Aha hepsini gebert Chen xi çabuk öldür onları ama hepsini öldür sır açık edilmesin
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
53. Bölüm Güçler Toplanıyor
Kitap Rezerv Salonu…
Hazine Salonu’nun yerleşim şekline karşılık olarak burada hiç oda bulunmuyordu ve kapıdan içeriye girdiğinizde karşınıza 3,000 metrelik devasa bir alan çıkıyordu.
Sıra sıra dizilmiş yaklaşık 30 metre yüksekliğindeki raflar tüm salonu kaplıyordu. Bu raflar aynı zamanda bölüm bölüm birbirlerinden ayrılıyor ve tüm odayı kaplıyordu. Yukarıdan buraya bakan birisi rafların sekizgen şeklinde düzenlendiğini ve tüm odaya bakıldığında sanki tomurcuklanmış ve açacak bir çiçek gibi gözüktüğünü görebilirdi.
Buranın içerisinde yürümek dolambaçlı bir labirentte dolaşmak gibiydi. Etrafa göz gezdirdiğinizde gözünüze çarpan tek şey raf raf dizilmiş kitaplar, yeşim kılıflar ve kitap yığınlarıydı. Bu yüzden birisi bir süre sonra nerede olduğunu ve nereye gittiğini kaybedebilirdi.
O anda Chen Xi bir süre dolaşıp salondaki rafları gezdikten sonra, bir kitaplığın yanında durdu.
“Tılsım oluşturma, kuklacılık, evcilleştirme, botanik, ilahi yetenekler, teknikler… Bu kitaplık aslında her konu hakkında bilgiye sahip!” Chen Xi şaşırmaktan kendini alamadı.
Yakında bulunan Ji Yu bir yerden eline bir kitap aldı ve kafasını iki yana sallayarak konuştu: ” Buradaki birçok kitap nadir sayılmayacak seviyede ve burada bulunan yeşim kılıfların hemen hepsi normal seviyede.”
Chen xi bu konuda tartışmadı çünkü biliyordu ki Ji Yu çok seçiciydi ve Ji Yu bu kitaplara bu yüzden küçümseyici şekilde bakıyordu. Dahası, bu yeşim kılıflar aslında Chen Xi için gerçekten çok değerliydi.
Genç yaşından itibaren fakir bir aileden geliyordu. Sisli Çam Şehri’nde bulunan ve savaş teknikleri ile meşhut olan Seçkin Köşk’e gittiğinde aslında kadın tezgâhtar tarafından alaya alınmıştı. Eğer General’in Ofisi’nin küçük prensesi Qin Hongmian orada olmasaydı kendisine karşı yapılan davranışı orada sessiz bir şekilde yutmak zorunda kalacaktı ve büyük bir moral bozukluğuyla oradan ayrılacaktı.
O yüzden o anda kendi kendine eğer bir yeşim kılıfta bulunan tekniği geliştirmese bile, karşısında bulunan engin kitap arşivini yanına alacaktı. Bu kitapları ruh taşı karşılığında satarsa bile küçük bir servete sahip olabilirdi!
Ancak o anda salonun dışından dalga dalga adım sesleri gelmeye başladı.
“Birileri buraya çok çabuk ulaştı!”
Chen Xi içten içe şok oldu. O anda burada bulunan tüm kitapları alıp götürmesi imkânsızdı ancak burada bulunan bir yığın kitabı alamama düşüncesine karşı da son derece isteksiz bir his taşıyordu.
“Ne yapmalıyım?
Hazine Salonu’ndan buraya eli boş bir şekilde geldim. Acaba burada kitap Rezerv Salonu’nda kaderin cilvesiyle mi karşılaşacağım?”
“Sana kılıç teknikleri, ilahi yetenekler ve hareket teknikleri alman konusunda yardım ettim. Başka ne eksiğin var?” o sırada konuşan Ji Yu elini havaya doğru uzattı ve bir kere salladı. Kolunu sallamasıyla beraber kitaplıkdaki bazı kitaplar sanki kanatları varmış gibi ona doğru uçmaya başladı.
Chen Xi donup kaldı ve sordu: “Hepsini alamaz mıyız?”
Ji Yu ‘nun yüzü düştü ve ne yapıyorsa yarıda bıraktı.
Cehn Xi içten içe bu duruma lanet etti. O, ji Yu ile çok uzun süredir birlikteydi ve Chen Xi onun karakterini çok iyi biliyordu. Ji Yu şefkatli bir şekilde Chen Xi’nin gelişimi üzerinde titriyordu ancak eğer Chen Xi ondan bir şey yapmasını isterse bu isteğe karşı çok isteksiz davranıyor ve ona bu isteği yaptırtmak neredeyse imkânsızlaşıyordu.
