Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

34. Bölüm Zindan Yenilenmesi

Çevirmen: MidnightSun / Editor: Zakowske

“Oooof offff.”

Jiwon kafası çatlayacakmış gibi hissediyordu. Sızlanarak kalktı yerinden. Etrafına bakındığında Jaemin’in evinde olduğunu gördü. Ardından yavaşça dün olanları hatırlamaya başladı.

Woojin’in arkadaşı Sunggoo işi kontrolüne almış ve ardı ardına oyunlar oynatmaya başlamıştı. Bu yüzden deli gibi içki içmişti. Sonra da yine Sunggoo boş yere şapkasını çıkarmasını istemiş ve büyük bir ısrarla içki içirmişti.

Ardından Jiwon’un başı dönmeye başlamış bu yüzden de kafasını masaya koymuştu. Ancak bu yüzden şapkası çıkmıştı.

“Herşeyi gördüler...”

Saklamak istemişti. Onun eski, güzel halini hatırlayan biriyle karşılaştığı için saklamak istemişti. Ancak onun tüm bu utanç verici kişisel sorununu görmüşlerdi.

‘Neden bu kadar büyük bir problem anlamıyorum. Hala çok güzel bence.’

Şapkası düştüğünde kalkacak cesareti bulamamıştı. Bu yüzden uyuyormuş gibi davranmıştı. Ancak çok fazla alkol içtiği için o kadar net hatırlamıyordu her şeyi.

Woojin onu buraya taşımıştı galiba. Ama ondan sonrasında film gerçekten kopmuştu ve hiçbir şey hatırlamıyordu.

Jiwon ellerini kızarmış yanaklarına koyduğunda, şapkasının hala kafasında olduğunu fark etti ve çıkarmaya çalıştı.

“Aaaaay!”

Jiwon yavaşça şapkasını çekti ve şapkayla beraber birkaç tel saç da geldi.

Caaaaaart.

Şapkanın iki tarafında bantlar yüzünden birkaç tel saç yolunmuştu. Bunu gördüğünde Jiwon gülmeden edemedi.

“Şuna bak. Haha.”

Ona ne zaman yapıştırdığını hatırlamıyordu ama tuhaf bir şekilde, bunu görmek kalbini hızlandırmıştı. Sadece bir bant nasıl insanı bu kadar etkileyebilirdi?

İlk kez oluyordu bu.

O bir canavara dönüşmüş olsa da bu kişi onun güzel olduğunu söylemişti. Bir insanın deli olmadığı sürece asla böyle bir şey söylemeyeceğini düşünürdü. Ancak bir anda Woojin çıkmıştı karşısına.

“Aah aah.”

Kalbi güm atıyordu ve akşamdan kalmıştı. Susuzluğunu gidermek için biraz su içti ve sonra tuvalete gitmek istedi ama kapının kilitli olduğunu fark etti.

“Haa? Abla uyandın mı sen? Bir dakika bekle lütfen.”

“Bu saatte niye uyanıksın sen?”

“Ha? Uyurken şey... çamaşırları yıkamadığımı fark ettim. Benim yerime daha fazla yorulmanı istemedim abla.”

“Ciddi misin? En azından kapıyı aç bari.”

“Iııı, şey... Bi...bir dakika bekle. Neredeyse bitti işim.”

Saat sabahın 5’iydi.

Banyonun kapısı da uzun bir süre açılmadı.

*

“Miyavv.”

Woojin uyandığında onu ilk selamlayan Bibi olmuştu.

“Güzel uyabildiniz mi miyav?”

“Off. O beni kovalayanlar neydi?”

“Onlar Pororo’nun arkadaşları miyav. Televizyonda gördüm miyav.”

“Offf.”

Gerçekten uzun bir rüyaydı.

Yüzlerinde neşe dolu gülümsemelerle kovalıyorlardı onu... O hayvan arkadaşların gülümsemesi hala kulaklarında çınlıyordu.

“Telefonumu getirsene.”

“Hemen miyav.”

Bibi ağzıyla alıp getirdi telefonu. Woojin de açıp bir mesaj yazdı.

[Çekiç otel oda 1703. Eğer saat 9’dan sonra gelirsen döverim seni.]

Saat şu anda 8’di ve bir saat buraya gelebilmek için fazlasıyla yeterliydi. Woojin de ter içinde kalmıştı. Bu yüzden bir duş almak için yataktan kalktı.

Şarrrrrrr.

Banyoyu bitirip dışarı çıktığında Bibi’nin bir broşüre baktığını gördü.

