Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

38. Bölüm Bir Lonca Kurmak (2)

Çevirmen: MidnightSun / Editor: Zakowske

*Çekiç loncasına ait otelde*

Büyük ziyafet salonu tıklım, tıklım insan doluydu.

Bu akşam görevde olanlar dışında herkes burada toplanmıştı.

“Bu delilik.”

“Pa...patron, ne yapacağız?”

“Ben nereden bileyim?”

Burası birisiyle yalnız konuşabileceği bir yer değildi.

Sanki oteldeki tüm şefler toplanmış ve öyle hazırlamıştı bu büfeyi. Herkes çok keyifliydi ama Jung-minchan ve Kim-haemin’in keyfi her geçen saniye daha fazla kaçıyordu.

Tavsiye mektuplarını genelde kabul eden bölüm lideri transfer edilmişti ve Minchan bölümünün başına geçirilerek terfi ettirilmişti.

Başkan, yöneticiler için ayrılmış masada oturuyordu. Minchan ise ekip üyeleriyle çevrelenmiş, terfii ettiği için tebrik yağmuruna tutuluyordu.

O sırada Kim-haemin bir zarf tutuşturdu eline.

“Ne yapıyorsun?”

“Lütfen istifa dilekçemi kabul edin.”

“......”

“En azından benim buradan çıkmam lazım.”

“Ama aynı yere gidiyoruz.”

“Belki oraya daha erken gider ve daha iyi bir pozisyon isterim. Kim bilir? Belki senden daha iyi bir pozisyona geçerim patron.”

Şerefsize bak. Bu herif zaten normalde kaba biriydi ama bugün niye bu kadar arsız olmuştu böyle?

“Off. Hem böyle yerlerde hiç rahat edemiyorum. Yemek boğazımdan bile geçmiyor. Ben önden gidiyorum. Kolay gelsin patron.”

“Hey.”

Yakalanmak istemiyormuş gibi hızla kayboldu Haemin. Minchan’ın elinde tuttuğu istifa dilekçeleri, eliyle beraber titriyordu.

“Bölüm liderim bırakın size bir bardak içki doldurayım.”

“Ha? Peki doldur.”

Çalışanlar ona çoktan bölüm lideri demeye ve yağ çekmeye başlamışlardı. Sürekli birileri ona içki veriyordu ve yapması gerekeni daha fazla erteleyemeyeceğini biliyordu.

İstifa ettiği zaman büyük ihtimalle onları bir daha görmeyecekti ama loncaların çevresi epey küçüktü. Bu yüzden yollarının kesişme ihtimali her zaman vardı. Bu yüzden araları bozulmuş bir şekilde ayrılmaya gerek yoktu. Öyle olması Woojin’in ve loncasının işini zorlaştırırdı.

Ve daha şimdiden bilmiyordu kaç bardak boşalttığını. Artık gitmesi gerekiyordu.

“Hadi bakalım.”

Minchan yerinden kalktı ve yöneticilerin olduğu masaya yöneldi.

“Hahaha. Kore’nin en büyük loncasının lideri olduğun için tebrikler.”

“Haha haha haha. Ne diyorsun sen öyle? Hepsi sizin sayenizde oldu.”

Minchan hayatında ilk kez Park-sahngoh’u bu kadar mutlu görüyordu ve ona bakınca kararından daha bir emin oldu. Ne söylerse söylesin Park-sahngoh’u mahvetmiş olacaktı. Olaysız bir ayrılma ihtimal dahilinde bile değildi.

“Bakar mısınız başkanım?”

“Ooooo. Loncamızın yıldızı Jung değil mi bu? Hadi gel buraya.”

Başkan onu çağırırken yöneticiler de Minchan’a bakıyordu.

Bunların bazıları geçmişte Jung-minchan’ın bulduğu yeteneklerdi. Hepsi B düzey Uyanmışlardı ve yüksek düzeyleri ile temizledikleri zindanlar için hepsi büyük saygı görüyorlardı.

Eski dostun böyle kısa sürede senden daha üst bir düzeye çıkarılması sık görülen bir şeydi. Bu yüzden Uyanmışlar başkalarının promosyonu karşısında çok şikâyet etmiyorlardı. Kıskanmıyorlardı çünkü.

Ayrıca pozisyonlar, Uyanmışlar için karta yazılan kelimelerdi sadece. Lonca ise sadece toplandıkları bir yerdi. Kar için beraber çalışabildikleri bir yer. Uyanmış, loncayı sevmediği zaman sözleşmesi bittiği gibi ayrılabilirdi.