Ji Yu‘nun söylediğine göre Chen Xi, sadece ve sadece Gökzirve İmtihanları’nı geçip, Köşk’ün Ustası’nın gerçek bir öğrencisi olduğunda ondan bir şeyler isteyebilme hakkına sahip olabilirdi.
Oanda Ji Yu’nun isteksiz olduğunu gördüğünde Chen Xi, hemen özür diledi: “Kıdemli Ji Yu özür dilerim. Bu genç son derece açgözlü davrandı. Eğer seçme şansım olsaydı tılsım yapma yeşim kılıflarını almak isterdim.”
Chen Xi biliyordu ki eğer tılsım yapımıyla alakalı konuşursa Ji Yu kesinlikle çok mutlu oluyordu. Çünkü onun Ustası Kıdemli Fuxi, kesin olarak Nehir Diagramı’nı gözlemlemiş, cennetin gizemi hakkında engin bir bilgi ortaya çıkartmış ve Büyük Tao’yu ani bir şekilde kavrayarak Tao’nun zirvesine ulaşmıştı.
Hâlbuki Chen Xi de kavramış olduğu Tılsım Tao’su sayesinde Gizli Yıldız Âlemi’ne ulaşarak Ji Yu’dan onay alabilmişti.
Beklendiği gibi Ji Yu, Chen Xi’nin söylediklerini duyduktan sonra büyük ölçüde yumuşadı ve soğukça homurdanarak elini salladı ve 10’un üzerinde yeşim kılıf ona doğru gelmeye devam etti.
13 adet tılsım oluşturma yeşim kılıfı ve bunun yanında kılıç teknikleri, hareket teknikleri ve ilahi yetenekler de bulunuyordu. Chen Xi çoktan 20 tane yeşim kılıfa sahipti zaten. Şu an elde ettikleri Kitap Rezerv Salonu’ndaki denizden birkaç damla olsa da Kıdemli Ji Yu tarafından alınmaya karar verilmiş yeşim kılıflar bu denizdeki değerli taşlar olmalıydı.
Chen Xi normal bir şekilde bu yeşim kılıfları kendi depolama yüzüğüne koydu ve daha sonra da Ji Yu’nun arkasından buraya geldikleri yere doğru fırladı.
Adım sesleri gittikçe yaklaşıyordu,bu belli belirsiz şekilde gelen kişilerin yaygarasıyla beraber ortalık karışmaya başladı. Buraya gelecek her gelişimci Mor Köşk Âlemi’ndeydi ve buraya girmeden önce de grup oluşturmuşlardı. Şu anda aralarındaki güç farkı Chen Xi’nin bu konuda bir şey söylemeye cesaret edemeyeceği seviyedeydi. Dahası, buraya gelirken arkasında hiçbir iz bırakmamaya özen göstermiş ve hatta içeriye girdiğinde gittiği yol belli olmasın diye kitapların çoğuna dokunmayıp uzaktan bakmıştı. Tüm bunlar kaçmaya kalkarsa arkasından takip edilememesi içindi.
Diğerlerinin buraya girdiği ana salon kapısında ziyade Chen Xi, Kitap Rezerv Salonu’na gizli bir geçitten geçerek girmişti. Eğer birisi dikkatli bir şekilde araştırmazsa,bu geçidi fark etmek son derece zordu. Bu yüzden de geri dönüş yolunda tek bir gelişimciyle bile karşılaşmadı.
“Hahahah! Kitap Rezerv Salonu! Ölümsüzün Kitap Rezerv Salonu yani Yeraltı Aydınlanma’nın arkasında bırakmış olduğu kitaplar!” boğuk ve acı bir kahkaha tüm salonda yankılandı: “Burada bulunan kitaplıkların ilerisindeki kitaplar nereden baksan en birkaç on bin yıllık olmalı. En azından üstlerindeki toz 10,000 yıllık hatta daha fazla. Şimdi bizim faydalanma vaktimiz. Burası gerçekten de iyi bir hazine.”
“Bu herif gerçekten de şaşkınlığını gizleyemiyor ha?” Chen Xi uzaktan kapının arkasında gizlendi ve sesi duyduğunda kafasını iki yana salladı. Daha sonra tam oradan ayrılacakken tanıdık bir ses kulaklarına çalındı ve onu yolundan alıkoydu.
“Anka Bulut Tarikatı’ndan gelen kardeş Taoistler, biraz çabuk sevinmediniz mi?”