“Neye bakıyorsun?”

“Oda servisi rehberi miyav. Ben bunu yemek istiyorum.”

“Oda servisi mi?”

Woojin rehbere baktı ve otelin telefonunu aldı eline.

“Sanırım yemek getiriyorlar.”

Woojin oda servisini aradıktan kısa bir süre sonra Bibi’nin seçtiği yemekler geldi. Tıpkı bir restoran gibi serilmişlerdi. Bunu görünce afalladı Woojin.

‘Alphen ile kıyaslandığında Dünya çok iyi.’

Alphen’deki soyluların çok lüks bir hayat yaşadığını sanırdı. Ancak para olduğu zaman, insan Dünya’da da o düzeyde bir lükse sahip olabilirdi.

Hayır. Woojin daha üst sınıfa ulaşamamıştı. Orası daha da şatafatlı olabilirdi.

Tabaklar bırakıldıktan sonra Bibi hızla masaya zıpladı ve bir çatal aldı.

“Miyavv. Bunu yemek istiyorum miyav.”

Bibi, Alphen’de olmayan bir yemek aldı. Tonkatsu.

“Miyavv. Domuzu kızartmışlar. Dünyalıların pişirme metotları çok büyüleyici miyav.”

“Domuz olmasa bile her şeyi kızartıyorlar.”

“Doğru mu bu miyav?”

Alphen’in mutfağında hiç kızarmış yemek yoktu. Bibi televizyonda gördüğü yemek programlarından bahsetmeye başladı ve gelecek sefere tüm o yemekleri yiyeceğini söyledi.

Ona bakarken, Woojin bir şey fark etti.

“Ah. Benim de biraz televizyon izlemem lazım.”

Zihninde 20 yıllık bir boşluk vardı. Sadece 5 yıllığına gitmiş olsa da, Woojin bu dünyaya aslında 20 yıl sonra dönmüştü. Zihninde kalan dünya ile şu andaki dünyanın tamamen farklı olduğunu söylemesi bile çok tuhaf olmazdı.

Böylece Woojin zindanda geçirdiği zaman dışında, tüm zamanında televizyon izlemeye karar verdi. Bu sayede popüler kültürün tadını çıkarabilecek ve topluma daha çabuk uyum sağlayabilecekti.

Bu sırada, onlar tam yemeğin ortasındayken kapı çaldı.

“Hadi çağırma odasına dön Bibi.”

“Miyavv. Henüz doymadım ama miyav.”

“Sonra daha fazla alırım ben.”

“Peki miyav. Ama kesin almanız lazım miyav.”

Bibi siyah bir dumana dönüştü ve aniden kayboldu. Woojin ise eşyalarını topladı ve sonra kapıyı açtı.

Sunggoo kapının önünde dizleri üstüne çökmüş bekliyordu. Woojin çıktığında ise yere kapandı.

“Çok özür dilerim. Dün sarhoş olduktan sonra aklımı kaçırmış olmalıyım abi. Lütfen affet beni abi.”

“Sorun değil. 4 yıldızlı bir zindan için randevu aldın mı?”

Saat başı kazandığı para göz önüne alınınca, hızlı hızlı 3 yıldızlı zindanları temizlemek en iyi seçenekti. Ancak kazandığı deneyim çok düşüktü.

Seviye atlamak istiyorsa 4 yıldızlı zindanlara saldırmak en iyisi olurdu. Ev almak için eksik olan tüm para onlar taşınmadan kazanılırdı zaten.

“Yakında bulmuş olurum.”

“Hadi aşağı inelim de bir bardak kahve içelim.”

Woojin ve Sunggoo otelin 1. katındaki kafeye indiler ve siparişlerini verip sandalyelere geçtiler.

“Buradaki kahve gerçekten çok pahalı.”

“Burası bir otel... Oteller pahalı olur zaten.”

“Hıh. Neyse. Çabuk ol da bul şunu. Hatta randevu alıyorken, bu hafta müsait olanların hepsini ayırtsana.”

“Baş üstüne.”

Woojin diğerlerinden biraz daha farklıydı. Normal Uyanmışlar için 4 yıldızlılar 3 yıldızlılardan daha karlıydı.

Woojin ise bu zindanları akla zarar bir sürede temizleyebildiği için 3 yıldızlı bir zindanı göz açıp kapayana kadar bitirebiliyordu. Bu sayede 3 yıldızlı zindanlarda saat başı karı daha çok oluyordu.

