Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

52. Bölüm Profesyonel Oyuncu

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

Her ülkedeki medya bültenlerinde Tatmin’de ilk defa ortaya çıkan ikinci sınıfın haberleri yayınlanıyordu.

Güney Kore.

<İkinci bir sınıfın ortaya çıktığını biliyor musunuz? Aldığımız bilgilere göre ikinci sınıfı elde eden kullanıcı daha geniş bir silah, yetenek ve hüner yelpazesine kavuşuyor. Bununla birlikte atladığı her seviyede fazladan iki hüner puanı alıyor. Muhabirimiz Cho Sungjin’den detaylı bilgiler alacağız. Sendeyiz, Cho.>

<Merhabalar, ben Cho Sungjin. Bugün saat sabah 01:00 sularında S.A Grubu’nun yaptığı açıklamayla birlikte Tatmin’de ilk ikinci sınıfın ortaya çıktığını doğruladık. Henüz nasıl bir sınıf olduğu hakkında bilgi sahibi değiliz, ama uzmanlar Tatmin’deki içerik bolluğuna dikkat çekerek önümüzdeki günlerde yepyeni ikinci sınıflar göreceğimizi söylüyorlar. İkinci sınıfın en büyük avantajı her atlanan seviyede 10 yerine 12 hüner puanının kazanılması olarak görülüyor…>

Amerika.

<James, ikinci sınıfa dair detaylı bir bilgiye sahip miyiz?>

<S.A Grubu ortaya çıkan ikinci sınıfla ilgili bilgi vermek istemiyor. Bu kararı, sınıfı alan oyuncuyu korumak için verdiklerini söylüyorlar... >

İngiltere.

<Elimize inanılmaz bilgiler ulaştı. Öğrendiğimiz kadarıyla ikinci sınıfı alan kişi Moğolistan vatandaşıymış. >

<Moğolistan mı? Orada Tatmin oynanıyor mu ki? >

<Hahah, istatistiklere bakıldığında Moğolistan’ın Tatmin’i pek benimsemediğini söylemek yanlış olmaz. Gelişmiş ülkelerin çoğunda nüfusun %60’a yakını Tatmin oynarken, bu oran Moğolistan’da yalnızca %3. >

<Oh… İstatistikler aynı zamanda İngilteremiz’deki Tatmin oyuncularının nüfusa oranının %68 civarında olduğunu gösteriyor, değil mi? İngiltere’nin %68’lik diliminden değil de, Moğolistan’dan bir kişinin ikinci sınıfı edinmesi… Adeta dünyaya bu oyunda yetenekli olmadığımızı gösteriyoruz.>

Çin.

<S.A Grubu kullanıcı bilgilerinin mahremiyeti alanındaki katı tavrını sürdürüyor. Uzmanlara göre ikinci sınıfı alan oyuncunun bir Moğolistan vatandaşı olarak duyurulmasının sebebi, Tatmin’in Moğolistan’daki popülerliğini artırmak olduğu düşünülüyor.>

<S.A Grubu’nun dünyayı Tatmin aracılığıyla domine etmeye çalıştığı çok açık. Herkesi Tatmin’in kölesi yapmak istiyorlar. Günün birinde dünya onların eline düşebilir. Tatmin bağımlılığı için acil çözüm bulunmalı…>

Japonya.

<İkinci sınıfı alan kişinin bir Asyalı olmasından gurur duyuyorum. Peki biz ne zaman Japonya’da böyle bir şey göreceğiz?>

<Bildiğin gibi Japonya nüfusunun %71’i Tatmin oynuyor. Tatmin’de oldukça fazla Japon oyuncu mevcut. Hatırlarsanız birkaç ay önce bir Japon oyuncunun destansı sınıf aldığını öğrenmiştik. İkinci sınıfı ilk alan ülke olmayabiliriz, ama ikinci olacağımıza inancım tam. >

<Ancak Kore nüfusunun %73’ü Tatmin oynamıyor muydu? Nüfus oranlarına bakıldığında %73’le dünyada ilk sırayı Güney Kore alıyor. İkinci sırayı onların alması daha olası. >

