Oh şu en heyecanlı yerleri 1 gün bekleyip okumak zulüm ya dayanamıyor Allah'tan yarın 4 bölüm geliyor
Novel Günleri - Bilgilendirme!
Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.
88. Bölüm Geber Dedim!
Tanrı Yatan’ın Altıncı Hizmetkarı, Malacus Yatan Kilisesi’ndeki dini törenlerin ve ritüellerin başındaki isimdi. Aslında düzenlediği törenlerin çoğunu Yatan Kilisesi’ne düşman taraflara yönelik yapardı. Hasımlarını hasta edecek büyük salgınlar yaymasıyla tanınan bir adamdı.
Bungerst Prensliği’nin kralını aptala çevirmek için 87 bakireyi kurban ettiği, Kont Raven’in bölgesine salgın yaymak için 607 bakireyi kurban ettiği zamanlarda dünyayı neredeyse yerinden oynatmıştı.
“Ava mı başlıyorsunuz? Kukuk! Kuhahahahaha! Benimle aşık atacaksınız, öyle mi? Dünyada Tanrı Yatan’ın nihaiyetini ve yüceliğini taşıyan Yatan Kilisesi’nden korkmayan bir kul yok ve ben, dini bugünlere getirmiş adamım! Siz kimsiniz de karşımda durabileceğinizi sanıyorsunuz!”
Malacus bir konuda haklıydı.
Yatan Kilisesi Tatmin’deki en büyük güçlerden biriydi ve korkunun ete kemiğe bürünmüş haliydi. Malacus kilisenin bugünlere gelmesinde büyük bir rol oynamıştı. Yaptığı şeylerle kıtanın gidişatını değiştirmiş bir adamdı. Böyle yüce bir adam, dağın eteklerindeki ufak bir ‘av’ oyununa katılacak değildi. Onu öldürmek zordu.
“Yakında göreceksiniz. Özellikle de sen, kadın. Tanrı Yatan’a kurban edeceğim seni.”
Malacus karşısında güçlü insanların olduğunu görebiliyordu. Dürüst olmak gerekirse bir anda hepsi ortaya çıkınca o bile afallamıştı. Fakat Sekiz Hizmetkar’dan biriydi, değil mi? İnsanlığın üstündeydi. Bu insanlar grup halinde ona saldırmadığı sürece sıkıntı yaşayacağını düşünmüyordu.
Fakat Jishuka onunla aynı fikirde değildi.
“Malacus’u bilmem, ama Tzedakah Klanı bir numaradır. Zirveye çıkacak gücümüz var. Karşımızda duramazsın.”
Hahah…
Jishuka dişlerini göstere göstere güldü. Bilerek Malacus’u kışkırtıyordu. “Burada öleceksin, uslu ol ve diz çök. Bizim için ufak bir oyundan farkın yok.”
Daha fazla dayanamayan Malacus gürledi.
“Bana zarar verebileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
“Evet.”
“Ahmaklar!”
Malacus kükredi ve eliyle uzandı. Ardından karanlık bir ışık dalgası düz çizgi halinde ilerlemeye koyuldu. Jishuka’nın kalbine doğru uçuyordu. Fakat Jishuka kendini savunmaya çalışmadı. Onun yerine sol yanında duran Toban öne geçti.
“Sabır Kalkanı!”
Kutsal şövalye listesinin bir numaralı ismi, Tzedakah Klanı’nın kurmay başkanı. Elindeki büyük kalkanıyla savunma odaklı bir büyü kullandı.
Kvanggg!
Müthiş bir ses çıktı ve ortalık toza dumana karıştı. Kalkan hamleyi tam anlamıyla durduramadığı için Toban kas kustu.
“Örgh… tek hamlede kalkanın dayanıklılığı 20 düştü. Şerefsiz özel yetenek falan da kullanmadı; Yatan Kilisesi’ndeki herkesin bildiği kara büyüyü kullanıyor. Kim bilir büyü gücü hangi seviyede?”
Yüzü ekşiyen Jishuka ona bir tekme geçirdi.
“Şu ifadeni değiştir, sinirimi bozuyorsun.”
Malacus araya girdi.
“Yüce gücün karşısında öleceksiniz! Bir daha bu dünya yüzünüzü hiç görmeyecek!”
Ardından klan üyelerinin önünde bir bildirim ekranı belirdi.
[Tanrı Yatan’ın Altıncı Hizmetkarı, Malacus, büyü gücünü saldı.]
