Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

61. Bölüm Senin Gibi Oyunun Ta...

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Kont Steim’ın son aylarda aramadığı yer kalmamış ve böylece kuzeydeki Yatan Tapınakları’nın neredeyse tamamını ortadan kaldırmıştı.

Yatan Kilisesi bir bakireyi kaçırıp onu kurban ettiği için suçlanıyordu. Fakat Kont Steim bilhassa korkuyordu, zira kaçırılan kişi Irene’ydi. Neyse ki kurtarılmıştı, ama bu süreçte en güçlü gölgesi olan Doran’ı kaybetmişti.

Kont Steim Yatan Kilisesi’nden kurtulmak istiyordu. Fakat Yatan’ın büyükleri kıta boyunca yayılmış durumdaydı. Hamamböcekleri gibi çoğalan bu lanet insanları yok etmek zor işti. Winston’un dış sınırında bile bir Yatan Tapınağı mevcuttu.

“En azından kuzeydeki Yatan Tapınakları’nı tamamen temizlemeliyiz…”

Irene de kiliseden en az babası kadar nefret ediyordu. Winston’da Yatan Kilisesi’nin var olmasına izin veremezdi. Hala kaçırıldığında yaşadığı korkular aklındaydı. Bir kez daha kaçırılacağını düşündükçe titriyordu.

Birkaç gün önce Yatan Tapınağı’nı yok etmek için ordusunu göndermiş, ama inananların yoğun direnişi nedeniyle ordu sonuç alamadan geri dönmüştü. 100 askerin yitirildiği çarpışmada üç şövalyenin ağır yaralanmış olması bilhassa sıkıntılıydı.

Irene ilan etti. “Tapınak seferini bir kez daha düzenleyeceğiz. Bu kez o tapınaktan geriye kül bile kalmayacak!”

Daha fazla adam göndermekte bir sakınca görmüyordu. Kolyesinden sarkan mavi yüzüğe dokunurken adamları izledi.

“Doran… intikamını alacağım.”

***

[Sekizinci Hizmetkar]

Zorluk: SS

Açıklama: Tanrı Yatan’ın en sevdiği varlıklardan biri oldunuz. Ebediyet Krallığı’nın kuzeyine gidin ve orada baskı altında olan inananları kurtarın! Tanrı Yatan’ın yüceliğini kuzeydeki paganlara yayarsanız Sekizinci Hizmetkar olacaksınız.

Başarı Koşulları: Kont Steim’in kuzeydeki Yatan Tapınağı’na saldıran ordusu güçlü. En az 300 inananı kurtarın.

Şimdiye kadar kurtarılan inananlar: 0/300

Ödül: ‘Sekizinci Hizmetkar’

*Sekizinci Hizmetkar: ‘Sonsuz İnanç’ yeteneği oluşturulacak. ‘Öğretici İlkeler’ yeteneği oluşturulacak.

‘İlahi Ceza’ yeteneği oluşturulacak.

Ceza: -5 Seviye. – 1.000 İnanç.

Kuzeydeki askerler güçleriyle tanınırdı. Kolay bir görev olmayacaktı, ama Yura tereddüt etmeden Winston’a doğru yola çıktı.

‘Güçlenmeliyim.’

Kısa süre önce ortak sıralamada 7.olan Agnus’la yüzleşmiş, destansı sınıfların gücüne birinci elden tanık olmuştu. Aynı o gizemli adam, Grid ile karşılaştığı gibi çaresiz kalmıştı.

Şimdiye SS-seviye görev onu bekliyordu. Altın bir fırsattı. Yura bu görevi sıralamada birinci olmak için kullanacaktı.

***

Khan’dan 160. Seviye bir kılıç imalat yöntemi aldım, ama biraz sıkıntılıydı. Malzemelere bakılırsa kılıcı yapmak en az 950 altın tutacaktı.

“Neyse… elden bir şey gelmez.”

Şu anda 6.710 altınım vardı. Bu parayla sadece yedi kılıç yapabilirdim. Ayrıca bir haftada yediden fazla kılıç üretecek zamanım yoktu.

“Yedi. Her şeyin er ya da geç yediye ulaşması iyiye işaret.”

Güney Kore’de yedi sayısı iyi şansı temsil ederdi! Şanslı rakamıma güveniyordum.

“Tek seferde yapacağım! Destansı ekipman, hadi bakalım! Hehehehe!”

Tutturdum bir ıslık, 20 saatimi kılıca harcadım ve sonuç olarak…

[Dayanıklı Uzun Kılıç]

Seviye: Normal

Dayanıklılık: 250/250  Saldırı Gücü: 200

Açıklama: Büyük yeteneklere ve potansiyele sahip, ama tecrübe ve itibar eksikliği çeken bir zanaatkarın eseridir. Kolay kolay hasar almaz.

Kullanım Koşulları: 160 Seviye. 950 Güç. Orta Seviye Kılıç Ustalığı

Ağırlık: 600

“Şanslı rakamının da, senin de!! Ahhh, gebertmek istiyorum.”

İlk atış ıskalamıştı. Sisteme küfretmek bana artık normal geliyordu, ama giden malzemelerin geri dönüşü yoktu. Öfkeden tir tir titrerken Khan’a yaklaştım.

“Bu kaç altına satılır?”

Khan kılıca uzun bir süre baktıktan sonra dikkatlice yanıtladı. “800 altın civarı.

“N-ne?”

Neredeyse yakasına yapışacaktım. Kılıcın maliyeti 950 altındı, ama sadece 800’e mi satılacaktı? Neler oluyordu burada?

“Normal özelliklere sahip olduğu için…” dedi Khan.

