde hafif bir ölüm aurası taşırlardı ve gri-beyaz bir renge sahiplerdi. Dikkatle odaklanan kişiler tarafından kolaylıkla keşfedilebilirlerdi
Han Shuo’nun has iblislerini büyü yuanıyla arıtmıştı, bu nedenle büyü dalgalanması yaymıyorlardı. Ek olarak formları belirsizdi. Bir büyü bariyeriyle temasa geçmedikleri sürece, keşfedilmeleri çok zordu. Buna has iblislerin iblis generallerden birisi olduğu gerçeği, sahibiyle kurduğu zihinsel bağ, daha uzak mesafelere ulaşabilmeleri ve sıra dışı saldırma kabiliyetleri eklenince bir has iblisin bir hortlaktan çok daha yararlı olduğu ortaya çıkardı.
Fitch’in hortlağı Han Shuo’nun odasına girdikten sonra, içeride daire çizdi ardından Han Shuo’nun penceresinin önünde durdu. Görünüşe göre sessizce Han Shuo’nun hareketlerini gözlemliyordu.
Han Shuo düzenli bir şekilde soluk alıp veriyor ve derin uykuda gözüküyordu. Etrafında olanların hiç farkında değil gibiydi. Fitch elini kapı koluna yerleştirmeden önce hortlağı etrafı gözlemlemek için kullandı ardından ufak bir miktar güç kullanarak kapıyı açtı. Kapı açıldığı esnada ufak bir gıcırtı sesi çevreye yayıldı.
Fitch elinde aniden bir torba belirdi ve torbadan çıkardığı tozu kapının önüne üfledi. Toz havaya saçıldı ve hafif bir koku yaydı.
Rüh Cezbeden Toz!
Han Shuo’nun zehirli tozlar hakkında biraz bilgisi vardı ve Fitch’in üflediği tozu kokusundan tanımıştı. İçinden soğukça güldü ve nefesini tutmadı. Nefes alıp vermeyi sürdürdü. Birleşen Ruh Alemi’ne girdikten sonra bedeninin elde ettiği güç sayesinde düşük seviye tozların kesinlikle üzerinde etkisi yoktu.
Fitch yüzünde beliren sinsi bir gülümsemeyle, Han Shuo’ya yaklaştı. Yatağın yanına geldiğinde ise vahşice gence bakmaya başladı. Ne düşündüğünü kimse bilmiyordu.
Han Shuo has iblisler sayesinde gözleri kapalı olsa bile Fitch’in ifadesini tamamen görüyordu. Uykudaymış gibi görünmesine rağmen kendini çoktan hazırlamıştı. Durum kötüleştiği anda harekete geçmeye hazırdı. Han Shuo, Fitch ona elini sürdüğü anda canını almaya kararlıydı.
Ne var ki, Fitch Han Shuo’nun düşündüğü kadar cesur değildi. Han Shuo’ya baktı ardından kendi kendine mırıldandı, ‘’Seni aşağılık köle, Usta Fanny’yi hak etmiyorsun. Uzun süre önce seni Nekromansi Bölümünden kovmalıydım fakat ortalıkta değildin. Bakalım bu sefer nereye kaçacaksın. Yarından sonra, herkes senin bir sapık olduğunu öğrenecek. Usta Fanny yardım etse bile, okul yönetimi seni Nekromansi Bölümünden atacaktır. Sana karşı harekete geçmek için epey çaba ve zaman harcadım, heh heh!’’
Fitch cübbesinin içinden büyük bir çanta çıkarttı ardından çömeldi ve çantayı Han Shuo’nun yatağının altına ittirdi. Daha sonra kibirli bir havayla Han Shuo’nun odasından yavaşça çıktı ve odanın kapısını dikkatle kapattı.
Han Shuo Fitch ayrıldıktan sonra hemen yataktan kalktı ve yatağın altına bakmak için eğildi. Fitch yatağının altındaki tahta desteklere bir çanta asmıştı. Eğer dikkatle bakılmazsa bulması zor olurdu.
Han Shuo çantayı alıp açtığında, gördükleri nedeniyle çenesi neredeyse yere düşecekti.
Çantanın içi kadın iç çamaşırlarıyla doluydu. Bu rengârenk iç çamaşırları dantel işlemeliydi ve son derece küçük miktarda kapatma alanları vardı. Bazıları henüz yıkanmışken, bazıları yeni çıkartılmış ve yıkanmaya fırsat bulunamamış gibiydiler. Yıkanmamış iç çamaşırlarından kadınsı kokular yükseliyordu.
Han Shuo çantadaki kadın iç çamaşırlarına baktı ardından Fitch’in gerçekten inanılmaz intikam yöntemleri olduğunu düşündü. Fitch’in entrikalarına değil, yöntemlerine hayran kalmıştı. Kim bu kadar çok kadın iç çamaşırını sessiz ve gizlice toplayabileceğini düşünürdü ki? Han Shuo bu yığında Usta Fanny’ye ait olan iç çamaşırı olup olmadığını merak ediyordu!
