Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

129. Bölüm SS

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Judar Kilisesi, Dominion Kilisesi ve Rebecca Kilisesi.

Söz konusu üç kilise birbiriyle yakın ilişkilere sahipti. Rebecca Kilisesi Judar ve Dominion için bir ebeveyn gibiydi. Sağlığın ve bilgeliğin tanrısı Judar ve savaşın tanrısı Dominion, ışığın tanrıçası Rebecca’nın oğullarıydı.

Üç din içinde Tanrıça Rebecca başı çekiyordu. Aradaki fark şuydu ki Dominion Kilisesi silahlı güçler bakımından üstündü ve Judas Kilisesi de bilgeliğe ve sağlığa odaklıydı. Bunların yanında Rebecca Kilisesi adaletin peşindeydi.

Fakat Judar Kilisesi’nin lideri hırslı bir adamdı.

“5. Papa Franz esasında bizim kilisemizdendi. O vakitlerde, Rebecca Kilisesi’nde papa olacak kimse yoktu; bu yüzden Franz’ı bizden aldılar ve papalık tahtına oturttular.”

Hikaye böyleydi. 5. Papa Franz aslında Judar Kilisesi’nin lideriydi, ama Rebecca Kilisesi yetkin bir aday bulamadığından papa olarak onu seçmişti.

“Şu Papa Drevigo’ya bak. Papa olmaya layık mı bu adam? Kimse sesini çıkarmıyor, ama Drevigo yüzünden Rebecca Kilisesi’nin karanlığa kapıldığını bilmeyen yok. Yerini bir başkasına bırakması şart ve o yeni şahsın da kim olacağını düşünmeye gerek yok… Ben!”

Judar Kilisesi’nin 11. Lideri, Pascal! 5. Papa Franz’ın soyundan geldiğini iddia eden yetkin bir figürdü. Samimiyeti ve olağanüstü yeteneği sayesinde Judar Kilisesi’nin başına geçmişti; şimdi de Rebecca Kilisesi’nin papası olma hayalleri kuruyordu.

“5. Papa, atam Franz eşi benzeri olmayan bir şeye imza attı. Benim de papa adayı olmam garip kaçmaz.”

Açıklama bir türlü bitmiyordu. Bir süredir sessizce dinleyen siyah saçlı adam, kısa kesmek niyetindeydi.

“Ee… Ne yapmamı istiyorsunuz?”

Siyah saçlı adam Toban’dan başkası değildi. Kutsal şövalye sıralamasında birinciydi ve Tzedakah Klanı’nın kurmay başkanıydı. Pascal ona Judar Kilisesi’nin bir kutsal şövalyesi olarak hitap ve emretti, “Rebecca Kilisesi Franz’ın kullandığı ekipmanları saklıyor. Kutsal Işığın Tacı, Zırhı ve Eldivenleri. Senden onları bana getirmeni istiyorum.”

[Görev oluşturuldu.]

[Franz’ın Torunu]

Zorluk: SS

Açıklama: Yaşadığı dönemde ve akabinde geçen yıllarda insanların en çok saygı duyduğu kişiydi 5. Papa Franz. Rebecca Kilisesi’ni bugünlere getiren adamın o olduğunu söylemek abartı kaçmazdı.

Pascal 14. Papa olmanın hayalini kuruyor! Rebecca Kilisesi’ne Franz’ın torunu olduğunu kanıtlamak istiyor. Bunu başarabilirse yozlaşmış Papa Drevigo’ya direnen güçlerin Pascal’a destek vermesi mümkün!

Ne olursa olsun Kutsal Işığın Tacı, Zırhı ve Eldivenleri’ni alın! Pascal sadece Franz’ın giyebildiği o ekipmanları takarak kimliğini kanıtlamayı planlıyor.

Başarı Koşulu: Kutsal Işığın Tacı, Zırhı ve Eldivenleri’ni alın.

Ödül: +5 Seviye. Bilgeliğin Kılıcı.

