Novel Günleri - Bilgilendirme!

Bölümün tamamını okumak için üye olmalısınız! Üye olmak için tıklayınız.

15. Bölüm Zindanın Nekromansırı

Çevirmen: MidnightSun / Editor: Zakowske

“İşte böyle. Haydi gidelim güzel askerlerim.”

Pat, pat, paaat!

Woojin’in çağırmasıyla 4 goblin cesedi patladı ve İskelet Askerler ortaya çıktı.

“Ggeegeek.”

“Keekeekee.”

Hem goblinlerin şaşkınlık içinde bağıran sesi ve hem İskelet askerlerin tuhaf ama bir o kadar komik sesi duyulabiliyordu. İkisinin arasında ise Woojin, elindeki hafif sopayı atmış ve envanterinden çivili çekici çıkarmıştı.

Çekiç, kullanabilmesi için yeterince ağır ve tahripkardı. Doğru düzgün bir silah bulana kadar bu silahı envanterinde tutmaktan başka çaresi yoktu.

“Hadi bakalım. Bitirelim bu işi.”

Woojin koşmaya başladı ve İskelet Askerler generallerinin yolunu açmak için öne atıldılar. Önden, goblinleri zorluyorlardı. Hobgoblin şaşırmış ve hızla emirler yağdırmaya başlamıştı. Goblinler ise Woojin’i öldürmeye çalıştı ama çivili çekicin çarpmasıyla kafaları parçalara ayrıldı.

“Keekeekeee.”

Goblinler cesetlere dönüştükçe, içlerinden iskelet askerler çıkıyordu. Woojin büyük miktarda puan harcamış, bu sayede İskelet Askerler, düşük düzey Uyanmışlarla kıyaslanabilecek seviyeye gelmişlerdi.

Ayrıca onları öldürmesi çok zordu. Göz açıp kapayana kadar kontrol limitine ulaşmış, 14 tane asker elde etmişti. Ardından Woojin, goblin kanıyla kaplı çekicini Hobgobline doğrulttu.

Şerefsizin asası çatırdıyor ve ucunda oluşmaya başlayan elektrik rahatça görülebiliyordu. Büyük ihtimalle Elektrik saldırısının bekleme süresi dolmuştu.

Woojin çekicin sivri tarafını kullanarak hobgoblinin başına vurdu.

Çatırt. Pshhhhh.

Hobgoblinin kafası parçalanmış ve asadaki elektrik kullanılamadan yok olmuştu.

“Vay. Puan toplamak için çok iyiymiş bu. Canavarları grup halinde avlamak gibisi yok gerçekten de.”

Her goblin 2, hobgoblin ise tamı tamına 5 Kazanım puanı vermişti. Buranın sadece 2 yıldızlı bir zindan olduğunu düşününce, üst düzeyden alabileceği puanları sadece hayal edebiliyordu.

Puan Mağazasında satılan büyü parşömenleri aklına geldi. Göründüğü kadarıyla, Alphen’de ulaştığı noktaya yeniden erişmesi an meselesiydi.

Bolca deneyim puanı kazanmış, bir kez seviye atlamıştı.

“Başkalarıyla çalışmak gerçekten bana göre değil.”

Önünde hasar almasını engelleyecek İskelet Askerleri vardı bu yüzden yapması gereken tek şey arkadan saldırmaktı. Bu yetenekleri seviye atladıkça öğrenebilirdi.

Ancak Woojin’in ekipte katılımı sadece dolaylı yoldan olmuştu. Bu yüzden saldırdığı canavarların sayısı azdı ve bu deneyim ile kazanım puanı toplamasını yavaşlatmıştı.

Ölen goblinlere bakarken Arama büyüsünü etkinleştirdi Woojin. Kancevherlerini bulmak için tüm cesetlere bakması gerekmiyordu bu sayede.

Arama büyüsü, Mana içeren her şeyin parlamasını sağlıyordu. Böylece büyü etkinleşince Hobgoblinin cesedinden hafif bir ışık geldi ve Woojin cesedi incelemeye koyuldu.

“Aaa? Bu bir büyü parşömeni.”

Woojin Büyü Parşömenine baktı ama hangi büyü olduğunu bir türlü anlayamadı.

“Tanılama Büyüsünü öğrenmem gerekiyordu zaten. Bu sayede almış olurum.”

Woojin Puan mağazasını açtı ve ‘Tanılama’ büyüsünü öğrenmek için 20 puan harcadı. 1 yıldız düzeyindeki Tanılama parşömenini kullanabilirdi ama bu büyüyü öğrenmeye karar verdi. Bu büyüyü sık sık kullanacağı için hiçbir dezavantaj yoktu.

——————————

<Tanılama>

Ögendeki gizli bilgiler sizinle paylaşılacaktır.

Kişinin Zekâ düzeyi yükseldikçe başarısızlık oranı azalır.

Büyü Kullanımı: 1

——————————

Büyüyü öğrendikten sonra Büyü parşömeninde kullandı Woojin.

——————————

<Elektrik Şoku>

Hedefe karşı bir elektrik saldırısı gönderir.