İstemsiz bir kahkahayla kafasını iki yana sallayan Han Shuo iç çamaşırlarının kaybolduğunu fark eden kızların yarın devasa bir kargaşa çıkaracaklarının farkındaydı. Fitch’in elinde başka kozları olduğu kesindi. Belki de yarın bütün erkek öğrencilerin odaları aranırdı. Eğer bu çanta yatağının altında bulunursa, Han Shuo kesinlikle Yüce Sapık İblis unvanı kazanırdı. Bu olay gerçekleştiğinde okulun kendisini atması için beklemezdi, zira kendisinin kimseyle görüşecek yüzü kalmaz ve bir daha asla akademide gözükmezdi.
‘’Eğer bana bir şey yapmazsan sana sorun çıkarmayacaktım. Fitch, ah Fitch. Acımasız olacağım için beni suçlama.’’ Han Shuo çantayı aldı ve yataktan inerken yumuşakça sırıttı ardından yolu gösteren has iblisle beraber Fitch’in odasına doğru yürüdü.
Han Shuo has iblisini kullanarak Fitch’in yöntemlerini kopyaladı. Sessizce Fitch’in odasına girdi, yatağının altına çantayı ittirdi ardından sessizce odadan ayrıldı.
Bu mesele halledildikten sonra, Han Shuo odasına dönmek yerine Dük’ün hareketlerini gözlemek için harekete geçti.
Dük Kara Büyü Bölümü binasın geldikten sonra direkt binanın dördüncü katındaki bir sınıfa süzüldü. Gece yarısı sınıf binasında tek bir canlı bile yoktu. Dük bu odaya girdikten sonra hareket etmeyerek, geceyle bir oldu.
Han Shuo büyük bir ağacın gölgelerinde duran has iblisin vasıtasıyla karanlıktaki Dük’ü gözlemlemeye başladı. Dük sınıfa girdikten sonra hiçbir hareket yapmamıştı. Bu da Han Shuo’nun kafasını epey karıştırmıştı. Dük’ün gecenin bir yarısı bu sınıfta ne çevirdiği merak konusuydu.
Bir süre sonra, mesafede birdenbire şişkin bir kara ışık bulutu belirdi ve yavaşça sınıf binasına doğru ilerledi.
Han Shuo dikkat etmiyor olsaydı karanlıkta bulutun varlığını keşfetmesi zor olurdu. Kara bulut genç adamın zihnini sarstı ve dikkatini arttırdı. Dikkatle kara bulutun hareketlerini gözlemlemeye başladı. Ne var ki, bulutun yoğunluğu, Han Shuo’nun içeride ne olduğunu görmesini zorlaştırıyordu.
Hareketsiz Dük bulutu ancak Kara Büyü Bölümüne girdikten sonra fark etti ve birden hafifçe öksürdü.
Kara bulut Dük’ün hafif öksürüğünü duyunca anlık olarak durdu ardından hızlıca yukarı çıktı ve Dük’ün bulunduğu sınıfa ulaştı.
Dük ve kara bulut sonunda sınıfta buluştu. Dük kapının önünde duran buluta bir bakış attı, gülümsedi ve yumuşakça konuştu, ‘’İmparatorluğun Kara Yeraltı organizasyonunun her yerde olduğu kesin. Bu akademide bile Kara Yeraltı örgütünden birileri var. Görüştüğüme epey memnun oldum. Bence artık gerçek görünüşünü gösterebilirsin, değil mi?’’
‘’Yıllardır bu akademideyim ve bu yere giriş hakkı kazanmak için organizasyonun çok fazla kaynağını harcadım. Kimliğim asla açığa çıkmamalı. Babil Akademisi’nde senin gibi birçok baş büyücü var hatta okul müdürü bir ulu büyücü. Onu tetiğe geçirirsek ölüm fermanımızı imzalamış oluruz.’’
Kara buluttan tanıdık bir ses geldi ardından Kara Büyü Bölümünden ihtiyar cadı Camilla’nın figürü açığa çıktı.
O! Han Shuo ihtiyatlı biçimde içeride olan her şeyi gözlemlerken afalladı, konuşmaların birazını bile kaçırmaktan ölümüne korkuyordu.
Lancelot İmparatorluğu’nda Kara Kabuk organizasyonu vardı ve Kasi İmparatorluğu’nda da kesinlikle benzer bir organizasyon mevcuttu. Görünüşe göre Camilla Kasi İmparatorluğu’ndandı ve Kasi İmparatorluğu’nun Kara Yeraltı organizasyonunun bir ajanıydı. Bu oldukça ilginç bir bilgi idi.
‘’Demek sensin. Heh heh. Bugün seni gördüm bir de...kim aramızdan biri olacağını düşünürdü ki? İmparatorluğun Kara Yeraltı organizasyonunun gerçekten sınırsız kaynağı var. Görünüşe göre bu seferki görevim beklediğimden çok daha kolay olacak.’’ Dük de Camilla’yı gördüğünde epey şaşırmıştı.