Ancak unvanlar sadece kartlardaki birer satır olsa bile hedeflenen bir şeydi.

“Başkanım size söylemem gereken bir şey var.”

“Oh oh. Bölüm liderinin başarısının hikayesini dinlememiz lazım.”

“Başarısız oldum.”

Minchan’ın sözleri karşısında Park-sahngoh dondu kaldı.

“Bay Kang-woojin ile sözleşme yapmayı başaramadım.”

“Ne dedin sen?!!”

“Şu anda kendimden çok utanıyorum gerçekten.”

“......”

Park-sahngoh’un öfkesi yüzünden okunuyordu. Neresiydi burası? Jung-minchan’ın terfii etmesini ve A düzey olduğundan neredeyse emin olunan Uyanmış Kang-woojin’i Çekiç loncasına getirmesini kutlamak için verilen bir parti değil miydi?

“Böyle bir şeyi nasıl şimdi söyleyebiliyorsun?!!”

“Çok üzgünüm.”

“Bu sadece üzgün olduğunu söyleyerek kurtulabileceğin bir şey mi? Kovulmak mı istiyorsun?”

Ha? Öyle bir şey olsaydı gerçekten minnettar olurdu.

“Sen Kang-woojin’i takip ederken ne kadar para gitti haberin var mı? Bir özür yeterli mi sence?!!”

Woojin’in zindanı bedava kullanmasına izin vermişti. Ayrıca Woojin’in düzeyini gizlice değiştirmek için para harcamıştı. Bunların hepsi zarardı.

Evet, yanlış yapmıştı. Haksızdı. Çok büyük bir yanlış yapmıştı.

“Bunun için tüm sorumluluğu ben üstleneceğim.”

“Sorumluluk ha? Senin sorumluluk alma anlayışın böyle... Bu da ne?”

“İstifa dilekçem. Tüm sorumluluğu alıp istifa ediyorum.”

Park-sahngoh istifa dilekçesine baktı ve şok olmuş şekilde Minchan’a döndü.

“Manyak mısın?”

“Ne?”

“Politikacı mısın sen? İstifa ederek sorumluluk alabileceğini mi sanıyorsun? İşi eline yüzüne bulaştırdıktan sonra kaçıyor olmayasın?”

“......”

Ne söyleyebilirdi ki? Hayır, kelimelere ihtiyaç var mıydı ki?

İstifa edecekti.

“Ben ayrılıyorum. Kendinize iyi bakın.”

“...?”

İçinde istifa dilekçesi olan iki zarfı masaya bıraktı.

Ardından saygıyla eğildi ve hızla ziyafet salonundan kaçtı.

“Şu, şu! Şu şerefsiz ne yaptığını sanıyor şimdi?!!”

Jung-minchan, Park-sahngoh’un öfkeyle kükrediğini duydu ama kulaklarını tıkayıp yürümeye devam etti. Kalbi güm, güm atıyordu. Hala gergin olmasına rağmen yüzünde bir gülümseme vardı.

Bunu yapmak çok iyi ve tatmin edici gelmişti. Ayrıca beklenti doluydu.

Minchan meyve yerine tohumu seçmişti.

Dışarı çıktığında, Haemin arabasıyla birlikte çoktan kapının önündeydi.

“Buradayım patron.”

Hah. İşte bu yüzden bu şerefsizi hala seviyordu.

*

*Sahdahng istasyonu kafesi. Angel Angel Resmi Görüşme Odası. 20:00*

“Alandal’a hoş geldiniz.”

Woojin’in sözleri karşısında Minchan ve Haemin sırıttı.

“Sizinle çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

“Size patronum gibi davranacağım. Lütfen bize göz kulak olun.”

“Tabi ki.”

Woojin ve Minchan el sıkıştılar.

“Nasıl rahat hissediyorsanız öyle davranın bana. Alandal’ı kurmak için elimden geleni yapacağım.”

“Öyle mi? O zaman sana Minchan desem olur mu?”

Ha? Fazla senli benli davranmıyor mu bu?

“Lütfen beni ekip liderli Jung olarak çağırın.”

“Öyle olsun ekip lideri. Loncanın kurulmasını sana bırakıyorum. Neyi uygun bulursan yapabilirsin.”

“...peki.”

Görünüşe göre bu işyerindeki ciddiyetsizliğe alışması biraz zaman alacaktı.

