Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

11. Bölüm Pazarlık

Çevirmen: Shuiqui / Editor: T4icho

“Mubaid Kalıntıları’na gidiyoruz, 130. Seviye’den düşük olanlar gelmesin!”

“Gri Orman’da avlanacağız; 130. Seviye’deki savaşçı en az 96. Seviye’de olan takım arkadaşları arıyor!”

“Ormanın Muhafızı zindanı için adam arıyoruz! 190. Seviye okçu, 181. Seviye savaş sanatları ustası ve diğer üst düzey figürler katılacak! Seviyeniz ve sınıfınız önemli değil! Gelin yeter!”

Oyuna girdiğimde kendimi bir şehir avlusunda buldum. Yatan Kilisesi’yle aramdaki ilişki nedeniyle Yatan Tapınağı’nda dirilememiştim.

‘Bairan Köyü mü?’

Ashur’un görevine başlamadan önce ziyaret ettiğim bir yerdi. Hatıralar aklıma gelince yüzüm değişti.

“Boku yedim.”

Bairan Köyü’nün çevresindeki yaratıkların en düşüğü 100. Seviye’deydi ve üstelik hepsi birbirinden vahşiydi. Burada genelde 80’li seviyelerde gezen insanlar takılırdı ve avlanmak için grup kurmak şarttı. 120. Seviye’ye ulaşmış bir adam değilseniz bu civarda tek başınıza gezemezdiniz.

Geçmişte, burada o kahrolası mağarayı arayacağım diye gezmiş ve ölmüştüm. Ekipmanlarımın dayanıklılığı sıfırı görmüş, botlarım ve eldivenlerim parçalanmıştı.

“Ben böyle kaderin…”

Belki de geçmişte aptal bir tanrının tekiydim. Şans Tanrıçası’nı kızdırmış olmalıyım ki bütün hatıralarımı silmiş ve beni insanların dünyasına sürgün etmişti. O gün bugündür şans bana gülmüyordu.

‘Başka açıklaması var mı ki? Yoksa bir insan nasıl bu kadar şanssız olabilir?’

Alnımı duvara yasladım ve geçmiş hayatıma isyan ettim. Sonsuza dek burada kalamazdım, toparlanmam gerekiyordu.

“Farklı bir köye geçeyim.”

Şu anda en önemli mesele seviye kasmaktı. Bir an önce eksilerin dünyasından kurtulmak istiyordum. Avlanmanın imkansız olduğu bir köyde durmam saçmaydı. Meydanın köşesinde duran at arabaları dikkatimi çekince oraya gittim; sorumlu adamı buldum.

“Bu civardaki en güvenli köy hangisi?”

“Winston Köyü. Çaylaklar genelde orada takılır. Sürücü lazım mı?”

“Kaça patlar?”

Adam tek parmağını kaldırdı. Sahtekar şerefsiz. At arabaları zenginlerin kullandığı bir seçenekti. Benim gibi borç batağına batmış insanlar için fazla lükstü. Tek yemekte marine edilmiş bir tavuğu tek başına yemek kadar pahalıydı!

Ama çaresizdim. Şu anda kendi gücümle farklı bir köye gidemezdim. Köyü terk ettiğim an geberip gideceğime emindim. Gözlerimden yaşlar aka aka bir gümüş uzattım.

Adam bana baktı. “Ne yapıyorsun sen? 10 altın istedim.”

Şaşkına dönmüş gibi yaptım, sanki bilmiyordum. “Hass! 10 altın mı? 10 gümüş değil de 10 altın mı?”

“İlk defa at arabasına biniyor olmalısın. Güvenli bölgelerde araçların temel ücreti beş altındır. Böyle yaratıkların kol gezdiği yerde de fiyatların riske uygun olarak düzenlenmesine şaşırmamak lazım. Aslında 10 altın iyi bile dedim. Winston yakında olduğu için fazladan para almayacağım.”

“Alt tarafı at arabası süreceksin yahu!”

“Hayret bir şey, bu yüzden yeni yetmeleri sevmiyorum. Bilmiyor musun kardeşim, çevredeki yaratıklar insan görür görmez hemen saldırıya geçer!”

“Hayır! Yaratıklar at arabasına yetişecek kadar hızlı değil!”