Bu ses kalpten ve sıcaktı ama Chen Xi’nin kulaklarına girdiğinde, bu duygulara kapılmak yerine kalbinde öldürme niyeti ortaya çıktı.
“Chai Letian!”
Küle dönmüş olsa bile Chen Xi bu sesin sahibini her yerden tanırdı.
Kızıl Alev Dağ Alanı’nda bu herif tarafından sırtından bıçaklanmış ve derin bir kanyona doğru düşmüştü. Chen Xi’nin içerisindeki nefret bir anda ortaya çıktı ve ifadesi son derece soğuk bir hale geldi.
“Kıdemli Ji Yu geri dönmeye karar verdim.” Chen Xi derin bir nefes aldı ve ses iletimini gönderdi.
Ji Yu, Chen Xi’ye bir bakış attı ve umursamaz bir şekilde konuştu: “ Düşmanına karşı dikkatli ol. Eğer onun tarafından öldürülürsen sana yardım etmeyeceğim.”
Chen Xi kafasıyla onayladı. Sadece ve sadece kendi elleriyle bu herifi öldürdüğünde kalbindeki öfke dinebilirdi.
Whooosh
Chen Xi etrafa göz gezdirdi, daha sonra da ayağının ucuyla yere hafifçe vurarak karşısında bulunan taş sütuna doğru zıpladı ve bir leopar gibi sessizlik içerisinde bekledi. Bu taş sütun 3 metre genişliğindeydi ve etrafta bu şekilde çapraz biçimde sıralanmış onlarca sütun bulunuyordu. Eğer bu şekilde sütunların arkasında kalırsa yakalanmak adına endişelenmesine gerek yoktu.
Dahası, bu pozisyondan tüm salonun durumunu izleyebiliyordu. Chen Xi’nin varsayımlarına göre şu anda burada bulunan Anka Bulut Tarikatı gelişimcileri kesin olarak Chei Letian’ın grubuyla kitaplar konusunda kavgaya tutuşacaktı. Bu yüzden gizlice burada bekleyebilir ve Chai Letian’a sinsi bir saldırı yapacak zamanı kollayabilirdi!
Mor Köşk Âlemi’ndeki gelişimciler çoktan Algı Gücü’ne sahiptiler ve dahası altıncı hisleri son drece güçlü oldukları için çevrede olan değişiklikler ve hareketlenmelere karşı oldukça hassaslardı. Bu yüzden Chen Xi, Algı Gücü’nü kullanmaya cesaret edemedi. Tüm aurasını vücuduna hapsetti ve sanki taş bir sütunmuş gibi yere yattı. Sanki ufacık bir karaltı gibiydi şu anda. Aynı zamanda gözbebekleri daralmış durumda tüm salonu inceliyordu.
O anda, salonda iki grup gelişimci birbirleriyle karşı karşıya geldi.
Bir grup başını Chai Letian’ın çektiği gelişimci grubuydu ve beraberinde Du Qingxi, Duanmu Ze ve Song Lin gibi tanıdık kişiler bulunuyordu…
Buna karşılık olarak da karşı grupta aşina olmadığı ve çeşitli elbiseler giymiş ve farklı yaşlarda olan gelişimciler bulunuyordu. Onların başını çeken 4 kişilik grup son derece şüpheliydi. Yaşlı ve cılız bir adam, büyük cüsseli ve orta yaşlı bir adam, bir genç adam ve bir genç kadın… Bu dörtlü aynı kızıl-mor cübbeler giyiyorlardı ve üzerlerinde seçkin desenlerle birlikte bulutlarla çevrilmiş halde dans eden bir ejderha figürü bulunuyordu. Bu kişiler şok edici bir biçimde Chen Xi’nin Katliam Şehri’nde gördüğü Anka Bulut Tarikatı’ndan gelen gelişimcilerdi.
O anda iki grupta yanlarında bulunan Büyülü Hazineleri ve silahları ortaya çıkarttı. Herkes karşısında bulunanlarla yüzleşmek için kitaplıkların ortasında tetikte bekliyordu.
Anka Bulut Tarikatı’ndan zayıf ve yaşlı adam soğuk bir şekilde konuştu: “Hmph! Sizin Ejder Gölü Şehri’nden çeşitli büyük klanlardan gelen olağanüstü statüdeki öğrenciler olduğunuzu düşünsek de, özür dilerim ama birkaç tane yeşim kılıf için buradan ayrılmamız kesinlikle imkânsız. Sadece ben Fu Heng değil, benim arkamda bulunan diğer Taoist arkadaş da bunu kabul etmeyecektir!”