Büyü Kullanımı: 1 Bekleme Süresi: 20

——————————

“Vaaaay! O şerefsizin kullandığı büyü buydu desene.”

Puan mağazasından baktı ve Elektrik Şokunun fiyatını buldu. Fiyatın 100 Kazanım Puanı olduğunu öğrendi.

30 puan ile ateş ya da su yaratabileceği düşük düzey bir element büyüsü alabiliyordu.

Elektrik Şoku saldırı büyüsü olarak daha kullanışlı duruyordu. Bu yüzden anlıyordu neden bu kadar pahalı olduğunu.

“Yine de o kadar pahalı değil.”

Eğer 50 tane goblin öldürürse puanları kazanabilirdi. Goblinleri ne kadar hızlı yendiğini hatırladığında o kadar pahalı gelmiyordu. Ancak o kadar ucuz da değildi.

Şu anda ihtiyacı olmadığı için parşömeni kenara koydu. Sonrasında ışık yayan goblinlerin kafasındaki kancevlerlerini toplamaya başladı.

“Aah, aah, aah.”

“Bu da ne?”

Kancevherlerini toplayan Woojin inlemeyi duyunca etrafına bakındı. Bir an tetikte durdu ama hiç canavar çıkmadı ortaya. Etrafa dikkatlice bakındı ve sonra acı içinde kıvranan Sunggoo ile göz göze geldi.

Acıdan gözleri bir noktaya odaklanamıyor, sürekli gidip geliyordu. Görünüşe göre kendine gelmiş, yüzü hala çok acı çekiyormuş gibi buruşmuştu.

Woojin ona yaklaştı ve yanında yere çömeldi. Elektrik Şokunun etkisi hala kaybolmamış gibi duruyordu. Sunggoo düzgün kullanamadığı diliyle zar zor konuşmayı başardı.

“Ya..yardım e...”

“Tüm bunların ne kadarını gördün?”

Diye sorarak Sunggoo’nun konuşmasını kesti Woojin. Sunggoo yalvarırcasına bakıyor ama Woojin hiç tepki vermiyordu.

Woojin sayısız insanının öldüğünü görmüştü. Bunlara, dostları da düşmanları da dahildi. Hatta masum ruhların çalındığına bile şahit olmuştu.

“Öff. Umurumda değil.”

Burası Alphen gezegeni değildi. Sunggo’yu öldürmesine gerek yoktu. Düşman bir ülkeden olmadığı için onu susturmasına da gerek yoktu.

“Lü..lütfen kurtar beni.”

Tekrar dilini kullanmaya başlayabildiği için daha açık konuşabiliyordu artık. Sunggoo ateşi kullanma yeteneğine sahip biriydi. Kısacası büyü kullanıyordu ve bu sayede büyüye az da olsa dirençliydi.

Bir Uyanmış değil de bir sivil olsaydı çoktan ölmüş olurdu. Ancak orada bırakılırsa alt kattaki canavarların elinde kesin can verirdi.

“Seni kurtarırsam kazancım ne olacak?”

“Ağzımı bile açmam.”

“Ne hakkında.”

“Senin D düzey bir Uyanmış olman hakkında.”

Sunggoo’nun sözlerini duyunca Woojin gülümsedi. Görünüşe bakılırsa, bir hobgoblini ve onlarca goblini tek başına öldürebilmek için en azından D düzey bir Uyanmış olmak gerekiyordu.

Yine de bunu başkaları duyar mı yoksa duymaz mı umurunda değildi. Woojin böyle şeyleri takmıyordu.

“Ne kadar verebilirsin?”

“Ne?”

Şaşkınlıktan nutkun tutulması böyle bir şeydi galiba. Hong-songgoo bu soruyu nasıl cevaplayabileceğini bilmiyordu. Bu yüzden bir an cevap vermekte tereddüt etti.

“Seni burada bırakırsam öyle olacaksın büyük ihtimal.”

Woojin, Jongchul’ün kanlı cesedini işaret etti. Vücudu birçok kez goblinlerden darbe almış ve bu yüzden kan dondurucu bir hale düşmüştü.

“Ta..tamam. Veririm.”

Eğer yaşayacaksa para nasıl bir sorun olabilirdi ki. Yaşaması için lazımsa tüm mal varlığını vermeye bile razıydı. Kendi Uyanmış düzeyini yükselttiği sürece, kolayca kazanabileceği bir şeydi para.

“Ne..ne kadar istiyorsun?”

Sunggoo’yu duyunca, Woojin iki parmağını gösterdi. Sunggoo şaşırmıştı ama dişini sıktı.

‘20 bin ha? Eğer karşılığı hayatımsa bu parayı verebilirim.’

Bugüne kadar biriktirdiği tüm parayı harcamış olacaktı ama umurunda değildi. Bir Uyanmış olarak hayatı yeni başlamıştı. İlerde daha fazlasını kazanacaktı.

“Anlaştık.”

Sunggoo’nun cevabı karşısında, Woojin tatmin olmuş şekilde gülümsedi.

‘2 bin ile tek başıma zindan dönebilirim artık.’

Bu dönüşünden sonraki 3. gündü.

Uyanmış Kang-woojin hala çok saftı.