<...Belki de S.A Grubu Kore’ye biraz yardım eder…>

<Şu anda bilindiği üzere Güney Kore’de genel sıralamada 5. sıraya oturmuş olan Yura dışında yetenekli bir başka oyuncu yok. Tatmin’in Güney Kore yapımı bir oyun olduğu düşünülünce bu gerçekten garip geliyor.>

<Hazır sözü açılmışken, S.A Grubu’nun Yura’ya sponsor olacağına dair söylentiler var. >

<Öyle mi? Peki kaynak kim? >

<Şey… internet sayfalarında…>

<Lütfen asılsız dedikodularla yayını kirletmeyelim. Uluslararası bir soruna yol açmak istemeyiz. >

<Üzgünüm…>

İnsanların ikinci sınıfa duyduğu ilgi öyle büyüktü ki dünya çapındaki bütün medya organları ikinci sınıfa yönelik bir program hazırlamıştı.

Öte yandan Shin Yongwoo, zindandan kaçtıktan sonra iç geçirerek oyundan çıktı. Gözlerini açar açmaz hemen televizyonun karşısına geçti, kendine biraz yemek ısıttı ve haberleri izlediği sırada titredi.

“Kıskanmamak elde değil… Her seviye atlayışında fazladan iki hüner puanı, sahtekarlık değil de nedir bu? Hangi alçak aldı ikinci sınıfı? Ahh, sıçayım böyle işe. Kıskançlıktan karnıma ağrılar giriyor.”

Shin Youngwoo ikinci sınıfı alan kişinin kim olduğunu hayal bile edemiyordu.

***

Aile yemek için toplandı.

Baktım herkes sakince oturuyor, hemen ilan ettim, “Artık işçi ofisine gitmeyeceğim.”

Ansızın gelen bir yıldırım gibiydi!

“Oğlum, yoksa sonunda işe mi girdin? Hah, biliyordum! Sana inanıyordum!”

“Vov, Ağabey! Artık resmi bir işin var demek? Tebrikler! Hediye olarak ne alsam…”

“Ahh ahh, inşaat alanlarında çektiğin çileler yüzünden kalbime hançerler saplanıyordu. Bugüne ne kadar neler çektin, oğlum!”

Böyle tepkiler bekliyordum, ama tabii gerçekler acıydı.

Tak!, babam bir anda kaşığını masaya koydu.

“Hayatını salıyor musun?”

Annem iç geçirdi. “Ne kadar çalışırsan çalış… Borcunu nasıl ödeyeceksin ve evlilik işi ne olacak?”

Sehee dilini şaklattı. “Yetişkinler bencil olmamalı. Yaşlanana kadar annemlere mi bel bağlayacaksın? Zavallı, Ağabey, çok kötüsün.”

İnanılmazdı… Bu muydu ailem dediğim insanlar?

“Evde pinekleyeceğimi kim söyledi ki?” dedim. “Sırf inşaat ofisine gitmeyeceğim diye yaşamaktan pes ettiğimi mi sanıyorsunuz? Oğlunuz yeni bir iş bulmuş olamaz mı?”

Sehee’nin gözleri fıldır fıldır açıldı. “Ne? Ağabey, iş mi buldun? Seni alacak bir yer var mıymış?”

Annem kendi kendine konuştu. “Bakkalda falan mı çalışacak acaba… Orada iş kolaydır, ama saat başı verdikleri ücret çok düşük…”

Babam bana ciddiyetle sordu. “Youngwoo, arkadaşlarına kanıp geçen seferki gibi saadet zincirine falan girmedin, değil mi?”

“Hey! Öyle bir şey değil! Çok iyi bir iş buldum!”

“Neymiş?”

“Profesyonel oyuncu olacağım. Oyundan para kazanacağım! Demirci olduğumu biliyorsunuz, değil mi? Çok iyi bir iş ve ekipmanları pahalıya satabiliyorum. Şansım biraz yaver giderse günün birinde büyük şirketler kadar para kazanabilirim. Oyundaki sağlam bir tüccardan söz aldım bile.”

“…”

Ani bir sessizlik, sonra babam öfkeyle gürledi. “… Yani evde kalacak ve oyun oynayacaksın?”

Ne? Niye kızgındı?

“Söylemesi kolay tabii. Oyunu ne kadar oynarsam o kadar para kazanırım. Belki bütün gün kapsülden çıkmam, hehehe.”

Ttaak!