“Doğru, bunu kesinlikle kabul etmiyoruz.”
“Kendi isteğimizle buradan ayrılmamızı mı bekliyorsunuz? Hiç şans yok!”
Diğer tüm gelişimcilerde bu yaşlı adamın arakasından ağız birliğiyle konuştu ve ifadeleri hala rahatlamamıştı. Şu kesindi ki Chai Letian ve grubu onların üzerinde birazda olsa baskı oluşturuyordu.
“Kendinize neden işkence ediyorsunuz? Eğer bizi incitirseniz sizce sizin o küçük tarikatlarınız bu saatten sonra mutlu mesut yaşayabilir mi?” Chai Letian acele etmeden konuştu: “ Acaba aranızda hiç biriniz burada temsil etmiş olduğunuz klanınızın ya da tarikatınızın köklerinden tamamen yok edileceğinden korkmuyor olmayasınız?”
“Size burayı çabucak terk etmenizi öneriyorum. Kardeş Chai’nin atalarından bir tanesi Güney Bölgesi’nde bulunan Yeraltı Dönüşüm Âlemi’ndeki gelişimcilerden birisi. Her birinizle uğraşmak tek bir emre bakar.” Binbir Bulut Enstitüsü’nden Yu Haobai kafasını iki yana salladı ve iç çekti. Görünüş olarak saf ve nazik gözükse de,sesindeki ton Chai Letian’a yalakalık yaparcasına çıkıyordu.
Zayıf Fu Heng’in ifadesi bir anda titredi, bembeyaz ve katı bir hal aldı. Şu anda kalbiyle mücadele ediyor gibi gözüküyordu. Ancak arkasında bulunan ve güney şehrinin farklı bölgelerinden gelmiş olan gelişimcilerin ifadeleri de karanlık bir hal aldı.
“Bu Yeraltı Dönüşüm Âlemi’ndeki gelişimcinin caydırıcılığı çok mu büyük?”
Chen Xi, Fu Heng ve diğerlerinin savaşma isteklerinin yavaşça azaldığını gördüğünde kaygılanmaya başladı. Eğer Fu Heng ve grubu savaşmadan buradan ayrılırlarsa Chai Letian’a karşı düzenlemek istediği sinsi saldırı planları suya düşecekti.
“Hmph! Bildiğime göre Yeraltı Dönüşüm Alemi’nde olan Kıdemli Chai Saho mantıksız birisi değil. Burada yani Kılıç Ölümsüzü’nün yeri adındaki harabede bulunan yeşim kılıflar önce kim alırsa onlara aittir. Sence tek bir kelimeyle beraber buradan çekip gitmemizi istemen biraz fazla ileriye gitmek olmuyor mu?”
Du Heng dişlerini gıcırdattı: “Bana göre, neden şöyle yapmıyoruz? Eğer kardeş Taoist Chai kabul ederse biz buradaki yeşim kılıfların %40’ını alalım ve kalan %60 size ait olsun. Buna ne dersiniz?”
“Kesinlikle imkânsız!” Chai Letian hemen reddetti ve soğukça küçümsedi: “Benden bir şeyler mi almak istiyorsun? Buna değmiyorsunuz! Size on nefeslik bir zaman daha vereceğim ve bu salondan basın gidin. Yoksa acımasız olduğumuz için bizi suçlamayın!”
“Sen…” Fu Heng’in gözleri kızgınlıkla genişçe açıldı ve artık sinirden konuşamayacak noktaya geldi.
“Hmph! Siz buraya gelip benden bir şeyler alacak kadar cesaretlisiniz. Ne tip bir cesarete sahipsiniz böyle? Çabuk olun! Beş nefeslik zaman çoktan geçti bile.” Chai Letian kafasını küçümser bir şekilde iki yana salladı.
“Bu heriflerin niyetleri var ama cesaretleri yok!”
Chen Xi’nin dili, Fu Heng’in grubunun hiçbir şey yapmaya cesaret olmayışı karşısında tutuldu. Onlar resmen kendilerine yapılan aşağılamaları yutuyorlardı.
“Humph! Bu kişinin kim olduğunu çok merak ediyordum ve Gökağı Sarayı’ndan Kardeş Taoist Chai çıktı! Tam o anda nazik bir kadın sesi salonda yankılandı.
Chan Xi oraya bir bakış attı ve kendini tutamadan içten içe konuştu: “Lanet olsun! Su Jiao’nun grubu da buraya varmış demek! “
Magnec