‘’İkimizin burada buluşması epey tehlikeli. Lancelot İmparatorluğu’nun Kara Kabuk organizasyonuyla uğraşmak o kadar kolay değil. Burada onlarla birkaç bağlantım oldu. Adeta etrafta vızlayan sinek gibiler. Eğer kimliğim açığa çıkarsa, sadece acılı bir şekilde ölmekle kalmam, ek olarak İmparatorluğun beni büyütmek için harcadığı onca çaba da boşa gider. Boş yapmayı kes. Benimle temasa geçme amacın ne?’’ Camilla Dük’ü acele ettirdi.
Kafa sallayan Dük kasvetle konuştu, ‘’Lancelot İmparatorluğu’na yaptığım bu gezide çok fazla sorumluluğum var. Eğer kendim çözebilecek olsam, Kara Yeraltı ajanlarını çağırmaya cesaret etmezdim. Nekromansi bölümünden Usta Fanny’ye bugün bir soru sordum ve her bölümün kütüphanesi dışında, akademide bir de gizli bir kütüphane olduğunu duydum. Birkaç konuya bakmamız lazım, kütüphanenin nerede olduğunu ve nasıl gireceğimizi sormak istiyorum.’’
‘’Gerçekten içinde birçok nadir kitabın tutulduğu gizli bir kütüphane var. Bu kütüphaneyi sadece duymakla kalmadım, ayrıca daha önce içine girme ayrıcalığına da sahip oldum. Ne var ki, kütüphane bizzat müdürün yaptığı büyülü bir bariyer tarafından korunuyor. Müdürün onayı olmadan kimse içeri giremez.’’
‘’Geçen sefer kara büyü bölümünün lanetlerini araştırmak için içeri girebildim. Ziyaretim esnasında müdür de benimle beraberdi. Eğer gizli kütüphaneye sızarsanız, müdür tarafından keşfedileceğinize eminim. Başka bir plan düşünseniz iyi olur!’’ Camilla kasvetli bir ifadeyle Dük’ü uyardı.
Dük, Camilla’nın sözlerini duyduktan sonra kararan ifadesiyle bir süre düşündü ve karşılık verdi, ‘’Durum buysa, içeri girmenin bir yolunu sen düşünmelisin. İmparatorluk Karanlığın Gözü hakkında her şeyi bilmek istiyor. İçeri gir ve bununla alakalı bir şey var mı bak. Kara Yeraltı’nın yöneticileri kritik anlarda seni kullanabileceğimi söylediler. Umarım anlıyorsundur.’’
‘’Eğer İmparatorluk bu meseleyi araştırmak isteseydi, bana direkt emir verebilirdi. Neden bu emri seninle gönderiyorlar ki?’’ Camilla kafa karışıklığıyla Dük’e baktı ve sordu.
‘’Bunu bilmene gerek yok. İmparatorluk kendi ayarlamalarını yaptı ve bu yüzden beni gönderdi. Sadece gizli kütüphaneye gitmeli ve Karanlığın Gözü hakkında her şeyi anlamama yardım etmelisin.’’ Dük biraz keyifsizce söylenirken alnı kırıştı.
‘’Bu eşya ne? Kara Büyü Bölümüyle bir bağlantısı var gibi. Nasıl göründüğünü ve temel bilgisinden bahset.’’
‘’Kara Büyü Bölümüne ait değil. Ruh çağıranların güçlü olduğu çağda oluşturuldu. Ölüm mezarlığını açmanın sırları içinde gizli. Söylenene göre ölüm mezarlığı ruh çağıranların kutsal merkezi. Yıllar önce, ruh çağıranlar dünyaya hükmederken, ölüm mezarlığı kıtada kimsenin bahsetmeye cüret edemediği bir yerdi. Dehşetengiz nekromansi sırları orada tutuluyor olabilir. İmparatorluk bu sırlara ihtiyaç duyuyor, bu nedenle Karanlığın Gözü’nü detaylıca araştırmalısın!’’
Camilla anlık olarak düşünürken ifadesi hafifçe değişti ardından söylendi, ‘’Durum böyleyse, içeri girmenin bir yolunu düşüneceğim ama bilmelisin ki, müdür hiç kimseyi tek başına kütüphaneye sokmuyor, her zaman o da bizimle beraber içeri giriyor.’’
‘’Pekâlâ, içeri girdiğin zaman öğrenebildiğin her şeyi bana bildirmek zorundasın. Beni Rüzgâr Bölümünde bulabilirsin, oradakilerle rüzgâr büyüsü hakkında bilgi takası yapacağız. Beni bulmak için birkaç bahane bul.’’ Dük onayladı ve Camilla’ya söylendi.
Bu noktada ikili bir anlaşmaya varmıştı. Daha fazla konuşmadılar ve Kara Büyü Bölüm binasından ayrıldılar.
Han Shuo has iblislerini geri çağırdıktan sonra, konuşulanları gözden geçirdi ardından odasına dönüp yavaşça uykuya daldı.
Magnec