“Keook...!”

Kaşık ansızın alnıma çakıldı. Annem babama bir kaşık daha verdi ve babam onu da yüzüme fırlattı.

“Ahhh! Neden? Ne oluyor?”

“Yarın işçi ofisine gideceksin.”

“Hayır, neden? Duymadınız mı beni? Oyundan para kazanacağım!”

Annem yaşlarını sildi. “Tanrım, ağabeyin ciddiymiş. Sehee, sakın ona benzeme.”

Neler diyordu annem?

Sehee kızgın kızgın dudaklarını ısırdı ve bağırdı, “Lütfen büyü artık, Ağabey! Oyundan para mı kazanacaksın? Bir yıldır oynamıyor muydun? Nerede para! Para kazanacağına borcuna borç kattın! Gerçekle yüzleş artık!”

“Hayır… bu kez farklı. Demirci olduğum için işler değişti… Çok çile çektim ve bir tüccar bana yardım ede…”

“Kes sesini! Oyun dediğin boş iştir!”

“…”

Açıklamaya çalıştım, ama beni dinlemediler. Önümde yaşanan karmaşa anına tanık olduğumda farkına vardım ki her şeyi detaylıca açıklasam bile bana inanmayacaklardı.

Ertesi sabah.

Annem ağladığı için kıyafetlerimi değiştirdim ve ofise yollandım. Bir iş aldığımda bütün hayatımı planlamayı kafama koymuştum. Seviye atlamam ve sınıf görevini tamamlamam lazımdı, ama şu anda en önemli şey para kazanmaktı.

‘Önce Tavşan’ın teklifin kabul edeyim.’

Tavşan’ın beni nasıl zengin edeceğini bilmiyordum, ama abartmadığı kesindi. Adam Mero Şirketi’nin iki numaralı adamı olduğuna göre bir şeyler biliyor olmalıydı. İş ortağı olarak ona güvenmek akıllıca olacaktı.

‘Üs olarak Khan’ın demircisini kullanırsam rahatım yerinde olur… Ahh, umarım oyunu oynamak için zaman bulabilirim. Yine de oyundan para kazanmam lazım ki annemler benden özür dilesin.’

Bugünlerde televizyonu her açtığınızda Tatmin’e dair bir haber görüyordunuz. Annemler elbet Tatmin aracılığıyla zengin olan insanları izlemiş olmalıydı. Yine de benim Tatmin’den para kazanabileceğime inanmıyorlardı. Sebebi basitti, Sehee’nin de dediği gibi bir yıldır oyun oynamama rağmen tek bir kuruş bile kazanamamıştım.

‘Bana güvenmemeleri gayet normal… Onları ikna etmek istiyorsam kanıta ihtiyacım var.’

O akşam.

İşten döndüm ve hemen Tatmin’e girdim. Soluğu Khan’ın demircisinde aldım.

“Ohh, hoş geldin Grid!”

Khan yüzünde çiçekler açarak beni karşıladı. Sadece o değil, diğer Winston sakinlerinin yüzlerindeki kaygılı ifadeler de kaybolmuştu.

‘Winston’a bahar mı geldi? Görünüşe göre Euphemina ve Tavşan iyi iş çıkarmışlar.’

Khan’a sordum, “Tavşan uğradı mı?”

Khan’ın yüzü karardı, “Şey… bu mektup sana gelmiş.”

Mektubu aldım ve okudum.

 [Bay Grid.

Kont Steim insanlara karşı işlediğim günahları affetmediği için suçlarımdan kurtulamadım. Ne yazık ki sizinle yaptığımız iş planını askıya almak zorundayız. Bay Grid, inanıyorum ki sahip olduğunuz yeteneklerle kendi başınıza dünyanın en zengin adamı olacaksınız. Lütfen Khan’dan tavsiye alın ve iyi ekipmanlar yapın. Khan’ın artistik yönü size büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Buradan, uzak topraklardan yaratacağınız efsaneyi izleyecek ve başarınız için dua edeceğim.

Tavşan.]

“Eh?”

Bu da neydi böyle?

…..

Çevirmen notu
Dünkü 2. bölüm 2 bölüm uzunluğunda olduğu için 3. bölümü atmadım arkadaşlar. Arada böyle uzun bölümler çıkıyor.