Adam titredi. Yalanını yakalamıştım. Öksürdü ve açıkladı, “Bazıları yavaş tabii, ama bölgeyi iyi biliyorlar ve doğuştan avcılar. Bu avantajları kullanarak araca yetişebilirler.”

Uyuşturucu satışına benziyordu.

“O zaman dikkat edersin, olur biter.”

“Örgmm… o zaman dokuz altın diyelim.”

Güzel. Pazarlık başlamıştı. Bu tarz durumlarda fiyatı olabildiğince kırmak lazımdı!

“10 gümüş.”

“….”

“Pardon?”

“….”

Ne? Neden konuşmuyordu? Beklediğimden farklı bir cevaptı. Pazarlıklar böyle işlemiyor muydu? Ben önce 10 altın çok pahalı diyeceğim ve 10 gümüş önereceğim, sonra adam 9 altına inecek ve ben 20 gümüşe çıkacağım, bu böyle gidecek…

Nihayetinde fiyatı iki altına indirip işi bağlamayı umuyordum. Fakat adam beni görmezden gelince plan yattı.

“Pazarlık etmeyecek miyiz?”

“Senin gibi fakirin ve sahtekarın tekiyle ne pazarlığı edeceğim? Alçak şerefsiz! Dokuz altına indirmişim fiyatı, sen gelmiş 10 gümüş diyorsun. Pazarlık mı dedin? Senin gibi salağın tekiyle ne işim olur!”

“İyi de ‘müşteri her zaman haklı’ değil miydi? Sana dava açarım, işini kaybedersin!”

“Siktir git aç davanı! Birlik kimi destekler sence? Kaybol, sen aklını kaçırmışsın!”

Patrian’da pazarlık konusunda hep başarılı oluyordum çünkü şehir sakinleriyle aramdaki ilişki müthişti. Bazen işe yaramasa bile sadece gülüp geçiyordum. Fakat bu cevap diğerlerinden tamamen farklıydı.

Ciddiydi. Bu gidişle araca binemeyecektim. Şu anda üstümde 3 altın ve 11 gümüş vardı. Ashur görevi yüzünden varımı yoğumu harcamıştım.

“Lütfen… hasta annem Winston Köyü’nde tek başına… Fazla zamanı kalmadı. Hangi oğul annesinin son anlarında yanında olmaz… Lütfen acı bana ve pazarlık işini yeniden düşün.”

Konuşurken olabildiğince acı ve keder dolu görünmeye çalıştım.

Fakat soğuk kalpli şerefsiz sadece burnundan soludu. “Yalana bak. Başta Winston Köyü’ne bile gitmeyi düşünmüyordun, sana kim inanır be adam?”

“Hayret bir şey, göründüğün kadar aptal değilsin.”

“N-Ne! Şerefsiz, ne dedin sen!”

Olacak gibi değildi. Kıpkırmızı kesilen adam beni kovalamaya başlayınca hemen oradan kaçtım ve diğer araçlara yanaştım. Fakat ne kadar dikkatli olursam olayım fiyatı bir türlü 3 altına çekemiyordum. Hasta annemden tutun sakat kardeşime kadar anlatmadığım hikaye kalmadı, ama yok, adamlar 8 altından aşağı inmiyordu.

Tatmin’in modern toplumu sinirlerime dokunuyordu.

“Neden?”

Bir insan neden -3. Seviye’ye düştüğü yetmezmiş gibi Barian Köyü’ne atılırdı?

“Yapamam.”

Para kazanmam lazımdı. Eşya yap işte! Ekipman yaparsam biraz tecrübe puanı kazanabilirdim. Normal seviyedeki ekipmanları dükkanlar alırdı. Yetenek penceresine baktım ve ‘Demirci Ustalığı Yeteneği’ne odaklandım.

[Demirci Ustalığı Yeteneği]

Seviye: Ustalık

Nasıl yapılacağını bildiğiniz ekipmanları üretin.

Nadir seviye ekipman üretme ihtimaliniz var.

Düşük de olsa destansı seviye ekipman üretme ihtimaliniz var.

Çok düşük de olsa özel seviye ekipman üretme ihtimaliniz var.

* Yetenekte ‘Ustalık’ seviyesinde olduğunuz için üreteceğiniz bütün ekipmanların özellikleri +%10.

* Nadir seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +2 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +30 artacak.

* Destansı seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +4 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +80 artacak.