[Muazzam büyü gücü sizi korkuya sürüklüyor; zayıf düştünüz ve sersemlediniz.]
[Malacus ani bir büyü saldırısı yaptı.]
Kwa kwa kwa kwang!
Malacus’un ellerinden düzinelerce ışık fırladı.
“Hey hey. Ne oluyor burada?”
“Gerçek gibi değil.”
Jishuka ve klan üyeleri kendilerini korumaya çalıştılar, ama Malacus’un büyü gücü onlara üstün geldiği için hepsi korku gibi anormal durumlara kapılmıştı.
[ 8,900 hasar aldınız.]
[16,503 hasar aldınız.]
[11,027 hasar aldınız.]
“Can yakıyor!”
“Saçmalık bu!”
Yüksek büyü direncine ve kara büyü direncine sahip bazı sınıflar kıl payı kurtulsa da, diğer klan üyelerinin çoğu saldırının etkisiyle canlarının üçte birini yitirdi. Normalde atikliğine bel bağlayarak saldırılardan kaçan Jishuka – ki kendisi bir okçuydu- tehlikeli bildirim mesajlarına bakıyordu.
[Tek hamlede canınızın %53’ünü yitirdiniz.]
[Aklınızı başınıza alamıyorsunuz.]
Tek hamlede %40 canını yitiren oyuncular üç saniye boyunca sersemliyordu. Jishuka şu anda tamamen savunmasızdı.
“Başkanı koruyun!”
Toban hemen ileri atıldı ve diğer klan üyeleri Jishuka’nın yanına dizildiler. Malacus tatlı bir manzara izliyormuş gibi gülümsedi.
“Şimdi anladınız mı? Avlanan ben değilim, sizsiniz.”
Jishuka umursamadı. Klana emir verdi. “Beni değil, Grid’i… Khan’ın öğrencisini koruyun!”
Onca zamandır aradığı, Özel Yafa Okları’nı yapan adam! Grid Khan’ın öğrencisiydi ve muhtemelen okları yapan adamın ta kendisiydi.
“Unutmayın. Esas önceliğimiz Grid’i korumak. Ölmesine izin veremezsiniz.”
Klan başkanının emirleri kesindi! Klan üyeleri etraflarına baktılar. Grid bir ağacın arkasında saklanıyordu.
“Eh? Şu adam mı?”
Grid demirci değil miydi? Normal bir demirci Malacus’un saldırılarından sonra geberip gitmiş olmalıydı. Peki Grid neden hayattaydı?
“Ne oluyor burada?”
Jishuka diğerlerinden de şaşkındı.
‘Şimdi düşününce, elinde kılıç ve üstünde de zırh var.’
Yoksa haber sahte miydi? Fakat Grid okları yapanın kendisi olduğunu söylemişti. Jishuka afalladı. Fakat şaşkınlığı uzun sürmedi. Sersemlemesi bitince hemen can iksiri içti, sonra Grid’e bakan Malacus’un dikkatini üstüne çekti.
“Malacus. Çok zayıfsın. O hamleyle birimizi bile öldüremedin. Aciz herif.”
Grid niye korkmamıştı? O niye klan üyelerinin aksine saldırıdan etkilenmemişti?
‘Nasıl bir taktik uyguladı bu adam?’
Grid’in sağ salim durduğunu gören Malacus gururuna sağlam bir darbe yemişti, ama Jishuka’nın sesini duyar duymaz hemen ona döndü. Öfkeliydi.
“Kadın, buraya gelecek halin bile yok. Korkudan titriyorsun.”
“Duyduğum kadarıyla Malacus’un törenleri sağduyuyu aşıyormuş. Yatan’a tapmayan hiçbir insan ve organizasyon güvende değilmiş. Çok sayıda kurban verirsen bu dünyayı törenlerinle ele geçirebilirsin. Evet, bir rahip olarak olağanüstü yeteneklerin var, kabul ediyorum. Ama sen…”
Jishuka hor görüyle gülümsedi. Dalga geçiyordu. Jishuka ona kibirli gözleriyle bakarken Malacus’un yüzü kıpkırmızı kesildi.
“Ne diye hava atıyorsun? Sekiz Hizmetkar içinde savaş gücü en az olan sensin, bilmediğimizi mi sandın?”
Bilgi güçtü. Tzedakah Klanı zirveyi hedefleyen bir klan olarak gayet tabii her yerden bilgi toplayabiliyordu. Yatan Kilisesi şu anda kıtanın en büyük güçlerinden biriydi, haliyle Tzedakah Klanı onlar hakkında olabildiğince çok şey toplamıştı.