Ceza: Pascal’ın papalık planları çökecek. Pascal sizden nefret edecek.

‘İnanılmaz!’

Sıralamanın üst tabakasında bulunan oyuncular için %1’lik TP bile çok önemliydi. Beş seviye kasmak, şu anda 232. Seviye olan ve ortak sıralamada 68.sırada bulunan Toban için inanılmaz bir fırsattı.

‘Genelde bir seviye kasmam 8-10 gün sürüyor… Görevi tamamlayabilirsem en az 40 gün kazanmış olacağım. Sıralamada tepeye fırlarım! Ama hepsi bu da değil…’

Toban Bilgeliğin Kılıcı’nı görünce neredeyse mutluluktan havalara uçuyordu.

[Bilgeliğin Kılıcı]

Seviye: Efsanevi

Dayanıklılık: 500/500   Saldırı Gücü: 385   Saldırı Hızı: +%3

* Normal saldırı sırasında yeteneğin dolma süresini sıfırlama şansı vardır.

* Zeka +250

Açıklama: Judar Kilisesi’nin ilahi eseri. Geçmişte, kilisenin lideri bu ilahi eseri sadece en güvendiği kişiye verirdi.

Kullanım Koşulu: Judar Kilisesi’nin bir numaralı kutsal şövalyesi.

Ağırlık: 450

‘Bu kılıcı almak istiyorum!’

Bilgeliğin Kılıcı’nın saldırı gücü 230. Seviye özel sınıf tek elli kılıçlara kıyasla normaldi. Efsanevi seviyenin hakkını vermiyor gibiydi. Fakat özellikleri gerçek gibi değildi. Normal saldırı sırasında yeteneğin dolma süresini yenileme ihtimali vardı. Saldırı hızını artıran ekipmanlarla bir arada kullanılırsa yer yerinden oynayabilirdi.

‘Bu kılıcı aldığım sürece Pon ve Ibellin gibi seviye kasabilirim!’

Ormanın Muhafızı baskınında yaşananlardan dolayı Grid, en son Toban’a ekipman yapacağını söylemişti. Toban Pon ve Ibellin’i izlerken kıskançlıktan kırılıyordu, ama bu görev, ona umut ışığı olmuştu.

[Kabul etmek istiyor musunuz?]

"..."

Görevi başaramazsa başına gelecekler çok kötüydü. Judar Kilisesi’nin lideriyle arası kötüleşirse neler olacağını bilmiyordu. Görev ‘SS’ zorluğunda olduğuna göre başarı şansı muhtemelen düşüktü. Fakat yine de Toban, ödülleri gördükten sonra kararını vermişti.

“Derhal Rebecca Kilisesi’ne gidiyorum!”

[Görevi kabul ettiniz.]

Pascal adamın agresif tavırlarından memnundu.

“En iyi kutsal şövalyemize güveniyorum. Vatikan’a yerleştirdiğim casusla buluşursan o sana hazinelerin yerini söyleyecektir. Dediği şeylere göre ilerle ve hazineleri geri getir.”

“Anlaşıldı!”

Toban fazla oyalanmadı. Anında Vatikan’a doğru yola çıktı. Yol sırasında klandan destek istedi.

{Gençler! SS-seviye görev aldım!!}

{Vov~ Sonunda aldın demek? Ohh, ben ne zaman alacağım?}

{ㅊㅋㅊㅋ Ödül ne?}

{Efsanevi kılıç -_-v}

{Piyango! ㄷㄷ}

{Ama Toban, SS-seviye görevler zor olmuyor mu? Tek başına yapabilecek misin?}

{Tek başıma zorlanacağımı düşünüyorum. Yardım edecek kimse var mı? Sonra ödeşiriz.}

{Görevin içeriği ne?}

{Rebecca Vatikanı’na sız ve üç hazine çal.}

{Vatikan mı...?}

Mesaj kutusundaki ortam değişti. İnsanlar anlam veremiyordu.