Ancak 4 yıldızlı zindanlara alıştıkça temizleme süresini azaltabilirdi. Bu sayede de saat başı kazandığı para artardı.

4 yıldızlı zindanlar çok büyüktü ve çok fazla değişken vardı. Ayrıca bu zindanlar çok tehlikeli olduğu için, Uyanmış ekipleri dikkatle temizliyordu. Ancak yine de 4 yıldızlı zindanların sayısı az olduğu için o kadar da çok boş yer yoktu.

Sunggoo ise buna rağmen bir zindan aramakla meşguldü ve o da telefonundaki oyuna odaklandı.

Pat pat, Baaam!

“Kimleri görüyorum.”

Woojin cana yakın bir ses duydu ve bu ses hiç onun hoşuna gitmedi. Kafasını çevirince ona gülümseyen Jung-minchan’ı gördü.

“Maşallah. Yağmurdan sonraki mantar gibi her yerde bitiyorsun.”

“Haha. İşe gitmeden önce daima burada bir bardak kahve içerim ben.”

Yalan söylüyordu. Çekiç oteli, Çekiç loncasının idaresindeydi. Woojin’in bu otelde olduğunu dünden beri biliyordu.

“Başka bir tesadüf mü bu amca?”

“Hahahaha. Sanırım. Belki karşılaşmak kaderimizde vardır.”

Bu sinsi sözleri duyunca Woojin omuz silkti. Ardından bir sandalyeyi gösterdi.

“Zaten geldiysen neden oturmuyorsun?”

“Oturayım mı?”

Jung-minchan oturduğunda Woojin konuştu.

“Eğer benimle bir işin varsa çabuk ol.”

“Haha. Sizinle ne işim olabilir ki? Dün olanlar için üzgünüm. Eğer bir şeye ihtiyacınız varsa söyleyin. Özür olarak istediğiniz şeyi vereceğim size.”

Woojin sırıttı. Bu adam onu kendi loncasına almayı neden bu kadar istiyordu. Bunu yaparak ne kazanacaktı?

“Bay Sunggoo zindan rezervasyonu mu yapıyor acaba?”

“Ne? Evet. 4 yıldızlı bir zindan için programlarda boşluk bulmaya çalışıyorum ama hiç yok.”

“Zindan forumunun birkaç faydalı yanı var ama o kadar da detaylı değil. Bir dakika bekleyin lütfen.”

Minchan yanındaki bir laptopu çıkardı ve masanın üstüne koydu. Bir program çalıştırdı ve yüksek düzey zindanlardaki bütün randevuların listesi ekrana döküldü.

“Çok iyiymiş.”

Sunggoo şaşırmıştı ama Woojin ilgilenmiyordu. Randevuyu bir program mı yoksa elinin altındaki kişi mi almış umrunda değildi. Randevu alındığı sürece iki yol da işini görürdü.

“Loncanın destek ekibi böyle sorunları çözebilmek için tam teçhizatlıdır. Ayrıca loncamıza katılırsanız eğer ücretsiz bir konut da alacaksınız. Tabi oteli tercih ediyorsanız bu yeri süresiz kullanabilirsiniz. Bir sürü uyanmış burayı evi olarak kullanıyor zaten.”

Woojin Minchan’a baktı.

“Kulağa iyi geliyor.”

“Hahaha. Biraz daha ilginizi çekiyor mu artık? Alın işte. Bunlar 4 yıldızlı zindanların programlarındaki boşluklar.”

11:00, 14:00, 17:00 ve 22:00 saatlerinde 4 tane boşluk vardı. Randevu ücreti ve Kullanım ücreti de yan tarafta yazıyordu. Bu program gerçekten de Zindan Forumundan daha iyiydi.

“Ne yapayım şimdi? Randevu alayım mı? Aslında şimdi bir loncada olsaydınız böyle külfetli şeylerle uğraşmanız gerekmeyecekti.”

Bir loncada olmak gerçekten daha rahat gibi duruyordu. Woojin sordu.

“Lonca liderini yenersem lider ben olur muyum??”

“Tabi ki hayır.”

“İlgilenmiyorum öyleyse.”

“......”

Bu absürt sözleri duyduktan sonra Jung-minchan uzun bir süre konuşamadı.

‘Biliyordum. Yüksek bir pozisyon istiyor ha?’

Minchan tahmininin doğru olduğunu düşündü. Woojin onunla pazarlığın tam ortasındaydı. İlgilenmiyormuş gibi davranıyor ama sürekli işaretler bırakıyordu.