* Özel seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +12 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +300 artacak.

“Gerçek gibi değil…”

Sıralamaya baktığımda birinci sıradaki demircinin Demirci Yetenekleri’nde henüz orta seviyede olduğunu gördüm. 110. Seviye’ye ulaşana dek binlerce ekipman yapmış olmasına rağmen hala orta seviyedeydi. Dolayısıyla üretim bazlı yetenek seviyelerinin kolay kasılmadığını söylemişti.

Ama ben resmen ‘Demirci Ustalığı Yeteneği’ni tamamen çözmüştüm; bu ‘İleri Seviye’ ya da ‘Orta Seviye’ değil, Ustalık Seviyesi’ydi. Birinci sıradaki adam yeteneklerimi görecek olursa muhtemelen düşüp bayılır, kendine geldikten sonra da bir daha oyuna girmezdi.

‘Efsanevi sınıf gerçekten başka.’

Ardından ‘Efsanevi Demirci Ustalığı Yeteneği’ne baktım.

[Efsanevi Demirci Ustalığı Yeteneği.]

Seviye: 1

Nasıl yapılacağını bildiğiniz ekipmanları üretin.

‘Efsanevi Demirci’nin İcat Yeteneği’ni kullanarak yeni bir eşya için imalat yöntemi oluşturabilirsiniz.

Nadir-destansı seviye ekipman üretme ihtimaliniz yüksek.

Az da olsa özel seviye ekipman üretme ihtimaliniz var.

Çok az da olsa efsanevi seviye ekipman üretme ihtimaliniz var.

*Üretilen ekipmanın bütün özellikleri +%10.

* Nadir seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +2 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +30 artacak.

* Destansı seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +4 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +80 artacak.

* Özel seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +12 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +300 artacak.

* Efsanevi seviye ekipman yaparsanız bütün özellikleriniz kalıcı olarak +25 artacak.

Kıta boyunca itibarınız +1.000 artacak.

* Üretilen her beşinci efsanevi ekipmandan sonra özel bir hadise yaşanacak.

“Has…”

‘Efsanevi Demirci Ustalığı Yeteneği’ henüz 1. Seviye’deydi. Yine de tamamen ustalaştığım ‘Demirci Ustalığı Yeteneği’nden katbekat üstündü. İster istemez hayran olmuştum. Heyecandan titriyordum; ‘Efsanevi Demirci’nin İcat Yeteneği’ne nasıl bastığımı bilmiyordum.

[Efsanevi Demirci’nin İcat Yeteneği]

Efsanevi Demirci Ustalığı Yeteneği her seviye atladığında üç yeni imalat yöntemine kavuşursunuz.

Şu anda yaratabileceğiniz ekipman sayısı: 3/3

* Bu yetenek aracılığıyla üretilen ekipmanlar üstünde onu yaratan kişinin adını taşır.

“Ekipman yaratmak mı? Hangi yöntemle?”

Açıklama biraz karışıktı. Görmeden bilemezdim. Denemeye karar verdim. İcat Yeteneği’ni hemen kullandım.

[Nasıl bir ekipman yaratmak istiyorsunuz?]

En önemli ekipman doğal olarak silahtı. Kusursuz av için yaratılmış silahlar insana seviye konusunda müthiş bir hız katıyordu. Bence büyük kılıçtan daha iyisi yoktu.

Kalın, büyük, güzel…

Rakibin zırhını ezip geçebilen büyük bir kılıç, her erkek adamın rüyasıydı! Bugüne kadar oynadığım oyunlarda büyük kılıçtan başka bir şey kullanmamıştım. Yani anlayacağınız, ilk ekipman kararım belliydi.

“Büyük kılıç.”

[Karar verdiniz mi?]

“Evet.”

[Hangi malzemeleri kullanmak istiyorsunuz?]

Ohhh, doğru ya. Bir imalat yöntemi yaratıyordum; haliyle malzeme kullanmam gerekecekti. Madem başlamıştım, sıradan malzemeler kullanmayacaktım tabii. Aklıma ‘Ormanın Muhafızı’ zindanına giden adamlar geldi.

‘Ormanın Muhafızı’ndan acayip malzemeler çıkıyor diye duymuştum… adı neydi…’

Bir anda aklıma geldi, “Mavi Orikalküit.”

 [Karar verdiniz mi?]

“Evet.”

…..