“Bugün gidip biraz soju içsek mi?”

“......”

Bu adamın hayata bakış açısı çok basit duruyordu.

Birisi onları görseydi lonca yerine sıradan bir kulüp kurduklarını sanırdı.

“Yakınlaşma faslına daha ileri bir tarihte geçsek bile... Şu anda dikkat etmeniz gereken bir durum var başkanım.”

“Neymiş o?”

“Lonca kurmak için en azından 5 kurucu üyenin olması gerekiyor.”

Bir kişiye daha ihtiyaçları vardı.

“Jaemin’i loncaya alsak mı?”

“Reşit olmayan birinin kurucu üye olamayacağına gayet eminim.”

“Aynen. Reşit olmayan biri kurucu üye olamaz.”

Minchan, Sunggoo’nun sözlerini onayladı. Woojin ise soğukkanlı bir şekilde telefonunu çıkardı.

[Annem] [Do-jaemin] [Gerçek Jaemin] [4 bin] [Telefon satıcısı] [Kim-haemin]

‘Gerçekten de pek kimseyi tanımıyorum.’

Bu dünyadaki kişisel bağlantılarının çok az olduğunu düşündü bir anda.

Annesi, canlı yayında zindana düştüğünü gördüğünde yataklara düşmüştü. Ayrıca muhabirler işyerinde onu sürekli rahatsız ettiği için işten çıkmıştı. Bu yüzden şu anda evde kalıyordu.

‘Annem olmaz.’

Jaemin ve buradaki insanları da çıkardığında, başka hiç tanıdığı kalmıyordu. Birisi bilinmeyen bir numaraydı. Bu yüzden sadece telefon satıcısı kalmıştı.

“Sadece kullanmak için bir isim mi lazım?”

“Ne? Evet. Sadece 5 kişiye tamamlamamız lazım.”

Minchan, Woojin’in loncanın kurucu üyeliği için bir aile üyesinin adını kullanacağını düşünüyordu. Woojin ise telefon satıcısının numarasına gelip arama tuşuna bastı.

Dü-rü-rü-rü-rü

Uzunca bir süre bekledikten sonra telefon açıldı

[Imm, alo?]

“Hah, hatırladın mı beni? O zamandan hani.”

[Ta...tabi ki. Hatırlıyorum. Çok iyi hatırlıyorum.]

Woojin bir anlığına telefonu indirdi ve Minchan’a baktı.

“Hangi belgeler lazım?”

“Ne? Sadece kimlik, kimlik fotokopisi ve varsa mührünü getirsin.”

Wojin telefonunu kulağına tuttu ve tekrar konuşmaya başladı.

“Kavşağın oradaki Angel Angel’a gel. Kimliğinle mührünü getir.”

[...niye bunu yapmamı istiyorsun ki?]

“Sadece kısa bir süreliğine ismini ödünç almam lazım...”

[......]

“Neden cevap vermiyorsun?”

[Televizyonda gördüm hepsini.]

“Televizyon mu?”

[Yüzünü tüm ülke biliyor artık. Bana yasadışı bir şey yaptırabileceğini mi sanıyorsun?]

“Hah. Kim olduğumu sanıyorsun sen? Herhangi bir dolap çevirmiyorum burada. Bu yüzden her şeyi al ve gel. Sadece ismini biraz ödünç almam lazım.”

[Po...polisi arıyorum.]

“Arasan da aramasan da umurumda değil. Ben kızmaya başlamadan yap şunu. Yoksa oraya gelmemi mi istiyorsun?”

[Ha...hayır. Geliyorum.]

Woojin telefonu kapattıktan sonra Minchan sordu.

“Kim o?”

“Ah, sadece tanıdığım biri.”

“Buraya geliyor mu?”

“Birazdan burada olur.”

“Harika. Ben gerekli evrakları doldurur, yarın da onaylatmak için İdare Ajansına götürürüm.”

Minchan önceden hazırladığı bir yığın dokümanı çıkardı çantasından.

“Her şey çok güzel oldu bence.”

Lonca olsun ya da bir ülke olsun insanın yönetmek için bir yardımcıya ihtiyacı olurdu. Böylece tüm sinir bozucu işleri o kişiye yıkabilirdi. Bu yüzden Minchan’a yaptığı tekliften memnundu.

“Bu arada acilen halletmemiz gereken bir şey var.”

“Nedir?”

