Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

136. Bölüm Bölge

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

“Öyle değil. Tamamen şanstı.”

Grid ondan da şaşkındı. Ölüm’le kritik vuracağını ve eldivenlerin devreye gireceğini hiç düşünmemişti.

‘Hem kritik hem de beş kez saldırdım… Gerçek gibi değil.’

Yenilmez hissediyordu. Öz güvenle ilan etti, “Toban, grifonların kökünü kazıyacağım.”

Biraz önceye kadar Toban, grifonların Grid’i parçalayacağına inanıyordu. Fakat deminki saldırıyı görünce fikri değişmişti.

“Evet, bu gayet mümkün! Yem olacağım!”

“Tamam.” Grid cevabı duyunca keyifle başını salladı ve yere çakılan Grifon Kaptanı’nın işini bitirdi. “Pagma’nın Kılıç Ustalığı, Bağlantı!”

Seviye 2 Bağlantı saldırı gücünün %800’ü kadar vuruyordu. Ölüm yüzünden ağır yaralanan Grifon Kaptanı bu saldırıya karşı koyamadı.

Pipit! Pipipipit!

Enerji kılıçlarının fırtınası arasında acınası bir çığlık atarak can verdi ve ışıklara dönüştü.

[Grifon Kaptanı’nı öldürdünüz!]

[4.500.900 TP alındı.]

[3 grifon tendonu alındı.]

[4 grifon derisi alındı.]

[7 grifon kemiği alındı.]

[Büyü kitabı ‘Hortum’ alındı.]

[Seviye atladınız.]

Tatmin’de üç çeşit boss vardı.

İlki Malacus, Papa Drevigo ve Vampir Kontes Marie Rose gibi gizli bosslardı. Bunlar genelde insanımsı NPCler’di ve öldükten sonra yeniden doğmuyorlardı. Sahip oldukları geçmiş Tatmin dünyasına direkt etki edecek kadar önemliydi ve hepsi birbirinden güçlü olduğundan onları öldürdükten sonra alınan ganimetler ve TP de muazzamdı.

Yaratıkların aksine insanlar doğaları gereği düşük canlıydı, ama insanımsı npcler sıradan kullanıcılardan daha fazla cana sahipti; bu yüzden düşük canları ciddi bir zayıf nokta sayılmazdı. Ayrıca yapay zekaları inanılmaz olduğu için gerçek manada bir zayıf noktaları yoktu.

Sıradan oyuncular gizli bosslarla karşılaşmıyordu ve karşılaşsalar dahi onları öldürmeleri imkansızdı.

İkinci boss tipi zindan bosslarıydı. Bunlar zindanların en derinlerinde bulunan, baskını tamamlayanlara büyük ganimetler veren varlıklardı.

Temel yetenekleri normal yaratıkların en az on misliydi ve farklı farklı saldırılara sahip oldukları için ufak grupların başa çıkmakta oldukça zorlandığı bosslardı. Bilhassa yüksek canları yüzünden onları öldürmek kolay değildi.

Çoğu oyuncu zindan bosslarından bahsederken onlara boss yaratığı derdi. Sıradan oyuncuların genel hedefiydiler.

Son olarak üçüncü boss tipi alan bossuydu.

Söz konusu alan bossları Tatmin’deki her kullanıcının karşısına çıkabilen yaratıklardı. Temel özellikleri normal yaratıklardan dört misli yüksekti ve canları gizli boss ile zindan bossları arasında yer alıyordu.

Fazla saldırı çeşidine sahip olmadıkları için olağanüstü denecek kadar güçlü değillerdi. Savaş kontrolünde usta oyuncular genelde onlardan 30 Seviye düşük alan bosslarını tek başına öldürebilirdi.

Yine de zaman zaman mutasyon geçirmiş alan bossları ortaya çıkıyordu. Mutantlar zindan bossları kadar güçlüydü ve oyuncuların onlara karşı dikkatli olması gerekirdi. Örneğin Grid’in daha önce katılmak istediği baskının ana yaratığı olan Ormanın Muhafızı mutasyon geçirmiş bir alan bossuydu.