{İyi de orada Rebecca’nın Kızları yok mu? Onlarla savaşmak zorunda kalacak mısın?}

{Şey… Malacus’tan iyidir, değil mi? ;;;}

{Ama üç kişiler? ㅡ,ㅡ;}

{Ah... Toban, üzgünüm, ama yardım edemeyeceğim. Bir terslik olursa ölebilirim..}

{Al benden de o kadar… Risk çok büyük, kusura bakma.}

{Belki de görevden vazgeçsen daha iyi olur. ~ _ ~;;}

“...Hay arkadaş.’

Sıralamadaki oyuncular için ölüm, büyük sıkıntıydı. Bir seviye bile kasmak bu kadar zorken kim ölümü göze alırdı ki? Peki ya ekipman düşürürlerse? Düşünmek bile insanı tir tir titretiyordu. Mesele sadakat ya da arkadaşlık değildi. Gerçekçi olmak gerekirse kimse bir adam için böyle büyük bir risk almak istemezdi.

Fakat Toban hala umutluydu. Çünkü Regas’a sahipti. Regas zordaki herkese yardım etmesiyle tanınırdı! Ona klan içinde Gönüllü diyorlardı.

Toban fısıltı gönderdi. Ama…

[Karşı taraf bütün fısıltıları kapatmış.]

“Kahretsin!”

Diye mırıldandı Toban. Regas arada sırada eğitime odaklandığı için bütün mesajlarını kapatırdı; görünüşe göre şimdi de çalışıyordu. En az bir hafta ona kimse ulaşamayacaktı. Toban tek başınaydı.

“Sanırım elden bir şey gelmez… Rebecca’nın Kızları’na yakalanmamak için dikkatli davranmalıyım.”

Toban görevi tek başına nasıl yapacağını düşünürken bir fısıltı geldi.

-Şef, uygunsa ben yardım edeyim?

‘Kutu?’

Kutu Tzedakah Klanı’na yeni katılan altılıdan biriydi. Bağlayıcı diye bir sınıfa sahipti! Büyüyü nesnelere bağlayarak onları kontrol edebiliyor ya da nesneleri bir araya getirerek karşı tarafa zarar veren yahut kendi müttefiklerine yarar sağlayan büyülü şeyler yaratabiliyordu.

Ciddi karar yeteneğine ve büyü kontrolüne ihtiyaç duyan bir sınıftı; dolayısıyla oynamak çok zordu. Fakat Kutu, bağlayıcı sıralamasında birinciydi. Ortak sıralamada sadece 230.’uydu, ama klan ondan çok şey bekliyordu.

Toban rahatladı.

-Oh? Teşekkür ettim! Ama sıkıntı olmasın? Rebecca’nın Kızları’yla karşı karşıya kalabiliriz?

-Risk benim için sorun değil. Ayrıca Kara Ayıcık ve Asuka da yardım etmek istiyor. Dördümüz birlikte bu işin üstesinden gelebiliriz.

Kara Ayıcık ve Asuka da yeni katılanlardandı. Bilhassa Asuka güçlüydü, zira ortak sıralamada 28.’ydi. Toban bir şey istediklerini biliyordu.

-Yardım karşılığında bir şey mi istiyorsunuz?

-Evet, lütfen Kafatası’yla tanıştır bizi.

“…”

Katılan altılının amacı aynıydı. Grid’le tanışmak istiyorlardı. Tavırlarına bakılırsa klana sadece Grid ile tanışmak için katılmışlardı. Grid’in sınıfını merak ediyorlardı, zira onun bir gizli sınıf olduğuna eminlerdi.

Toban reddetti.

-Kaç kez söyleyeceğim daha? Size tamamen güvenene dek cevap veremem.

-Yemin ederim sadece konuşmak istiyorum… Neyse, tamam. Şimdi söylemene gerek yok. O halde Şef, sana iyilik yapalım sadece?

-Ah?

-Güvenden bahsettin… Güven dediğin şey böyle oluşmaz mı? Güven bağı kurmak için yoldaşlarımıza yardım etmeliyiz, değil mi?