Çekiç oteline gelmiş olması bile Minchan’a gönderilmiş bir sinyal gibiydi. Ben burada kalıyorum, gel beni bul diyen bir sinyal.

‘Bu adamı çekebilecek hiçbir şeyim yok. Ancak bu düzeyde bir Uyanmışı kesinlikle yakalamam gerekiyor.’

Onun istediği her şeye razı olmak en iyisi olurdu aslında. Ne de olsa Woojin’in katılması loncanın kazancı olurdu. Ancak başkanın onayı olmadan ona başkan yardımcısı koltuğunu vermek çok zor olurdu. Buna rağmen, eğer bir Uyanmış ekibinde ekip lideri pozisyonu verilirse acaba Minchan’ın teklifini kabul eder miydi?

Woojin listede en üstte olan zindanı işaret ettiğinde Minchan’ın aklında 40 farklı soru dönüyordu.

“Bununla randevu alabilir miyim?”

“Tabi ki.”

“Loncanızda olmayanlara yardım etmen sorun olmaz mı?”

“Bu bir iyilik. İyilik.”

Minchan güldüğünde Woojin de onunla güldü.

*

Bu karşılaşma tesadüf olabilmek için fazla özenliydi. Kim-haemin çoktan arabasıyla kapının önünde bekliyordu bile.

“Hadi gidelim.”

“Benim arabam otoparkta.”

“Endişelenmeyin. Zindan temizlendikten sonra sizi yine buraya getiririm. Ah. Bu arada bu da loncamızın sağladığı ayrıcalıklardan biri.”

Woojin ve Sunggoo, Minchan’ın lonca tanıtımını dinlerken arabaya bindiler. Haemin Sahdahng istasyonunun iki durak aşağısına gitti ve Seul Milli Üniversitesi İstasyonuna yöneldiler.

Tam yürüme mesafesindeydi.

“Randevuyu aldım. Zindanı kullanmanıza biraz zaman var hala. Bir çay içip neden sonra dönmüyoruz?”

Saat 11’deki rezervasyona daha bir saat vardı. Bu Minchan için çok iyi bir fırsattı.

“Seul Milli Üniversitesi İstasyonu 2. girişin detayları rehberde verilmiş. Ancak siz girmeden önce detayları hakkında sizi derinlemesine bilgilendirebilirim. İster misiniz?”

Seul Milli Üniversitesi İstasyonu 2. girişi Çekiç loncasına ait değildi. Ancak yüksek düzey zindanlar hakkındaki veriler loncalar arasında paylaşılırdı. Bu yüzden Minchan zindanın tüm detayları hakkında bilgi sahibiydi.

Bir zindana girmeden önce onun hakkında bilgilendirme yapılması ise çok önemliydi. Giren kişi dikkat ettiğinde ve verilen bilgileri kullandığında zindanı temizlemek çok daha kolay olurdu.

Bilgi güçtü! Birisi, bir loncaya girdiği zaman zindanları daha rahat temizleyebilirdi. Minchan, Woojin’in bunu öğrenmesini istiyordu.

“Ah. Çok iyi olur.”

Woojin’in onayıyla Minchan’ın gözleri parladı ve aynı anda, kavşağın karşısındaki 6. çıkış zindanından parlak bir ışık yayılmaya başladı.

“Ha? Bu bir zindan yenilenmesi.”

Önceden bir filmde görmüştü ama ilk kez gerçeğine şahit oluyordu. Bunun yarattığı şaşkınlıkla da ağzından dökülmüştü kelimeler.

Bir zindan sadece bir sebepten dolayı parlardı.

Zindan Yenilenmesi.

Bir madenin ömrü tükendiğinde yeni bir zindana dönüşürdü. 30 gün içinde temizlenemediğinde ise Zindan Yırtılması olurdu.

“Oooof. Çabuk ol da loncayı ara Haemin.”

“Hemen.”

Kim-haemin hızla bir arama yaptı. O konuşurken, Woojin’in bakışları ise kavşağın karşısındaki noktadan ayrılmıyordu.

“Yani ücretsiz bir zindan mı oluştu orada?”

“Ne?”

Zindan Yenilenmesi. Önceki temizlemenin etkisi geçtiği için zindan teknik olarak sahipsiz duruma geliyordu.

Ancak bir zindanı ilk temizleyen olmak çocuk oyuncağı değildi. Böyle bir şeyi denemek çok dikkatsizce bir şey olurdu...

Woojin ise 6. çıkışın orada gidip gelen insanları görünce tüm dikkatiyle onları izlemeye başlamıştı.