Şu anda karşılaştığı Grifon Kaptanı ise normal alan bossuydu. Grid ganimetlerden hoşlanmamıştı.

‘Şaka gibi…’

Aslında alan bossları böyleydi. Sık sık ortaya çıktıkları ve öldürüldükleri için nadir ekipmanlar düşürmezlerdi. Fakat epey TP ve ufak ganimetler verdikleri doğruydu; bu yüzden oyuncular alan bosslarını kesmeyi severdi.

Hatta Grid’İn şansı yaver bile gitmişti. Grifon Kaptanı’ndan özel bir Hortum büyü kitabı çıkmıştı. Bu kitabın düşme oranı %0.1 civarındaydı ve Grifon Kaptanı grifonlarla dolu bu bölgede yaşadığı için hiç de kolay lokma değildi. Yine de Grid büyücü olmadığı için büyü kitaplarının değerini bilmiyordu.

‘Eski püskü bir kitap işte… pahalıya gitmesi imkansız… Neyse, en azından TP ve kemik falan aldım.’

Grid hayal kırıklığıyla homurdanırken…

22 grifondan kaçan Toban kaskatı kesildi ve yaptığı büyük hatayı fark etti.

‘Hassiktir! Grupta değiliz!’

Grifon bossunun ölümü! Toban da TP ve ekipman alacağını sanıyordu, ama önünde bir tane bile bildirim ekranı yoktu. Neden mi? Çünkü Grid’le parti kurmamışlardı. Hemen Grid’e dönüp onu gruba davet etmek istedi, ama grifonlardan kaçmak zorunda olduğu için dikkatini dağıtamazdı. Bağırdı.

“Grid! Parti! Grup! Beni gruba davet et, çabuk!”

Grid sorgulayan gözleriyle ona baktı, “Niye?”

“Ne demek niye? Grup olalım diye!”

“Hayır, niye grupta olacağız ki?”

Toban afalladı, “Niye diye mi soruyorsun? Avlanırken grup kurmak normal değil mi?”

“Sen kafayı mı yedin? Niye TP ve ekipmanları başkasıyla paylaşayım?” Grid’in gözleri parladı. “Köle olduğunu unutup duruyorsun; dengim değilsin. Sadece ne dersem onu yapacaksın, o kadar.”

“N-Ne?!”

Grid Kutu’nun grubunu katlettikten sonra Toban peşine takılmış ve bir şeyin farkına varmıştı: Görev icabı Grid’den almaya çalıştığı Kutsal Işığın seti basit görev ekipmanlarından ibaret değildi; kahrolası şey efsanevi bir ekipman setiydi. Dolayısıyla Toban ekipmanları ondan çalmaya çalıştığı için kendini iyice kötü hissediyordu.

Fakat o başka, bu başkaydı. En azından avlanırken aynı grupta olmaları gerekirdi!

“Kindarsın!” Toban’ın asabı bozuldu ve suçu Grid’e attı, “Sana ihanet ettiğim için üzgünüm, ama beni gruba bile almadığına inanamıyorum! Belki beni önemsiz görüyorsun, ama sıralamadayım. TP benim için çok değerli! Yem rolünü üstlendiğime göre an azından biraz TP almama izin ver!”

Kiooooh!

Toban durdu ve 22 grifon etrafını sardı. Fakat Toban hiç çekilmeden sadece Grid’e baktı.

Nihayetinde Grid taviz vermek zorundaydı. “Tamam, anladım. Madem öyle diyorsun seni gruba ekleyeceğim. İstiyorsan kölem olmaktan bile kurtulabilirsin.”

“Eh? C-Ciddi misin?”

Toban şüpheliydi, ama biraz da heyecanlıydı.

Tabii Grid’in diğer sözlerini duyunca fikri hemen değişti, “Bunu yerine bana yaptıklarını Jishuka’ya anlatırım ve sana hiçbir zaman ekipman yapmam.”

“…”

“Komik adamsın. Arkamdan iş çevirmeye çalıştığın için bu haldesin, biliyorsun değil mi?”

“G-Grid…”

Kiooooh!