Altıncı Hizmetkar, Malacus. ‘Kurban avı’ dediği ve çok keyif aldığı oyununu oynamak için her üç ayda bir rastgele bir yerde ortaya çıkardı. Seviyesi 310 civarındaydı. Kara sihirbaz sınıfına sahipti. Kara büyü, rakibini zayıflatmaya yönelik yetenekler ve savunma alanlarında iyiydi. Ayrıca müthiş büyü gücüyle tetiklediği korkunç bir iyileşme tekniğine sahipti. Fakat kullandığı saldırı sayısı çok sınırlıydı.
‘Diğer hizmetkarlara göre seviyesi düşük.’
Malacus bir rahipti. Seviyesi diğer hizmetkarlara kıyasla düşüktü, çünkü nadiren savaşlara ya da çarpışmalara katılıyordu. Sadece 310. Seviye’de olduğu için ortalama seviyesi 200’ün üstünde olan Tzedakah Klanı onunla başa çıkabilirdi.
“Son oyunundan bu yana sadece bir ay geçti… Normal zaman diliminden niye çıktın ve buraya neden geldin bilmiyorum, ama mutluyum. Seni kurban edecek ve itibarımıza itibar katacağız.”
Jishuka onu görmezden gelerek adamlarına döndü.
“Daha ne kadar bekleyeceksiniz? Ava başlayın artık.”
Aynı anda başladılar.
Teong!
Kaslı, orta yaşlı bir adam ileri atıldı. Tanktan bozma Vantner’di bu.
“Hey sen! Regas’ı ver! Sonra geber! Geber dedim! Zuhahahahaha!”
Vantner iki baltasını çekti. Başladı onları sallamaya.
Keng! Kveng! Keng!
Her salladığında çıkan şok dalgaları kara büyü kalkanıyla çarpışıyordu. Rüzgar basıncı öyle yüksekti ki Malacus’un pelerini sağa sola savrulup duruyordu, ama hepsi bu kadardı. Vantner’in baltaları kalkanına nüfuz etmeyi başaramadı.
“Nasıl?”
Duruma anlam veremeyen Vantner geri çekildi, derin nefesler alarak düşünmeye koyuldu.
‘O kalkan… Saldırı gücüm yetmiyor mu? Tamam, o zaman hıza başvuralım!’
Malacus saldırının geldiği yönü kestirip o bölgeyi kalkanıyla kapatıyordu. Eğer Vantner Malacus’un tepki veremeyeceği bir hızda saldırırsa kalkanı aşabilir miydi?”
“Aaaaaaah!”
Plan basitti ve var gücüyle onu uygulamaya koyuldu.
Chaaeng! Jjejejeok!
Baltalar çılgınlar gibi sallanıyordu, ama Malacus’un kılına zarar gelmemişti.
‘Hoffff hofff…. Saldırı hızım ona yetmiyor. Sihirbazın teki değil mi bu adam? Nasıl böyle sağlam bir vücuda sahip olabilir?’
Vantner nefes nefese kaldı. Malacus sapasağlam duruyordu; yorgun düşmesini beklemişti.
“Hmph, sinir bozucu.” Malacus Vantner’e bakarken güldü, sonra Jishuka’ya döndü. “Diğer hizmetkara kıyasla savaş gücüm daha zayıf, haklısın. Fakat burada kilit noktayı kaçırıyorsun. ‘Savaş gücüm’ sadece diğer hizmetkarlara kıyasla zayıf. Size kıyasla saçma sapan derecede güçlü sayılır…”
Malacus sözlerini bitiremedi. Çünkü Vantner’in omzunun hemen üstünden bir mızrak fırlamıştı.
Kaaang!
“Ha?”
Malacus inlerken mızrağa döndü. Yıldırıma benziyordu. Biraz daha geç kalsaydı kalkanı zamanında yerleştiremeyecekti.
‘Baltalı herifin aksine gayet hızlı ve güçlü.’
Kalbini hedef alan mızrağın arkasında öyle bir güç vardı ki Malacus kalkanla onu karşılamasına rağmen birkaç adım çekilmek zorunda kaldı! Sonra mızrağın sahibi belirdi önünde.
“Ahh, demek onu gördün ha? Diğer hizmetkarlar ne kadar güçlü kim bilir?”
Vantner mızrağın sahibine baktı; gergin gergin takdirle mırıldanıyordu adam.
…..
Magnec