Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

55. Bölüm Çık Ortaya

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Hayır, henüz fark edildiği kesin değildi. Faker’in Görünmezlik yeteneği 7.Seviye’deydi. Üst düzey figürler bile onu kolay kolay saptayamazdı.

“…”

Faker görünmezliğini tamamen sürdürmek için nefesini tuttu, ama Erina’nın, hayır, Euphemina’nın içgörüsünden kaçamazdı.

“Sapık gibi bakıp durma. Ortaya çıkmazsan seni buna mecbur ederim.”

Euphemina’nın son uyarısıydı. Faker’in grup üyeleri tehlikeli ortamı sezince heyecanlandılar.

(Hey Faker, bence seni görmüş gibi.)

(Saklanıp durma. Ortaya çık.)

Faker öfkeliydi.

(Demircilerin saptama yetenekleri yok. Hayır, olsa bile beni görmeleri imkansız. Merak etmeyin. Kadın kafasından uyduruyor…)

Araya bir ‘şey’ girdi.

Peeeong!

Euphemina’nın 3 metrelik çapında büyük bir patlama yaşandı.

“Kuk!”

Faker menzil dahilinde olduğu için hızla kaçmaya çalıştı, ama Euphemina onu bırakacak gibi görünmüyordu.

“Meleğin Çığlığı.”

Biiiiiik.

“....?!”

Sesötesi dalgalanmalar Faker’ın kulağında çınladı. Kulaklarından kanlar akmaya başlayınca yüzü acıyla kasıldı. Ardından Euphemina boş boş ona bakarak sordu, “Kimsin sen? Neden beni takip ediyorsun?”

‘Kimsin sen?’ Asıl bu soruyu Faker sormak istiyordu. Bir demirci art arda nasıl olur da üst düzey büyüler kullanabilirdi?

‘Yoksa?’

Faker’ın aklı karıştı. Bir açıklamaya ihtiyacı vardı.

Sususuk.

Faker’ın vücudu hafifçe kıpırdadı ve arkasında artçıl görüntüler bıraktı. Euphemina izlerken taktığı şapka Faker yüzünden havalandı. Faker şaşırmıştı. Sarışın kadının yüzü resimdekiyle aynıydı, ama üstünde yazan isim Erina değil, Euphemina’ydı.

‘Başından beri yanılıyormuşuz. Bütün bilgiler sahteymiş.’

Faker bu sonuca vardı. Özel Yafa Okları’nı yapan demirciyi saflarına katmak isteyen sayısız klan vardı. Bu yüzden yoğun bir rekabet yaşanıyordu. Rakip klanları alt etmek için bilerek yanlış bilgiler yaymak normal bir taktikti.

Faker dişlerini sıktı.

‘Tuzağa düştük.’

En kötü ihtimal şuydu ki Winston’daki imalat yarışı tamamen sahteydi. Eğer öyleyse birileri Tzedakah Klanı’yla çok kötü oynuyordu.

“Bana ver,” dedi Euphemina şapkasını geri alırken. Ardından öfkeyle gürledi. “Soruma cevap vereceğin yerde şapkamı çalarsın ha? Sinirimi bozuyorsun.”

Faker ona baktı. “Hangi klanın üyesisin?”

Euphemina’nın açısından ilginç bir soruydu.

“Ne dediğini anlamadım. Hey, cevap versene? Niye iki gündür beni takip ediyorsun?”

“Şaka mı bu… O zaman zor kullanacağım.”

Basitçe söylemek gerekirse Tzedakah Klanı liderlerin toplandığı bir klandı. Bütün klan üyeleri ilginç kişilerdi ve hepsi birbirinden saldırgandı. Euphemina da bu konuda onlardan aşağı kalır değildi.

“… Son günlerde tanıştığım bütün adamlar manyak çıkıyor.”

Ne kadar istemese de Grid, koruması gereken bir adamdı. Fakat Faker öyle değildi. Adamı ortadan kaldırmak istiyordu.

“Önce beni takip ettin, şimdi de tehdit ediyorsun, öyle mi? O çarpık beynini düzelteceğim. Yıldırım.”

Pachchik!

Faker’ın etrafında elektrik dalgaları belirdi. Aynı zamanda gökten bir yıldırım düştü.

Kaaang!

Faker hızla yıldırımdan kaçınırken arkasında onlarca artçıl göründü bıraktı, sonra Euphemina’nın arkasında belirdi. Bir anlığına Euphemina’nın eli Faker’in karnına dokundu.

“Üzgünüm, ama o taktik bir daha bana işlemez.”

Peeng!

Faker’in vücudu alev aldı, ama adam çığlık atmadı. Acı hissetmiyordu. Euphemina yanlış hedefe saldırmıştı. Alev alan vücut bir kopyaydı.

Pakak!

“Ahh!”

Yandan gelen bir tekmeye maruz kalan Euphemina inleyerek yer yığıldı. Faker tepeden bakarken açıkladı, “Aynı taktiği farklı şekilde uygulamak da mümkün. Söz söylemeden büyü yaptığını görünce şaşırmıştım, ama dengim değilsin.”