Grifonlar kükreyerek saldırıya geçtiler. Tek kalkanla 22 grifona karşı koyması imkansızdı. Toban bu gidişle öleceğini anlayınca Grid’e yalvardı, “Hatalıydım! Bossu öldürdüğünü görünce fazla heyecanlandığım için kontrolümü yitirdim! Lütfen beni kurtar! Bir daha grup meselesini hiç açmayacağım. Beni kurtar yeter!”

“İstemiyorum.”

 “G-Grid!”

“… Köle olduğunu bir daha unutmayacağına söz verirsen kurtarırım.”

“Anladım! Söz!”

Nereden bakarsanız bakın durum sıkıntılıydı. Grid kindar bir adamdı. Toban hüsran içinde olsa da çaresiz kaldığını biliyordu. Tabii o zamanlar bilmiyordu. Grid’in kölesi olarak başına ne kadar şanslı olayların geleceğini nereden bilebilirdi ki?

***

Tzedakah Klanı NPCler arasında ünlüydü. Her krallığın farklı farklı soyluları ve asilleri onları yanına almaya çalışmıştı. Toprak ve servet sunarak onları cezbetmeye uğraşıyorlardı.

Fakat Tzedakah Klanı karar veremiyordu. Grid ile çalışmak için Winston’da kaldıklarından şimdilik sessizce bekliyorlardı.

Sonunda, Tzedakah Klanı Winston’da nam salmayı başarmıştı. Winston’un hanımıyla araları çok iyiydi.

Sekizinci Hizmetkar’ın doğuşuyla başlayan Yatan Kilisesi’ne karşı saldırılarda, Leydi Irene çok sayıda görevi tamamlayan ve Malacus’u öldürmeyi başaran Tzedakah Klanı’nın performansından oldukça memnundu.

“Winston’un doğusunda Bairan diye bir köy var. Bölgede çok sayıda yaratık bulunduğu için nüfusu az, ama oldukça geniş ve birkaç madene de sahip; geleceğinin çok parlak olduğunu söylüyorlar.”

“…”

“Jishuka, o köyün başına geçerek Baron unvanını almak ister misin?”

Bairan Jishuka için önemli bir köydü.

Bairan’daki müzayede salonu Grid’in Özel Yafa Okları’nı piyasaya sürdüğü ve dünyaya varlığını duyurduğu ilk yerdi. Ayrıca Ormanın Muhafızı o civarlarda olduğu için Jishuka sık sık o köye gidiyordu.

‘Yüksek seviyeli oyuncular için birkaç avlanma yeri ve zindan var; üstelik Winston’a arabayla sadece yarım günlük mesafede…’

Konum olarak hem Grid’e yakındı hem de klan üyelerinin seviye kasmaları için uygun alanlara sahipti. Ayrıca nüfus düşük olsa da bölgeye çok sayıda oyuncu geliyordu. Klan iyi idare ederse vergilerden kazanılan gelir elle tutulur boyutlara çıkabilirdi.

Jishuka sonunda kararını verdi, “Leydi Irene, benim için bir şereftir. Hayatım boyunca size sadık kalacağım.”

[Ebediyet Krallığı’nın baronlarından biri oldunuz!]

[Asilzadelerin sosyal çevresine girme hakkını kazandınız.]

[Bairan Lordu oldunuz.]

[Bölge işletme sistemi açıldı.]

Sonrası basitti.

Jishuka klana durumu bildirdi ve Bairan Köyü’nün yolunu tuttu. Köydeki 100 askerle birlikte Pon ve Ibellin güvenlik için çevredeki yaratıkların icabına baktı; mühendisler eski kaleyi tamir etmek ve büyütmekle görevlendirildi.

Öte yandan Faker ve birkaç klan üyesi Bairan Köyü’nün finansal durumunu ve karakteristik özelliklerini çıkararak gelecekte neler yapabilecekleri üzerine konuştular. Kurmay başkanı Toban’ın yokluğu yüzünden Jishuka ve diğerlerine çok iş düşüyordu, ama buna takılmadılar. Toban zaten kurmay başkanlığını pek etkili kullanabilen biri değildi.