Kısaca söylemek gerekirse:

160. Seviye ekipmanlar 120. Seviye ekipmanlardan temelde daha güçlüydü. Normal seviyeli ekipmanların fazladan özellikleri yoktu ve nadir seviye olanlar minik de olsa ekstra özellikler taşıyordu. Eğer uygun bir özellik varsa 120. Seviye nadir ekipmanlar çoğu zaman 160. Seviye normal ekipmanlardan daha kaliteli oluyordu. Dolayısıyla aralarında az da olsa bir fiyat farkı vardı.

Parası olan insanlar 160. Seviye normal ekipman alacaklarına 120. Seviye nadir ekipmanları tercih ediyorlardı.

“Yani normal ekipmanlar…”

Khan beni teselli etti. “Ama normal olmasına rağmen kılıç gayet iyi, fazla kaybın olmayacak. Üzülme.”

‘Üzülme… Hah, sikerler böyle işi.’

Altı kılıçlık şansım kalmıştı. Üçte ikilik destansı ekipman üretme şansım olduğuna göre görevi tamamlamam hala mümkündü.

“Bu kez yapacağım!”

Çok odaklandım.

20 saat sonra.

İkinci kılıç tamamlandı. [Dayanıklı Uzun Kılıç]

Seviye: Normal

Dayanıklılık: 250/250  Saldırı Gücü: 200

Açıklama: Büyük yeteneklere ve potansiyele sahip, ama tecrübe ve itibar eksikliği çeken bir zanaatkarın eseridir. Kolay kolay hasar almaz.

Kullanım Koşulları: 160 Seviye. 950 Güç. Orta Seviye Kılıç Ustalığı

Ağırlık: 600

“Ben senin gibi oyunun da, seni yönetenlerin de ta anasını$>£$@@@£>#>. Şerefsizler! Benimle oynuyor oros$$@߀߀>! Neden, neden?”

Khan bana çay getirdi. “Metin ol. Herkes hayatta zorluklarla karşılaşır. Önemli olan bu zorlukları aşmak…”

“Ah, konuşma benimle! Şu anda kafam acayip bozuk.”

 “......”

Demirciden çıktım ve gökyüzüne baktım. “Şerefsizler! Olasılıklarla oynuyorsanız sizi Müşteri Hizmetleri Merkezi’ne şikayet edeceğim! Soyunu sopunu>$£>£@@$æ@$#>!!”

En iyi malzemeleri kullandım. Elimden geleni yaptım. Eğer oyun yöneticilerinde vicdan diye bir şey varsa bana normal seviye ekipman vermezlerdi. Buna inanarak üçüncü ekipmanı yapmaya koyuldum.

Ttang! Ttang! Ttang!

Son günlerce çekiç sallamaktan doğru düzgün uyumamıştım. Omuzlarım yorgundu, ama duramazdım. Mesele artık gurur meselesine dönüşmüştü. Efsanevi demirci olarak sonsuza dek normal seviye ekipmanlar üreteceğime inanmıyordum. Oyun yöneticilerinin pençelerinden kurtulacak ve destansı bir ekipman üretecektim.

… Daha birkaç gün önce amacım özel ya da efsanevi ekipmanlar yapmaktı, ama şimdi tek hedefim destansıydı. Elden ne gelirdi ki? İşin aslı, destansı ekipmanları umut etmekten başka çarem yoktu.

Akşam yemeği vakti geldi. İştahım yoktu. Pilav ağzıma mı girdi, yoksa burnuma mı fark etmedim. Annem endişelendiği için bana baktı.

“Hey Youngwoo, bir şey mi oldun? Yüzün beş karış. O kaburgaları yapacağım diye çok uğraştım, niye beş dakikadır kemiği emiyorsun?”

“Benim gibi aciz adamların et yemeye hakkı yok…”

Gerçek hayatta iki buçuk gün geçmişti; yani Tatmin’de 6 günü geride bırakmış sayılırdım. Bu esnada yaptığım altı kılıçtan üçü normal, diğer ikisi destansıydı. Zaman sınırı dolmadan sadece bir kılıç daha yapabilirdim.

‘İşim bitti… işim bitti…’

Bir ekipmana 20 saatimi ayırdığımda destansı ekipman yapma şansım üçte bire yakındı. Yani görevi tamamlamam pek olası görünmüyordu.

Amirin verdiği görev çökecekti.

‘Efsanevi sınıfım var, ama destansı ekipman bile yapamıyorum… Yemeği hak etmeyen aciz bir adamım ben.’

Siniri bozulan Sehee pilav kasemin üstüne kaburgalardan birini koydu.

“Ne değişti ki? Ağabey, sen zaten hep aciz biriydin? Niye bu kadar kötü görünüyorsun? Son günlerde ne yaşadığını bilmiyorum, ama senin tek iyi özelliğin asla pes etmemen. Değil mi? 6.sınıftayken 1.sınıftan 6.sınıf konularına kadar her şeyi ezberlemeyi başarmıştın. Hemen pes etme ve sabırlı ol. Er ya da geç zorlukları aşacaksın, buna eminim.”

“S-Sehee… kötü bir şey mi yedin sen?” Sehee’nin söylediği sözleri duyunca tüylerim diken diken oldu; normalde benimle hiç böyle konuşmazdı, “Anne, kaburgalar bozulmuş olmasın? Yoksa kaburgaların alındığı inek deli dana hastalığına falan mı yakalanmış?”

“Bunlar dana eti değil, domuz eti!”

Ppak!

Sehee bana verdiği kaburga parçasını aldı ve yüzüme fırlattı. Suratıma çakılan kaburga yavaş yavaş aşağı kayarken düşüncelere daldım. Neden her yemekte yüzüme bir şey fırlatıyorlardı? Neden ailem bana köpekten de beter davranıyordu?

….