Dürüst olmak gerekirse Euphemina gergindi. Kopyacı sınıfı aldığından beri ilk defa bir oyuncu ona vurmayı başarmıştı.

‘Bu adam güçlü.’

Üst düzey suikastçı yeteneklerini kullanıyordu ve savaş konusunda yetkindi. Dikkat edilmesi gereken bir rakipti, ama hepsi o kadardı.

“Bir anlık dalgınlığıma geldi. Antik Kraliçe’nin Şövalyesi!”

Yoğun ışıklar çaktı. Faker kararan görüşünü yeniden kazandığında şoke oldu. Hemen önünde kara zırhlara bürünmüş bir şövalye duruyordu.

“Minyon mu…?!”

Büyücülerin minyon çağırması imkansızdı, zira Tatmin’de Celp Üstadı denen çağırmaya odaklı bir sınıf vardı. Minyonlar ancak Celp Üstadı’nın arzusuyla çağrılabilirdi.

-Kuaaaaah!

Şövalye vücudunu saran karanlığın bir kısmını kavradı ve onu bir kılıç gibi tutarak Faker’a atıldı. Devasa bir dağ gibi adamın üstüne çullandı.

“Kuk!”

Normalde suikastçılar gizli silahlar kullanırdı. Şövalyelerle kafa kafaya çarpışmaları mümkün değildi.

Kvaaang!

Faker kıl payıyla saldırıyı atlattı. Şövalye arkadaki duvara çakılınca ortalık toza dumana karıştı.

Pik!

Faker yanağını delen taşı görmezden geldi ve Euphemina’ya doğru üç hançer fırladı. Hançerler büyücülerin kurtulamayacağı bir hızda ilerliyordu. Büyü kullansa bile işe yaramazdı, zira Faker’ın fırlattığı hançerler büyüyle karşılaştıklarında infilak ediyorlardı.

‘Tamamdır!’

Faker kazandığını sandı, ta ki beklenmedik o şeyi görene dek.

Sususuk!

Euphemina üç hançeri gördükten sonra hafifçe yana meyletti, artçıl görüntüler oluşturarak hançerleri atlattı.

‘İnanılmaz! Önce minyon çağırdı, şimdi de suikastçı yeteneği kullanıyor!’

Normalde hangi kopyanın gerçek olduğunu anlamak büyük çaba gerektirirdi, ama Faker şövalye yüzünden bir türlü odaklanamıyordu.

Haliyle izleyen diğer klan üyeleri devreye girmek zorunda kaldılar.

“Geldik!”

Faker başını iki yana salladı.

“Teke tekte ısrarcı mısın? Komik! Bizi yok sayamazsın!”

“Yapacak bir şey yok. Kadın güçlü! Seni yalnız bırakır mıyız sanıyorsun?”

"Hiyah!”

Faker’ın grup üyeleri de Tzedakah Klanı’nın parçasıydı ve sıralamadaydılar, ama dördü birlikte Euphemina’ya baskın gelemezdi.

Euphemina son bir ayını sadece küre imalat yöntemini aramakla değil, sıralamadaki oyuncuların tekniklerini kopyalamakla da geçirmişti. Şu anda gücünün zirvesindeydi.

“Ejderha Pençesi.”

Şövalye Faker’ı oyalarken yerden devasa ve keskin taştan sütunlar yükseldi. Faker kendini savunmak için dört bir yana kaçmak zorunda kalmıştı ve tam o esnada gökten ateş yağmaya başladı.

“Art arda büyük büyüler kullanıyor!”

“Yok artık…”

Faker’ın grup üyeleri çaresizce bakakaldılar. Euphemina’nın gerçek gücünden bir kırıntıya tanık oluyorlardı.

***

Şehrin ortasındaki yıkım dolu manzaraya bakan Jishuka’nın yüzü değişti.

“Biri klanımıza el sürmeye kalkar ha!”

Tatmin açılmadan önce Tzedakah Klanı L.T.S’nin bir numaralı saldırı gücüydü. Kimse onlarla çarpışamıyordu ve devasa klanlar bile mecbur kalmadıkça onlardan uzak duruyordu. Jishuka Tatmin’de Tzedahak Klanı’nı zirveye taşımaya kararlıydı ve beklediği üzere klan, kısa sürede ünlenmişti.

Fakat ünlenmek başka, bir numara olmak başkaydı. Zirveye tırmanmak için ufacık bir zayıflık belirtisi bile gösteremezlerdi.

Jishuka emretti. “Derhal bulun onu. Onu parçalayarak Tzedakah Klanı kimmiş göstereceğiz.”

Rakip Faker da dahil olmak üzere dört klan üyesini alt etmiş biriydi. Tanıkların söylediğine göre farklı farklı sınıfların yeteneklerini kullanabiliyordu.

‘Belki de gizli bir sınıfı vardır.’

Ama Jishuka korkmuyordu. Tzedakah Klanı gerçek gücünü henüz göstermemişti. Dolayısıyla bu, Euphemina’yla aralarındaki kötü ilişkinin yalnızca başlangıcıydı.

…..

Çevirmen notu
Hastalıktan yeni çıktım! Günde 2 bölümle devam edeceğiz bir süre.
Borç: 21