Yine de yokluğu hissediliyordu.

“Ne zaman gelecek?”

SS-seviye görevden bahsedeli bir hafta geçmişti. Sonrasında bütün fısıltıları kapattığı için kimse ona ulaşamıyordu. Yine de endişeli değillerdi. Sonuçta Toban sıralamanın üst kısımlarında yer alan yetkin bir adamdı; hepsi göreve odaklandığını düşünüyordu.

“Görevle meşgul. İşi bittiğinde döner. Ben asıl Grid’i merak ediyorum.”

Vantner hala Grid’den dert yanıyordu. Çok gecikmişti. Görev için yola çıkalı bir ay geçmiş olmasına rağmen hala ortalıkta yoktu. Ne klanın mesaj kutusundan ne de fısıltılarla ona ulaşabiliyorlardı.

“Grid göreve çıkmamış mıydı? Bir ayda 170. Seviye’ye ulaştı. Bana kalırsa görev yapmaktan ziyade zindanda falan seviye kasıyor; aynı Regas gibi.”

Gerçekten de Grid’in klan penceresindeki seviyesi anbean artıyordu.

‘Pagma’nın Soyu…’

Jishuka Grid’in Braham’ın görevini aldığı anlara birinci elden tanık olmuş ve sonradan Pagma’nın kimliğini araştırmıştı. Grid tarihin tartışmasız bir numaralı demircisi, Pagma’nın soyundan geliyordu.

‘Efsanevi sınıfın sınıf görevi… ne kadar zor olduğunu tahmin bile demiyorum. Gecikmesine şaşırmamak lazım.’

Sadece Vantner değil, Jishuka da Grid’in bir an önce dönmesini istiyordu. Klan üyeleri Grid’in onlara ekipman yapmasını iple çekiyorlardı.

Bu esnada Bairan Köyü hızla büyüdü. Oyuncular Tzedakah Klanı’nın köyün başına geçtiğini duyar duymaz bölgeye akın etti. Bu gidişle ekonomik anlamda korkunç bir büyüme yaşayacaklardı. Günün birinde Bairan’ın da aynı Winston gibi bir şehre dönüşmesi mümkündü.

Fakat bazı kötü haberler de yok değildi. Büyük beklentilerle klana alınan altı yeni üyeden üçü… Asuka, Kara Ayıcık ve Kutu üçlüsü hiçbir şey demeden klandan çıkıp gitmişti.

“Öylece çıktılar. Ne yapıyor bunlar?”

“Zaten şüpheliydik. Klanda kalsaydılar ortalığı karıştırıp duracaklardı. Çıkmaları iyi oldu.”

Kalan klan üyeleri buna takılmadılar, ama diğer yeni yetmeler korkmuştu.

Toon Bairan Köyü’nde güvenlikten sorumluydu ve günlük devriyesine çıkmıştı. Merakına yenik düşerek Kutu’ya fısıldadı.

-Hey, ne oldu? Kafatasının kimliğini öğrenene kadar klanda kalacaksın sanıyordum?

Kutu bu fısıltıyı komik buldu.

-Onu buldum bile. Sonu pek hoş olmadığı için klandan çıktım.

-Hoh…? Ciddi misin? Kimmiş peki?

-Söylersem eğlencesi kaçar. Bir ipucu vereyim. Hiç beklemediğin bir adam.

-Ne? Bu kadar mı? Gebermek mi istiyorsun?

Toon’un asabı bozuldu. Kendini dizginledi ve veda etti.

-Toon, önerimi hatırlıyor musun? Kafatasıyla tanıştıktan sonra Tzedakah’tan çık ve benim klanıma gel. Senin gibilere kapımız her zaman açık. Görüşürüz.

“Pek, arsız şerefsiz.”

Toon fısıltıyı kapattı ve klan penceresine baktı. Kalan 21 klan üyesini incelerken gözleri bir adama takıldı. Bir ay önce Winston’da tanıştığı 110. Seviye demirci şimdi 172. Seviye’deydi?!

“…Oh…”

Toon’un gözleri savaşma arzusuyla parladı.

……