-Yani bir an önce güven kazanmak ve kimliği öğrenmek istiyorsunuz?

-Haha, evet.

-Ne aceleniz varsa… Niyetiniz hoşuma gitmedi, ama yine de yapacak bir şey yok. Yardımınıza ihtiyacım var.

Vatikan yakınlarındaki casusla iş çevirmesi gerekiyordu. Toban Kutu’ya buluşacakları yeri ve zamanı söyledi.

İki gün sonra.

Toban buluşma yerine geldi, ama Kutu’nun grubundan hala iz yoktu. Kilisenin casusu orada tek başına duran Toban’a yaklaştı. Anlattığı şeyler gerçek gibi değildi.

“Papa Drevigo öldürüldü. Onu öldüren kişi senin gibi tanrının kutsanmış olanlarından biriydi.”

“Ne…?”

Tanrıların kutsadığı… NPClerin oyuncular için kullandığı tanımlardandı. Bir kullanıcı papayı, şu anda en güçlü NPCler’den birini mi öldürmüştü? Toban kulaklarına inanamadı ve sordu.

“Nick… Pardon, ismi neydi? Papayı tek başına nasıl yendi?”

“Saklandığım için ismini göremedim, ama çok güçlüydü. Kılıç ustalığıyla papayı köşeye sıkıştırdı.

“… İnanılmaz. Öyle bir oyuncu mu var?”

Belki de Pon’un ağzından düşürmediği, ortak sıralamada 1.olan Kraugel’di? Pon’un dediklerine bakılırsa Kraugel’in gücü akıl sır erdirilecek bir şey değildi. Pon Regas ve Jishuka’yla iş birliği yapsa dahi Kraugel’i yenemeyeceklerini söylemişti. Söz konusu o adamsa papayı tek başına yenebilirdi.

‘O olmasa bile dünya geniş. Tatmin’de iki milyar insan var. Bilmediğimiz etmediğimiz gizli tiplerin sayısı… Daha geçenlerde o Euphemina denen kadın Faker’ı yenmemiş miydi?’

Fakat bir oyuncu ne kadar güçlü olursa olsun papa, Rebecca’nın Kızları’na sahipti. O oyuncu hem papayla hem de Rebecca’nın Kızları’yla tek başına mı karşılaşmıştı?

“Peki ya Rebecca’nın Kızları? Onlar da sıkıntı çekti mi?”

Adam başını iki yana salladı, “Onlar sağ salim yaşıyor.”

“Ne? Papa öldüyse onlara niye bir şey olmadı?”

“Ölen papa Rebecca’nın Kızları’nı kukla gibi kontrol ediyordu. Rin’i neredeyse kiliseden kovacaktı. Bu yüzden papaya yardım etmediler.”

“Aptal herif.”

Zaten Toban’ın amacı papayı bulmak değildi. Ona ne olduğu önem arz etmiyordu. Tek istediği Franz’ın hazineleriydi. Toban asıl amacını sordu, “Gayet iyi. Vatikan karmaşa halinde olacağı için güvenlik zayıftır. Franz’ın hazinelerini çalabilirim. Nere saklılar?”

“Şey…” casus tekledi.

Adamın yüzündeki ifadeyi gören Toban’ın içine kötü bir his doğdu, “Sakın bana papayı yenen adamın Franz’ın hazinelerini de aldığını söyleme?”

“… Aynen öyle oldu.”

Toban bağırdı, “Rebecca’nın Kızları ne halt ediyordu? Franz’ın hazineleri Rebecca Kilisesi için önemli değil miydi? O adama niye verdiler!”

“… Başka verecekleri bir şey yoktu.”

“Hay sıçayım!”

İşler değişmişti. Toban’ın en sevmediği şey beklenmedik olayların yaşanmasıydı.

“Sıkıntı… Büyük sıkıntı.”

Toban gergin gergin düşünürken Kutu’nun grubu geldi.

…….