“Seul Milli Üniversitesi 6. çıkış zindanı için bir rehber hazırlamamız lazım. Bu 5 yıldızlı zindan hakkında hiçbir bilgi yok bu yüzden temizlemesi kolay bir zindan değil. Eğer rehber yoksa rezervasyon almamız çok zor olur.”

Bir zindanı ilk temizleyen ekip ya da lonca çok büyük bir ödül alırdı.

Zindan her temizlendiğinde, kan cevherlerinden yüzde 30 komisyon verilirdi. Ayrıca zindan için bir kullanım ücreti de konabilirdi.

İşte bu yüzden zindan hakkında tüm bilgilerin paylaşılması gerekiyordu. Bilgi ayrıntılı olduğu zaman zindanın zorluk düzeyi azalırdı ve B düzey Uyanmışların 5 yıldızlı zindanı temizlemesi kolaylaşırdı.

Büyük loncalar ve üst seviyelerdeki orta boyutlu loncalarda ise bu düzeye ulaşmış bir sürü ekip olduğu için bu zindan çok kar getirecekti.

“Zindanı başka Uyanmışların kullanımına açmamıza gerek var mı? Ben kullanabilirim.”

“Başkanım sizin dinlenmeniz gereken zamanlarda boş durmak yerine kullanılsa iyi olmaz mı?”

“Haklısın bak.”

Woojin konu üzerine çok kafa patlatmadı.

“Evraklar tamamlandığında hemen zindana geçiyorum ben.”

Aklına bir fikir geldiğinde onu hemen yapardı Woojin.

“Hadi gidelim Sunggoo.”

“Be...benim gelmemi mi istiyorsun? Bu 5 yıldızlı bir zindan...”

D düzeye çıkmıştı ama yeteneğinin o düzeyde olduğunu düşünmüyordu. Bu yüzden endişelenmeden edemedi Sunggoo.

“Gitmek istemiyor musun o zaman?”

“Ha...hayır. Geliyorum.”

Korkuyordu ama aynı zamanda içinde tuhaf bir beklenti vardı.

Sunggoo’ya bakıp sırıttı Woojin.

*

Woo-soonghoon kafenin resmi görüşme odasına girdi. Uykulu gözlerini bu odada toplanmış insanlara çevirdi. Bunlar haberlerde manşet olan o insanlardı.

‘Şuraya bak, şuraya bak. Herkes buraya toplanmış’

Haberlerde görmüştü onları. Kang-woojin yanlışlıkla zindana düşen adamdı. Kalanlar da olay yerindeydi.

“Hah, geldin mi?”

Woojin konuştuğunda vücudu dondu kaldı. Doğal düşmanıyla karşılaşmış gibi sindi bir anda.

“Söylediklerimi getirdin mi?”

“Getirdim ama...”

“O zaman ekip lideri Jung ile konuş.”

“Ne?”

Woojin ve Sunggoo ayağa kalktı.

“Kolay gelsin ekip lideri Jung. Zindanı anca yarın bitiririm büyük ihtimalle. O zaman biraz soju içeriz.”

“Peki başkanım. Size söylediğim gibi hazırlıkları yaparım ben.”

Woo-soonghoon afallamış bir şekilde bakıyordu. Neler dönüyordu burada?

Woojin ve Sunggoo gittikten sonra Jung-minchan el sıkışmak için elini uzattı.

“Benim adım Jung-minchan. Eskiden Çekiç loncasında ekip lideriydim. Şimdi de sizinle Alandal loncasını kuracağız. Tanıştığıma memnun oldum. Sizinle çalışmayı dört gözle bekliyorum.”

Çekiç loncası mı? Kore’nin en büyük üç loncasından biri mi?

Bu adam Çekiç loncasında ekip lideri miydi?

Ardından hemen Kim-haemin sıktı elini. Woo-soonghoon afallamış bir şekilde tutuyordu uzatılan eli.

“Ben Kim-haemin. Heh heh. Bir kusurum olursa maruz gör. Eğer başkanın tanıdığıysan... Arkadaşı mısın? Yoksa aile üyesi mi?”

Bu da neydi böyle. Dolandırıcıydı bunlar.

Woo-soonghoon hikayelerini diliyormuş gibi yapıyor ama masanın altından gizlice araştırma yapıyordu. Kang-woojin’in haberlerine odaklanarak araştırıyordu bu yüzden de yanındakiler hakkında çok az bilgi vardı.

Ancak onlar hakkında yine de makale olması lazımdı. O makaleleri ararken ise gözleri fal taşı gibi açıldı.